Abdullah bin Zübeyr Kimdir?

Abdullah bin Zübeyr Kimdir,Arap kumandanı ve devlet adamı (Medine 622-692).

Abdullah bin Zübeyr Hayatı

Hicret’ten sonra Medine’de ilk doğan çocuk olarak meşhurdur. On dört yaşında Bizans ile yapılan Yermuk savaşma katıldı. Sonra babası Zübeyr ile Mısır’ın fethine gitti; Kuzey Afrika’nın alınmasında önemli rolü oldu.

Horasan seferinde bulundu ve aynı yıl halife Osman tarafından Kur’an’m derlenmesine memur edilen bilginler arasında yer aldı. Halife Osman’ın şehit edilmesi sırasında onu müdafaa etti; Cemel vakasında Ayşe’nin piyade birliklerinin kumandanıydı. Muaviye’nin ölümü üzerine (680) yerine geçen oğlu Ye-ı zid’e biat etmedi.

Bu sebeple Yezid, Abdullah’ı ortadan kaldırmak için harekete geçti. Ama Abdullah ve Hz. Hüseyin, Mekke’ye kaçarak ilk tehlikeyi atlattılar, üzerlerine gönderilen kuvvetleri yenerek durumlarını düzelttiler.

Abdullah, Hüseyin’in rekabetinden kurtulmak için Kûfe’ye gitmesi lüzumuna onu inandırdı; Kerbelâ’da şehit edildiğini duyunca da Mekke’de halifeliğini ilân etti. Bütün Hicaz halkı tarafından halifeliği tanındı. Bunu haber alan emevî halifesi Yezid, Mekke üzerine kuvvetler gönderdi.

Bu kuvvetlerin kumandanı Hüseyin bin Numeyr, Mekke’yi kuşattı. Kuşatma, Yezid’in ölüm haberinin gelmesi üzerine kaldırıldı.

Abdullah’ın nüfuz sahası gittikçe genişliyordu. Irak, Orta Arabistan ve Suriye’nin büyük bir kısmı halifeliğini tanımıştı, kontrolü altında bulunan bölgelere kendisine bağlı valiler gönderiyordu.

Abdullah bin Zübeyr ilk büyük darbeyi, en hararetli taraftarlarından Dahhak el-Fihri’nin 684’te Merc-i Rahit savaşında halife Abdülmelik’in birliklerine yenilmesi ve ölümüyle yedi.

Bir yıl sonra, Irak valisi olan kardeşi Musab’ın emevi birliklerine yenilmesi ve ölümü üzerine, Abdullah’ın nüfuzu yalnız Mekke bölgesi sınırları içinde kaldı.

Halife Abdülmelik, Abdullah’ı bir an önce ortadan kaldırmak için devrin en büyük kumandanlarından Haccac’ı Mekke üzerine gönderdi.

692’de şehir sarılarak mancınıklarla dövülmeğe başlandı. Kuşatma altı buçuk ay sürdü. Abdullah 692’de savaş meydanında öldü. Cesedi darağacına çekilerek halka teşhir edildi. Sonra Medine’ye götürüldü. Samimi bir dindardı. Şairdi ve birçok hadis rivayet etmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir