Abdülmelik Bin Mervan Kimdir?

Abdülmelik Bin Mervan Kimdir,Emevi devletinin beşinci halifesi (?, 646-Şam 705). Halife oluncaya kadar önemli bir vazifede bulunmadı. Yalnız Muaviye tarafından Medine divan reisliğine tayin edildi, uzun süre bu görevde kaldı.

Babasının esrarlı bir şekilde ölümü üzerine nisan 685’te halife oldu. O yıllarda siyasi durum oldukça karışıktı. Mekke’de rakip halife ilân edilen Abdullah bin Zübeyr, emevi saltanatını tehdit etmekteydi. Ayrıca devletin muhtelif eyaletlerinde isyanlar birbirini takip ediyordu. Yeni halifenin ilk mücadelesi Kufe’de, Ali taraftarlarını etrafına toplayarak isyan etmiş olan Muhtar el-Sakafi iledir.

Abdülmelik Bin Mervan Dönemi

Muhtar, Kur’an-ı Kerim’i taklit ederek vaızlar veriyordu. Arap olmayanlar Muhtar’ın etrafından toplanarak Irak’ı tehdit etmeye başladılar. İbrahim bin Malik el-Eşter bunların başına geçerek, 685’te, Abdullah bin Zübeyr’in birliklerini Kufe’de yendi.

Bir yıl sonra da Abdülmelik’in, kendisine karşı gönderdiği orduyu ağır bir bozguna uğrattı. Muhtar’ın bu başarıları Mekke halifesini harekete geçirdi. Abdullah bin Zübeyr’in kardeşi Musab, Hariciler meselesini hallettikten sonra, Muhelleb bin Ebu Sufra ile birleşerek, Muhtar’ı Harura’da mağlup etti (687). Muhtar, Küfe kalesine kapandı, dört aylık bir kuşatmadan sonra ele geçirilerek öldürüldü. Böylece Abdülmelik, kendi kuvvetlerini hırpalatmadan büyük bir rakipten kurtulmuş oluyordu.

Sıra Mekke’deki rakip halifenin Irak’taki nüfuzunu kırmağâ gelmişti. Abdülmelik bu maksatla 689’da Dımaşk’tan hareket etmişken, Amr bin Said’in baş kaldırması üzerine geri dönmek zorunda kaldı.

Merkezdeki isyanı bastırdıktan sonra, 690’da yine Musab üzerine hareket etti ise de kesin bir sonuç elde edemeden geri döndü. Ertesi yıl büyük bir ordu ile Irak’a hareket etti.

Musab’ın kuvvetlerinin bir kısmı Hariciler ile mücadele ettiği için, zayıf bir ordu ile onu karşıladı. Dicle sahilindeki Maskin’de yapılan savaşta Musab öldürüldü, ordusu dağıldı. Böylece, Irak tamamen Emevi devletinin hâkimiyeti altına girmiş oluyordu. Artık Abdülmelik’in Mekke’de bulunan Abdullah bin Zübeyr ile uğraşmaktan başka işi kalmamıştı.

Abdullah’a karşı, Musab ile yapılan muharebede sivrilmiş olan ve sonraları zalim lakabıyla anılan Haccac bin Yusuf’u gönderdi.

Haccac, doğduğu Taif şehrini hareket üssü yaparak, Mekke üzerine yürüdü; kutsallığına bakmaksızın, şehri mancınıklarla dövmeğe başladı, buna rağmen Abdullah uzun süre dayandı; nihayet bir çıkış sırasında öldürüldü (ekim 692).

Böylece bütün rakiplerini ortadan kaldıran Abdülmelik, İslâm âleminin tek halifesi oldu. Abdülmelik zamanında diğer önemli bir isyan da, Sicistan valisi Abdurrahman bin Muhammed bin el-Eş’as’ın 701 yılında Haccac’ın tahakkümüne dayanamayarak ayaklanması ve kendisini halife ilân etmesidir. Abdülmelik onunla müzakereye girişti, ama olumlu bir sonuç elde edemedi.

Bunun üzerine işi kuvvetle halletmeye karar veren Halife, asi üzerine büyük kuvvetler gönderdi. 702’de Deyr el-Cemacim’de yapılan savaşta Abdurrahman yenildi, kaçtı ve taraftarları dağıldı.

Abdülmelik halife olduğu ilk yıllarda, memleketinin iç güvenliğini sağlamak için, Bizans ile barış yaptı. İsyanların bastırılmasından sonra ise, İslâm orduları Anadolu ve Kuzey Afrika’da Bizans’ı tehdide başladı, özellikle Kuzey Afrika’da, bu bölgenin valiliğine tayin edilen Hasan bin Numan, Bizans ve Berberilere karşı başarılı mücadeleler yaptı. Hasan’dan sonra Musa bin Nusayr, bu fetihleri başarılı şekilde sürdürdü.

Abdülmelik bir yandan siyasî sahada devletin iç ve dış güvenliğini sağlamak için uğraşırken, öte yandan da mali ve İdari meselelerde ıslahat hareketlerini başarı ile devam ettirdi. İslâm imparatorluğunda daha çok Bizans ve İran paraları kullanılıyor, bu hal devletin dış siyasetine tesir ediyordu.

Abdülmelik, Abdullah bin Zübeyr meselesini ortadan kaldırdıktan sonra, Şam’da, üzeri arapça yazılı altın ve gümüş paralar bastırdı, önemli bir ıslahatı da, memleketin çeşitli eyaletlerinde, devlet dairelerinde kullanılan değişik dilleri kaldırarak bunların yerine Arapçayı koydurmasıdır.

Abdülmelik sarayına değişik bir hava verdi; kendinden öncekiler gibi tebaasına, eski arap kabile reisi gibi değil, mutlak bir hükümdar gibi davrandı. Din alimlerine büyük yetkiler tanıdı, kendisi de dini görevlerini tam bir dikkatle yerine getirdi. Parlak bir saltanattan sonra Şam’da ölünce, yerine oğlu Velid geçti.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir