Açlık Nedir?

Açlık Nedir,Rejim yapanlar açlığın, vücudun enerji ihtiyacına fiziksel tepki olduğunu kabul ederek gerçekden a cıktıklannda yemek yemeye çalışırlar. Ancak acıkmanın saate de bağlı olduğunun farkına vardıklarında açlığın temel anlamı ortaya çıkar. Açlık sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik bir olaydır, ve gıda almaya yol açan bir güdü ile bu güdüye bağlı sübjektif hisler olarak tanımlanır.

Beyindeki Açlık Merkezi

Bilimadamları uzun zamandır, insan ve hayvanların neden acıktıklarını tam olarak anlamaya çalışmışlardır. 1911 de Amerikan fizyolog Wal-ter B. Canon, açlık hisseden insanlarda aynı zamanda mide büzülmeleri de oluştuğunu buldu.

Canon buluşunda açlığı, bu büzülmelere bağlı olduğu şeklinde yorumladı. Ancak daha sonraki araştırmalar sonucunda mideleri ameliyatla alınan yani mide büzülmeleri hissedemeyen insanların da açlık duyduğu ortaya çıktı.

Sonuç olarak, günümüz bilimadam ları açlığın, beyin tarafından kontrol edildiğini kabul etmektedirler. Ara beynin alt parçası olan hipotulamus beynin açlık merkezidir. Bu bölüm çeşitli çekirdek çiftlerine ayrılmışdır. Orta çekirdek çifti “artık yeme” kararını sağlar.

Bunlar ameliyatla tahrip edilirse, kobay oburca yemeğe başlar. Diğer taraftan lateral çekirdek çiftindeki bir bozukluk hayvanı yememeye ve, zorla beslenmezse, açlıktan ölmeye sevkeder. Yani lateral çekirdekler, “yemeye başla” merkezidir.

Beyine Ulaşan Yollar

Bilimadamları beslenme merkezini hangi mesajların etkilediğini kesin bil memekle birlikte, açlık veya tokluk belirten dört işaretin varlığından e mindirler. Serbest yağlı asitlerin seviyesinde yükselme ve kandaki glikoz seviyesinde düşme halinde kimyasal mesajlar gönderilebilir.

Sinirsel mesajlar da önemlidir; boş mide büzülerek, açlık hissine yolaçar. Midenin ve beslenme kanalının gevşemesi halinde orta hipotal çekirdeğine gelen mesaj, sofradan kalkma zamanının geldiğini belirtir.

Termik uyarı . da bir başka faktördür; görünüşde acıkan bir kişinin kan sıcaklığı hafifçe düşebilir. Hormonlar, yeme ve sindirimde etkin olan protein habercileridir. Açlık ve tokluğun hormonal yolla ayarlandığı sanılmaktadır.

Vücudun çeşitli kısımları, beyine mesaj yollar, iştah açan gıdaların görünüşü, kokusu ve tadı vücudun beslenme güdüsünü artırır ve insanlar açlık hisseder.

Sindirim kanalı, kan dolaşımı ve yağlı salgı bezleri, yeterli yakıt aldıklarını belirttiklerinde beyin tokluk hissi duyar. Tokluk sinyalleri, açlık sinyallerine üstün geldiğinde, yemeyi bırakırız.

Hayvanların beslenme kanallarında deneyler yapan bilimadamları değişik gıdalar halinde açlık ve tokluk sinyallerinin değişik yerlerde oluştuğunu bulmuşlardır.

Kobay’ın yemek borusu kesilerek vücut dışına çıkarıldığında besin ya hayvanın ağzına {bu halde, alınmış yemek borusu nedeniyle, besin mideye ulaşamaz) veya (ağız atlanarak) doğrudan mideye verilir ve denenen gıda için ağız veya mide sinyallerinden hangisinin esas olduğu tayin edilir.

Araştırmacılara göre bir hayvan, ağzına yerleştirilen yumuşak yiyeceklerden çok miktarda yiyebilir; beyin, “dur” mesajını almadan önce bu gıdalar mideye ulaşmalıdır. Buna karşılık çok lezzetli besinler halinde, mide dışı kaynaklı dur mesajları söz konusudur. Bilim adamlarına göre sinir impulsleri ağız, gırtlak ve mideden beyine yönelmektedir.

Ancak tüm mide sinirleri kesilse bile, hayvan normal beslenebilir. Yani başka yolların örneğin, hormonların varlığı şarttır. Bununla beraber “açlık hormonu”nun bulunması herhalde uzun yıllar sürecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir