Adana – Kozan

Adana – Kozan Doğuda Osmaniye, Kadirli; güneyde Ceyhan, İmamoğlu; Batıda Aladağ ilçeleriyle çevrilmiştir. İlçenin yüzölçümü 1690 km²’dir. Adana’nın (metropoller hariç) iki büyük ilçesinden birisidir.

Türkiye’nin en büyük 25.ilçesidir. İlçe merkezi, 19 il merkezinden büyüktür. Ayrıca Adana İl Sınırları içindeki en geniş(yüzölçüm olarak) ilçe durumundadır.

Tarih boyunca önemli bir yerleşim olan Kozan Kilikya Ermeni Krallığı’nın başkentliğini yapmış olup Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemindeyse 1926’ya kadar vilayetlik(il statüsü) yapmıştır.

Ancak 1926’da bazı milletvekilleri yüzünden vilayetliği lağvedilmiştir. Ayrıca vilayetken Fevzi Çakmak’ı TBMM’ye milletvekili olarak göndermiştir.

Adana – Kozan Tarihi

Tarih çağlarında Çukurova’da ve dolayısıyla Kozan’da, çok sayıda medeni yetin kurulması ve birbiri arasındaki nüfuz mücadelesinin uzun yıllar sürmesi, buranın tarihi, coğrafi ve iktisadi önemini ortaya koymaktadır.

Kozan ilçesi, Anadolu-Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için, ticari bakımdan büyük bir önem taşımıştır.

Kozan ve yakın çevresinin sahip olduğu bütün bu olumlu şartlar, ilk çağlardan itibaren, çeşitli kavimlerin yöreye hâkim olma ve yerleşme arzularını kamçılamış, devletlerarası siyasi anlaşmazlık ve savaşlara yol açmış, yörenin birçok kavim arasında el değiştirmesiyle sonuçlanmış tır.

İlçenin yerleşme tarihini, bilhassa ilk Çağlar için, Çukurova’nın yerleşme tarihinden ayırmak mümkün değildir. Bu açıdan Kozan’ın yerleşme tarihini Çukurova’nın yerleşme tarihi içinde değerlendirmek gerekmektedir. Eski ismi ‘Sis’, ‘Sisium’ ve ‘Sision’ olan Kozan’da yerleşme çok eskilere kadar iner.

Yapılan çeşitli arkeolojik kazılara göre en az 10 medeniyetin yörede yaşamış olduğu ortaya çıkmaktadır.

Kozan

M.Ö. 3. Binyılda Güney Anadolu sahil ovalarında, Hitit vesikalarının onlara ver dikleri isim ile Luvi (Luwi) kavimleri yaşamaktaydılar.

Ayrıca, Mersin-Yümüktepe ve Tarsus – Gözlükule kazılarında görülen M.Ö. 3. Binyıl Erken Tunç kültürü, bu Luvi kavimlerine ait idi.

Luvi kavmi, Ege göçlerinden sonra da Kilikya bölgesinde varlığını devam ettir miştir.

Luvilerin kökeni ile ilgili çok sayı da görüş bulunmaktadır. Çukurova ‘da, Luwilerden sonra Hurriler tarafından Kizzuwatna adında bir krallık kurulmuştur.

Bu durum karşısında, Hitit Kralı Zidanza, bunlarla barış yap mak zorunda kalmıştır. İki devletin sınır larını muhtemelen Toros Dağları ayın yordu. (M.Ö. 1550-1520)(Kizzuwatna, Luwi yurtları anlamına gelir.) M.Ö. 2. Binyılın ortalarında Hititlere bağlı bir krallık olarak yıkılıncaya kadar bu bölgede yaşayan Kizzuwatna krallığı uzun ömürlü olmamıştır.

Kizzuwatna Krallığın’dan sonra M.Ö. 1500?1331 yılları arasında yöreye Arzawa Krallığı egemen olmuştur. Bu krallık doğu kökenli olup sürekli Hititler ile sa vaşmışlardır.

Çocuk denilecek yaşta Hitit imparatoru olan II. Murşili (M.Ö. 1334), Arzawa kralı Uhhazitiş’in üzerine yürüdü. (M.Ö. 1331) Ağır bir yenilgiye uğrayan Arzawa kralı Uhhazitiş, Afaşa’dan (Efesos) deniz yoluyla kaçtı. Ayrıca savaşta kralın oğlu da esir edilmiştir. Bu savaş neticesinde bu krallık tarihten silinmiştir.

M. Ö. 1900?1200 yılları arasında 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu yarımada sına hâkim olan Hititler, Çukurova’yı ‘Uru Adania’ olarak adlandırmışlardır. Uzun süren Hitit h sırasında tarım ve hayvancılık yörede çok gelişmiştir.

Hitit uygarlığı Adana yöresinde derin izler bırakmıştır (Geç Hitit dönemini de hesap edersek, bu kavim, bin yıldan fazla Anadolu’da yaşamıştır.) Kadirli Karatepe’de bulunan ve M.Ö. IX-VIII. yüzyıllara tarihlenen Fenike alfa besi ve Geç Hitit hiyeroglifleri ile iki dilde yazılmış kitabelerde, Karatepe’nin Adana Kralı Awarikus’a tabi olduğu belirtilmektedir.

Bu kitabelerde, Awarikus’un da, Danunalar Kralı olduğu geçmektedir. Hititler’in, Ege göçleri ile yıkılmasın dan sonra (M.Ö. 1200’lü yıllar) yöreye Kue (Que) Krallığı egemen olmuştur. Hi tit İmparatorluğu’nun yıkılmasından son ra kurulmuş olan birçok küçük devletten birisi olan Kue Krallığı, 477 yıl süreyle Çukurova’da hüküm sürmüştür.

Bu kral lık, M.Ö. 720’lerde Asurlular tarafından yıkılmıştır. Que’yi bir Asur eyaleti haline getiren ise, Asur kralı V. Salmanasar’dır. (M.Ö. 728?722) M.Ö. 7 13?663 yılları arasında bölgeye hâkim olan Asurlular, Çukurova’yı bir sö mürge olarak kullanmışlardır. Sert bir idare kuran Asurlular, 50?60 yıl gibi kısa bir süre varlıklarını koruyabilmişlerdir.

Bölgenin Asur vesikalarındaki adı Kue ülkesidir. Asur devletinin zayıflaması ve yöre halkının bağımsızlığını ilan etmesi ile ku rulan Kilikya Krallığı (M.Ö. 663-612) Adana’ya hâkim olmuştur.

Asurlular gibi uzun ömürlü olmayan Kilikya Krallığı, M.Ö. 612’li yıllarda Pers İmparatorluğu’nun egemenliğini kabul etmiştir. Kilikyalılar, sağladıkları siyasi güvence karşısın da her yıl, Pers İmparatorluğu’na belli oranda vergi vermişlerdir.

Çukurova’da, Pers İmparatorluğu’nun hâkimiyeti 300 yıla yakın sürmüştür. M.S. 8. yy.daki Emevi egemenliği sona ermiş ve sonra Abbasi hâkimiyeti başlamıştır.

800 yılında Harun El – Reşit zamanında Haruniye şehri kurulmuş ve buraya gönüllüler yerleştirilmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu topraklarında başarı kazanan Türler, dalgalar halinde, Çukurova bölgesine yerleş meye başlamışlardır.

Süleyman Şah zamanında Çukurova kazanılmış ve buraya Oğuz boyları yerleştirilerek Türkleşme olayı başlamıştır. (1082-1083) Çoğunluğu Horasan’dan gelen Türkler’in teşkil ettiği müslümanlar bölgeye yerleşmişlerdir.

1097’de başlayan 1. Haçlı seferi sonunda geçici olarak Çukurova’da bir Er meni Prensliği kurulmuş ve Papa tarafından taç giydirilmiştir.

Ermeni Prensliği 1364 yılında sona ermiştir. (Mısır Sultanı Melik Eşref’in emriyle Halep Valisi tarafından bu prensliğe son verilmiştir.) Daha sonraları Işık Demir ve Bey Demir’in Kozan’ı almasından sonra Çukurova’da Memlük Devleti’nin hâkimiyeti görünmektedir.

Memlükler’in egemenliği devrinde Halep emirlerine bağlı olan Kozan, merkezden gönderilen valiler tarafından idare edilmekteydi.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflamasıyla Anadolu’da beylikler dönemi başlamıştır. 1352’de Şahabettin Ahmet bey tarafın dan kurulan Ramazanoğlu Beyliği uzun süre Memlükler’e bağlı olarak varlığını devam ettirdi.

Osmanlı imparatorluğu, Çukurova’yı fethedince Memİükler’in aksine böl genin idaresini buraların hâkimi olan Ramazanoğulları’na bırakmıştır. Bu idari uygulamayla Kozan, Adana vilayetine bağlı bir sancak statüsünü almıştır.

1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçen Çukurova ve çevre si 1919 yılına kadar 450 yıl süreyle Türk kalmıştır. Yeni Çağda, yöredeki yerleşme faaliyetleri olarak çeşitli Türkmen boylarının yaşıyor olmasına, Ramazanoğlu ve daha sonraki Osmanlıların iskân faaliyetlerine rastlanılmaktadır.

1519 ve 1540 yılları arasında yapılan Osmanlı Tahrir Defterleri’ne göre Sis San cağı; Feke, Anavarza, Lembert, Küpdere ve Parsi-bit (Pars-berd) kalelerinden teşekkül etmekte idi. Sis Sancağı cemrini ise, Savcı-hacılu, Eğlen-oğlu, Avşar ve Kavurgalı gibi cem oluşturmaktaydı.

Buraya kadar Adana’nın dolayısıyla da Kozan ilçesinin tarihi geçmişinden kısaca bahsedilmiştir. Ancak, 1662’den 1866 yılına kadar kendini gösteren ve Osmanlı İmparatorluğu’na baş kaldıran Kozanoğlu Beyliği’nden bahsetmeden geçmek yanlış olur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfus ve otoritesinin zayıflaması sonucunda Kozan ve çevresinde ortaya çıkan Kozanoğlu Beyliği, 204 yıl yörede hüküm sürmüştür.

Kendi başına buyruk hareket eden Kozanoğlu Beyliği’ne son vermek ve merkeze bağlamak için 1865 yılında Derviş Paşa komutasında Fırka-i İslâhiye adında bir ordu kuruldu. Ahmet Cevdet Paşa’da bu orduya danışman olarak katıldı.

Bu ordu sayesinde Kozanoğlu Beyliği yıkılıp, aşiretler Anadolu içlerine sür gün edildi ve yörede tekrar Osmanlı hâkimiyeti sağlanmış oldu. ( 1878 yılında bir kez daha Kozanoğlu isyanı çıktıysa da başarılı olamamıştır.

Bu isyan girişimini Rusya’nın finanse ettiği belirtilmektedir. ) Kozan ilçesi, 8 Mart 1919’dan 2 Haziran 1920 yılına kadar, bir yıl iki ay süreyle, Fransız ve Ermeni işgalinde kalmış ve 1920 yılında da yeniden öz benliğine ve Türklüğüne kavuşmuştur. 0 tarihten bu yana Türkiye Cumhuriyeti yönetiminde olan ilçede birçok Türk boyu yaşamak tadır.

Ayrıca, Kozan’daki bazı köylerde Arabistan yarımadasından ve Kuzey Afrika’dan göç eden vatandaşlarımız da bulunmaktadır.

Bu tarihten itibaren Sis’e Kozan adı verilmiştir.1865-1923 yılları arasında Mutasarrıflık olan Kozan Cumhuriyet döneminde bir ara ( 1923-1926 ) yılları arasında Vilayet haleni almış 1926 yıllarından sonra Vilayetliği lağvedilerek Adana İli’ne bağlı İlçe haline getirilmiştir.

1920 Yılında Kozan Türkiye Büyük Millet Meclisine Mareşal Fevzi Çakmak’ı Milletvekili olarak gönderilmiştir.

Bu tarihi dönemlerden günümüze kadar gelen tarihi eserler ise, Kozan Kalesi, Anavarza Kalesi ile Memluklar döneminde ( 1448 ) inşa edilen Ulu camii ( Hoşkadem Camii ) Kozan suyu üzerinde 9 gözlü köprü ile önemli ölçüde tahribat gören Ermeni Kilisesi kalıntıları mevcuttur.

Kozan ve havalisi, tarihin her döneminde önemini korumuş bir yerdir. Eski çağlardan beri, birçok milletin nüfuz mücadelesine sahne olan Kozan ve çevresi, verimli arazileri ve elverişli iklim şartları ile gerçekten göz kamaştırıcı bir özelliğe sahiptir.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir