Akdeniz Bölgesi,Özellikleri

Akdeniz Bölgesi,genişliği 120-180 km arasında değişen bir şerit halinde, batıda Marmaris-Köyceğiz arasından başlayarak doğuda Hatay ilimizin bitim noktası olan Basit burnu yakınına kadar uzanır.

Akdeniz Bölgesi Özellikleri

Bölge, Marmaris’in doğusundan başlayıp, Sultan dağlarının kuzey ucuna kadar uzanan güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu bir çizgiyle Ege’Bölgesi’nden ayrılır.

Bu sınırın batısında kalan ve dağ kütleleri arasında yer alan ovalar, sularını Ege denizine boşaltırlar; oysa doğusunda, yani Akdeniz Bölgesi’nde kalan ovaların, genellikle, yüzeyden dışarıya akışları olmadığı gibi, bazılarının içinde göller de yer alır.

Akdeniz Bölgesi’nin kuzey sınırı geniş büklümlü bir yay biçimindedir ve bölgeyi İç Anadolu’dan ayırır. Bu sınır, Konya havzasının güney kenarından geçirildiği için, bütün Batı Toroslar ve Orta Toroslar, Akdeniz Bölgesi içinde kalır.

Akdeniz Bölgesi

Bölge, kuzeydoğuda Doğu Anadolu Bölgesi’yle komşudur.

Bu kesimdeki sınır çizgisinin kuzeyinde kalan alanlarda, Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının başlıca kolları düzlükler içinde, az derin vadilerde akarken, Akdeniz Bölgesi kesiminde dar boğazlara girerler.

Aynı zamanda sınır çizgisinin güneyinde, yani Akdeniz Bölgesi tarafında, yağışlar daha bol, orman örtüsü de daha gürdür.

Doğuda bölgeyi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden ayıran sınır, Gaziantep yaylasının batı kenarında, bu yaylayı Kahramanmaraş – Antakya çukurundan ayıran tepelik kenara dayanarak, hem iklim, hem de yüzey şekilleri bakımından farklı iki alanı birbirinden ayırır.

Akdeniz Bölgesi, dağların fazla yer tuttuğu bir bölgedir. Bölgenin ana çizgilerini oluşturan engebeler, Toros dağları adı verilen sistem içinde yer alır.

Bu sistem Anadolu’ya göre biri dış, öteki iç sırayı oluşturan iki takım halindedir.

Dış sıralara giren dağ öğeleri Kıbrıs adasındaki dağlarla ve Hatay’da Amanos dağları ve Akra dağlarıyla ortaya çıkar.

Toroslar’ın iç sıraları, Akdeniz bölgesi içindeki Batı Toroslar ve Orta Toroslar diye iki gruba ayrılabilir (üçüncü bir grup da, Akdeniz Bölgesi dışında, Doğu Anadolu’nun ortasındaki Doğu Toroslar’dır).

Batı Toroslar, Antalya körfezinin iki yanında yer alan ve kuzeydeki Göller yöresine doğru birbirinden uzaklaşarak biri batıda Teke ve Güney Menteşe yörelerine uzanan, öteki güneydoğuda İçel yöresine doğru yönelen iki demet halindedir.

Demetlerin bu doğu kanadı, kuzeyde Sultan dağları, güneyde Geyik dağı gibi sıralara ayrılır.

Silifke yakınlarında denize dökülen Göksu çığırının iki yanında genişleyen Taşeli yaylası, Batı Toroslar’ı Orta Toroslar’dan ayırır.

Orta Toroslar güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan üç kütleden oluşur: Bolkar dağı; Aladağ; Tahtalı-Binboğa dağları.

Bunlardan Bolkar dağı, Aladağ kütlesinden Tekir çukuru (Ecemiş koridoru) ayrılır.

Aladağ ile Tahtalı-Binboğa kütlesi arasında da Seyhan’ın önemli kolu olan Samantı vadisi yer alır. Güneybatı Taşeli yaylasından başlayan Orta Toroslar, kuzeydoğuda kesintiye uğrar. Daha ötede, Doğu Anadolu içinde, Doğu Toroslar başlar.

Akdeniz Bölgesi’nde bu yüksek dağların yanıbaşında, vadilerle yarılmış yüksek yaylalara ve geniş ovalara da rastlanır. Aşağı yukarı tümü tektonik asıllı çöküntülerden oluşan çukur alanların alüvyonla dolmasıyla ortaya çıkan birikim ovalarının en ünlü örneği, Adana ovasıdır.

Başka bir örnek de Hatay ilindeki Amik ovasıdır. Bu tür birikim ovalarına Göller yöresinde de çok rastlanır. Antalya ovasıysa kıyıda olduğu halde Adana ovasına benzemez: Batı kesimi, sert kireçli tortulların birikmesi yüzünden basamaklı bir görünüş almıştır.

Akdeniz Bölgesi İklim ve Bitki Örtüsü

Bölgenin Akdeniz kıyıları boyunda, geride yükselen dağlar yüzünden içerilere fazla sokulamayan bir şerit üstünde, gerçek anlamıyla Akdeniz iklimi egemendir. Bu iklim tipi, yazların sıcak ve nerdeyse bütünüyle kurak geçmesi, buna karşılık kışların ılık ve yağışlı olmasıyla nitelenir.

Adı geçen kıyılarda kışlar kısa geçer ve en soğuk ayın (ocak) ortalama sıcaklık derecesi 10 °C dolayındadır. Termometre ender olarak 0°C’ın altına iner. Gerideki dağlara bol olarak yağan kar, alçak alanlarda çok seyrek görülür ve yağsa bile yerde pek kalmaz. Yaz erken gelir ve çok uzun sürer.

En sıcak ayın ortalama sıcaklığı 28 °C dolayında oynar ve yaz günleri termometre gölgede sık sık 40 °C’ın üstüne çıkar. Yağışların ortalama yıllık tutarı, kıyıda yer yer değişiklik göstermekle birlikte 60 cm’den fazladır.

Bazı meteoroloji istasyonlarında 1 metreyi de aşabilir. Bu yağışların bazen üçte ikisinden çoğu kış aylarında, geri kalanı da gene kışa yakın aylarda (ekim ile mayıs arasında) yağar.

Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesiminde yaz mevsiminin yağış payı hemen her yerde yüzde 5’ten azdır (Fethiye, yüzde 1; Antalya, % 1,5; Anamur, % 0,5; Adana, % 4); tek kural dışı durum, yaz mevsiminin yağış payı % 12’ye yaklaşan Dörtyol’da görülür; yerel koşullar burada, yazın oldukça yüksek yağış düşmesine yolaçar.

Akdeniz’le komşu olan dağlık alanlarda, yükselti nedeniyle iklim bazı değişikliklere uğrar. Yazlar Toroslar’ın yüksek yaylalarında serin geçtiği için, kıyı kesimi kentlerinin halkından yaylalara yazlığa gidenler çoktur (Mersinliler Gözne ve Fındıkpınarı, Tarsuslular Namrun, Adanalılar Bürücek ve Pozantı, İskenderunlular Soğukoluk yaylalarına çıkarak, adı geçen kentlerin dayanılması güç yaz sıcaklıklarından kendilerini kurtarırlar).

Söz konusu kesimler kışın soğuk olur; bu mevsimde eteklerde bol olarak yağan yağmurlara karşılık, yükseklere çok kar düşer; yağışların yıllık tutarı Toroslar’ın denize bakan yamaçlarında, eteklerden yükseklere doğru artar; ama dağların arkasındaki çukur alanlarda, İç Anadolu’dakini anımsatacak biçimde bir yağış eksilmesi görülür.

Akdeniz Bölgesi’nde doğal bitki örtüsü, yüzey şekilleriyle ve iklimle sıkı sıkıya bağıntılıdır. Bölgede orman, deniz düzeyinden başlar; ama alçak kesimlerdeki bitki örtüsü maki özelliği gösterir. Bu özellik 700 – 800 metreye kadar sürer.

Akdeniz ikliminin tipik bitkisi olan zeytin ağacının, Toros yamaçlarının Mersin’in kuzeyine raslayan kesiminde bir yerde, 1 100 metreye kadar çıktığı görülür; bu, zeytin ağacı için rekor bir yükseltidir. Akdeniz Bölgesi ormanları, kıyıdan başlayarak batıda 2 000, doğuda 2 200 metreye çıkar.

Ormanın bu üst sınırı, iç kesimlerde 2 400 metreyi bulur. Orman, alçaklarda kızılçamla başlayarak, yükseklere doğru karaçam, Akdeniz köknarı ve sedir ağaçlarını kapsar.

Amanos dağlarının yüksek kesimlerinde, bölgenin başka taraflarında görülmeyen kayın ağacına raslanır. Bölgenin alçak ovalarında görülen doğal bitki Örtüsünü, yazın kuruyan otsu bitkiler oluşturur.

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi Akarsu ve Göller

Sularını Akdeniz’e gönderen havzanın sınırı, Akdeniz Bölgesi’nin coğrafi sınırlarına uymaz. Bu bölgede sularını denizlere göndermeyen kapalı havzalar da vardır.

Bunlardan bazıları, görünüşte kapalı havza durumunda oldukları, yani dışarıya akışsız gibi göründükleri halde, sularını yeraltı çığırlarıyla Akdeniz’e gönderirler. Göller yöresi ile Teke yöresindeki bazı kalkerli alanlar böyledir.

Bütünüyle denize akışsız kesimlerde vardır: Beyşehir gölünün sularını Konya ovasının batı kesimine boşaltan Çarşamba suyu havzası gibi kapalı havzalar bir yana bırakılırsa, bölgenin Akdeniz’e dökülen başlıca akarsuları batıdan doğuya doğru, şöyle sıralanabilir:

Dalamançayı; Kocaçay; Alakır suyu; Aksu; Köprü suyu; Manavgat çayı; Göksu; Tarsus çayı; Seyhan ve Ceyhan ırmakları; yalnızca aşağı çığırı Türkiye sınırları içinde bulunan Asi ırmağı.

Akdeniz Bölgesi akarsularının dikkat çeken bir özelliği de, çoğunun dağ suyu niteliğinde olmasıdır: Aşağı yukarı tümünün yatak eğimleri fazla, akışları hızlı, çakıl, çamur ve kum taşıma güçleri büyüktür.

Yüksek dağlardan inen akarsuların kabarma mevsimi, kış aylarından çok, karların eridiği ilkbahara rastlar. Ötekilerde kış kabarması ile yaz alçalması başlıca özelliktir.

Yalnız, kireçli (kalkerli) yapının egemen olduğu kesimlerde akarsular, büyük yeraltı kaynaklarından beslendikleri için, yaz aylarındaki su çekilmesi bir dereceye kadar engellenir. Manavgat çayı bunun en güzel örneğidir.

Akdeniz Bölgesi’nde çok sayıda göl bulunmasına karşılık, bunların bölgeye dağılışı düzenli değildir.

Başlıca göllere bölgenin batısında, Göller yöresinde raslanır. Bunların en önemlileri, çöküntü çukurlarının tabanında yer alan tektonik kökenli göllerdir.

Göller yöresindeki dört büyük gölden ikisi (Burdur gölü ile Acıgöl) dışarıya akışsızdır ve suları tuzludur; doğudaki Eğirdir ve Beyşehir göllerininse, dışarıya akışı olduğu için suları tatlıdır.

Torosların yüksek kesimlerinde bazı buzul sirk göllerine, bölgenin kalkerli kesimlerinde “karst” tipi göllere, bazı kıyı kesimlerinde kıyı göllerine rastlanır. Bunlardan başka, değişik bir tip olarak, Isparta yakınında küçük bir krater gölü de vardır (Isparta Gölcük’ü).

Akdeniz Bölgesi Ekonomisi

Akdeniz Bölgesi’nin temel gelir kaynağı tarımdır. Bölge topraklarının % 24’ü ekili dikili alanlar, % 4,5’u nadas toprakları, % 21,5’u orman alanları, % 27’si çayır ve otlaklar, % 23’ü de ürün getirmeyen topraklardan oluşur.

Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesiminde, son yıllarda sanayi bitkileri ekimine geniş yer verildiği halde, tahıl tarımının hala büyük bir önem taşıdığı görülür. Nitekim Akdeniz Bölgesi’ndeki ekili alanların % 64,5’u tahıl tarlalarıyla kaplıdır.

Tahıl ürünleri arasında, bölgenin bütün illerinde buğday başta gelir; onu arpa izlere, bölgede eski bir geçmişi olan pirinç tarımındaysa, üretici illerin (Adana, Kahramanmaraş, İçel, Hatay ve Antalya) üretim tutarına göre, sıra yıldan yıla değişikliklere uğrar.

Sanayi bitkilerinden pamuk, bölgenin başlıca gelir kaynağıdır. Bölgenin pamuk üretimi Türkiye üretiminin üçte ikisi kadardır: Başta Adana ili gelir; onu oldukça geriden Antalya, İçel ve Hatay illeri izler. Tütün, Hatay ilinde ve Göller yöresinin bazı kesimlerinde ekilir.

Akdeniz Bölgesi’nde meyve ve taze sebze yetiştirilen dikili alanlar geniş yer tutar. Turfandacılık, son yıllarda ulaşım olanaklarının artmasıyla ilgili olarak gelişmiş ve alanı genişlemiştir. Meyvecilikte ilk sırayı turunçgiller alır.

Türkiye’nin turunçgiller üretiminin beşte dördünden çoğunu Akdeniz bölgesi verir. Muz ise yalnızca bu bölgemize özgü bir meyve türüdür. En yoğun yetişme alanı, doğuda Erdemli ile batıda Alara çayı arasında kalan kıyı kesimidir.

Hayvancılık bakımından Akdeniz bölgesinin en ilgi çekici özelliği, keçi sayısının koyun sayısından fazla olmasıdır.

Bölgenin yeraltı gelir kaynakları arasında en önemlileri Fethiye dolayında çıkarılan krom ile Seydişehir dolaylarındaki boksit yataklarıdır.

Yeraltı gelir kaynaklarının en umut verici olanı, Adana kuzeyindeki Bulgurdağında yakın dönemde bulunan petroldür.

Akdeniz Bölgesi’nin en hızlı sanayileşen kesimi Çukurova’dır. Burası aynı zamanda Türkiye’nin de başlıca sanayi alanları arasındadır.

Akdeniz: Bölgesi’nin başlıca sanayi tesisleri arasında, Adana’daki çeşitli sanayi kollarının dışında, Mersin petrol rafinerisi (ATAŞ), İskenderun süperfosfat ve demir-çelik fabrikası, Antalya’daki ferrokrom fabrikası ve Seydişehir alüminyum tesisleri sayılabilir.

İskenderun ve Mersin limanları Türkiye’nin dış ticaretinde önemli yer tutan iki limandır. Bir zamanlar bölgede en önemli ulaşım yolu olan demiryolu, önceleri Adana-Mersin arasında yapılmıştı.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Haydarpaşa-Bağdat demiryolu da Akdeniz Bölgesi’nden geçirildi ve Toprakkale-İskenderun şube hattı buna eklendi.

Cumhuriyet döneminde, Fevzipaşa-Malatya hattı ile Kahramanmaraş ve Gaziantep’e ayrılan hatlar yapıldı. 1950 yıllarından sonra hız kazanan karayolu ulaşımı, demiryollarını geri plana itti. Akdeniz Bölgesi’nde hava ulaşımı olanağı yalnızca Adana ve Antalya kentleri için söz konusudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir