Akkoyunlu Devleti,Sanatı,Mimarisi | Anadolu Beylikleri |

Akkoyunlu Devleti,Tarihi,Sanatı,Mimarisi Başkenti Tebriz olan ve 1380-1469 yılları arasında bugünkü Doğu Anadolu, Güney Kafkasya, İran Azerbaycanı ve Kuzey Irak arazilerinde hüküm sürmüş Türk devleti.

Akkoyunlu Devleti Tarihi

Akkoyunlular
Başkenti Tebriz olan ve 1380-1469 yılları arasında bugünkü Doğu Anadolu, Güney Kafkasya, İran Azerbaycanı ve Kuzey Irak arazilerinde hüküm sürmüş Türk devleti.

Akkoyunlu Devletinin bilinen ilk reisi Tur Ali Beydir.

Aşiret, Diyarbakır (Amid) yöresinde yaşıyordu.

Akkoyunlular, 1467 yılına kadar İlhanlılara, Celayirlilere, Memluklara, Timurlulara ve Karakoyunlulara bağlı kaldılar.

Fahreddin Kara Yülük Osman Bey zamanına kadar aşiret halinde yaşadılar (1397) ve onun devrinde bir devlet kurdular.

Kara Yülük Osman Bey, Akkoyunluların en kudretli hükümdarlarından biri oldu.

Yeni bir devlet kurmakla yetinmemiş, Timur’un gözde adamlarından biri olmuş, Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin’i öldürerek ününü duyurmuştu.

Trabzon Rum imparatorunun kızını alarak bu imparatorlukta gözü olduğunu açığa vurdu.

Yıldırım Bayezid’in, Kadı Burhaneddin’in topraklarını ele geçirmesi, Akkoyunluların düşmanı olari Karakoyunluların Osmanlılarla dost olması, Akkoyunlularla Osmanlıların arasını açtı ve Akkoyunlular Timur Yıldırım mücadelesinde Timur’a yardım ettiler.

Akkoyunlu Devleti – Uzun Hasan

AkkoyunlularAkkoyunlular hanedanı Türk geleneklerine uyarak, memleketi oğullar ve kardeşler vasıtasıyla idare ediyorlardı.

Akkoyunlu hükümdarlarının en namlısı Ali Beyin oğlu Uzun Hasan’dı.

Uzun Hasan, önce hükümdar olan kardeşi Cihanşah’a karşı savaştı, onu yenerek Diyarbakır’dan kaçırttı ve yerine hükümdar oldu (1453), sonra en büyük düşmanları olan Karakoyunlular ile savaşa girdi.

Çapakçur meydan savaşında bu defa da Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah’ı yendi ve öldürdü (1467).

Karakoyunluların topraklarını ele geçirerek bir imparatorluk kurdu.

Başkenti, Diyarbakır’dan Tebriz’e nakletti.

İki yıl sonra Timur’un torunlarından Sultan Ebu Said Mirza’yı da yenerek, imparatorluğunun sınırlarını genişletti.

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Trabzon Rum imparatorunun kızı Katerina Despina ile evlendi.

Bu evlenme hissi olmaktan çok siyasi idi.

Onun amacı, Osmanlı devletini yok ederek, Timur imparatorluğunu canlandırmaktı.

Bu yüzden Osmanlılarla savaşan Venedikliler ile anlaştı; kendisine sığınan Karamanoğullarını korudu.

Hatta bununla da yetinmedi, Karaman beyliğini korumak için Konya üzerine asker gönderdi.

Fakat Uzun Haşan kuvvetleri, Fatih’in oğlu Konya valisi şehzade Mustafa tarafından perişan edildi (1472).

Fatih, Uzun Haşan meselesini halletmek üzere harekete geçmek zorunda kaldı ve Otlukbeli savaşında Uzun AkkoyunlularHasan’ı yendi (1473).

Bu savaştan 5 yıl sonra Uzun Hasan öldü, yerine geçen oğulları ve torunları, imparatorluğu koruyamadılar.

Onların yetersizliğinden faydalanan Şah İsmail, Tebriz’i alarak bu hanedana son verdi.

Böylece, Akkoyunlu devleti tarihe karıştı.

Uzun Hasan, birçok alanda Osmanlıları örnek alarak imparatorluğunu teşkilatlandırmıştı.

Akkoyunlu Devleti Sanatı ve Mimarisi

Anadolu’da gelişen Akkoyunlular devri sanatı ancak son yıllarda araştırma konusu oldu.

Osmanlı mimarisi ile sıkı bağlantısı bulunan ve son araştırmalarla iyice beliren bu devir mimarîsinin önemli örnekleri Diyarbakır, Mardin, Urfa, Hasankeyf, Ahlat, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane çevrelerinde bulunmaktadır.

1469’a kadar Akkoyunlular devletinin başkenti olan Diyarbakır, bu bakımdan başta gelir.

Diyarbakır’ın mimari şekillenişinde Akkoyunlu yapılarının özel bir yeri vardır.

Bu eserler, Hoca Ahmed veya Ayni Minare camii (1489) Sultan Kasım’ın Şeyh Matar camii (1500).

XV. yy. dan kalma Nebi veya Peygamber camii, Şeyh Safa veya Iparlı camii, Lala Bey camii; Sultan Kasım’ın yeğeninin adını taşıyan İbrahim Bey mescidi; Taceddin ve Hacı Büzürk mescitleri’dir.

Bunların yanısıra surlarda ve diğer yapılarda Akkoyunlulara ait kitabeler, Diyarbakır’daki Akkoyunlular devrinin mimarî çalışmalarını göstermesi bakımından önemlidir.

Ayni Minare camii, erken osmanlı devrinin camilerinde görülen, tabhaneli camilerle yakından bağlantılıdır.

Şeyh Matar camii siyah beyaz taşlarla yapılmış tek kubbeli, ana mekânı yanında dört sütun üzerinde kare gövdeli minaresiyle, Anadolu türk mimarîsinde bu tarzın yegâne örneğidir.

Bugün yıkılmış olan Muallâk camii minaresinin de sütunlar üzerinde durduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Nebi veya Peygamber adiyle anılan cami, ortada bir ana kubbe ve iki yanda ikişer tonozla yana açılan iç mekanıyla osmanlı merkezi yapı sistemine çok benzer.

Bunu sekiz ayaklı ve Sinan’ın geliştirdiği bir planın örneğini veren Safa camii takip eder.

Safa camii ayrıca değişik motifli çinileriyle burada yerli bir çini atölyesinin varlığını da ortaya koymaktadır.

Bu eserdeki taş işçiliği ileri bir sanat seviyesini temsil eder.

Mardin’de de önemli Akkoyunlular devri yapıları bulunmaktadır.

1487-1502 Yılları arasında yapılmış akkoyunlu Cihangir’in oğlu Sultan Kasım’ın medresesi, 1435-1444 tarihli juiıan Hamza ve XV. yy. m iKinci yarısından kalma Cihangir türbeleri bunların önemlileridir.

Kalede ve diğer yapılarda onarımları gösteren akkoyunlu kitabeleri vardır.

Akkoyunlulardan kalan yapıların en önemlisi cami, türbe ve medreseyi bir araya getiren Sultan Kasım manzumesi, plan özellikleri taş işçiliğinin zengin örnekleriyle Güneydoğu Anadolu’da gelişen mimarînin en güzel eserlerinden biridir.

Mardin yakınındaki Hasankeyf’de de Akkoyunlular devrine ait birçok yapı vardır.

Bunlardan en önemlisi, şehrin biraz dışında, ruğla işçiliği, kubbe şekli, çini süsleri ve genel çizgilerindeki oran bakımından Anadolu’da türbe mimarisi gelişiminde özel bir yer ilan Zeynel türbe si’ dir; eserin genel çizgilerinden XVI yy. a ait olduğu tahmin edilebilir.

Uzun Hasan’ın oğlu tarafından 1478’de nartildiği anlaşılan İmam Abdullah türbesi re ziyaretgâhı da bu devir eserlerindendir.

Akkoyunlu anıtlarının toplandığı diğer bir merkez, Van gölü kıyısındaki Ahlat’tır .

Bu devrin diğer mühim mimari merkezlerinden biri de Erzincan’dır.

Bugün devamlı depremler sonucu çök az eser ayakta kalmışsa da, bunlar Akkoyunlu devrinin mimarî zenginliğini ortaya koyacak değerdedir.

Bunlardan biri 1418 tarihli kaleden kalan kapı parçası üzerindeki iki satırlık kitabedir.

Kalenin Akkoyunlular devrinde tamir edildiğini gösteren bu kitabenin yanı sıra, 1301 tarihini taşıyan ve Akkoyunluların atalarına bağlanan Cimin camii, Bey hamamı anılmaya değer yapılardır.

Gümüşhane ili, Bayburt ilçesinin Demirözü bucağına bağlı Gökçedere (Pulur), Çayıryolu (Sünür) köylerinde ve bu çevrede Akkoyunlu soyundan gelenlerin yaptırdığı eserlere rastlanır.

Bu yörede, OsmanlIlar devrinde bile, Akkoyunlular devri mimarisinin üslûbunu koruduğu görülür.

Gökçedere’de 1517 tarihli Ferahşat camii ve medresesi genel çizgileriyle tek kubbeli osmanlı yapılarını hatırlatmaktaysa da, son cemaat yeri ve minaresi bazı özellikler göstermektedir.

Ferahlat camiinin karşısında akkoyunlu soyundan Süleyman Beyin yaptırdığı beş hücreli ve kapılarının üzerinde farsça kitabeler bulunan medrese vardır.

Çayıryolu köyünde ise Akkoyunlu devletinin kurucusu Tur Ali’nin oğlu Fahreddin Kutlu’nun yaptırdığı cami, medrese ve türbe bulunmakta ve üzerindeki kitabelerden, Şah Tahmasb zamanında tahrip edildiği, 1550 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır.

Bu onarımı gösteren kitabe, Beylioğlu Ali tarafından yazılmıştır ve Türk yazı sanalının güzel örneklerinden biridir.

Bu önemli roerkezlerin dışında Doğu Anadolu’nun birçok yerinde Akkoyunlulara ait yapılara ve kitabelere rastlanır.

Bunlar, Muş, Bitlis, Bingöl, Urfa, Harput, Erzurum çevresinde toplanmıştır.

Akkoyunlu devri yapıları bulundukları yörenin iklim şartlarına ve sanat geleceklerine bağlı olarak gelişmiş olmakla beraber, kendine has özellikler ve kendi içinde devamlı bir gelişme gösterir.

Bu, plan özellilkleri bakımından olduğu kadar süsleme yönünden de bilinir.

Bütün bu örnekler, aynı yıllarda yeni bir yolda gelişmeye başlayan,ağır ağır oluşan osmanlı sanatı ile akkoyunlu sanatı arasında yakın ilişkiler bulunduğunu, gösterir.

Bir cevap yazın