Anadolu Hisarı Mahallesi

Anadolu Hisarı Mahallesi Boğaziçi’nde Anadolu yakasında, Anadoluhisarı’nda batıda Boğaziçi, güneyde Göksu Deresi, doğuda Kavacık Mahallesi, kuzeyde Kanlıca arasında uzanan Beykoz ilçesine bağlı bir mahalledir. Adım Yıldırım Bayezid’in inşa ettirdiği kaleden almaktadır. Evvelce burası Anadoluhisarı köyü olarak anılırdı.

Bu mahallede: Kıyıda Körfezhisar ve tepede Otağtepe caddeleri ile Hisarkale Çıkmazı, Riyaziyeci, Toplarönü, Kanije, Hisar hamamı, Setüstü, İbrahim bey, Merdivenli köşk, Pazar, Hisar Camii, Pazarcık, Şinan paşa, Saka aralığı, Pazar, Hisardere, Mezarlık, Mezarlıküstü, Muhteşem Çıkmazı, Dolaybağ sokakları bulunmaktadır.

Evliya Çelebi’nin Üsküdar kadılığına bağlı bulunduğunu belirttiği, dağlarındaki bağlarının güzelliğim, Deftardar Halıcızade Mustafa Paşa, Hoca Çelebi ve Kaftancı Ali Çelebi, Emir Paşa saraylarıyla, Bahai Efendi’nin gayet nefis çinilerle süslü yalısını kendine özgü üslubla anlattığı bu semt, bazı Batılı yazarlara göre, daha Bizanslılar döneminde bir yerleşim yeriymiş.

Yine Evliya’nın belirttiğine göre, XVII. yüzyılda burada 1080 ev, 7 okul, 20 dükkan, bir kaç mescid ve çok zengin konaklar, köşkler varmış ve kasabada hiç hıristiyan yokmuş..

Divan şairlerinden Fenni’nin

‘ ‘ Sevahilnamesinde:

Ne reva seyri Hisar’da ola yarim mahzun Sakiya baha yarınca virüp ana dolusun

dediği, XV. yüzyıldan beri hep Müslüman halkın yerleşim yeri olan bu şirin köşeyi Yahya Kemal Beyatlı,. “Hisar’da Bir Gezinti” başlıklı yazısında şöyle anlatır:

“Anadoluhisarı’nda bir gün geçiren insan, Türk ruhunu derinden derine öğrenir. Güzelcehisar, Göksu, Otağtepesi. Yalnız bu isimler başlı başına birer resimdirler: Anadolu zevkinde bir isim olan Güzelcehisar zaman içinde kaybolmuş yerine Anadolu’nun kendi ismi gelmiş. Göksu ne kadar seyyal bir kelimedir! Otağtepesi bilakis fütuhat devrinin mücessem bir sahnesi gibi gözleri kamaştırıyor.”

“Anadoluhisarı’nın son kahramanlık senesiydi. Önce genç rakibi olan karşı hisarın beş ayda göklere yükseldiğini gördü. Sonra kışın, tarihin en büyük vakasını hazırlamakla geçirdi. Daha sonra, ilkbaharda İstanbul surlarından gelen top uğultuları u dinledi. Mayısın 29. günü fetih müjdesini aldı. Şimdiki İskele Camiin yerinden fetih ezanlarım dinledi. ”

“Camiin yanıbaşında iskele kahvesinin ağacı altında otururken kollarını sıvamış birer köşede abdest alan ihtiyarlara baktım ve düşündüm ki fetihten çok evvel böyle Müslüman, böyle Türk, böyle sade olan bu yerde gene böyle bir yer, böyle ağaçlar ve böyle bir cami vardı. Bu manzaranın o günlerde başka türlü olduğuna ihtimal de verilemez. Çünkü mevki tabiatın dar bir çerçevesinde İstanbul’un muhasarası günlerinde bu küçük meydan tıpkı bu saatte olduğu gibiydi. İhtiyarlar şurada burada abtest alıyorlardı, küçük kızlar çanaklarıyla yoğurt almaya gidiyorlardı. Kahvenin ağaçlan altında köyün ileri gelenleri konuşuyorlardı. Bu saatte onlar, İstanbul muhasarsının yeni haberlerini bekliyorlardı. Sonra yataklarına o haberlerle yatıyorlardı. Ve o elli yedi günlük muhasarının top uğultularını dinledikten sonra o Mayısın son sabahı fetih ezanlarını işittiler. Ah o yaz bu hisarda kim bilir nasıl geçti!”

Türkler bu topraklardaki hakimiyetlerinin ilk yapısını taşıyan Güzelce Hisar’a ve bu semte çok önem vermişler, sahili birbirinden güzel yalılarla süslemişlerdir. II. Murad da burasını severdi.

1444 yıllarında ordusuyla Anadoluhisarı’nda karargah kurmuştu. Padişahlar, Şehzadeler, devlet büyükleri, zenginler ve halk Anadoluhisarı’na tarih boyunca hiç eksilmeyen ilgiyi gösterdi. Padişahlar binişlerini burada yaparlardı. Tarihin efsaneleştirdiği saz ve söz alemleri, Göksu ve Küçüksu derelerinin gümüş birer sırma gibi işlediği yeşil çayırlarında, ormanlı yamaçlarında yaşanırdı.

Sultan I.Mahmud burada sık sık biniş yapar, eğlenir, avlanır, nişan atar salıncakları, maskaraların oyunlarım seyreder, pehlivanlar güreştirir, cüceleri şakalaştırır, hanende ve sazende cariyelerle güzel alemler tertip ederdi.

“Tarih-i tüfenk-endazi-yi Sultan Mahmud Han-ı evvel” adlı yazmada H. 1143 olayları yazılırken Sultan Mahmud’un Anadolu Hisarı’ndaki “Kasr-ı Beçe” den Anadolu ve Rumelihisarı kalelerinden atılan topların mermilerinin deniz üzerindeki sektirmelerini seyretmeyi çok sevdiği, tüfenkle nişan atma zevkinin bundan doğduğu özellikle belirtilmiştir. Sadrazam Emin Mehmed Paşa, Sultan Mahmud’un Anadoluhisarı’na olan coşkun sevgisini sezmişti.

Anadoluhisarı’ndaki “Yavru kasr” manasına gelen “Kasr-ı Peçe” den başka Küçüksu da ‘Kar-i kadim” bir iki kasır vardı. Bu kasırların havuzları 50-55 yıl evveline kadar şimdiki salıncak yerinde duruyordu, Anadoluhisarı’nın en güzel yeri Boğaz’a ve iki kaleye hakim olan Küçüksu sahili idi.
Günümüzde Anadoluhisarı’nda adı geçen yalılardan, saray ve köşklerden pek eser kalmamıştır.Eski kayıtlara göre, XVIII. yüzyıl başında Amcazade Hüseyin Paşa, Rıfat Bey, Berberbaşı Mustafa Ağazade Arif Efendi, Sekban Bey yalıları, Hamam İskelesi,kahveler, Yalde Sultan kethüdası Mehmed Efendi Yalısı, Kefeli İskelesi, Abdi Efendi, İsmail Efendi Kızı Yaldan, Fatih Mehmed Han Camii, Anadolu hisarı İskelesi, Mekke Mollasızade Ari: Efendi, Sekbanbaşı Hasan Ağa, Said Efendi yalıları Anadoluhisarı’na kadar uzanırdı.

Kale önünde ise Silahşör Osman Bey, Şükrüzade Efendi yaldan ve namazgah bulunmaktaydı. Göksu-Küçük su (Göksu-yi Sagir) dereleri arasında da Kili Nazırı Musatafa Ağa, Şehremini Baş halifesizade Arif Efendi yalıları, Baştebdil İbiş Ağa Kahvesi, Küçüksu Kasrı, Bostancılar Ocağı ve Mescid-i Şerif uzanırdı.
Göksu’nun güneyindeki Yenimahalle, 1877 Osmanlı-Rus Savaşı göçmenlerinin yerleşmesiyle kuruldu.

1908 yılında 167 hane.XX. yüzyılda bu sarayların ve yalıların çoğu kalmadı. Amcazade Yalısı, Anadoluhisarı, Küçüksu Kasrı, Küçüksu Çeşmesi, nişan taşları başlıca duran tarihi eserlerdir. XX.yüzyıldaki yalılar Kanlıca’dan Anadoluhisarı’na doğru şöyle uzanmaktadır. Dr. Kemal, Hekimbaşı Salih efendi. Marki Necip, Ziraat vekili Muhlis Bey, Amcazade Hüseyin Paşa, Mehmed Ali Bey, Şura-yı Devlet Azası Esad Bey, Balıkçı Ahmed Bey, Teşrifatçı Ferruh Bey, Mizancı Murad (Şimdi yıkık) Yasfi Aziz Bey, Yılmaz Reşad Bey. Sedat Bey, Nihat Bey Köseleci, Manastırlı Hakkı Efendi, Topçu Fuad Paşa, Şeyh Talat Efendi, Mümtaz Bey yalıları bulunmaktadır. Kavacık Mesiresi önündeki Mihrabad Köşkü ile Şeyh Talat efendi’nin yalısı yerindedir. Anadolu Hisarı’ndaki Abdullah ağa Çayırı, 1949 yıllarında 23.000 liraya istimlak edilerek halkın yararlanması için düzenlendi.

Anadoluhisarı’nda Göksu Deresi’nin Boğaz sularına karıştığı yerde ve Hisar dibinde küçük balıkçı kahvesi vardı. Eskiden Göksu’da gezintiye çıkanlar bu kahvenin önünde sandala binerlerdi. Bu mütevazi kahvenin tarihi önemi’ de büyüktür. İstanbul’un kara günleri olan işgal yıllarında Anadolu’ya silah kaçıranlar bu kahvede toplanırlar, silahlar buradan yola çıkarılırdı.

Anadoluhisarı menba suları ve çeşmeleriyle de ünlüydü. Bugün pek çoğu yok olmuş bulunan çeşmeler, Dr. Nazım (Nirven)’in “İstanbul Şehremanetinden Vakıflara Devrolunan Sular” adlı kitabında söyle sıralanmaktadır:

“Piri Mehmed Efendi Çeşmes’nin suyu Anadoluhisarı’ndan, Gazi Sinan Paşa çeşmeleri suları Göksu’daki Kavacık Çiftliği üzerindeki menbalardan, Bahai Körfezi’ndeki Eminağa Çeşmesi -nin suyu Kanlıca Körfezi’nin güney taraflarındaki sırtlardan gelmekteydi.
Çeşmeler: Körfezde, cadde üzerinde Mehmed Emin Ağa Çeşmesi, Sinan Paşa Camii Çeşmesi, vapur iskelesinde Sinan Paşa Çeşmesi, Piri Mehmed Efendi Çeşmesi, Silahdar Mehmed Paşa Çeşmesi, Göksu Caddesi’nde Sinan Paşa Çeşmesi, yine Göksu ‘da Benlizade Raşid Efendi Çeşmesi Küçüksu Mahallesi’nde Mihrişah Çeşmesi.”

Göztepe, Elmalı ve Kestane menba suları Anadoluhisarı’ndadır. Göksu Deresi çevresinde kontraplak, testi ve kendir (halat) fabrikaları, güneyinde spor sitesi bulunmaktadır. Camileri Kanlıca yolunda Anadoluhisarı, tepede Tepe, Göksu kıyısında Defterdar Mehmed Bey camileridir. Küçüksu Kasrı karşısındaki Küçüksu Mescidi yıkılmıştır. Küçüksu Çayırı yüzyıllar boyunca mesire yeri olarak kullanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir