Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı Boğaziçi’nin en dar (780 m.) yerinde, Rumelihisarı karşısında, Anadoluhisarı’nda, İstanbul Boğazı’nda Göksu Deresi’nin başındadır. Karadeniz’den Bizans’a gelebilecek yardımları önleyecek bir ileri karakol olarak 1395 yılında Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır. Bu kale savunma özelliği taşıyan bir askeri yapıydı. Bu sebeple de Hisar’a “Gözlüce” adı verilmişti.

Bu kaleden önce Boğaz’ın iki yakasında Cenevizliler tarafından birer kale inşa edilmiş bulunduğunu Tournefort “Relation d’un Voyage du Levant” adlı eserinde iddia ederse de bu bir varsayımdan başka birşey değildir.

Nitekim, Albert Gabriel burada yaptığı incelemelerde Ceneviz kalesine ait herhangi bir ize rastlamamıştır. Kaleler XIII. yüzyıla kadar gemilerin Boğaz’dan geçişini engelleyemezlerdi.

Yıldırım Bay ezid’den yarım yüz yıl sonra Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u Türk-İslam ülkesi yapmak isteyince Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı kurdu ve onun Hisar Peçesiyle beraber Anadolu Hisarı’na da bir Hisar Peçe inşa ettirdi. Tarihçi Tursun Bey de bunu eserinde doğrulamaktadır.

Rumeli Hisarı’nın yapımından sonra her iki kalenin toplarla takviye edilmesiyle Boğaz’dan geçişin kontrolü yapılabilmiştir.

Ankara savaşından sonra, 1402 yılında Yıldırım Bayezid’in oğlu Süleyman Çelebi bir ara burada saklanmıştır. Varna Savaşına giden Osmanlı ordusu 1444 yılında Boğaziçi’nde buradan karşıya geçmişti.

Fatih Mehmed’de Rumeli Hisarı‘nı yaptırırken (1452) Anadolu Hisarı’nı tamir ettirerek bazı ilaveler yaptırmıştır.

Yahya Kemal Beyatlı bir yazısında Fatih Sultan Mehmed’in Anadolu Hisarı’na verdiği önemden ve tam karşısında yaptırdığı Boğazkesen Kalesi’nden şöyle bahseder:

Göksu vadisinde Boğaziçi surlarına ilk gelen Türklerden ta İstanbul’un ‘etkine kadar bu köy anlı şanlı bir hisardır. Kah Anadolu’dan Rumeli’ye, kah Rumeli’den Anadolu’ya koşan Yıldırım Bayezid’le oğulları, Murad ve Fatih gibi ve onların arkadaşları olan cengaverler ikide birde bir kartal kümesi halinde. bu kulelere konarlar, bu kulelerden kalkarlar.

Fetih senesi bu köy. kahramanlık :çağının kemalindedir. Hicretin 856. senesinin baharında genç Fatih iki de bir gelir, gider. Nihayet o Mart’ın 26. günü Hisar önünde, Gelibolu’dan gelen Baltaoğlu Süleyman Bey’in donanması, Ferzdeniz Boğazı’nda taş ve kireç yüklü binlerce gemi ve mavna Hisar önünde demirlerler; Fatih bütün paşalarıyla, beyleriyle, ağalarıyla, mimar başılarıyla işçileriyle karşıya geçer; o gün o kıyıda, Boğazkesen Hisarı’nın ilk temel taşını kendi koyar, Evliya Çelebi bu hisarı, halkın imanlı gözüyle gördüğü için temin eder ki Boğazkesen Hisarı, tepenin sağ kulesinden kıyının sol duvarına kadar kufi hatla çizilmiş bir Muhammed’dir; hem de bu görüşünü (Muhammed.) isminin (M)sinden (D)sine kadar şen ve şatır tarif eder.

İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı Devleti kuvvetli olduğu için bu kalelerin herhangi bir askeri değeri kalmamıştı.

Boğaz’m savunması kuzeye doğru kaymıştır. IV. Murad Kazak taarruzlarına karşı kavaklarda yeni kaleler yaptırdı. Anadolu Hisarı’nın 1928 yılında bazı duvarları tamir edildi, bazıları da yıkıldı.
Kalenin çeşitli adları var.

Tarihçi Tursun Bey’e göre Yeni Kale, Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendi’ye göre Akçahisar, Nişancı Mehmed Paşa’ya göre Güzelce Hisar, diğer bir çok yazarlara göre Yenice Hisar, Yeni Hisar gibi adları var. Bugün Anadolu yakasında olması sebebiyle Anadolu Hisarı adı ile tanınmaktadır.

Kale, Boğaz’ın Anadolu kıyısında İstanbul Boğazı ile Göksu Deresi arasında uzanan üçgen şekilli toprak parçası üzerindedir.

Şist ve kireç tabakaları halindeki toprak üzerine kurulmuştur. Dış kale duvarları tam deniz kenarında iken Göksu’nun getirdiği killi çamur halindeki alüvyonlarla dolması yüzünden biraz içerde kalmıştır. Toprağın yükselmesiyle kalenin güney batısında bir namazgah yapılmıştır. Rumeli Hisarı’dan 1/6 kadar küçüktür.

Çeşitli yüzyıllarda yapılmış planlar arasındaki farklar bu toprağın genişlediğini göstermektedir. Anadolu Hisarı dışkale, içkale ve asıl kale olmak üzere üç kısımdan meydana gelmiştir.

Dışkale, Kuzey-güney arasında 80 m., batı-doğu arasında 65 m. uzanır.

Çok kenarlı bir sur halindedir. Yanlarını kuleler korumaktadır. Doğu ve güneydoğuda içkale surları ile birleşir.

Güney duvarının bir kısmı yıkılmıştır. Batıda, güneyde ve doğudaki surlar deniz kıyısı yakınındadır. Kuzey surları ise kara surları halindedir. Duvarları yaklaşık olarak 2 m. eninde ve 3-7 m. yüksekliğindedir.

Kuzeyde ve kuzeydoğuda iki kapısı vardır. Kuzeydeki kara surları halindeki duvarların üzerleri mazgallı bir korkulukla bitiyor. Batıda, kuzeybatıda ve kuzeyde bulunan üç kule, dışkaleyi korumaktadır.

Eskiden tahta bir çatı ile örtülü imişler. Silindir şekilli olan batıdaki kule 4,75 m. çapında olup duvar kalınlığı 2 m.dir. Iç duvarında üstüste iki delik konmuştur.

Üzerindeki yol 4 m. yüksekliktedir. Kuzey batıdaki büyük kule 7,5m. çapında 4 katlı ve 25 m. yüksekliğindedir.

Batı kulesi planına benzer bir planda yapılmıştır. Batıya 12 m., doğuya 9,5 m.lik bir sahaya hakimdir. Tahta helezoni merdiveni vardır.

Kayalık bir çıkıntı üzerindeki kuzey kulesi üç katlı ve 6 m. çaplıdır. Silindir şeklinde olup korkuluğu üstüste mazgal halindedir. Aşağı katı kayalardan oyulmuş bir merdiven ile yer katına bağlıdır. iki üst kat ise, doğu ve batıda toprak seviyesindedir.

Batı duvar yolu yıkılmıştır. Bu üç kule surlar üzerindeki yolları görecek şekilde yapılmıştır. Ana duvarlar yontulmuş blok taşlarla yapılmıştır.

Top deliklerinin kemerleri tuğladan yapılmayıp kesme taşla örülmüştür. Surlara giren kapıların izleri çoktan kaybolmuştur.

Mimar Ekrem Hakkı Ay verdiye göre Rumeli Hisarı ile Anadolu Hisarı ndaki Hisar Peçe Terin farklılığı şöyledir:

Rumeli Hisarı’nda top atış mazgalları da aşağı yukarı bir hatt-ı müstakim üstünde ve Boğaz’ a amud gibidir; doğuya doğru atış yapar.

Anadolu Hisarı’nda ise Hisar Peçe’nin şartları başkadır. Rumeli Hisarı’na nazaran çok zayıf olduğundan ilave olunan Hisar Peçe ‘nin tahkim edilip geniş tutulmasına ihtiyaç duyulmuş, üç burçla takviye edilmiştir. Büyük top mazgalları daha fazladır ve kuzey, güney ve batıya atış yapabilir. Bu sebeple Anadolu Hisarı Hisar Peçesi, kalenin umumuna büyük mikyasta eklenmiştir.

Top mazgallarının kemerleri kuzey dekinde ve batıdakinde taş, güney-batı yönündekiler ise tuğladır. Duvar kalınlıkları kuzeyde 1.45, kuzeybatı yüzünde 1.80, tam batıdaki parçada 1.60 m.dir. Hisar Peçe kuzeyden güneye 80, doğudan batıya 65 m. boy ve enindedir.

İç kale duvarları, dış kalenin güney doğusundadır. Doğu duvarları dış kale duvarlarına birleşmiştir. İçindeki asıl kale kuzey duvarına bitişik haldedir. Bu duvarlar 2-3 m. enindedir.

Beşgen bir alanı kaplar. Sadece dört köşesinde kuleler yer almıştır. Duvarlar üzerinde yol, mazgallar ve kenar korkulukları vardır. Yollar birbirine merdivenlerle bağlıdır.

Asıl kaleye giden bu yollar farklı yüksekliklerde olup ana kaleden görünecek durumdadır. Yollar, kaleye saldıran bir düşmanın kuvvetini kıracak, yürürken zorluklar ve tehlikeler yaratacak bir şekilde hazırlanmıştır.

Merdivenler asıl kaledeki askerlerin oklarına hedef olacak vaziyettedir. iç kale duvarlarının kaidesine açılan kemerlerde eski Osmanlı eserlerinde olduğu gibi tuğla kullanılmıştır.
Asıl kale, iç kalenin kuzey duvarına bitişik şekilde yapılmıştır.

Dikdörtgen şekilli bir kuleye benzemektedir. Bu kileye güney batıdaki kapıdan girilir. Temelden sonra dört köşeli olan yer katı vardır. Dört katlı olan bu kuleye bir asma köprü ile girildiğine göre kapısı sonradan açılmıştır.

Batı ve kuzey duvarlarında yer alan merdivenlerden asıl kalenin üstüne çıkılabilmektedir. XV. yüzyılda kurşun kaplamak ahşap çatı ile örtülü idi. Şimdi böyle bir çatı yok. Duvarları blok taşlarla yapılmıştır. Araları ise harçlarla doldurulmuştur. Bazı yerlerde tuğlaya rastlanmaktadır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Anadoluhisarı’nı şöyle anlatır:

“Leb-i deryada Göksu’nun denize karıştığı mahalde bir kaya üzerinde olup Yıldırım Bayezid binasıdır ki, sonra Ebü’l-feth Han tamir ve termim ettirdiğinden eksenle binasını ona nisbet ederler. Şeddadi bina olunmuş ali ve metin bir kaledir.

Amma küçüktür. Yirmi bin adımdır. Garbe nazır bir kapısı vardır. İçinde dizdarhanesi, neferat evleri, iki yüz kadar tımar ehli neferi vardır. Leb-i deryada karşı Rumeli Hisarı’na ve Akıntı Burnu’na nazır vaziyeti vardır.”

Aşıkpaşazade tarihi yapılış sebeplerini şöyle açıklar:

“Bab-Anı beyan eder kim Bayezid Han İstanbul’a tekrar geldi, neyledi anı bildirir. Leşkeri azim cemetti, geldi Kocaeli’nden Bursa’ya çıktı.

Yahşi Bey’i gönderdi. Şile Hisarı’nı ahidle aldı. Bayezid Han kendisi Bursa’dan göçtü Boğazkesen’in üst yanında bir hisar yap tu Güzelce Hisar derlerdi. Hisar kim tamam oldu, er kodu gitti. Bu fethin tarihi hicretin yediyüz doksan üçünde vaki oldu.”

Nişancı Mehmed Paşa farklı tarih vererek şöyle anlatır:

“Niğbolu Harbinden sonra Yıldırım Bayezid Güzel Hisan 797’de yaptu Kale bitince sultan, imparatora bir elçi göndererek İstanbul’un anahtarlarını istedi. Aşağıdaki esaslar üzerinde uyuşuldu. İmparator 5 yıl cizye vermeği ve Galata’daki Müslümanların orada bir mescid yapma hakkını ve Galata ‘ya bir kadı gönderilmesini kabul etti. Kavaklı Yenicesi’nde oturanlar bu semte gelip yerleştiler. Kale Moğol istilasından evvel bitirilmiştir.” (Nişancı Mehmed Paşa Timur’dan bahsediyor).

XVII. yüzyılda yapılmış Anadolu Hisarı resimlerinde kulelerde çatılar görünür. İngiliz Thomas Allom’un resminde bu çatılar yoktur.

1509 zelzelesinde İstanbul’un pek çok köşesi gibi Anadolu Hisarı da zarar görmüştür. Daha sonra kalenin bir çok yerleri yemden yapılırcasına tamir edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir