Arabacı Ali Paşa

Arabacı Ali Paşa Yeniçeri ağası, sadrazam (Ohri 1620-Rodos 1693). (Ohri 1620-Rodos 1693)-100. Sadrâzam, Yeniçeri ağası, kadı. Ohri’de doğdu. Medrese öğrenimi gördükten sonra imamlık mesleğine girdi. Bir kısım nâhiyelerde kadı naibliği yaptıktan sonra Şâhin Ağa adında bir kişiye imâm oldu.

Koca Halil Paşa, İbrahim Paşa Sadrazamlığında Edirne’de Arpa Emini iken, onun da imamlığını yaptı. “Ali Hoca” adı ile şöhret kazandı. Lefke kadılığında bulundu. Daha sonra Kamaniçe Defterdarlığında görev aldı.

Babadağı muhâfızı Köprülüzâde Mustafa Paşa’nın yanında çalıştı ve onun Kethüdahğına kadar yükseldi. Fazıl Mustafa Paşa’nın Sadrazamlığı zamanında da onun Kethüdahğına devam etti. Kasım 1689’da Yeniçeri Ağası oldu. Bir yıl sonra ise Fazıl Mustafa Paşa’nın setere hareketi dolayısıyla vezirliğe terfi ederek, Rikâb-ı Hümâyûn Kaymakamlığı’na getirildi.

Fazıl Mustafa Paşa’nın cepheden şehâdet haberi gelince, Ali Paşa, Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi ile Şeyhülislâm Ebû Saîdzâde Feyzullah Efendi’nin aracılığı sonunda 30 Ağustos 1691 tarihinde Sadrâzam olmuştur.

Bu göreve getirilişinin üçüncü günü, tuğları çıkarılarak kapıya dikildi. 17 Eylül 1691 günü de otağı Hıdırlık bağlarına kuruldu ise de, çağdaşlarının “Veziriâzâm namına olan yadigâr”, “Koca mekkâr” ve “kelb-i akûr” dedikleri Ali Paşa, serdârlık kıymet ve yeteneklerinden de yoksun idi.

Efendisi Fâzıl Mustafa Paşa’nın hâzinesini mîrîye devretti. Ancak Fâzıl Mustafa Paşa’nın pek çok fazla olan malının az bir kısmının hazîneye teslimi dedikodulara yol açtı.

Ordunun ihtiyaçlarını mükemmel ve muntazam bir sûrette temin etmek için, kendisinin Edirne’de kalmasının lüzumlu olduğunu ulemâya kabul ettirmek maksadıyla sarayında bir danışma toplantısı yapmıştı. Fakat bu toplantı da, kendisini sadâret makamına getirenlerin başında bulunan Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi’nin çok şiddetli ve ağır muhâlefeti ile karşılaştı.

Ancak çok fazla rüşvet vererek kendisine bağladığı Kızlarağası Karagöz Ahmed Ağa’nın yardımı ile başta Yahya Efendi olmak üzere muhâliflerinin pek çoğunu öldürttü. Diğer taraftan pâdişâhın bütün ısrarlarına rağmen savaşa gitmekten kaçmıyordu. Padişahı da bu isteğine iknâ etmişti.

Bu sıralarda Kızlarağası Karagöz Ahmed Ağa’nın vefâtı ile sarayda kuvvetli bir dayanağını kaybetti. Onun yerine geçen Uzun İsmail Ağa’yı rüşvetler vererek elde etmeye çalıştı.

Diğer taraftan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin tavsiye ve ısrarı üzerine II. Ahmed, Sadrazam Ali Paşa’ya savaşa gitmesi için serdârlık fermânı gönderdi. Birkaç gün sonra padişahın huzûrunda, Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin şiddetli bir hücûmuna uğradı. Huzurda Feyzullah Efendi’yi afyon tiryakiliği ile suçladı.

Kızlarağası Uzun İsmail Ağa’nın yardımı ile onu Şeyhülislâmlık’tan azlettirdi. Ancak kendisi de pâdişâhın itimadını kaybetmişti.

Yeniçeri Ocağı’ndaki kendi adamları ile, faâliyetlerinden şüphelendiği Süleyman Ağa aleyhine sahte bir fitne çıkararak taht endişesine düşen II. Ahmed’e, onu azlettirdi. Hazinedâr Nezir Ağa, Kızlarağası oldu. Ancak bu Nezir Ağa, Süleyman Ağa’nın azline sebep olan fitneyi Sadrazam’ın çıkardığını padişah’a söyledi. Nezir Ağa’ya katılan öteki saray ağaları da Ali Paşa’nın azledilmesini istediler.

Bütün bu istekler karşısında gayrete gelen II. Ahmed, 27 Mart 1692 günü Hasoda’ya dâvet ettiği Sadrâzam Ali Paşa’yı iyice tahkîr ve tekdir ettikten sonra: “Hizmet-i şerifimizde bulunan kullanım kollarından tutup huzurumdan zorla çıkarmak ve pençeli buyrultu ile araba gönderip çıkan ağalan bize misafirliğe gönderesiniz; yoksa kul ayaktadır.

Sonra iş aksi olur diye zorbalığa mı başladın? Ben zorba ararım. Meğer zorbabaşı sen imişsin. Fitne çıkarmak istediğin anlaşıldı” diyerek elinden sadâret mührünü alıp, Dârüssaâde Ağası’nı almak üzere Saray’a gönderdiği arabaya kendisi bindirilerek Edirne’ye sürgün edildi.

Kızlarağası ile öteki saray erkânının yardımı ile idamdan kurtuldu. Gelibolu’ya, oradan da bir çekdiri ile Rodos’a sürüldü. Yakınları hapsolundu. Bütün malı, eşyası, 12.000 kese nakid, mücevher ve gümüş takımları ile deve ve katırları tamamıyla hazineye alındı.

Edirne’de derbeder kıyâfetli bir adamın Rıkâb-ı hümâyûn’ö bir kâğıt sunarak, “gayet bozuk olan devletin durumunu, ancak Ali Paşa düzeltebilir” arzında bulunması üzerine, ihtiyar vezirin yeni bir fitne ve fesâdından korkularak, idâmı için Şeyhülislâmdan fetvâ alındı. 21 Nisan 1693 tarihinde 73 yaşında iken idâm edildi. Mezarı Rodos Adası’ndadır.

Sadrazamlığı sırasında, azil, sürgün ve mahvettiği kişileri yanma çağırıp tekdir ettikten, atını aldırarak, binek taşına bir araba çekdirtikten sonra sürgün yerine gönderdiğinden dolayı “Arabacı lakabı” ile meşhur olmuştur.

Son derece hırçın, şiddet sâhibi, ayıpları ile tanınmış ve pek çok kimsenin nefretini kazanmıştı.

Kaynak

(Hâfız Hüseyin Ayvansarayî, Vefeyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical (haz. Fahri Ç.Derin), (İstanbul 1978); İsmail Hâini Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronoloji, C.III, (İstanbul 1971); Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silâhdar Tarihi C.II, (İstanbul 1928); Reşad Ekrem Koçu Ali Paşa. Arabacı maddesi, İslâm Ansiklopedisi, C.I. (İstanbul 1978); Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmani C.III, (İstanbul 1311); Râşid Mehmed, Râşid Tarihi, C.II, (İstanbul 1282); Osmanzâde Tâib Ahmed, Hadikatü’l-Viizerâ, (İstanbul 1271); İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmank Tarihi, C.III/I, (Ankara 1954)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir