Arapça

Arapça Günümüzde Arapça, Arap Yanmadası’ndaki Suudi Arabistan, Yemen Arap Cumhuriyeti, Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’in yanı sıra Ortadoğu’daki “Bereketli Hilal” ülkeleri (Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak) ile Kuzey Afrika’daki Mısır, Sudan’ın kuzeyi, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas’ın da ulusal dilidir. Bütün bu ülkelerde Arapça konuşanların sayısı 120 milyonu geçer. Arapça, bu ülkelerin güneyinde ve doğusunda bulunan komşu ülkelerin pek çoğuna da yayılmıştır. Ayrıca, Asya ve Afrika ülkeleri ile Avrupa’da yaşayan Müslümanlar ibadet dili olarak Arapça’yı kullanırlar.

Arapça bir Sami dilidir. Öteki Sami dilleri arasında İsrail’de konuşulan ve Yahudi dinsel geleneğiyle Kutsal Kitap’ın Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) bölümünün dili olan İbranice  ve Etiyopya’nın ulusal dili olan Amhara dili bulunur. Sami dilleri, Kuşi (örneğin Somali dili), Çad (örneğin Hausa dili), Berberi ve eski Mısır dilleri gibi Afrika’da konuşulan bazı dil aileleriyle de yakından ilişkilidir.

Arapça’nın çok sayıda lehçesi vardır; bir Yemenli Fas’ta bir pazar yerindeki günlük konuşmayı izleyemez. Arapça’nın günümüzdeki lehçeleri, İslam’ın kutsal kitabı Kuran’ın yazıldığı klasik Arapça’dan oldukça farklıdır. Bununla birlikte, bütün Arap dünyasında iletişim ve yayıncılık gibi kamu hizmetlerinde kullanılan çağdaş standart Arapça, klasik Arapça’ya oldukça yakındır ve Arapça konuşanların çoğu tarafından anlaşılır.

Arapçanın Özellikleri

Alfabe ve Yazı

Arapça sağdan sola doğru yazılır ve satırlar Türkçe’de olduğu gibi yukarıdan aşağıya doğru sıralanır. Arapça bir kitabın ilk sayfası, Türkçe bir kitabın son sayfasının yerindedir.

Arap alfabesindeki 28 harfin hepsi aslında ünsüz olduğu halde, altlarına ya da üstlerine konulan ve hareke adı verilen özel işaretler yardımıyla üç kısa ünlü ile birlikte okunur. Bu harflerin verdiği seslerin bir bölümü Türkçe’ de ve başka dillerde bulunmaz. Ayrıca, çoğu dilde ve Türkçe’de tek harfle gösterilen ince ve kalın k gibi bazı sesler için Arap alfabesinde iki harf vardır. Örneğin kemal ve kasem sözcüklerindeki k sesleri iki ayrı harfle (kef ve kaf) yazılır. Arap alfabesinde z, s ve h seslerini veren üçer ayrı harf bulunur (zel, ze, zı; se, sin, sad ve ha, hı, he)\ 28 harfin dışında, lâmelif adı verilen ve alfabede gösterilmeyen bir harf daha vardır. Bu harf, lâm ve elif harflerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Arap harflerinin kısa ünlü olarak okunmasını sağlayan harekelerden üstün (fetha), harfin üzerine konur ve a’ya yakın, açık bir e sesi verir (kedi’deki değil, kendi’deki e sesi gibi). Esre (kesra) harfin altına yazılır ve harfi i sesiyle birlikte okutur. Ötre (zamme) ise harfin üzerine yazılarak u sesiyle okutur. Harekelere günlük kullanımda yer verilmez; bu işaretler daha çok Kuran’da, şiir kitaplarında ve çocuk yayınlarında, yanlış okumayı önlemek için kullanılır.

Arapça’da uzun ünlüler, elif (uzun a için), vav (uzun u için) ve ye (uzun i için) harflerinin yardımıyla ve bazen uygun bir harekeyle birlikte gösterilir.

Arap yazısında Latin alfabesindeki gibi büyük ve küçük harf aynmı yoktur. Yalnız, sözcüğün başında, ortasında ya da sonunda oluş larına göre harflerin yazılışı değişir. Kendinden sonra gelen harfle bitişmeyenler dışındaki bütün harflerin, sözcük içindeki yerlerine göre üç değişik biçimi vardır.

Arap yazısı, İslam dininin benimsendiği ülkelerdeki pek çok dilin yazılmasında kullanıldı. Bunun için genellikle belli uyarlamalar yapıldı. Örneğin Farsça’nın yazılabilmesi için Arap yazısına p, ç ve j (pe, çim ve je) seslerini göstermek üzere yeni harfler eklendi. Türkler

10.yüzyılda Arap alfabesini kullanmaya başlayınca, Türkçe’nin bazı seslerini gösterebilmek için Arapça’daki harfler üzerinde küçük değişikliklerle yeni harfler türettiler. Türkçe gibi Malay, Svahili ve Hausa dillerinin yazı-mında da artık Arapça kullanılmamaktadır. Öte yandan, İran’da Farsça, Afganistan’da Peştu ve Pakistan’da Urdu dillerinin yazımında günümüzde de Arap alfabesinden yararlanılarak düzenlenmiş yazı sistemleri kullanılır.

Arapça’nın Yapısı

Arapça bükünlü dillerdendir. Bu yüzden Arapça sözcüklerin çoğu, büyük bölümü üç harften, geriye kalanları ise dört ya da beş harften oluşan köklerden türetilir. Bunun için, kök sözcüğün önüne, sonuna ve ortasına çekim ve yapım ekleri getirilerek yeni sözcükler türetilir, anlamı etkileyecek sözcük biçimleri elde edilir. Bu ekler kısa ya da uzun ünlü, bazen de ünsüzdür. Örneğin, “yazmak” mastarının kökü olan ketebe (o [erkek] yazdı) sözcüğünde k-t-b harfleri vardır. Bu köke belirli ekler getirerek üktüb (yaz), kitâb (kitap), kütüb (kitaplar), kâtib (kâtip, yazıcı), küteyyib (küçük kitap, kitapçık), mektub (yazılmış şey), istiktâb (yazdırmak), kitâbeyrı (iki kitap), mekteb (üstünde yazı yazılan eşya), ketebnâ (biz yazdık) gibi bütün isim ve eylem çekimleri, çoğullar, Türkçe’de olmayan erkek, dişi ve cinssiz isim ayrımları, hatta çok az dilde bulunan ikili çoğul biçimleri elde edilebilir.

Arapça’nın Bilim Geleneği

Arapça’nın bilim geleneği çok zengindir. Felsefe, matematik, doğa bilimleri, tıp ve filoloji gibi alanlarda Arap bilginleri klasik Yunan geleneğini sürdürdüler. Ortaçağdan başlayarak Arapça kaynaklar Avrupalı bilginlerce incelendi ve batı dillerine çevrildi. Avrupa dilleri bu dönemde Arapça’dan pek çok terim ve sözcük aldı. Alkol, cebir, şifre sözcükleri bunlardan birkaçıdır. Bugün kullandığımız, 10 rakama dayalı sayma sistemi de Araplar aracılığıyla bütün dünyaya yayılmıştır. Bu yüzden, Roma rakamlarından tümüyle farklı olan bu rakamlara Arap rakamları denir.

Arapça’nın Edebiyat Geleneği

Arap edebiyatında en eski tür şiirdir. İslam’la birlikte dinsel konular yaygınlaştı ve tutuldu. Daha yaygın bir tür ise yiğitlik öyküleriydi. Bunların en ünlüsü, iç içe girmiş şiir ve uyaklı düzyazıyla yazılmış olan Siret Anter’dir (Antername). Arap düzyazı edebiyatında, tanınmış öykü ve masallardan oluşan büyük diziler vardır. Bunlardan en ünlüsü Binbir Gece Masalları’dit. Yüzyıllar boyunca toplanan ve birçok dile çevrilen bu masallar Şehrazad, Gemici Sinbad, Alaec^din, Ali Baba ve Halife Harun Reşid gibi kimi düşsel, kimi gerçek kişiler olan kahramanlarıyla tanınır.. 20. yüzyıl Arap edebiyatında roman ve kısa öykü gibi batı edebiyatı türleri de yaygınlaşmıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir