Arıcılık

 

Arıcılık,Gerçekten de arılar olmasaydı birçok bitki döllenemeyeceği için yeryüzünden silinirdi. Bitkilerin üreyebilmesi, çiçek tozlarını taşıyan böceklerin varlığına bağlıdır.

Arıcılık ve Bakımı

Tozlaşma denen bu süreçte en büyük görev de çiçekten çiçeğe dolaşan anlara düşer. Bu nedenle, tarım bitkilerinin tozlaşmasına yardımcı olarak insanın, yabani bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak da hayvanların temel besin kaynaklarının tükenmesini önleyen arıların bakımı ve yetiştirilmesi büyük önem taşır.

Arı Yetiştiriciliği Nasıl Yapılır?

Balarılarının Apis cinsini oluşturan dört türü vardır. Ama balarısı dendiğinde, dünyanın hemen her yerinde arıcıların yetiştirdiği evcil balansı (Apis mellifera) anlaşılır.

İnsanoğlu bugüne kadar çok yararlı iki böceği evcilleştirmeyi başarmıştır; bunlardan biri balansı, öbürü de ipekböceğidir. Balansı, anayurdu Avrupa’dan dünyanın birçok bölgesine yayılmış, Asya, Amerika ve Avustralya’ya götürülerek başka an ırklarıyla melezleştirilmiştir.

Arıcılık yapmaya başlayan ilk insanlar anlarını ince ağaç dallarından örülmüş sepetlerde ya da ağaç kütüklerinin oyuklarında yetiştiriyorlardı.

Sonradan hasır sepetler kullanmaya başladılar. Ama bütün bu barınaklarda arılar peteklerini doğrudan duvarların yüzeyine yaptıklan için, arı topluluğuna (koloniye) zarar vermeden bal almak olanaksızdı.

Bu yüzden, yaz sonunda en çok balla dolarak ağırlaşan sepetler seçilir, arılar kükürt dumanıyla öldürülür ve duvarlardaki petekler kesilerek balını akıtması için ezilirdi. Ertesi yıl an yetiştiricisi öbür kolonilerden ayrılan ve “oğul” denen yeni sürülerle boş sepetleri doldururdu.

Bugünkü kovanlarda, alt ve üst yanı açık olan dikdörtgen biçiminde tahta kutular kullanılır. Üst üste yerleştirilen bu kutuların ya da bölmelerin sayısı koloninin büyüklüğüne göre artırılıp azaltılabilir.

Örneğin kışın bir kolonide bir anaarı ile 8.000 kadar işçi an bulunur; ama yaz ortalarına doğru işçi arıların sayısı 60.000’e ulaşabilir. An yetiştiricisi kovandaki bölmelerin içine yanyana ve dik duracak biçimde tahta çerçeveler yerleştirir.

Bu çerçevelerin içinde, her iki yüzüne kabartma olarak altıgen petek gözü kalıplan basılmış olan ince bir balmumu katmanı vardır. İşçi anlar çerçevenin iki yanını petek gözleriyle doldurabilmek için, vücutlarındaki salgı bezlerinden daha çok balmumu salgılamaya başlarlar.

Arı yetiştiricisi bu çerçeveleri kovandan dışan çıkararak her peteği ayn ayn inceleyip arılanmn durumunu yakından izleyebilir.

Arılar peteklerdeki gözlerin bir bölümünü bal ve çiçektozu depolamak için kullanır, bir bölümünü de yavruların bakımına ayırırlar. Kovandaki her bölmenin ortasına yerleştirilmiş olan peteklerin gözleri oldukça küçüktür.

Oysa yanlardaki peteklerde, hatta öbür peteklerden çoğunun kenarlarında gözlerin daha büyük olduğu kolayca görülebilir.

Bu büyük gözler yumurtaların ve yavrulann yuvasıdır. Anaarı yumurtlama zamanı geldiğinde bütün petekleri dolaşır ve döllenmiş yumurtalanm küçük gözlere, döllenmemiş olanları büyük gözlere bırakır. Döllenmiş yumurtalardan işçi anlar, döllenmemiş yumurtalardan ise erkek anlar çıkar.

Arı Kovanı Nasıl Kurulur?

Bir kovandaki an sayısı yalnız mevsime değil, besinin az ya da çok olmasına da bağlıdır. Kovana ne kadar çok çiçektozu gelirse an sayısı da o kadar artar. Anaarı yazın en sıcak aylannda günde 1.500 yumurta yumurtlayabilir.

Yeterince kalabalıklaşan koloni, hava koşullan da elverişliyse, oğul vermeye hazırlanır. Kovandaki anlann hemen hemen yarısı anaarı ile birlikte kovandan ayrılır ve yakındaki bir ağacın dalında hepsi birbirine sımsıkı kenetlenerek bir oğul oluşturur.

Ama bu geçici bir yerleşmedir. Bu arada gözcü arılar sürekli çevrede dolaşarak yuva kurmaya elverişli bir yer ararlar. Oğul vermek koloniyi çok sarsacağı gibi an yetiştiricisinin alacağı bal miktarını da azaltabilir. Ama yetiştiriciler arılarının oğul vermeye hazırlandığım önceden anlayabilirler.

Çünkü kovandaki arılar uzun süre anaansız kalmamak için eski anaarı aynlmadan önce gerekli önlemleri almaya başlarlar. Oğul vermeden önce yaptıkları ilk iş, genç anaarı adaylarının yetiştirileceği özel petek gözlerini hazırlamak olur.

Anaanlar da işçi arılar gibi döllenmiş yumurtalardan gelişir. Ama larva evresindeyken işçi arıların salgıladığı arısütüyle beslendikleri için öbür dişilerden farklı olurlar. Petekte bu özel gözlerin belirdiğini gören yetiştirici, anlannın oğul vermeye hazırlandığını anlar.

Oğul vermek arı topluluklarının doğal çoğalma yoludur ve tümüyle engellenemez. Ama yetiştirici bu olayı bir süre geciktirebilir, hatta en uygun bulduğu dönemde koloniyi bölerek oğul verme zamanını öne alabilir.

Böylece “yapay oğul” veren ve anaansız kalan koloni, işçi anların çıkacağı larvaları arısütüyle besleyerek yeni bir anaarı üretebilir. Anlann doğal yollardan oğul vermesine de, bal üretimini olumsuz etkilemeyecek aylarda izin verilir.

Yetiştirici, kovandan ayrılan ve geçici bir konaklama yerinde kümelenen oğul sürüsünü silkeleyerek ya da bir fırçayla süpürerek bir kutuya doldurur. Sonra da içinde yeni çerçevelerin bulunduğu boş bir kovana yerleştirir.

Bal ve Balmumu

Arı yetiştiricisi kovandan bal almak için, anaarının bütün peteklere yumurta bırakmasını engellemek zorundadır. Bunun için, kovandaki bölmelerin arasına delikli bir levha yerleştirir. Daha küçük olan işçi arılar bu deliklerden geçebilir, ama anaarı geçemediği için yumurtalarını yalnızca alt bölmedeki peteklere bırakmak zorunda kalır. Böylece işçi arıların bal depoladığı üst petekler alt bölmedeki yumurtalara zarar vermeden dışarı çıkarılabilir.

Balın kaynağı çiçeklerdeki balözü ya da bitkilerin başka bölümlerinin, hatta bazı böceklerin salgıladıkları tatlı sıvılardır. Arılar topladıklan balozunu kovandaki peteklere taşır, içine bazı enzimler katarak bileşiminde

ki su oranını yüzde 16-20’ye düşürür ve böylece hazır olan balı gözlere doldurarak üstlerini balmumuyla örterler. Arı yetiştiricisi çerçeveleri dışarıya çıkararak petek gözlerinin üstündeki balmumlarım bir bıçakla kazır ve balı petekten ayıracak olan santrifüj makinesine yerleştirir. Koyu kıvamlı bir sıvı halinde makineden akan bal süzülür ve hava kabarcıklarının yüzeye çıkması için birkaç gün bekletildikten sonra cam kavanozlara doldurularak saklanır.

Eskiden bütün yiyecekleri tatlandırmak için bal kullanılırdı. Bugün şekerpancarından ya da şekerkamışından şeker elde etmek daha ucuz olduğu için, dünyadaki bal üretiminin büyük bölümü kahvaltılık olarak tüketilir. Boşalmış peteklerin eritilmesiyle elde edilen balmumunun ise, başta kozmetik sanayisi (krem, ruj gibi maddeler), mum yapımı ve petek kalıplarının hazırlanması olmak üzere çok geniş bir kullanım alanı vardır.

Arı yetiştiricisi, kovandaki balları aldıktan sonra kışın açlıktan ölmemeleri için arılarını şekerli suyla besler. Anlara verilecek şurup miktarı o bölgede kışın uzun ya da kısa sürmesine bağlı olarak değişir. Örneğin Avrupa’nın kuzeybatısında kış boyunca 14 kg şeker yeterli olurken, kuzeydeki daha soğuk ülkelerde bu miktar artar, Akdeniz ikliminde ise çoğu kez arıları şurupla beslemeye bile gerek kalmaz.

Arılardan Korunma 

Arı yetiştiricileri kovanlarla uğraşırken, başlarını arıların iğnelerinden korumak için özel bir başlık giyerler. Arıcı maskesi denen bu başlık, peçeli ve geniş kenarlı bir şapkadır. Geniş kenarlı olması peçeyi yüzden olabildiğince uzak tutmaya yarar. Bazı arıcılar aynca eldiven giyerler; ama bu eldivenlerle çerçeveleri tutmak ya da gerekli aletleri kullanmak pek kolay değildir. Arılan yatıştırmak ya da uzaklaştırmak için alınabilecek tek önlem de üstlerine duman püskürtmektir. An yetiştiricisi özel bir körükle kovanın tepesinden içeriye duman gönderdiğinde, bunu bir yangın habercisi sanan anlar peteklerini yeniden kurabilmek için bol bol bal yutarlar. Bu bal arıları sakinleştirir ve yetiştirici, belki bir iki arının sokması dışında, tehlikesizce kovanda çalışabilir.

Yabani Arıların Yetiştirilmesi

Bal elde etmek için dünyanın hemen her yerinde evcil balansı yetiştirilir. Bununla birlikte bazı arı türlerinin, tarım bitkilerinin tozlaşmasında evcil balansından daha etkili olduğu saptanmıştır. Bu yüzden ABD’de ve Kanada’da yoncaların tozlaşmasını sağlamak için yaprakkesen arılar beslenir. Öte yandan, Meksika’nın Yucatan yöresinde yaşayan Mayalar da tarihöncesi çağlardan beri bal elde etmek için bazı iğnesiz arıları yetiştirirler. Bu arılar içi oyuk ağaç kütüklerinden yapılmış kovanlara alınır ve kütüklerin iki ucu tahta levhalarla kapatılır. Ortadaki küçük bir delikten girip çıkabilen arılar, kütüğün iki ucunda bal depolarlar. Böylece, kapak olarak kullanılan tahta levhalar çıkarılarak bal kolayca alınabilir. Mayalar’ın bal alma mevsiminde yaptıkları şenlikler dinsel bir tören niteliğindedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir