Arılar

Arılar Hakkında Ansiklopedi Bilgi,Balansının bedeni üç bölüme ayrılır: Baş, göğüs, karın. Başta iki petekgöz iki duyarga, bir ağız aygıtı bulunur; ağzın çok gelişmiş olan alt bölümü bir çeşit dile (glossum) dönüşmüştür; çiçeklerin şekerli sıvılarını (balözü) emmeye ve yalamaya yarar; göğüste iki çift kanat ve üç çift bacak bulunur; karın sarı ve siyah halkalardan oluşur.

Arıların Özellikleri

Balarıları toplum halinde yaşar ve genellikle kendilerini yetiştirenlerin, yani arıcıların hazırladıkları kovanlarda barınırlar.Bir arı toplumunda anaarı (kraliçe, beyarı da denir), erkek arılar ve işçi arılar bulunur; anaarı ince uzun karnından tanınır; işçi arılarınsa arka bacaklarında fırçalar ve sepetler vardır. Anaarı ile işçi arılarda, zehir kesesine bağlı bir zehir iğnesi bulunur; erkek arılarda bu iğne yoktur.

Arı Krallığın Düzeni

Türün üremesini sağlayan arı, anaarıdır: Anaarı ömründe bir tek kez döllenir; bunun için 100-150 kadar erkek arıyla bir çiftleşme uçuşuna çıkar; bunlardan hangisi onun kadar yükseğe, binlerce metre yukarıya uçabilirse, anaarı onunla çiftleşir.

İşe yaramayan öteki erkek arılarsa, bir süre daha alıkonduktan sonra öldürülür ya da kovandan atılırlar. Bu tek döllenmeden sonra başlayan yumurtlama, günde 1 000-2 000 yumurta arasında değişerek, kraliçenin ömrü boyunca 5 yıl sürer (soğuk aylarda yumurtlama durur).

Yumurta açılınca içinden bir kurtçuk çıkar; kurtçuk evresi gelişmenin, biçim değiştirmenin (başkalaşma) ilk evresidir; bundan 6 gün sonra krizalit ya da nemf evresi gelir, ondan da 9-12 gün sonra erişkin bir böcek, yani arı ortaya çıkar.

Yumurta döllenmemişse, erkek arı, döllenmişse işçi arı çıkar. Kurtçuk arı sütüyle beslenirse, yavru anaarı olur; beslenmede arı sütü az kullanılırsa, yavru, kısır işçi arı olur. Böylece, bir kovanda birçok anaarı birden doğabilir; ama ilk çıkan anaarı, daha nemften çıkmadan önce, ötekileri yok etmeye bakar.

Kovanda işçi, erkek ya da anaarıların petekleri değişik büyüklükte ve değişik biçimde küçük boşluklardan (petekgözü) oluşur. İşçi arıların petekleri hem küçük hem de altıgen biçimlidir (altıgenlik, yeri en iyi değerlendirme olanağı sağlar).

Doğumlar, topluluk iki katına çıkıncaya kadar aralıksız sürer. Anaarı (kraliçe) uyruklarından bir bölümünü alarak kovandan ayrılır. “Oğul” denen bu gürültülü arı topluluğu, yakındaki bir yere, sözgelimi bir ağacın dalına üzüm salkımı gibi asılır, yeni bir toplum kurmak için bekler.

Ama oğul vermeden önce, işçi arılar eski kovanda bir miktar anaarı petekçiği de yaparlar; bu petek-çiklerde yetişen ana arılardan yalnız biri yaşayacak ve yeni kraliçe olacaktır.

Sayıları onbinleri bulan işçi arılar, iyi bir işbölümü yaparak, üremeden başka bütün toplumsal görevleri yüklenir. Her biri yaşamı süresince, belli kurallara göre bir çeşit çıraklık geçirerek, art arda çeşitli görevleri yerine getirir.

Yavru arılar yumurtadan çıkar çıkmaz peteklerin temizliğinde kullanılırlar; ondan sonra, başka işçi arıların petekgözlerine doldurduğu baldan ve çiçektozundan alarak kurtçukları ağızlarıyla beslerler.

Ancak 10. güne doğru dadılık, temizlikçilik ve depoculuk işini bırakarak, ilk kısa yön bulma uçuşlarını yaparlar.

İşçi arıların petek yapmakta kullandıkları mumu salgılayan bezleri, bu evrede çalışmaya başlar. Küçük pulcuklar halinde oluşan balmumu, petek yapımına yarayan küçücük topaklar halini alıncaya kadar alt çene parçaları tarafından yoğrulur. 18. gün işçi arı, kovanın girişinde nöbete girerek savunma görevini yüklenir.

Kovanın içinde sıcaklık 34 °C-35 °C’ı aştığı zaman, birçok işçi arı biraraya gelerek kanatlarını hızlı hızlı çırpar ve vantilatör gibi bir hava akımı yaratırlar.

20. günden ölünceye kadar (işçiler genellikle 4-5 hafta yaşar) toplum için yapacakları en önemli iş, çiçek çiçek dolaşarak balözü ve çiçektozu toplamaktır. İşçi

arı balözü ve çiçektozu toplayacağı çiçekleri aramak için, bazen kovandan birkaç kilometre uzaklaşır. Balözü, sindirim organında bala dönüşür. Arka bacaklarla toplanan çiçektozlarıysa, götürülüp, petekgözlerine yığılır.

Arıların Dili

Arıların duyularının, farkına bile varamadığımız olağanüstü olanakları vardır. Üstlerinde koku almaya yarayan binlerce duyu kabarcığı bulunan duyargaları, çiçekleri arayıp bulmada onlara kılavuzluk eder; gözleri, insan gözünün bile farkedemediği bazı renkleri birbirinden ayırırlar. Çok gelişmiş koklama duyusuyla çiçeklerdeki çeşitli kokuları bulur ve ayırdederler.

Bazı doğa bilginleri, insanlar nasıl nesnelerin biçimini görüyorsa, arıların da kokunun biçimini algılayabileceğini ileri sürmektedirler. Öte yandan arı, “yönelme”yi bilir ve güneşe bakarak dönüş yolunu bulur.

Arıların son derece önemli bir başka davranışı, bazı haberleri özellikle yeni bulunan bir besin kaynağını birbirine duyurma yetisidir. Bu bir konuşma dili değil, bir tür “dans dili”dir.

Arı bazen sağa, bazen sola doğru yaptığı dairesel hareketlerle bir şeyler anlatır. Çevresinde birikenlarkadaşlarının dikkatini böylece çeker.Bu dansla “çevreyi jarayın,, ama 100 metreden öteye gitmeyin” demek ister.

100 m’den ötedeki uzaklıklar için 8 biçiminde daireler çizer, karın bölümünü de uzaklıkla orantılı bir ritimle oynatır. Bu hareket dili, bütün arı ırkları için aynı değildir, sanki aynı dilin değişik ağızları söz konusudur.

Arılar ve İnsanlar

Bal ve balmumu yapan arı yetiştirmek, çok eski zamandan beri bilinmekte ve bunun izlerine İ.Ö. 3600 yıllarında Mısırlılarda Taşlanmaktadır.

Arıcılık denen bu yetiştirme tekniği, eskiden bal alınırken petekleri ezerek arıların yokolmasına yolçarken, günümüzde oynar çerçeveler kullanılarak arılara zarar vermeden bal alma olanağı sağlanmıştır.

Herkovanjbir mevsimde!30-35 kg bal, 50 kg çiçektozu (yapıcı ve dengeleyici besin olarak kullanılır), biraz arı sütü (anaarıların üstün besini) ve çeşitli amaçlarla kullanılan balmumu sağlar.

Arıların yaptığı iş konusunda bir fikir edinmek için, 40 000 arının 45 000-50 000 arasında petekgözü yaptığını bilmek yeter.Arıların tarım yapılan bölgelerde yetiştirilmesi çok yararlıdır; çünkü, durmadan çiçekten çiçeğe dolaşarak bitkilerin çapraz döllenmesini sağlarlar.

Bu yararlı böcek, bazen sokmasıyla insanlar için zararlı da olabilir. Arı soktuğunda, önce deride takılı kalan iğneyi çıkarıp, atmak, sonra deriye alkol sürmek gerekir. Arının iğnesi boğaza batmışsa ya da bir kişi birçok arı tarafından sokulmuşsa, hiç vakit geçirmeden bir sağlık kurumuna başvurmalıdır.

Arılar

Arılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir