Arkeoloji Tarihçesi

Arkeoloji Tarihçesi Bugün arkeoloji, bütünüyle geçmişin değil, şekilli ve maddi varlıkların ilmidir. Meselâ yunan arkeolojisi, yunan medeniyetini tanımlayıp ortaya çıkaran bütün taşınır ve taşınmaz şeylerin incelenmesidir: tapınaklar, istihkâmlar, limanlar, heykeller, vazolar, bronzlar, mezarlar. Papirüs veya yazılı taşları da bu arada sayabiliriz; ama metinlerin incelenmesi başka bilgi kollarına girer.

Homeros, arkeolojinin babası sayılır: gerçekten de destan, çöküp gitmiş parlak bir medeniyetin bütün eski yapıtlarını yeniden canlandırır. Thukydides de anlattığı medeniyetlerde yapıtların önemini kavramıştı. Arkeoloji, özellikle parlak bir geçmişin özendiği gerileme devirlerinde gelişir. Strabon. Lukianos, Athenaios, Plutarkhos, özellikle Pausanias «eskiye düşkün» kimselerdi. Romalılar arasında da Varro, Vitruvius, Plinius ve özellikle görüp hayran kaldığı yunan anıtlarının birer eşini Tibur’daki bahçesinde yaptıran imparator Hadrianus sayılmağa değer. Ortaçağ boyunca, eski sanat hep ilgiyi çekmekte devam etti; ama arkeolojinin bir ilim ve tutku olarak doğusu Rönesans’ta olmuştur: «Arkeoloji yoktur, yalnız arkeologlar vardır» deyimi bu devir ve günümüz için, yani arkeolojik araştırma yönteminin açıklığa kavuşmasına kadar geçerli kalmıştır.

Büyük romalı hatip Cola di Rienzo’nun, italyan birliğini kurmak için gösterdiği çabalar, antik latin eserlerine duyulan hayranlık yüzünden desteklendi. Koleksiyon hevesi ve ticaret amacıyle Ancona’lı Ciriaco bütün Doğu Akdenizi dolaştı.

Arkeolojinin gelişmesinde büyük yararları olan Fransızlar, XVII. yy. da Peiresc, Courmenin, Nointel, Spon, XVIII. yy. da Bernard de Montfaucon, Paul Lucas, rahip Barthelemy, Choiseul-Gouffier’dir. 1687 İnfilâkından 14 yıl önce Nointel, Parthenon’daki heykellerin resimlerini yaptırmıştı. Choiseul-Gouffier de Truva’da bir kazıya girişti. XVIII. yy. da Klasik Antikçağ harabelerine karşı tutku uyandı. Gravürcü Piranesi, Pompei ve Herculanum kazılarıyla ortaya çıkan bu tutkunun temsilcisidir. Bununla birlikte, fransız Caylus ve alman Winckelmann bu alanda en önemli iki addır.

XIX. yy. da Mısır’a yapılan sefer ve Parthenon mermerlerinin Londra’ya (lord Elgin) gönderilmesiyle arkeoloji ilmi daha da gelişti. Yunanistan ve Roma belli başlı araştırma konusu kalmakla birlikte, arkeoloji çalışmaları başka bölgelere de sıçradı. Böylece Mısır (Champollion, Lepsius, Mari ette), Yakındoğu tarih öncesi (Boucher de Perthes), Kolomb öncesi ve XX. yy. başında Girit arkeolojileri doğdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir