Arsenik Nedir,Zehirlenmesi

 

Arsenik Nedir Atom numarası 33 ve atom ağırlığı As=74,91 olan arsenik, özellikleri bakımından metallerle ametaller arasında yer alır; birçok yönüyle de fosforu andırır. Pek çok alotropik çeşitleri vardır; gri arsenik veya metalik arsenik, bunların en yaygınıdır. Altıgen kristaller şeklinde billurlaşır.

Yoğunluğu 5,7; atmosfer basıncı altında 450° C’de erimeden süblimleşir, alışılmış çözücülerde çözünmez; siyah arsenik, amorf görünümlüdür, yoğunluğu 4,7’dir, ısıtılınca gri arseniğe dönüşür; sarı arsenik veya ametalik arsenik, buharın birdenbire soğutulmasıyle oluşur, yoğunluğu siyah arseniğinkinden de azdır ve karbon sülfürde çözünür.

Arsenik buharı ise sarı renklidir, 1 000°C’ye kadar As4 moleküllerine tekabül eder.

Arsenik, havada yavaş oksitlenmeyle parlaklığını kaybeder ve arsenik trioksit AS2O3 vererek mavimtırak bir alevle yanar. Halojenlerle birleşince alevlenir, kükürtle ve çeşitli metallerle birleşir.

Arsenik, hemen hemen bütün tabii metal sülfürlerinde bulunur, fakat başlıca filizleri arsenik sülfürlerdir: turuncu renkte realgar (kırmızı zırnık) AS2S2, limon renginde orpiment (sarı zırnık) AS2S3, metal arsenyür veya arsenyosülfürler, mispikel taşı FeAsS gibi.

Arsenik, mispikel’in kavrulmasıyle elde edilebilir; mispikel ısıtılınca demir sülfür ve arsenik halinde ayrışır. Fakat en çok kullanılan usul, metal sülfürlerinin kavrulma yan ürünü olan arsenik trioksidin kömürle indirgenmesidir.

Arsenik trioksit, AS2O3. Arsenik bileşiklerinin en önemlisidir; çoğu zaman beyaz arsenik veya kısaca arsenik olarak adlandırılır.

Genellikle kokusuz, koyu kızıl derecede süblimleşen ve suda az çözünen beyaz bir toz halindedir. İkisi kristalli olmak üzere 3 şekilde bulunur; soğukta stabil olan oktaedrik trioksit; 250°C’ye doğru oluşan prizmatik trioksit ve arsenik buharının 400°C’ye doğru yoğunlaşmasıyla elde edilen, renksiz ve yarı saydam cam şeklinde, billurlaşmamış anhidrit. Bu madde soğukta, birbirine karışmış ufak kristallerin oluşmasından sonra yavaş yavaş saydamlığını kaybeder; o zaman, görünüşü dolayısıyle, porselanik anhidrit (trioksit) adını alır. Trioksit buharının yoğunluğu AS4O0 formülüne tekabül eder.

Arsenik trioksit, sıcakta hidrojen veya karbon etkisiyle indirgenerek arseniğe dönüşür. Çözündükten sonra, serbest oksijen tarafından değil de nitrik asit, klorlu su, hipokloritler gibi çeşitli oksitleyiciler tarafından oksitlenmeye uğratılır ve arsenik aside dönüşür. Arsenik trioksit bu özelliğinden dolayı klor ölçümünde kullanılır.

Çözeltisi, serbest halde bulunmayan, fakat arsenit adındaki tuzları bilinen H3As03 arsenyöz asit ile aynı özellikleri gösterir. Bu yüzden gümüş nitratla sarı renkte bir gümüş arsenit çökeltisi; bakır sülfatla da elma yeşili renginde (veya Scheele yeşili) bir bakır arsenit çökeltisi verir.

Arsenik trioksit çok şiddetli bir zehirdir; görünüşü una benzediği, hiç koku çıkarmadığı ve belli belirsiz bir tadı olduğu için zehirlemelerde en çok bu madde kullanılır. Etkilerini gidermek için, hastayı kusturmak veya arsenik trioksitle çözünmeyen bir bileşik meydana getiren kireçli magnezya vermek gerekir.

 Arsenik Nerelerde Kullanılır?

Arsenik trioksit, sanayide metal sülfür veya arsenyosülfürlerin kavrulmasıyle elde edilir. Arsenik anhidrit ve arsenik asit.
Arsenik anhidrit, yani arsenik pentoksit AssOs, arsenik asidin koyu kızıl derecede ısıtılmasıyle elde edilen beyaz bir tozdur. Âdi arsenik asit, yani ortoarsenik asit H3ASO4 arsenik trioksidin nitrik asitle oksitlenmesinden elde edilir.
Ortoarsenik asit, fosforik aside çok benzeyen üç değerli bir asittir ve fosforik asidin tuzları olan fosfatlarla izomorf olan tuzlar verir. Bu tuzların orto, piro veya metaarsenyat şekilleri bilinir.
Arsenikli hidrojen. Formülü As Hs olan bu madde, bir hidrojen üretim aygıtında arseniğin herhangi bir oksidi işlem gördüğü zaman meydana gelir. Bu amaçla, doğrudan doğruya elde edilen çinko arsenyür Zn»As» üzerine seyreltik sülfürik asit etki ettirilir.
Renksiz,’ sarmısak kokusunda, çok zehirli bir gazdır. Havada mavimtırak bir alevle yanar. Bu yanma sırasında, havada fazla miktarda oksijen varsa su ve arsenik trioksit; yeteri kadar oksijen yoksa arsenik verir.
Alev, bir tabakla kapatılırsa oksijen azalacağı için, ikinci durum ortaya çıkar ve böylece parlak bir arsenik tabakası meydana gelir.
Arsenik ve bileşiklerinin kullanılması. Arseniğin tek başına kullanıldığı yerler pek azdır; sadece av tüfeği saçması yapmakta kullanılır. Buna karşılık bileşikleri, özellikle tıpta çok önemlidir. Parlak sarı renkte olan orpiment yani sarı zırnık, boyacılıkta kullanılır.
Arsenik, diş tedavisinde, diş sinirlerini öldürmek İçin karmaşık bir bileşim şeklinde kullanılır. Akciğer dokularına uygulanırsa, birkaç gün içinde o bölgede arsenikli bir nekroz yaratır, böylece ağrısız ameliyat yapılmasını sağlar.
Arsenik trioksit, zehir olarak (fare zehiri) kullanılır; camları temizleyip parlatmağa yarar; Scheele yeşili, Schweinfurt yeşili (bakır aseto-arsenit) gibi bazı boya maddelerinin ve çeşitli boğucu gazların (klo-rarsinler) yapımında kullanılır. Kalsiyum ve kurşun arseniyatlarla böcekler yok edilir.
Normal arsenik. Armand Gautier 1898-1902 yıllarında, organizmadaki nükleoproteik hücrelerin yapısındaki organik bileşiklerde, arseniğin eser halinde devamlı olarak bulunduğunu göstermiştir. Arseniğin organizmadaki fizyolojik rolü pek iyi bilinmemekle birlikte, katalitik olduğu sanılır.
Arsenik trioksidin zehirleyici dozu, bir kilo ağırlık için 2 mg, yani 60 kg ağırlığında bir insan için 0,120 g’dır. Klasik Marsh deneyi ile arseniğin tanınması ve dozunun tayini için, organik madde parçalandıktan sonra, arsenikli bileşik arsenik veya arsenikli hidrojen verecek şekilde indirgenir.
Ortaya çıkan arsenik, Bougault ayıracıyla, arsenikli hidrojen ise hipofosforik asitle tanınır. A. Gautier ve G. Bertrand tarafından geliştirilen bu usul, miligramın binde yarım (0,000 000 5 g) kadarı gibi çok az miktarda arseniğin teşhisine imkân verir.
Cribier metodu ise civa klorür (kalomel) çözeltisine daldırılan bir kâğıt parçasının, arsenikli hidrojen etkisiyle esmer-sarı bir renk alması esasına dayanır. Altı ay kadar silinmeden kalabilen bu leke, bilinen arsenik çözeltilerinin verdiği bütün diğer lekelerle karşılaştırılır. Bu metot, miligramın binde birini (0,000 001 g) gösterecek kadar hassastır.
Yavaş zehirlenme olaylarında arsenik daha çok kemiklerde ve saçlarda toplanır. Askeri eczacı Griffon ve Barbaııd’nnn uyarılmış radyoaktiviteye dayanan yöntemleri, saçlarda toplanan arseniğin teşhisini ve dağılımını incelemek imkânını verir. Saçların büyüme hızı bilinince zehirlenme tarihi de buradan yaklaşık olarak çıkarılabilir.
Arsenik arama usullerinin hassasiyet ve kesinlik derecesi ne olursa olsun, adli tıp yönünden bir sonuca varmak oldukça güçtür.
Çünkü, arsenik bazı ilâçlarda (anorganik bileşiklerde birkaç miligramlık dozlarda ve daha az zehirli olan organik bileşiklerde santigramlık dozlarda) kullanıldığı gibi yer kabuğunda da kilo başına yarım miligram (0,000 5 g) kadar bulunur.

Arsenik Zehirlenmesi

Arsenikle zehirlenme iki şekilde olabilir: şiddetli ve kronik. Şiddetli zehirlenme çok defa bir tedavi hatası, bir kaza (şişelerde karışıklık) veya bir cinayet tertibi sonucu olur. Tipik vakalarda belirtiler, kolera hastalığını andırır.
Bunlar şöyle özetlenebilir: boğaz ve yutağın büzülmesi, midede yanmalar ve daha sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, bol ishal, şiddetli susama, kramplar, el ve ayaklarda soğuma; bazen de baş ağrısı, baş dönmesi, çırpınmalar gibi sinir sisteminde bozukluklar, ölüm, kalp yetersizliğinden olur.
Tedavi için midenin yıkanmasına, kusturucu ilaçlara (apomorfin, ipeka, fakat emetik değil) baş vurulur, hastaya magnezya veya kireç suyu aldırılır. Kronik zehirlenme genellikle meslekî bir hastalıktır ve kimyagerlerde, boyalı kâğıt yapımında çalışan işçilerde, yapma çiçek üzerine çalışanlarda, boyacılarda, ölü hayvanları samanla dolduranlarda v.b. rastlanır.
Bazen içinde arsenik bulunan besinlerden doğar (tarımda ve bağcılıkta arsenikli maddelerin kullanılması, hileli, karışık besinler). Sindirim sistemindeki belirtileri, şiddetli zehirlenmede görülenlerden daha hafiftir: karaciğer şişer ve ağrır, kemik kangrenine varabilecek yaralarla birlikte nezle baş gösterir.
Deride çeşitli sivilceler, purpura, yaralar meydana gelir. Kıllar ve tırnaklar düşebilir. Nihayet vücutta şişmeler, sarımsak kokulu ter boşanmaları, idrarda albümin, sinir iltihapları, hafif felçler görülür.
Arsenik ile oksijenli ve kükürtlü bileşiklerinden ve çalışma esnasında elle dokunulan arsenikli hidrojenden ileri gelen hastalıklar, işçi sigortalarınca mesleki hastalık olarak kabul edilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir