Aslan

Aslan,Bugün aslan daha çok bir Afrika hayvanıdır. Gerçekten de aslanların çoğu bu kıtanın güneyinde ve doğusunda, az bir bölümü de Hindistan’ın kuzeybatısındaki Gir Ormanı’nda koruma altında yaşar. Oysa İS 500 yıllarına kadar Avrupa’da da aslanlar yaşıyordu.

Erkek aslan, iri kafasını ve güçlü omuzlarını örten gür yelesiyle dişisinden kolayca ayırt edilir. Ama bütün erkek aslanların yelesi aynı büyüklükte değildir; hatta bazılarında hiç yele olmayabilir. Aslanların postu genellikle altın sansı ya da kızıl kahverengi, sırtlan gövdelerinin alt bölümlerinden, yeleleri ise hemen her zaman postun öbür bölümlerinden daha koyu renktedir. Dişiler erkeklerden hem daha küçük yapılı, hem de daha açık renklidir.

Bütün kedigiller gibi aslanın pençeleri de yumuşak tabanlıdır ve gerektiğinde içeri çekilebilen güçlü tırnaklarla donatılmıştır. Uzun kuyruğunun ucundaki püskülün arasında da mahmuza ya da tırnağa benzeyen bir oluşum vardır; ama bunun ne işe yaradığı bugüne kadar açıklanamamıştır.

Kumluk ya da kayalık düzlüklerde ve seyrek ağaçlı açık otlaklarda yaşayan aslanların rengi, güneşte kavrulan arazinin ve bitki örtüsünün rengiyle tam bir uyum içindedir. Bu hayvanlar genellikle bir ya da birkaç ailelik gruplar halinde yaşarlar. Gırtlaktan çıkan ve gök gürültüsünü andıran kükremeleri daha çok akşam saatlerinde ya da gün doğarken duyulur.

Bütün gününü kayaların ve ağaçların gölgesinde yatarak ya da uyuyarak geçiren aslan genellikle geceleri avlanır. Başlıca avı, ovalarda sürüler halinde otlayan zebra, ceylan, antilop ve gnu gibi memeli hayvanlardır. Avını ya bir su birikintisinin yanında pusuya yatarak bekler ya da otladığı sürece sezdirmeden, sabırla izler. En uygun durumu yakaladığında avının üzerine yıldırım hızıyla atlayıp yere düşürür ve tek bir pençe vuruşuyla hayvanı bir anda öldürür. Güçlü kuvvetli bir erkek aslan, at büyüklüğünde bir hayvanı dişleriyle çekerek sürükleyebilir. Aslanlar genellikle gruplar halinde avlanır ve bazıları pusuya yatarken, öbürleri avı onlara doğru kovalar.

Aslan üzerine gidildiğinde çok tehlikeli bir hayvandır, ama genellikle insana saldırmaz. Yalnız, çevik yaban hayvanlarını avlayamayacak kadar yaşlanan aslanların bazen özellikle insanlara saldırdığı olur. Bazen de genç bir aslan rastlantı sonucunda bir kez insan eti yedikten sonra bunu alışkanlık haline getirebilir. Aslanlar çoğu kez sığırlara ve öbür evcil hayvanlara da saldırırlar. Ahırların çevresindeki çitleri yıkar ve ağızlarında taşıdıkları iri avlarıyla birlikte parmaklıkların üstünden atlayıp kaçarlar.

Aslan bir batında genellikle üç, bazen iki, çok seyrek olarak da altı yavru doğurur. Dişi aslan yavrusuna bağlı bir anadır, ama erkek de yavruların bakımıyla ilgilenir. Yavru aslanların postunda sonradan kaybolan koyu renk benekler vardır. Bazı bilim adamları aslanların eskiden ormanda yaşadıklarını, postlarındaki beneklerin de ormanın yapraklan ve gölgeleri arasında gizlenmelerine yardımcı olduğunu öne sürerler.

Doğada aslanın düşmanı yoktur. Ama insanlar, gücüyle hem korku hem saygı uyandıran bu hayvanı avlamak için yıllarca safariler düzenlemiş, soyunun azalmasına yol açmıştır. Bugün aslanlar Afrika’da ve birçok ülkede hayvanat bahçeleri ile doğal parklarda koruma altındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir