Atik Ali Paşa Camii

Atik Ali Paşa Camii Divan yolu’nda Çemberlitaş sütununun karşısındaki camidir. Atik Ali Paşa tarafından yaptırıldı (II. Bayezid dönemi: 1482-1512). “Sedefçiler Camii’’, “Eski ali paşa Camii” diye de bilinir. Hadikatü’l-Cevami’deki kayda dayanılarak camiin 1894’teki tamirinde kapı üzerine H. 902/1496-97 tarihi konuldu. Bu tarih, kesinlik kazanmış değildir. Camiin çevresinde, medrese, tekke, imaret ve sıbyan mektebi vardı.

Günümüzde medresenin bir kısmı, sıbyan mektebi durmaktadır. Tekke, imaret ortada değildir. Yapı revaklı, beş kubbelidir. Son cemaat yerini izleyen ana eksen üzerinde bir büyük kubbe yer alır.

Ana mekanı büyük kubbenin yanındaki yarım kubbe tamamlar. Mimari stil Bursa’da Orhan Camii, Yeşil Camii; Edirne’de Muradiye; İstanbul’da Mahmud paşa ve Murad paşa camilerinin bir uzantısı niteliğindedir.

Sözü edilen camilerde mihrap doğrultusundaki iki kubbeden biri bu camide yarım kubbe halindedir. Ana kubbenin çapı 13 metredir. Ana mekanın, iki yanında yan mekanlar vardır. Bunlar sağ ve sol tarafta, ikişer bölmeden oluşur ve geniş kemerlerle ana mekana, açılırlar.

Mihrap yönünde yarım kubbenin örttüğü dikdörtgen çıkıntıda geçiş, köşelerde zengin mukarnaslı (üçgen biçimi unsurlarla meydana getirilen üç boyutlu İslam süsleme tekniği, küçük nişler), pandantifler (Kubbe ile taşıyıcı kısım arasndaki kürevi üçgen biçimindeki yapı unsuru ile takviyelidir. Duvarlar tamamen kufeki taşındandır. Pencerelerin hepsinin etrafında geniş silmeler mevcuttur.

Camide yan kısımları orta kısımdan ayıran barok üsluptaki paye sonradan ilavedir.

İlk yapıldığında yan kanatlar orta kısımdan duvarlarla ayrılmış değillerdi. Şimdiki payelerin yerlerinde solda ve sağda birer sütun vardı.

Camiinin ilk şeklini gören bir Alman yazar iç mekanın biri büyük, öteki küçük bir birbirini izleyen iki bölümden oluştuğuna belirttikten sonra şunları yazar:

-‘Camiinin diğer akşamına gelince, girişten içeri geçildiğinde, iki yanda ortada iki yüksek ve kalın direk veya sütun gövdesi vardır.

Bunlar, yekpare, kırmızı benekli mermerden yontulmuş olup dökme bakır (pirinç) bilezikler üzerine oturmaktadırlar,.. Her sütunun yanında ise biri sağ, biri sol tarafta olmak üzere yan kanat bulunmaktadır. Bu kanatlardan her biri yarım kubbe biçiminde ikişer kubbe ile örtülü ise de, bunlar mihrap kısmı kubbesi ve ana kubbe kadar yüksek değillerdir… ” Yerlerine payeler konulmadan önce var olan bu sütunların 1648, 1719, 1776 veya 1894 yıllarında meydana gelen yer sayersarsıntılarından sonraki tamirlerinde konulduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bir çok belgede, Topkapı Sarayı Arşivi D. 9567 caminin yer sarsıntısından çok zarar gördüğü belirtilmektedir. Son cemaat revakı bu dönem camilerinin hemen hepsinde görüldüğü gibi geniş ve yüksektir. Altı mermer sütuna dayalı beş kemeri vardır. Kemerler de diğer duvarlar gibi küfeki taşındandır.

Kapısı, geniş yüksek ve mermerden yapılmış, stalaktik tarzda süslüdür. Kemer üzerindeki İnne s-salate kanet ale’l-müminine kitaben mevkuta” Ayet-i kerime’si ile yaşmağın hemen altındaki Besmele-i şerife 1898’de Sami Efendi tarafından yazıldı. Mihrap hücreleri ve son cemaat pencereleri kufeki silmeler içerisindedir.

Hücre yaşmaklan ise stalaktiklidir. Bu kısım ve camiinin diğer bazı harap olmuş kısımları 1937-1938 yıllarında esaslı bir tamir görerek eski görünüşlerini kazandı. Camiinin batı ve doğu tarafları tamamen haziredir.

Minaresi döneminin güzel örneklerindendir. Minarenin petek kısmı gövdesine oranla daha ince ve yüksekçedir. Petek üzerindeki oyuklar içerisinde mavi çiniler bulunmaktadır. Şerefe stalaktiklidir.

Kubbe göbeği, kemerler, kornişler üst pencere etraflarında kalemkariler vardır. Yapının içi tamamen sıvalıdır.

Kapısının iç kısmı ise çift Bursa kemerlidir. Mihrap mermerdir. Yaşmağı stalaktikli, üstü taçlıdır. Minber de mermerdendir. Merdiven dayanağı silmeli dolu bir korkuluktur. Rumi kabartmak bir suyu ve aynı şekilde bir göbeği vardır.

Minber külahı, yapı bütünlüğüne ters düşer biçimde oransız ve bodurdur. Üçgen mihrap çıkıntısı üstündeki yarım kubbe üzengisinde korniş oluşturan bir sıra alçı yaprağın altında, çok iri bademlerle bezenmiş bir stalaktik silsilesi yer alır.

Bazı kısımlara bırakılan deliklerde camiye ses küpleri de konulduğu anlaşılmaktadır. Ahşap mahfellerin hepsinin sonradan yapıldığı bellidir. Mihrabın üzerinde siyah boyalı bir band üzerine altın yaldızlarla şunlar yazılıdır:

Fenadedhü’l-melaiketü ve hüve kaimün yüsalli fi’l-mihrab ” Mihrabın sağ tarafındaki mum külahının üzerinde şu yazı yer almaktadır:

“İLa ilahe illallah el-melikül- hakkü ’l-mübin ”

Sol taraftaki mum külahının üzerindeki yazı ise şöyledir:

“Muhammed Resulullah Sadıkü’l-vadü’l-emin.”

Türk yapı sanatının örneklerinden olan Atik Ali Paşa Camii’nin Türk sanat tarihçileri, “Bursa Tipi”, “Ters T Tipi”, “Zaviyeli veya Tabhaneli Cami Tipi”nin dışında olduğunu belirterek şu görüşü öne sürmektedirler.
“… Atik Ali Paşa Camii çifte kubbenin örttüğü ve birer sütun ile ayrılan yan kanatları ile enine gelişen cami tipinin bir örneğini teşkil etmekte ve Türk mimarı tarihinde böylece diğer benzerlerinin arasında değerlendirilmesi elzem bir eser mahiyeti almaktadır.

Erken Osmanlı devri mimarisinde enine değişen cami tipinin en büyük ve en karakteristik örneğini Edirne’de üç şerefeli cami teşkil etmektedir… ”

“…Bursa’yı 1855’te tahrip eden zelzelede çok zarar gören uzun yıllar metruk kaldıktan sonra, ilk şeklinin çok bozulması bahasına tamir edilerek namaza açılan Şahadet Camii’nin ilk tertibini açık bir şekilde görmek pek kolay olmamakla beraber, bunun klasik çok kubbeli, Ulu Camii şeması ile, Fatih, Atik Ali Paşa camilerininin temsil ettiği şemanın arasında bir yer aldığı tahmin olunabilir…”

‘Atik Ali Paşa Camii’nde, Üçşerefeli’de ana çizgileri bulduğumuz ve ilk Fatih Camii’nde (ve onu tekrarlayan Konya Selimiyesi’nde) daha gelişmiş olarak karşımıza çıkan şemanın aynen tekrarını tespit ediyoruz.

Yanlız şu farkla ki, Atik Ali Paşa’da Fatih Camii’nin bütün elemanları, tabiatıyla daha ufak ölçüde olarak tatbik edilmiş ancak ileri taşkın yarım kubbeli kıble ciheti bölümünün sağlı sollu dış tarafında bulunması gereken küçük kubbeli bölümden burada vazgeçilmiştir.

Bunun neticesinde de Atik Ali Paşa Camii, tamamen dış görünüş bakımından tabhaneli camileri andıran bir şekil almıştır.

Kronoloji bakımından ilk Fatih CamiVni takip etmekle beraber, Atik Ali Paşa Cami’nin plan şemasının Türk mimarisinin gelişmesi içindeki yeri bakımından Üçşerefeli’yi takip etmekte ve ilk Fatih Camii’nin önünde yer almaktadır.

Fakat aradaki fark o kadar azdır ki, biz Atik A li Paşa Camii ‘ni Üçşerefeli’den, iki yarım kubbeli Bayezid Camii’ne çıkan gelişmenin içinde bir merhale olarak kabul edebiliriz.

Üçşerefeli’nin çok payeli Ulu Camii şemasından gelen tertibi ise bir taraftan yepyeni buluşlara atlarken diğer taraftan da, Sinan Paşa (Beşiktaş) ve benzeri eserlerde aynen taklitlerini ortaya koymağa zaman zaman devam etmiş, fakat başka bir taraftan da, Sinan’ın elinde Zal Mahmud Paşa (Eyüp), Mihrimah (Edirnekapısı), camilerinde olduğu gibi ana kubbenin hakimiyeti altında yanlarındaki bölmeleri çok küçülmüş yeni şekiller de ortaya koymuştur.

Osmanlı-Türk mimarisinin yaraticılığının ve daima yenilikler araştırmasının örnekleri böylece meydana gelmiştir…”

Atik Ali Paşa Camii içinde Hızır-aleyhisselam’ın makamı vardır. Haziresinde şu kişilerin kabri bulunmaktadır:

Atik Ali Paşa, Şeyh Kasım Efendi, Ramazan Efendi, Ayasofya Vaizi Yoluk Şeyh Halveti, Sadrazam Lefkeli Mustafa Paşa, Sadrazam Kemal Ali Paşa, Derviş Mehmed Paşa-i Sani, Siyavuş Paşa, Boynueğri Mehmed Paşa, Hüseyin Paşa. Ayrıca Bıyıklı Mehmed Paşa’nın kabri de buradadır ve baş ucundadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir