Attila Kimdir,Hayatı,Savaşları,Ölümü

Attila Kimdir Hunların ünlü hükümdarı (yaklş. ol. 400-453). Attila «babacık» anlamına gelir (gotça atta, baba, ila). Amcası Ruga’nın ölümü üzerine tahta geçti (434).

Attila Hayatı

İmparatorluğun batı bölümünde ağabeyi Bleda, Bizans sınırına komşu olan bölümde de Attilâ hüküm sürüyordu.

Attila Roma Savaşı

İlk iş olarak Roma imparatoru Theodosius II ile bir barış antlaşması imzaladı. 434-441 Yılları arasında Hunlara bağlı kavimlerin merkezle olan bağlarını kuvvetlendirdi, 441’de bir bahane ile Theodosius II ile yaptığı antlaşmayı bozdu ve Bizans imparatorluğuna ait bazı toprakları istilâ etti. Bizanslıların isteği üzerine barış antlaşması yaptı.

Bir süre sonra kardeşi Bleda’yı öldürerek imparatorluğun tek hakimi oldu ve Bizanslılarla yapılan antlaşmayı tekrar bozdu. Büyük bir ordu ile Trakya üzerine yürüdü ve yetmişten fazla şehri istila etti. Bu devamlı saldırılardan bunalan Bizans, kurtuluşu ancak Attila’nın ölümünde bulduğu için bir suikast tertibine çalıştı.

Bizans baş saray adamı Krysaphios, Attila’nın elçisi Edekon’a para vererek suikasta katılmasını sağladı. Fakat Edekon, Attila’ya her şeyi itiraf ettiği için suikast gerçekleşemedi.

Bunun üzerine Attila Bizans’a iki elçi gönderdi ve Krysaphios’un başını istedi. Bizanslılar bu isteği yerine getirmek zorunda kaldılar (449).

448 Yılına kadar Attila, Batı Roma imparatorluğunun dostu ve müttefiki olarak kaldı. Fakat bu tarihten itibaren Roma’nın düşmanlarını desteklemeğe ve Batı Roma imparatorluğundan ağır isteklerde bulunmaya başladı.

Attila’nın bir savaş çıkarmak için aradığı sebep 449’da meydana geldi. Taht kavgalarına sebep olmaması için ailesi tarafından evlenmesi yasaklanan Honoria, tam bu esnada tahta çıkan Attila’ya bir nişan yüzüğü göndermişti. Attila bu isteğe cevap vermediği için nişan yüzüğü meselesi zamanla unutulup gitti.

Bu arada Honoria, saray mensuplarından biriyle bir aşk macerası geçirdiği için ana imparatoriçe tarafından hapsettirildi. Bunun üzerine Attila, Batı Roma imparatorluğuna elçiler göndererek nişanlısı Honoria’nın hapisten çıkarılmasını ve müstakbel karısının payına düşen miras olarak da imparator Constantius’un şahsi malının ve Batı Roma imparatorluğunun yarısını istedi. Fakat Attila’nın bu isteği kabul edilmediği gibi Honoria da hemen evlendirildi.

Bir süre tekliflerinin kabulünde ısrar eden Attila, sonradan bu isteklerinden vaz geçmiş göründü. 450 Tarihinde Bizans’ta Markianos’un tahta çıkması üzerine Attila yeni imparatora önceden yapılmış barış antlaşmasına uyması gerektiğini hatırlatarak vergi ödemeğe davet etti. Markianos buna karşılık sert bir cevap verdi ve harp hazırlıklarına başladı. Bu, Attila’yı Bizans’a saldırmaktan alıkoydu ve önce Batı Roma imparatorluğuna savaş açmaya karar verdi. Kendine bağlı kavimlere de savaşa hazırlanmalarını emretti.

Attila, Romalılarla müttefik olan Gotların arasını açmağa çalıştıysa da başaramadı, önce tarafsız kalmak isteyen Gotlar sonradan tehlikeyi fark ederek Roma ordusuyla birleştiler. Bu sırada Roma şehir ve istihkâmlarını yıkarak ilerleyen Attilâ, yarım milyonluk bir orduyla mayıs ayında Batı Got krallığı sınırında Orléans’a vardı ve burayı kuşattı. Orléans düşmek üzere iken 24 haziranda Aetius ile, Thorismund’un kumandasındaki Roma-Batı Got ordusu yetişti. Attila kuşatmayı bırakarak çarpışma için uygun bir yer bulmak üzere Catalaunum ovasına çekildi.

İki ordu burada karşılaştılar. Kanlı bir çarpışma oldu. Her iki taraf da ağır kayıplara uğradı, fakat savaşın sonucu belli olmadı. Attila ordusuyla Tuna bölgesine çekilip kışı orada geçirdi.

Ertesi yıl (452) tekrar İtalya’ya saldırdı. Birçok şehri ele geçirdikten sonra Roma’ya doğru ilerlemeğe başladı. Romalılar büyük bir paniğe kapıldılar. Papa Leo ve iki konsül, Attilâ’ya Roma’yı istilâdan vaz geçmesi için ricada bulundular.

Attila’nın Ölümü

Hun ordusu açlık ve salgınlar yüzünden bitkin düştüğünden Attila bu ricayı kabul ederek Roma’yı istiladan vaz geçti. Honoria ile onun miras payını vermedikleri takdirde tekrar geleceğini söyleyerek Romalıları tehdit etti ve geri çekildi. Fakat bu tehditlerini yerine getiremeden ertesi yıl (453) yeni karısı ildiko ile evlendiği gece burun kanamasından şüpheli bir şekilde öldü.

Attila’nın ölümü üzerine büyük cenaze törenleri (yug) yapıldı. Cenazesi kral sarayının önüne kurulan büyük bir çadıra kondu. Hun yiğitleri çeşitli savaş oyunları gösterdiler, hun şairleri Attila’nın yaptığı kahramanlıkları dile getiren sagu’lar söylediler. Sonra Attila’nın cesedi altın, gümüş ve demirden yapılmış bir tabuta konularak bugün yerini bilmediğimiz bir ırmağa, suyu başka bir yöne akıtılarak gömüldü.

Tarihçiler, Attila’yı Cengiz Handan önce gelmiş dünya hâkimiyeti fikrine sahip en büyük teşkilatçı olarak kabul ederler. Tarihçi Jordanes ve Priskos, Attila’nın maddi ve manevi portresini büyük bir ustalıkla çizdiler.
Adamları onda tabiatüstü bir kuvvetin bulunduğuna inanırlar ve onu görünce titrerlerdi. Sarayında bulunan diğer kavimlerin başbuğları buyruğunu kayıtsız şartsız olarak kabul ederler, titreyerek ve korku içinde huzuruna girip çıkarlardı. Fakat Attila’ya karşı duyulan bu saygı korkudan çok ona karşı duyulan dinibir saygıdan ileri geliyordu.
Attila, müstebit olmasına rağmen iyiliksever ve adildi. Yalnız kendi kavminin değil kendine bağlı kavimlerin de sevgisini kazanmıştı. Adamlarına karşı gayet iyi davranır ve adil bir şekilde hareket ederdi. Ganimetlerden elde ettiği hazineler dolup taşarken, karargahı olan ahşap şehirde basit bir hayat sürer, yemeğini tahta tabaklarda yer, tahta kupalardan içerdi.
Misafirlerine en kıymetli tabaklarda çeşitli yemekler ikram eder, fakat kendisi sadece et yerdi.
Giyiminin de basit ve temiz olmasına dikkat ederdi. Silah takımları ve elbiseleri sade idi ve diğer Hunlar gibi altın ve mücevherlerle süslü değildi. Attila çok gururlu idi ve övülmekten hoşlanırdı. Pek az güler ve ozanların söylediği kahramanlık destanlarını mağrur bir şekilde dinlerdi.
Şaman dinindendi. Hurafelere inanırdı. Etrafında birçok kam ve falcı vardı. Fala baktırmadan hareket etmez ve hareketlerini fala göre düzenlerdi. Roma’yı ele geçirmekten vazgeçmesinde de hurafelere inanmasının payı olmuş, Roma’yı ele geçirdikten sonra ölen Alarich’in uğradığı akıbeti düşünerek geri çekilmiştir.
Attila, savaşçı bir hükümdar olmasına ve barbar olarak tanıtılmasına rağmen kültüre de büyük önem vermiştir. Bilgili kimselere saygı gösterir ve adamları arasına alırdı. Şehirleri ele geçirdiğinde kültür eserlerini yakıp yıkmazdı. Çevresinde yunanlı, cermen, latin yazıcılar vardı.
Fakat Bizanslılar Attila’yı hep barbarlar seviyesinde tutmuşlar ve kendisine fazla değer vermediklerini sık sık duyurmuşlardır. Attilâ bu davranışlardan zaman zaman çok incinmiş ve Bizans’a karşı davranışlarında küçük görülme duygusu büyük etkide bulunmuştur. Honoria ile evlenmede de siyasi faydalar sağlamaktan çok, imparatorla aynı seviyede olduğunu göstermek için ısrar etmiştir.
Attila kurnazdı ve hileyi çok severdi, siyasi işlerinde haklı görünebilmek için hile yapardı. Bizans sarayının hazırladığı suikasttan hile ile kurtulmuş, Catalaunum savaşında Romalılarla Gotların arasını açmak için yine bu silaha baş vurmuştu.
Attila sağlığında birtakım göçebe toplulukları, Türkleri, Moğolları, Rusya ve Avrupa yaylalarının barbarlarını çevresine topladı. Ama imparatorluğu ölümünden sonra çöktü. Attila, avrupalı milletlerin efsanelerinde çeşitli şekillerde yer almıştır.
Çokluk bu efsanelerde Attila, barbar, zalim ve çirkin olarak gösterilmiştir. Fakat Macarlar Attila’yı kendi ataları saydıklarından iyi yönleriyle göstermişlerdir. Macar halkının ırmak, nehir, dağ, kaya veya kale harabelerini Attila ve Hunlara bağladığını ve bunlarla ilgili yeni efsaneler de yarattığını görüyoruz.
Ortaçağda efsanelere konu olan Attila, yeniçağda da edebiyata girmiştir. Giuseppe Verdi Attila adlı bir opera bestelemiş İspanyol edebiyatında Atilla Furioso (Çılgın Attila) [1609], Atila Azote de Dior (Tanrının Kırbacı Attila) adlı trajedyalar vücuda getirilmiştir. Fransız yazarı, Comeille’in Attila trajedyası vardır. Henri de Bornier, Les Noces d’Attiia (Attila’nın Düğünü) [1880] adlı bir dram yazmıştır. Macar edebiyatının her devresinde Attila ile ilgili birçok esere rastlanır. Bu eserlerde Attila her yönüyle işlenir.
Türk edebiyatında da Attila hakkında roman ve manzüm piyesler yazılmıştır. En önemlileri: Peyami Safa, Attila (1931), S. Behzat, Attila’nın Düğünü (1934), Naci Tanseli, Attila (1948).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir