Ayakkabı ve Tarihi

Ayakkabı ve Tarihi Mısırlılar, palmiye ve papirüs yapraklarını örerek sandaletler yapıyorlardı. Yunanlılar ve Romalılar tahta ya da deriden düztabanlı ve bağcıklı sandaletler giyiyorlardı.

Bu sandaletlerin yapılışında sağ ve sol ayak arasında bir fark gözetiliyor ve tabanlar ayağın kıvrımlarına göre kesilerek yapılıyordu.

Romalılar yalınayak hemen hiç gezmezlerdi ve ayakkabının modelini önemserlerdi, çünkü bazı ayakkabılar giyenin toplumsal konumu gösterirdi.

XIII. yy’da İngiltere’de modaya uyan  erkekler, burunları uzun ve sivri ayakkabılar giyiyorlardı. Sivri uçlar sonradan öylesine abartıldı ki, ince zincirlerle dizlere tutturulmaya başlandı.

Sonunda bu tuhaf uzunluklar, bir yasayla düzenlendi: Krallık ailesinden olanların belli uzunlukta, sıradan insanların belli uzunlukta burunları olan ayakkabılar giymesine izin verildi.

XV. yy’ın sonlarında bu moda sona erdi ve işlevsellik ön planda tutularak, tahta ayakkabıları yaygınlaştı. Elizabeth I döneminde kadınlar için daha dar ve yüksek topuklu ayakkabılar ortaya çıktı. Ayakkabılara fiyonk ve dantel gibi süsler yapıştırılmaya başlandı.

XVIII. yy., Batı ülkelerinde Fransız etkisini başlattı. Kadınlar süslü, deri ya da ipek, yüksek ökçeleri ayağın kemerinin altına yerleştirilmiş ayakkabılar giymeye banladılar. Fransız devriminden sonra klasik modaya dönüş oldu; düz ayakkabılar, sandaletler ve İngiliz tipi dayanıklı botlar giyilmeye başlandı.

Eski Türkler, daha Orta Asya döneminde, deriden çizme ve çarıklar yapıyorlardı. Osmanlılarda ayakkabılar, Romalılar da olduğu gibi giyenin konumunu da gösterirlerdi: Çeşitli mesleklerden insanların ayakkabıları farklıydı.

Eski Mısır’da sandaletler organik maddelerden ya da deriden yapılıyorlardı. Roma sandaletleri ve Yunan sandaletleri de benzer maddelerden üretiliyordu. Orta Çağ’ın başlarında da tabanlı ayakkabılar bacaklara şeritlerle bağlanıyor, günümüzde Anadolu’da yer yer hâlâ kullanılan çarıklara benziyordu.

1300’lerin sonlarında uzun burunlu ayakkabı modası İngiltere’de doruğa ulaştı; tahta takunyalar (Batı’ya Türkler tarafından götürüldüğü sanılır), bile sivri uçlu yapılıyordu.

Ağır tahta ayakkabılar olan sabolar da Avrupa’nın her yerinde köylüler tarafından giyiliyordu. XV. yy’da, geniş ve kare ayakkabılar moda oldu. Giyeni oldukça yükselterek ayakları kirlerden koruyan takunyalar, günümüzde Çin’de Mançuryalı kadınların giydikleri ayakkabıları andırmaktaydı.

XVI. yüzyılın son çeyreğinde ayakkabıların topukları kısaldı. Aynı dönemlerde İngiltere’de deri tabanlı, üstü işlemeli, günümüzdeki terlikleri andıran ayakkabılar moda oldu. Fransa’da terliklere tahta topuklar takıldı. Şövalye modası, dantel kenarlı botları yaygınlaştırdı. Fransa’da Louis XIV’ün sarayında eğimli yüksek topuklu ayakkabılar giyiliyordu.

XIX. yy. boyunca, dilinde büyük tokalar olan alçak topuklu ayakkabılar moda oldu. 1800 yıllarında kadınların etekleri bilek düzeyine çıkınca yandan düğmeli botlar giyilmeye başlandı. Yan düğmeleri erkekler arasında da, ayakkabıların üstüne takılan getr biçiminde moda oldu.

XX. yy’da Oxford tipi denen kapalı ayakkabılar yaygınlaştı. Çok ince ve yüksek topuklu kadın ayakkabılarıysa,1950 yıllarında moda oldu.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir