Ayastafanos Antlaşması,Önemi,Maddeleri

Ayastafanos Antlaşması (3 mart 1878), Doksanüç harbi diye bilinen 1877-1878 Türk -Rus savaşı sonunda bugünkü Yeşilköy’de imzalanan antlaşma.

Ayastefanos Antlaşmasının Önemi

1877-1878 Savaşında, önce başarılı olduğu halde sonra yenilen osmanlı ordusu, Edirne’ye kadar geriledi; Abdülhamid II o zamana kadar Türkiye’yi mânen desteklemiş olan Ingiltere’ye aracılık teklif etti.

İngiltere istenen teşebbüsü yaptı; bunun üzerine osmanlı Harbiye nazırı Rauf Paşa, 7 ocak 1878’de Rusya’nın balkan orduları başkumandanı Grandük Nikolay’a Osmanlı devleti adına mütareke yapmak salâhiyetinin alınmış olduğunu bildirdi.

Az sonra Server Paşa ile Namık Paşa Grandük Nikolay’ı bulmak üzere Kızanlık’a gitmeye memur edildiler; ilerlemeye devam eden rus başkumandanı Nikolay ile, Edirne’de 31 ocak 1878’de buluşup barış öncesini görüştüler ve imzaladılar.

Bununla, Ruslar henüz ellerine geçmemiş olan Bulgaristan kalelerini ve Küçükçekmece’ye kadar Rumeli’yi işgalleri altına alacaklardı.

Bunun üzerine İngiliz donanması Osmanlı devletinin protestosuna rağmen 14 şubat’ta Çanakkale boğazını geçerek İstanbul önlerine geldi. Rus kuvvetleri de hızla İstanbul üzerine yürüdüler ve Ayastafanos’u (Yeşilköy) karargâh yaparak barış müzakerelerine orada başladılar.

Edirne mütarekesiyle galip gelenin bütün şartları kabul edilmiş olduğundan, müzakereler fazla uzun sürmedi. Osmanlı murahhasları (Hariciye nazırı Saffet Paşa ve Berlin sefiri Sadullah Bey [Paşa]) ile rus murahhaslarının (Kont Ignatiev ve Nelidov) müzakerelerinden sonra Ayastafanos antlaşması imzalandı (3 mart 1878). Bu antlaşma osmanlı tarihindeki şartları en ağır ve en aleyhte olan antlaşmalardan biriydi.

Ayastafanos Antlaşması Maddeleri

Antlaşma 29 maddeyle bir ek fıkradan ibaretti. Buna göre Karadağ sınırları genişletilip bağımsız bir devlet haline getiriliyor, Sırbistan’ın istiklâli tasdik ediliyor ve kendisine yeni topraklar veriliyordu.

Aynı şekilde Romanya’nın da istiklâli tanınıyor, Bulgaristan, Osmanlı devletine vergi veren seçkin bir eyalet haline getiriliyordu; bu eyalet veya emaretin sınırları osmanlı ve rus üyelerden meydana gelecek bir komisyon tarafından ve rus askerleri Rumeli’yi boşaltmadan tespit edilecekti.

Bulgaristan’da hiç bir osmanlı askeri bulunmayacak, buradaki bütün kaleler de yıkılacaktı. Sadece, Ege denizine kadar uzanan Bulgaristan’ın ötesinde de vilâyetleri bulunan Osmanlı devleti, istediğinde bu emaret topraklarından asker geçirebilecekti.

Tuna üzerindeki bütün kaleler yıkılacak, bundan sonra herhangi bir şekilde tahkimat yapılmayacaktı; Bulgaristan, Romanya, Sırbistan sularında osmanlı savaş gemileri bulunmayacaktı.

İstanbul konferansında Bosna ve Hersek için teklif olunan ıslahat şartlarını Osmanlı devleti kabul edecek, 1868’de Girit nizamnamesinin uygulanacağını, doğu vilâyetlerinde Ermenilerin oturduğu yerlerde ıslahat yapılacağını da tekeffül edecekti.

Savaş tazminatı olarak Osmanlı devleti bir milyar dört yüz milyon ruble vermeğe mecbur tutuluyordu; Osmanlı devletinin, savaş dolayısıyla içinde bulunduğu malî imkânsızlıkları dikkate alan Rus hükümeti, Rumeli ve Anadolu’da, alacağı bazı toprak parçaları karşılığı verilecek tazminatın büyük bir kısmından,vaz geçiyordu.

Bu antlaşmayla değişen bazı hükümler hariç, bundan evvel, Osmanlı devletiyle Rusya arasındaki geçerli antlaşmalar tekrar yürürlükte olacaktı. Rus ordusu barış kesinleştikten ve akdedildikten sonra üç ay içinde Bulgaristan hariç bütün Rumeli’yi boşaltacaktı.

Rusya Bulgaristan’da yarattığı durumla Balkanlar’da kesin bir nüfuz sahibi oluyor, Osmanlı devleti ise büyük kayıplara uğruyordu.
Kuvvetler dengesini bozan bu durum İngiltere ve Avusturya aleyhine siyasî bir ortam yaratacaktı; bu bakımdan adı geçen devletler tek taraflı olarak yapılmış olan bu antlaşmayı tanımadılar, Berlin’de bir konferans toplayarak Ayastafanos antlaşmasını değiştirttiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir