Ayazağa Kasırları

Ayazağa Kasırları Levent’in kuzeyinde Maslak yolu üzerinde, aynı adla anılan semtteki iki kasır ve bir av köşkünden oluşan yapılar topluluğudur. Kasırların biri üç, biri iki katlıdır. iki yapı arasında 100 metre kadar uzaklık vardır. Av kasrı ise, bu iki kasrın aşağı kısmında, ağaçlıklı bir vadi içerisindedir, İlk iki yapının bulunduğu yere daha önceleri, “Haznedar Çiftliği” denilirdi.

Osmanlı Hanedanının mülkü arasındaydı. Burası II. Mahmud’un (Saltanatı: 1808-1839) ilk saltanat yıllarında sadece yazlık olarak oturması için Berberbaşı Ali Ağa’ya temlik olunmaksızın tahsis edilmişti. İki katlı olan yapı da, giderleri, Hazine-i Hassa’dan görülerek Ali Ağa için yapıldı.

II. Mahmud da dinlenmek için sık sık buraya gelirdi. Padişah aşağıdaki av kasrında verilen eğlence ve ziyafetlere de katılırdı. Kasrın önündeki havuz başında devrin ünlü sanatçılarının katıldığı musiki alemleri yapılırdı. Berberbaşı Ali Ağa tarafından düzenlenen bu eğlencelerde saz takımı ve hanendeler ayrı ayrı sandallara binip havuzda dolaşarak saz çalıp şarkı söylerlerdi. Ayrı kayıklara binmiş rakkaslar da aynı şekilde kendi hünerlerini gösterirlerdi. Bu eğlenceler, Yeniçeriliğin kaldırılış tarihi olan 1826 yılına kadar sık sık tekrarlanmıştır. Bu tarihten sonra yapılar uzun süre boş kalmış, kullanılmamıştır.

İki katlı kasır, Abdülaziz döneminde (1861-1876) baştanaşağı yenilendi. Kasrın alt katında genişçe bir mermer taşlık, üst katta da, büyük bir salon ve dört oda vardır. Salonun tavam altın nakışlarla süslenmiştir. İki katı birbirine mermer merdiven bağlar. Merdivenin etrafında gene, mermerden ince 24 sütun vardır.

Köşk mimar Serkis Kalfa (1835-1898) tarafından yaptırılmıştır. Üç katlı kasrın mimarı da Serkis Kalfa’dır. Burasi mimari uslub bakımından Yıldız’daki Şale Köşkünü andırır. Her katında dört tane olmak üzere toplam on iki odası vardır. Bu iki yapıya Birinci Dünya Savaşı yıllarında (1914-1918) Süvari Küçük Zabit Mektebi yerleştirildi.

1938’de ise kasırlara Süvari Okulu taşındı. Okul 1941’de Konya’ya nakledilince, yapılar bir sure boş kaldı. 1947’de Süvari Okulu yeniden buraya taşındı. 1959’da süvari sınıfı kaldırılınca, okul kapandı ve yapılar tümüyle, Milli Savunma Bakakanlğı’na verildi.

Ayazağa’daki av kasrı ise İstanbul ahşap yapı sanatının en başarılı örneklerinden biridir. Kasrın hemen önünde boyu 100 metre, eni 20 metre ve derinliği 2,5 metre olan kufeki taşından yapılmış büyük bir havuz vardır. Üç yanı da örmedir. Köşkün önüne gelen kısmı tabii kaya parçalarıyla kapatılmıştır. Havuzun suyu bu kayaların üzerinden akarak havuza dolar.

Buraya gelen suyun adı “Dertli Pınar’’dır. Kasır 16 X 10 boyutunda büyük bir salonla arka kısımda iki odadan oluşur. Odalardan biri kahve ocağı, diğeri padişah huzurunda yüzme hünerlerini gösteren Enderun ağalarının soyunma yeri idi. Köşkün duvarları Abdülaziz’in İngiltere’den getirttiği çinilerle kaplıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir