Ayazma Camii

Ayazma Camii Üsküdar’da Ayazma denen semtin Kız kulesi’ne hakim sırtta tarihi Damalıs burnunun üstünde kurulmuştur.

Ayazma Camii Tarihi

Ayazma külliyesi’nin yapım defterindeki kayda göre, mabedin inşâsına 1757 yılında başlanmış, 1760 yılında tamamlanmıştır.

Camiye adını veren bu yer Bizans’tan önce de bir yerleşim bölgesiydi. İskender’in kumandanları Camiin bulunduğu sırtta saraylar kurmuşlardı.

İskender’in ünlü anıtı buraya dikilmişti. Daha sonraları Dârâ’nın, Harûnreşid’in kumandanları buraya yerleşmişlerdi. Bizans döneminde burada pazar kuruluyordu.

Doğu’dan gelen zengin kervanların durağı burası idi. III. Mustafa’nın anası, Mihrîşâh Sultan ile kardeşi Şehzâde Süleyman’ın ruhlarını şâd için buraya yaptırdığı rokoko üslûbundaki mâbedin tarihi H.İ174/1760’dır.

Cami, yurdun mukadderatı Koca Ragıp Paşa gibi kudretli diplomat ve yüksek şair bir sadrazamın ve ince bir sanatkâr olan Şeyhülislâm Veliyüddîn Efendi’nin ellerinde yükselme ve kurtulma hamleleri gösterdiği bir devirde yapılmıştır.

Bu iki büyük sanatkâr adamın eserleri câmiîn büyük kıble kapısı üzerinde görülmektedir.

Kapısının üstünde mensur kısımları sülüs ve manzum parçaları tâ’lik ile yazılan uzun bir kitâbe vardır.
Burada Sadrâzam Koca Ragıp Mehmed Paşa’nın söylediği şu manzûm tarihi görülür:

Muktedâ-yı ehl-i sünnet cami-i mecmua hayr Kıldı gün bu mâbed-i zîbâyı inşa bîriyâ Sadr-ı asrı bendesi Ragıb didi tarihini Cami-i râ ‘nâ binâ-ı şah Sultan Mustafa (1174) Ketebehû ed-dâî, Veliyyüddin ufiye anhü”
Kitabenin son mısrâı Ebced hesabıyla 1174 olarak çıkmaktadır.

Ayazma Camii Özellikleri

Kitâbenin sol alt köşesinde görüldüğü gibi büyük hat üstadı, Şeyhülislâm Veliyyüddin ufiye anhü künyesi görülmektedir.

Böylece anlaşılıyor ki, tarih manzûmesini Koca Ragıb Paşa hazırlamış, ta’lik yazıda, İranlılara bile üstadlığını kabul ettiren şöhretli hattat şeyhülislâm Veliyyüddin Efendi de bu manzumeyi yazmış ve imzasını koymuştur.

Böylece, mâbedin ihtişamı daha kapısındaki kitâbeye göz atınca başlayıvermektedir.

Satır halinde sağında ve solunda birer mürekkeblik bulunan kıble kapısının üstünde menşun ve sülüs ile iki yazılmış diğer kitâbe ise şudur:

‘‘Eâzım-ı selâtin-i izam, efhar-i havâkin-i kiram, imâm-ı ehl-i sünnet ve ‘l-cemaat,muk tedâ-yı kevâkib-i sipihr-i hilâfet, hâdim-i haremeyniş şerifeyn, bâsıtü’l-adl-i beyne’l- hâfıkeyn, es-sultan Mustafa Han, ibnis-Sultan Mehmed, Han, Halleda ‘llâhü devletehû ilâ inkırazı’z-zemân ve ebbede saltanatahü ilâ, ahiri’d-deverân hazretleri iş bu cami-i şerifi ve ma’bed-i münifi hasbeten li vechîllâhi ‘l-kerim ve taleben limerzati’r-Rabbi ’r-rahim müceddeden bina ve ihyâ buyurup bu hayr-i cesimlerinin sevabını vasıl-ı rahmet-i Rabbi’l âlemin olan valide-i muhteremleri merhume ve mağfuretü ‘n leha Mihr-i şah Emine Hâtûn tâbe serâha ile calis-i şerir-i cennet olan birader-i ekberleri merhûm ve mağfurun leh şehzade Sultan Süleyman, aleyhi r-rahmeti ve’l gufranın ruhu pür fütuhlarına hibe ve ihda buyurmaları ile Cenab-ı Hakkve Feyyazı, mutlak bu misüllü nice müberrat-ı cezileye mazhar ey ley e… Amin…Sene erbaa ve seb’îne ve miete veelf. ”.

On basamak merdivenle son cemaat yerine çıkılır. Son cemaat yeri üç kubbe ile örtülüdür.

Câmi’in kıble kapısından başka iki kapısı daha vardır. Batıdaki kapının dış yüzünde:

“İnnesalâte ale’l-mü’minine kitâben mevkuuta”

İç yüzünde

“Kaale’llahü tebâreke ve taâlâ selâmünaleyküm tıbtüm fedhulahâ halidîn Sadaka ‘llahü ’l-âzim ’ ’
Güney’deki kapının üzerinde: tlSelâmunaleyküm bimâ sabertüm feni’me ukbedâr”
Kuzey kapısının üzerinde:

‘‘Selâmünaleykûm üdhulü l-cennete bimâ küntüm temalûn”

Ayet-i kerimeleri altın yaldızla ve celi hat ile yazılmıştır.

Ayazma Camii’nin rokoko üslubu diğer camilerin rokoka üslûbuna benzememektedir. Ayazma’nın sipsivri nisbetinde diğerlerinde pek rastlanılmaz. Mâbedin kurşun kaplı tek kubbesi dört fil ayağı üstüne oturtulmuştur.

Kubbenin yanlarında 20 pencere kemerleri, genellikle iki merkezlidir. Pencerelerin üstleri ve altları mermer kaplı, kapakları ise cevizden ve dokuz tablalıdır.

Câmi sağındaki bir pencere sonradan kapı yapılmıştır. Bazı renkli alcı pencerelerde Hattat Seyyid Mustafa Ağa’nın elinden çıkmış, “Esmaü’l-Hüsnâ” yazıları vardır.

1872-1881 yıllarında yıkılan ve sonradan yenilenen minâresi dört köşe masif bir kürsünün üzerinde yükselmekte olup, eskisine göre daha kısa, incedir.

Şerefe çıkmaları konsollu, gövde ve peteğin tepesi bileziklidir. Soğan biçiminde olan taş külâh ortadan boğumludur.

Cami avlunun tam ortasındadır. Külliye nin kıble tarafında naziresi, avlu duvarının kuzey-batısında dörtyüzlü meydan çeşmesi, mâbedin solunda hünkar mahfeli bulunmaktadır. Ma’bedin kıble tarafındaki sıbyan mektebi ilk şeklini koruyamamış yıkılarak yerine yenisi yapılmıştır.

Kayıtlarda geçen muvakkithane ve 40 yastık dokuma kârhânesi bir lonca ve bir bükücü kârhânesi de günümüze kadar gelememiştir. Mâbedin sağ duvarında bir güneş saati, kıble duvarlarının ortasında ve köşelerinde çok ilgi çekici kuş evleri vardır.

Hünkâr Köşkü’nün kapısının üzerinde “Ey kapılar açan Allahım! Bize hayırlı kapı aç” anlamında:
“Ya müfettihal ebvab iftah lena hayre’l-bâb” kitabesi vardır.

Köşkün camie girilecek kapısının üstünde ise, hattat – Seyyid Abdullah tarafından yazılmış şu kitâbe görüdür:
Eşhedu en-Lâilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Ra-sûluhu
(Ketebe es-Seyyid Abdullah-H.1172)

Yedi yuvarlak, bir dört köşe sütun üstüne oturtulan hünkâr köşkünün yukarıya çıkan sofa kapısının üstünde de: “Allah için kim bir mescid yaparsa Allah da ona Cennet de “Hadîsi” yazılıdır. Geçit dört mermer sütun ve mermer korkuluklarla kaplıdır.

Camiin mihrâbı çok nefistir. Yedi renkli taşla işlenmiştir. Som mermerden yapılmış olan oymalı minberi eşsiz bir sanat eseridir. Vaiz kürsüsü yekpare mermerdir. Üzerinde “besmele” yazılıdır.

Topkapı Sarayı Müzesi Arşivinde bulunan Ayazma Camii defterine göre,camiin, binâemini, Beykoz, Kireçburnu ve Gümrük civarında birçok çeşmeleri bulunan İstanbul Gümrük Emini es-Seyyid İshak Ağa’dır. İnşaata 1171 yılı Recebinin 19 uncu günü başlanmış ve 1174 senesi Cemaziyülevvelinin sonlarında bitirilmiştir.

Cami ve teferruatı için beş yüz 6 bin 96 kuruş 49 akçe sarfedilmiştir ki, her yük yüz bin kuruş olduğuna göre, 506,096 kuruş 49 akçe demektir. Yarım milyon Esedî kuruştan fazla para harcanmamıştır.

Bulgurlu’dan cami havuzuna getirtilen su yolunun, hamamın tamirleri, civarda vakıf olarak yapılan bir çörekçi fırını, bir helvacı, bir bakkal, iki attar, bir sarraf dükkanı ile 60 yastıkçı, bir ipek bükücü kârhânesi, bir lonca odası, bir kâtip evi, ve Doğancılardaki Üsküdar ve Gebze menzilhanelerinin ve bitişiklerindeki hanın da yapılma masrafları bu yekûna dahildir.

Bu defter şimdiye kadar ilim ve tarih âlemine meçhul kalan bir çok hakikâtleri de ortaya koyması itibarile büyük bir ehemmiyeti haizdir.

Eski inşâ tarzını, inşâ malzemesini, sıva ve tezyin usullerini, eski boyaların hazırlanma şekillerini bu defterde, bütün teferruatile görüyoruz.

Deftere göre camide, Pehle, “yan” mermer, ak mermer, Elvan, Sumakî, siyah mermer, Abbasî mermer, İstendil mermeri kullanılmıştır. Yirminci asır bilginleri eski sıvaların mermer gibi sağlam ve parlak oluşunun sırrını bilememişlerdi.

İşte bu defter ilim ve sanat âlemine bu sırları ifşa ediyor: Eskiden sıva çamurları bal, yumurta ve civa ile hazırlanıyordu.

Ayazma Camii’nin sıvası için beher yüz tanesi 77 kuruştan 6737 kuruş tutan 8750 yumurta ile okkası 35 kuruştan 21910 kuruş tutan, 626 okka hâlis bal ve 1.080 kuruşluk da civa kullanılmıştır.

Camiin “Şerefâbâd” ve “Sahilsaray” denilen sarayların arkasında yıkılan eski ayazma sarayının bahçesine kurulduğunu ve “Topkapı Sarayı Arşivi’nin 5466 numarasında kayıtlı bir vesikadan öğreniyoruz. Bu vesikalar bize aynı zamanda eski sarayda yapılan bir tâmirden artan ve Topkapı Sarayı çerçevesine giren ve yıktırılan yaldız kasrından gelen kurşunların da Ayazma Camiinde kullanıldığını gösteriyor. Câmiin taşçıları ile marangozları için 268,782 kuruş 26 para harcanıldığı halde 90 gün çalışan nakkaş kalfalarına 15750 ve 70 gün çalışan nakş işçilerine, neferlerine de 34510 kuruş gibi mühim bir para sarfedilmiştir ki, eskiden ressamlara ve nakkaşlara daha büyük bir yer verildiği anlaşılmaktadır.

Camiin iç süslerinde deve kuşu yumurtalarından da istifade edilmiştir. Cami için beheri 130 kuruştan 151 devekuşu yumurtası alınmış ve 19630 kuruş masraf gösterilmiştir.

Kubbe kazanlarının ve minare alemlerinin ve diğer yerlerinin yaldızlanması için devrinin en yüksek ayarlı altını olan ve adnıa yaldız altını denilen beheri 465 kuruştan tam (225) altın alınmış ayrıca, 13134 kuruşluk altın ve 450 kuruşluk da gümüş varak kullanılmıştır. Çeşitli boya hazırlanmak için de şu malzeme kullanılmıştır:
Sülegen, ağır isfidaç, “üstübec” frengi isfidaç, kaba zengâr, çam sakızı, sarı tutkal, Bec cividi, Zencefire, lâcivert, Acem zırnığı, siyah tutkal, lâhur çivit, kırmızı, Lotor, Gülbahar Cilâ Toprağı, ruganinefti acem, ruganiardaç, rugani neft.

Ayazma Kabristanı

Etrafı demir parmaklıklarla çevrili hazirede eşsiz mezar taşları vardır.

Burada gömülü olanlar arasında:

Silâhdarzâde Mir Seyyid Mehmed Emin Efendi.16 Zilkade 1243 H.

Bâbü’s-saâde ve Galatasaray ağalarından has odabaşı Abdullah Ağa (1202 H).

Sultan III. Mustafa’nın çuhadar ağası Mustafa Ağa (17 Zil. 1196 H.).

Padişah Silâhdarı Seyyid Mehmed Ağa (1185 H).

Sultan II. Mustafa’nın dadısı Ayişe Hâtûn (23 Ram. 1173 H.).

Müderris ve Hattat Bosnalı Hacı Osman (1180 H.).

Kethüdâ Hatice Hâtûn (1179 H.).

Sultan Selim’in ebesi Rukiyye Kadın (1183 H.).

Dârü’s-saâde Ağası Mercan Ağa (1186 H.).

Padişahın baş musahibi Mansur Ağa (1193 H.).

Ayazma Camii’nin muvakkiti Mehmed Seyyid (1181 H.)

Ayazma Camii İmamı Hacı Salih (1318).

Hattat Hacı Alizâde Mehmed Kemâleddin (1180 H.).

Müşir, Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hemşiresi Şâkire Hanım (1320 H.)

Bâbü’s-saâde ağası Hacı Ali Ağa (1209 H).

Şair Nâşid İbrahim Bey (1206 H.).

Bâbü’s-saâde ağası Seyyid Abdullah (1209 H.).

Ser alâ -yi padişahı Selman Ağa (1209 H.).

Hane-i Hassa ağalarından Ali Bey (1203 H.).

Valide-i Atik Camii İmamı Osman Efendi, (1316 H.).

Hattat Hacı Osman’ın kızı Fâtıma (1181 H.).

Sultan Mehmed’in Hazinedân Küçük Beşir Ağa (1258 H.).

Üsküdar Adliye Camii birinci imamı ve Rüstem Paşa muallimi Dağıstanlı Hafız Mehmed Şerif ve hiye (tarihsiz) vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir