Ayazma Kapısı

Ayazma Kapısı İstanbul surlarının Haliç tarafındaki altıncı kapıdır. Evvelce yanında sur dibinde bulunan bir ayazmadan adını almaktadır. Bu ayazmanın karşısında Sultan Fatih Mehmed’le gelmiş gazilerden Yar Bey’in kabri vardır. Bu kabir, Unkapanı Hali’nin karşısında şimdi kaldırılan sahil surlarının “Küçük Tuğlacılar Camii” karşısındaydı.

Cami 1956 yılında yıktınlırken, kabir de kaldırılmıştır. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın amcası olduğu söylenen Yar Bey (Ayazmend Ali Bey) İstanbul’un fethi sırasında Bizanslılarla savaşarak surların burasından içeri girmiştir. Bazı tarihi kayıtlarda Yar Beyin abdest almak için burada bir ayazma kazdırdığı, bundan dolayı da Aya kapısı dendiği geçmektedir. Evliya Çelebi, “İstanbul’un kuşatılmasında Derviş Aya Dede’nin üç yüze yakın Nakşibendi fakiriyle bu kapıya hücum ederek tırmanırken, şehid olup, kapının iskelesi yanına gömüldüğünü” yazmaktadır.

Bu hesaba göre kapı Osmanlı İmparatorluğu döneminde XIV. yüzyılda Varna ve Köstence’den gelen çektiriler (küçük yelkenli gemiler) Ayazma Kapısı’ndaki iskeleye yanaşarak İstanbul’a yağ, pekmez, tereyağ ve benzeri malları boşaltırlardı. Günümüzde burada daha çok kereste ve yapı malzemesi satan esnaf faaliyet göstermektedir. Semt, İstanbul’un büyük yangınlarından bir kaç kere harap olmuş ve yeniden inşa edilmiştir.

Ayazma kapısı Yangınları: Tarihi boyunca bir çok yangın felaketi geçiren İstanbul’da bu yangınlardan en büyük ve korkunçlarından biri 24 Temmuz 1660’da (1070 H.6 Zilkade) Ayazmakapısı dışında bir dükkandan çıktı ve tarihe aynı adıyla geçti. Tarihçilerin belirttiklerine göre, yangın bir Cumartesi günü saat 05.00’de (Ezani saat) Ayazma kapı’da tütün içen birisinin dikkatsizliği sonu baş gösterdi. Alevler kısa sürede çevreyi sararak Unkapanın’na doğru sıralanan bütün kereste depolarını kül etti. Alevler iki koldan sur içine bulaştı. Bir sol Süleymaniye tarafına, diğeri Süleymaniye’nin altından Bedesten ve Hasbahçe semtine doğru genişleyip büyüyerek yayıldı. O günün akşamına doğru, alevler Süleymaniye Camii çevresini sardı.

Camie sığınan birçok kişi yandı ya da yaralandı. Bu arada camiin külahları tutuşarak, “mum gibi yandı” Yangının korkunç bir hız ve görüntüyle büyümesi karşısında dehşet içinde kalan halk, değerli eşyalarıyla selatin camilerine sığındı. Şehzadebaşı ve Sultan Bayezid camilerinin Haliç’e bakan alanındaki evler de bu yangından kurtulamadı, kül olup gitti. Yangın geceleyin de aynı şiddetiyle devam ederek. Kapalıçarşı’yı, Mahmudpaşa, Hocapaşa, Tahtakale’yi sardı. Geceyarısına doğru Odunkapısı, Zindankapısı, Balıkpazarı Kapısı, Demirkapı semtleri tamamen yanmıştı.

Saray surlarından biri ateşin şiddetinden yıkılarak devrildi. Rüzgarın da yardımıyla yayılmaya devam eden ateş Atmeydanı üzerinden Peykhane semtine, oradan Çatladıkapı’ya, Çatladıkapı’dan sahil boyunca Kumkapı, Yenikapı Davudpaşa semtler: istikametini izleyerek Samatya Kapısı civarında Etyemez’e, oradan batıya doğru Etyemez Tekkesi, Davutpaşa Camii, Haseki Camii, Yeniçeri odalarından bütün Fatih semtini etkisi altına aldı.

Vezir Debbağ Mehmed Paşa, Kaymakam Süleyman Paşa, Bostancıbaşı’nın gözetimindeki askerler ümitsizce sağa sola koşuşarak yangını söndürmek istedilerse de bütün çabaları boşa gitti. İstanbul’un büyük bir kesimi alev alev yanmaya devam etti.

Yangın alanının içinde bulunan bütün evler, konaklar, bahçeler, köşkler, camiler, mescidler, ayazmalar, dükkanlar, iki bedestenin bulunduğu büyük çarşı da dahil olmak üzere çarşılar, odalar, Valide Han’ın dışındaki bütün hanlar (Bu arada o tarihe kadar hiç bir yangından hasar görmeyen Eskisaray yakınındaki Kebeci Han da yandı), içindeki eşya ile beraber tamamen kül oldu. İki yüz kişi yanarak can verdi.

Binlerce insan yaralandı, on binlerce aile evsiz-barksız kaldı. Su yolları tahrip olduğundan çeşmeler kurudu, fırınların yanmasıyla da ekmek kıtlığı başgösterdi. Yangından kaçan yüz bin kadar İstanbullu Atmeydanı’nda toplandı.

Bir kısım halk kayıkların içinde barındı; büyük bir kısmı da iskelelere, sahildeki kumluklara yığıldılar. Ateş, şehrin surlarının aştığından sahile sığınanların üzerine sürekli kıvılcımlar yağdırıyor, kesif dumandan gökyüzü görülmüyor, geceleri ise ortalık gündüz gibi aydınlık oluyordu.

Bu arada bir çok kişi ailesini kaybetmişti. Bunlar arasında birbirlerini ancak bir ay sonra bulanlar oldu. Cumartesi başlayan yangın, Pazartesi akşamına kadar yayıldığı alan içerisinde gece gündüz aynı şiddet ve dehşetiyle devam etti. Yangındaki hasar ve kayıplar hakkında daha kabarık bilgiler veren kaynaklar da vardır.

Bu büyük yangının bilançosu cidden korkunçtu, 120 saray ve konak, 40 hamam, 360 cami ve mescid, 100’den ziyade mahzen, birçok medrese, tekke, kilise, pek çok ev yanda 2700 veya 4000 kadar da insan alevler veya yıkılan binalar arasında can verdi. Cebeciler Hanı ve Avrat Pazarındaki Cerrah Mehmed Paşa Camii gibi taş binalara sığınan insanlar ateşin bunların içine dahi sirayeti neticesi yanarak öldüler. Bu cami ertesi sene tamir ettirildi.

Bir cevap yazın