Aynacıoğulları İsyanı

Aynacıoğulları İsyanı Kurtuluş Savaşı sırasında Aynacıoğlu Rüştü (Ali), Aynacıoğlu Hasan (Haydar), Aynacıoğlu Mehmet ve Aynacıoğlu Deli Hacı lakaplı aile reisleri önderliğinde 1919-1920 yılları arasında TBMM güçlerine karşı  çıkan isyan.Aynacıoğulları’nın yöneticileri: Rüştü, Hasan, Çerkez Musa’dır.

Aynacı Rüştü, Ali; Aynacı Hasan ise Haydar adlarını kullandılar. Ayrıca amca çocukları İsmail, Pazar’ın Çarksız köyünden Mehmet Molla, akrabaları Çarkoğlu Mustafa da kendilerinin yardımcılarıydı. Akrabalar ve işbirliği yaptığı kimseler, hükümete taraftar görünmekte, bu sebeple de hükümet mensuplarını inandırmış bulunuyorlardı.

Ayaklanmayı yapanları, şehirlerin ve kasabaların ileri gelenleri yönetiyorlardı. Bunlar, hükümet memurlarından ve askerlerden topladıkları bilgileri, hemen asilere bildiriyorlardı. Öyle ki, askeri harekâtı bile günü güne öğreniyorlar ve tedbir almalarına yardımcı oluyorlardı.

Nüfuz sahibi olan bu iki yüz lü insanlar, asilerden biri yakalandığında hemen harekete geçiyor, onları kurtarmak için ne yapmak gerekiyorsa onu yapıyorlardı.

Aynacıoğulları daha önce de Yenihan ve Zile olaylarını yapmışlardı. Sayıları zaman zaman 400-600 atlı oluyordu. Bazen gruplar halinde şehirlerde, kasabalarda hükümet binalarına ve karakollara baskın düzenliyorlardı.

Ellerine geçen her fırsatta hükümet kuvvetlerini arkadan vuruyor, silâhlarını alıyorlardı. Türk ordusunu arkadan vurmak için Rumlarve karışıklık taraftarlarıyla işbirliğine girmişlerdi. Bu suretle bölge halkının başlamış olan milli harekete yardımlarını baltaladılar.

13 Aralık 1920 günü, Turhal ile Zile arasında Hamidiye boğazını kesen asiler, yolcuları soydular. Bölgeyi korumakla görevli bir birliği pusuya düşürerek soydular. Silâhlarını ve mühimmatlarını aldılar. Turhal’ın Çivril bucağı yönünde kaçtılar.

Yaptıkları suçu da bölgedeki başka bir eşkıyanın üstüne attılar. O zaman bir sancak olan Aksaray’da da bir soygun daha yapmışlar, bu suçu da ‘Çakır Hasan Çetesi’nin üstüne atmışlardı.

Halkın ve devletin başına bela bir eşkıya topluluğu halinde idiler. Devletin kuvvetli olduğu zamanlaman dilemişler, hükümeti oyalamışlardır. Zayıf olduğunu sezinlediklerinde de hainlik yapmaktan çekinmemişlerdir.

25 Nisan 1921 günü, hükümet kuvvetleri tarafından sıkıştırılmıştı. Sığınma isteğinde bulundular. Bu istek kabul edildi. Sığınmaları beklenirken, hükümeti atlatmışlar, yeniden eşkıyalık yapmaya başlamışlardı.

Aynacıoğulları’nın, Yozgat ayaklanmasında da Çapanoğul-Aynacıoğulları çatışmalardan kaçıyordu, ilk anda vuruyor, yağma ediyordu. İzlerini kaybettirerek, her türlü hainliğe başvuruyorlardı. Milli kuvvetlerin Yozgat’a geleceğini haber alınca, ondan biraz önce kaçtılar.

Yozgat olayından sonra Aynacıoğulları’nın Delihacı bölgesinde, Erzurumlu Kara Nazım (Postacı Nazım) çetesi Zile taraflarında, Çerkez Musa çetesi de Erbaa civarında yuvalandılar.

Postacı Nâzım 1920 yılı sonlarında Samsun köylerinde yakalandı, idama mahkum edildi. Aynacıoğulları Sakarya Savaşı na kadar dağlarda eşkıyalığını sürdürdü. Bu tarihten sonra Kızılırmak Nehri’nin eşkıyalığını sürdürdü.

Bölgedeki Kayalar, Hacıköy, İshaklı, Çayırözü, Başpınar, Kurtağılı, Koyunculu, Kasin, Buldacı Tekkesi, Kozdere, Kızılcaköy, Özüveren bucak ve köyleri yataklık ettiler.

Bu bölgenin asıl çetesi, Katil ilyas çetesi idi. Çiçekdağı’nın kuzeyi, Mecidiye ilçesinin batısı, Sıtma bucağı civarı, İlyas çetesinin yatağıydı. Eşkıyanın halk üzerinde hükümet kuvvetlerinden daha etkili olması sebebiyle, Yenihan, Zile, Devecidağı, Artova, ilsulu (Sulusaray), Akdağmadeni, Mecitözü, Alaca, Sungurlu, Boğazlıyan, İskilip, Keskin, Bâlâ ve Tosya bölgeleri, Katil İlyas çetesinin ve Aynaçıoğulları’nın Kavlak Ali, Deli Ömer gibi çetelerin yatağı olmuştur. Bölge halkının hemen tamamı, çetelere yardım etmiştir.

Katil İlyas başlangıçta sessiz ve hareketsiz görülmüştür. Ancak Eskişehir Yunanlılar tarafından işgal edilince, etkinliği arttı. Yunanlılardan talimat alarak hareketini düzenliyordu. Yunanlılarla ilişkisi o kadar ileri idi ki, Yunan kuvvetleri Anadolu içlerinde başarı sağladıkça, bunlar da Yozgat’ı işgal edeceklerdi.

Yunanlılar başarılı olamadıkları takdirde, Çiçekdağı yöresinden Konya bölgesine geçeceklerdi. Türk kuvvetlerinin zayıf bulunduğu bir cepheyi yaracaklar, Yunanlılara katılacak şekilde plân yapmışlardı.

Olayların gelişmesinden ve akışından, bunların hareketleri adi bir eşkıyalık olmaktan çıktığı görülür. Bu tür eşkıyalığa ‘siyasi eşkıyalık’ demek en anlamlı deyimdir.

Aynacıoğulları da aynı davranışlar içindeydi. Katil İlyas çetesi ile işbirliği yapıyorlardı. Katil ilyas, topladığı büyük bir ‘kuvvetle Devecidağı’na yaklaştığında, Aynacıoğulları ile birleşmişti. Ankara hükümeti bütün olayları yakından takip ediyor, ancak bunları oyalama siyaseti güdüyordu.

Nitekim aldatma oyunlarını ihmal etmeyen hükümet, 2 Temmuz 1921 günü teslim olacaklarını ihtiyatla karşılamıştı. Bunları daha yakından tanımak için asilere, Tokat bölgesinde eşkıyalık yapmakta olan kimselerin temizlenmesi görevini verdi. Bunu yerine getirdikleri takdirde öldürülmeyecekler, ceza görmeyeceklerdi.

Bunun üzerine Aynacıoğulları, hükümetin güvenini kazanmak amacıyla ünlü eşkıyalardan Molla Veli’yi ortadan kaldırmışlardı.

23 Eylül 1921’de 30’u Rum, kalanı Çerkez ve Kürt olmak üzere 150 kişilik Katil ilyas çetesi, Boğazlıyan’dan Yozgat İstiklâl Mahkemesi’ne götürülen 13 Laz, 5 Rus’u götüren birliğe saldırdı. Birliğin silâh, cephane ve atlarını almışlar, suçluları da salıvermişlerdi. Lazlara da silâh verilerek kendi saflarına katılmaları sağlanmıştı.

Bundan başka Yozgat’tan Kayseri’ye götürülmekte olan 1316 doğumlu erleri serbest bırakmışlar, muhafızlardan iki kişiyi öldürmüşlerdi. Ayrıca bastıkları köyde de birçok kimseleri öldürdüler. Bu bölgenin güvenliğinden sorumlu hükümet kuvvetleri, bunları takip etmekte idi.

Aynacıoğulları’nın hükümet taraftarı olduğunu bildikleri için, bunlara karşı tedbir almaya gerek görmediler. Ancak Katil ilyas çetesiyle yapılacak çarpışmaya Aynacıoğulları ile birlikte hareket etmek için haber gönderdiler. Aynacıoğulları bu çağrıyı cevaplandırmadılar.

Hükümet kuvvetlerinin gafil avlanmasına ve arkadan vurulmasına yardım ettiler. Aynacıoğulları Katil ilyas çetesine katılarak 250-300 kişilik bir kuvvet oluşturdular. 23 Eylül 1919 günü hükümet kuvvetleriyle yapılan ilk karşılaşmada eşkıyalar püskürtüldü. Ertesi günü bütün güçleriyle saldırıya geçen Katil İlyas ve Aynacıoğulları, Koyunculu ve Sarıkaya bucaklarında püskürtüldüler.

Geceleyin kendilerine çeki düzen veren âsîler, 25 Eylül 1921 günü sabahleyin baskın düzenlediler.Tüfek,makineli tüfek ve bombalarla yapılan baskında hükümet kuvvetleri 25 şehid, 20 kadar yaralı verdirdiler. Kazandıkları bu başarı onları iyice şımarttı. Yakalanmış olan subay ve erlerin silâhlarını aldılar. Don, gömlek soyarak sokaklarda gezdirerek hakaret ettiler. Subay, er,sivil birçok kimseyi de öldürdüler.

Asilerin bu başarısı, halk üzerinde olumsuz etki yaptı. Maden ilçesinin kuzeyindeki Kürt ve Rum köyleri, bu olay üzerine iyice azdılar. Aynacıoğulları, 8/9 Ekim 1921 gecesi. Molla Hasan (Çakır Hasan) çetesinden başka, Katil ilyas çetesi ile birleşerek 200 kişilik bir kuvvet oldu. Yazıçayırı ve Mandıra bucaklarını bastılar. Direniş gösterenlerin evlerini, yağmaladılar.

17 Ekim 1921 gecesi 20 atlı ile bir karakolu bastılar. Camlarını kırdılar ve karakola ait resmi evrakı yaktılar. Karakoldaki jandarmaları bağlayarak, silâhlarını aldılar. Bu davranışlarıyla hükümete meydan okuyorlardı.

Kürt ve Rumların da eşkıyaların yanında olması, Türklerin ezilmelerine sebep oldu. Ama kimsede ses çıkaracak güç yoktu, bekleniyordu.Bölgede büyük bir tehlike belirmişti. Ankara hükümeti tehlikeyi zamanında görerek, bölgeyi Merkez Ordusu birlikleri ile kuvvetlendirmeye kara verdi.

Bunun için 12. Tümen den bir taburu, Yozgat Kuvve-Takibiye Komutanlığı’nı, 27 Süvari Tugayı’nı, 55. Süvari Alayı’nı, Ankara’daki 61. Jandarma Süvari Alayı’nı, Konya Havalis Müzaharet kıtalarını ayaklan mayı bastırmakla görevlendirdi. Birliklerin hareketini Merkez Ordusu Komutanlığı plânlayacaktı.

Hükümet kuvvetleri her taraftan asileri sarmaya başladı. Diğer taraftan Anadolu içlerine girmiş olan Yunan ordusu ile de çarpışmalar sürüyordu.

Hükümet kuvvetlerinin sayıca üstün olması, bu ayaklanmaya verdiği önemi gösteriyordu. Kısa sürede asiler ürktüler. Ümitleri kırıldı. Kesin sonuca giden hükümet kuvvetleri, işi sıkı tutuyordu.

Asiler Yunanlılara katılmak çabasına girdiler. Bu durum yakalanan asilerden öğrenilmişti. Hükümet kuvvetleri aldığı tedbirlerle bunları önledi. Asiler bölüm bölüm teslim olmaya başlamışlardı. Bir yandan teslim olan, diğer yandan kaçma ümidi kalmayan asilerden kalanları da korku sardı.

Bütün bu olaylar gelişirken Aynacıoğullarının aman diledikleri görüldü. 9 Kasım 1921 günü Reşadiye ilçesinin Sazak bucağında, Reşadiye Askerlik Şubesi Başkanı Hilmi Bey’in önüne çıkarak: “Her nasılsa İlyas’ın aldatmalarına kapıldıklarını, hata ettiklerini, onu ortadan kaldırmak vaadiyle affedilmelerini, hayatları bağışlanmak merkeze de alınmak şartıyla sığınmak isteğinde olduklarını bildirip ve bu isteklerinin orduya bildirilmesini” rica ettiler.

Aynacıoğulları’nın ve yardakçılarının zaman zaman tekrarladıkları aman dilemeleri olmuştu. Bu defa da kendilerini çeviren hükümet kuvvetlerinden kurtulmak istedikleri anlaşılıyordu. Başkomutanlık, asilerin bütün mensupları, silâh ve atlarıyla Yunanlılara karşı görev almalarını istedi. Bu suretle af dilekleri kabul edilecekti. Asiler ise köylerine gitme isteğinde bulunmuşlardı.

Bunun için teslim olmaya yanaşmadılar. Bunlardan Kavlak Ali teslim oldu ve 10 gün süre köyüne izinli gitmesi yeterli görüldü. Kavlak Ali daha sonra verdiği sözden dönmüş, yeniden eşkıyalığa başlamıştı. Bu davranış asilerin ümitlerini daha yitirmediklerini ortaya koyuyordu.

Aynacıoğulları’ndan Hüseyin ve Mehmet ölmüştü. Rüştü de 31 Ekim 1921 günü tutuklanmış ve Tokat Cezaevj’nde konmuştu. Aynacı Hasan ise, teslim olacağını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya yazmıştı. Mustafa Kemal Paşa, kuvvetlerin uzun süre orada bağlı kalmadan ve asilerin teslimini isteyerek, ayaklanmayı bitirdi.

Yakalanan asiler, yanlış yolda yürüdüklerini kabul ediyorlardı. Bu arada Yunanlılarla işbirliği yaparken, birçok mezalime de şahit olmuşlardı. Teslim olma istekleri kayıtsız, şartsız kabul edilmişti. Artık hükümetin isteği doğrultusunda ve vatan için çalışacaklardı.

Bunu büyük bir istekle karşıladılar. Aynacıöğlu Hasan bu durumda iken sağa sola kaçtı, izini belli etmedi. 20 Kasım 1921 tarihinde takip edildiğini ve kurtulma ümidi kalmadığını anladı. Saklandıkları Sungurlu ve Alaca ilçelerinde kıstırıldı. Teslim olan son Aynacıöğlu ile bu ayaklanma olayı kapandı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir