Bağdad Köşkü

Bağdad Köşkü Topkapı Sarayı’nda günümüze kalan beş köşkten biridir. Sarayın dördüncü avlusunda, şimşirlik ve incirlik bahçelerinin birleştikleri noktada, bir set üzerindedir.

Köşk, adından da anlaşılacağı gibi Bağdat’ın ikinci defa fethi üzerine IV. Murad tarafından yaptırıldı (1639). Bir kaynakta yapının mimarının dönemin mimarbaşısı Hasan Ağa olduğu belirtilmişse de bu bilgi kesinlik kazanmış değildir. Padişahın, köşkü yaptırırken son derece titiz davrandığı ve yapının göz kamaştırıcı bir güzellikte olması için özen gösterdiği anlaşılmaktadır.

Ancak, bir hayli dramatik bir hayat süren bu güçlü Osmanlı hükümdarına köşkte fazla oturmak nasip olmadı, inşaatın bitiminden kısa bir süre sonra IV. Murad öldü (8/9 Şubat 1640 Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece). Bütün İstanbul Boğazı’nı ve Eyüp’e kadar Haliç’i gören bu görkemli yapıdan, IV. Murad’dan sonra tahta geçen padişahlar yararlandılar.

Köşk, lale bahçesinin bittiği yerden 7 metre yükseklikteki bir köşededir. Kalın kemerler üstünde, 22 mermer sütunun taşıdığı geniş saçaklı bir revak ortasında yükselen yapının planı, dört tarafında çıkıntılar olan bir sekiz köşedir.

Sekiz köşenin üstünü bir fenerle süslü kubbe, yanları ve revakları da geniş bir çatı örter. Sekiz köşeli planın güney doğu köşesinde, esas salonla doğrudan ilişkisi bulunmayan, dıştan kapılı küçük bir oda ve bir ayakyolu vardır. İçeride çok güzel bir pirinç ocak mevcuttur. Çıkma kısımlarında altlı üstlü, gayet güzel ve zevkle işlenmiş 32 pencere bulunmaktadır.

Bunlardan dört tanesi ek oda ve ayakyolu ile körletilmiş durumdadır. Revakın 22 mermer sütunu kaidesiz olarak birer pirinç çemberle doğrudan taban başına oturtulmuş bulunmaktadır. Başlıkları baklavalı, kemerler değişmeli olarak beyaz mermer ve kırmızı Hereke üçgenleri gömme kurslarla süslüdür.

Sütun aralarında oyma mermer şebekeler ve kuzey cephesinde de konsollar üzerinde iki geniş balkon vardır. Saçak tavanı dört köşe, revak tavanı sekizli yıldız ve altıgen teşkil eden çıtalarla oluşturulmuştur. Odanın cephesi, yerden kapı yüksekliğine kadar çeşitli renkteki taşlarla kaplıdır.

Güney cephesinde geniş mermer çerçeveler ortasında çeşitli kırmızı taş levhalar bulunmaktadır. Kuzey cephesi ise dar beyaz şeritler ortasında yeşil levhalarla kaplıdır. Kapı söve ve kemerlerin dört tanesi silmeli beyaz mermerden, esas kapı söve ve kemeri yeşil ve beyaz taştandır.

Pencere söveleri de mermerdir. Kapı yüksekliğinden başlayarak iç duvarlar nar çiçeği, enginar yaprağı motifli, beyaz zemin üzerine lacivert çinilerle boydan boya kaplıdır. Bu çiniler XVII. yüzyılın en güzel örnekleridir. Kuzey cephesindeki çinilerden bir kısmı bozulmuş olup, ancak derme çatma bir tamir görmüştür. Çıkıntıların köşelerinde balık pulu şeklinde süslenmiş ince kum saati bulunmaktadır.

Üst pencereler elvan alçı pencerelerdir. Renkler az ve pastel şekiller geniştir. Alt pencerelerin parmakıkları sekiz köşe yıldız ve altıgen biçiminde, pirinçtendir. Revak döşemesi açık siyah kayağan taşındandır. Kubbeye, nar çiçeği rengindeki zemin üzerine, beyaz nar çiçekleri, nergisler, kabartma malkari usulü ile kesif ve sıvama resmedilmiş, yer yer yaldızlı nar çiçekleri serpiştirilmiştir. Göbek zemini mavidir.

Etraf suyu, yeşil çiçeklerle, etek ise yeşil enginar çiçeği motifleriyle süslüdür. Yan tavanlar çaplarından bölünerek bir kısmı tamamen yaldız, diğer kısım yaldızlı mavi olmak üzere baştan aşağı müzeyyendir. Kubbe kasnağından aşağısı ise, kemer ve duvarlar, cephede bulunan çini türünden çinilerle kaplıdır. Mermer pencere söveleri üstünde “Besmele” ve “Ayetü’l-kürsi”den sonra diğer Ayat-ı Kur’aniye, yine çini ile beyaz olarak yazılıdır.

Bu yazılar Tophaneli Enderuni Mahmud Çelebi’nin eseridir. Çıkıntıların yanlarında ikişerden sekiz hücre, kapıların yanlarında ikişerden altı dolap vardır. Hücrelerin içi mavili yeşilli çinilerle kaplıdır. Bütün ahşap aksam, pencere, kapı ve dolap kanatları ve hücrelerin Bursa kemeri, raf yüzleri sedef ve altın yaldız üstüne bağa kaplıdır.

Kapıların dış yüzündeki işlemelerin birisi dışındakiler, bir hayli harapdır. Pirinç ocak, köşkün kuzey batı yönündeki duvarındadır. Kubbe eteğine ulaşan pirinç ayna üstüne pirinç çıtalarla kitabe ve silmeler düzenlenmiş, külahı kitabelerden aşağı doğru süzülerek inmiştir. Yaşmağın tacı oyma pirinç kafesidir.

Alt kısmı da pirinç hatai bir geçme ile süslüdür. Ocağın kurşun kaplı sivri külahlı taştan bir bacası vardır. Kubbeden aşağıya doğru altın yaldızlı kafes ile süslü, zemini kırmızı bir top sarkmaktadır.

Pencere içleri renkli mozayiklerle işlidir. Kapı tabanları ise mermer levha oyularak içine gömülen altıgenler ve yıldızlarla süslüdür. Kapı tavanları mozayik, yanları ise çini kaplıdır. Salonun ortasındaki gümüş mangalın Fransa Kralı XIV. Louis’nin armağanı olduğu rivayet edilir.

Ufak kahve ocağının duvarları da boydan boya çiniyle kaplıdır. Sayvanın doğu tarafında mermer bir ayakyolu, bunun önünde kakma yapraklan içeren ayna taşı ve süslü dört köşe teknesiyle çift bir musluk vardır. Binanın tarih beyti yoktur. Sadece esas kapı ve küçük kapının kemerlerinin üstlerindeki mermer üzerine yaldızla şu beyit yazılıdır:

“Küşade bad be devlet hemişe in dergah Bihakki eşhedü enla ilahe illallah”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir