Balat Yangınları

Balat Yangınları Balat Bizans devrinde bir kaç yangın geçirmiştir. Bunlardan en önemlisi XIV. yüzyıldaki yangındır. Tarihçi Pakhymeres 1303’de çıkan yangından sözeder. Bu yangın Kynegon Kapısı’na, oradan Precurseur Kilisesine, kadar ilerlemiş ve bir çok yapıyı yok etmiştir. İstanbul’un fethinden bu yana da Balat semti İstanbul’un en çok yangın çıkan yerlerinden biri olmuştur. Yangınların bir çoğu şehrin büyük bir kesimini harab edecek derecede bir genel âfet haline dönmüştür.

1510 Yangını: Yahudi mahallesinden çıkan yangın Balat’tan Bahçekapı’ya kadar uzandı, 800 dükkan yandı.

1639 (H. 19 Cemaziyülevvel 1049) Yangını: Yangın Balat Kapısı dışındaki mumhanelerden çıktı Şiddetli poyrazın da etkisiyle kısa sürede, önce kıyıda sur dışındaki evlere sikâyet etti. Sur içerisindeki büyük bir ceviz ağacının da tutuşmasıyla alevler sur içinde de hızla yayılmaya başladı. Gece başlayan yangın sabaha kadar bütün Balat semtini kül haline getirdi. Sabaha karşı Dırağman Mahallesi ve Fethiye Camii de yandı. Ateş, Çukurbostan’a kadar dayanarak ertesi gün öğle üzeri söndü. Balat, Fener Kapısı, Sultan Selim İmareti ve Çukurbostan arasında kalan alan bu yangın sonunda tamamen yanmıştı.

1692 (H.26 Muharrem 1104) Yangını Yangın Ferâhkethudâ Camii yakınındaki bir hallaç dükkânından çıktı. Bütün çabalara rağmen, Kesmekaya’ya kadar 1500 ev ve iş yeri yandıktan sonra ancak söndürülebildi.

1721 (H.15 Şevval 1133) Yangını: Yangın gece alaturka saat 1 ’de büyük sinagogun karşısında bir Yahudinin terzi dükkanında çıktı. Yapılar ahşap ve birbirine bitişik olduğundan hızla büyüdü.

Zamanın sadrazamı Damad İbrahim Paşa, Nişana Paşa, Yeniçeri Ağası da derhal yangın mahalline geldiler. Padişah III. Ahmed’de “Kancabaşı” denilen saltanat kayığı ile gelerek karaya çıktı.

Bunu öğrenen Sadrâzam III. Ahmed’ e bir telhis yollayarak, yahudihânelerin bulunduğu sokakların çok dar molozlarla dolu ve halkın çok kalabalık olduğunu bildirerek padişahtan yangını kayığına binerek denizden seyretmesini ve âfetin önlenebilmesi için hayır duada bulunmasını rica etti.

Damad İbrahim Paşa, ateşin yanına kadar sokulmuş, yangını söndürmek için uğraşan Yeniçerileri teşvik ediyor, onlara bol bol ihsanlarda bulunuyordu.

Gösterilen bütün çabalara rağmen, 77 yahudihâne, 120 dükkân 4 debbağhâne, 6 fırın, 1 çörekçi fırını, 7 değirmen, 23 müslüman evi Çavuş Mescidi, medrese ve mektebi yanmaktan kurtulamadı. Alevler su ile söndürülemeyince, Hacı İsâ Mescidi’nin bir kısmı ve 11 müslüman evi 3 sinagog ve 8 hıristiyan evi yıkılarak yangına set çekilebildi.

1729-1730 (H.l Muharrem 1142) Yangını: Yangın, Çarşamba günü saat 12’de Balat Kapısı’nm dışındaki bir manav dükkanından çıktı. Çok şiddetli esen poyraz, sebebiyle kısa sürede çevreye yayıldı ve çok geniş boyutlara ulaşarak tam bir âfet halini aldı.

24 saat süren bu büyük yangın sonunda o zamanki İstanbul’un sekizde biri kül haline geldi. Haliç’te Fener kapısından Ayvansaray’a kadar uzanarak Tekfur Sarayı çevresini yakıp kavurdu, oradan Edimekapı’ya uzandı.

Bu alandaki yapıların hemen tamamı yok oldu. Bir kol Fethiye Camii’nden ve etrafından löküncülere ulaşıp ahşâp yapıları kül etti Bir kol da Sultanselim’den, Çukurbostan’dan, Zincirlikuyu’dan ve yine öbür Çukurbostan’dan Altay Çeşmesine vardı. Büyük camilerle Kariye Camii yakınlarındaki bir kaç ev mucize kabilinden kurtuldu. Yirmibeş camii ve mescid, on dört firın da yanan yapılar arasında idi.

Değerli eşyaları, kütüphâneleri ile birlikte yangın sırasında yanan zamanmünlü yapılarından bazıları şunlardı: Eski İstanbul Kapısı, Sunullah Efendi Konağı, Bekçiler Camii yakınlarındaki eski şeyhülislam Abdürrahim Efendi Konağı, Zincirlikuyu’da Anadolu eski Kazaskeri Sahhafzâde Konağı, KevagibizâdeVeliyüddin Efendi Konağı, Karagümrük’te Öküz Mehmed Paşa Camii yakınında Mir-zazâde Konağı; yanan binalar arasında Balat büyük kilisesi de vardı.

Binlerce kişi kışın çok yaklaştığı bir dönemde evsiz barksız kalmıştı. Sadrazam Damad İbrahim Paşa durumun hoşnutsuzluğa ve istenmeyecek olaylara yol açabileceğini hesap ederek yangından sonra çok sıkı tedbirler aldı. İstanbul’daki tüm inşaat malzemesini tesbit ve tesçil ettirdiği gibi fiyatlara da narh koydu. İstanbul’a inşaât malzemesi sağlanan yerlerdeki mevcut bütün mallar getirtildi ve buralardaki iş yerlerinin geceli gündüzlüüretimlerini sürdürmeleri sağlandı. Çeşitliyerlerden İstanbul’ayapı kalfaları ve dülgerler getirtildi. Bu büyük yangının enkâz haline getirdiği yerler ve boş arsalar, sonradan düzenlenen haritalarla gösterilmiştir.

1746 (H.10 Şevval 1159) Yangım: Akşam alaturka saatle 6 ’da B alat Kapası ’nda çıktı. Geceyarısına kadar sürdü. Yangında birçok yahudihâne ve iş yeri yandı.

1782 (H. 13 Şaban 1196) Yangını: Balat’ta 1782 yık içinde İstanbul’da beş yangın olmuştur. Akşamüstüne doğru çıkan dördüncü yangın, 24-25 saat sürmüştür. Bu süre içerisinde, Haliç kıyısından Sultan Selim Camii ile Karagümrük ve Hazine-i Şerif arasındaki alanda bulanan 7000 bina tamamen yandı.

Yangın söndürme ameliyesine padişah I. Abdülhamid ve sadrazam İzzet Mehmed Paşa bizzat nezâret ettiler.
1812 (H.21 Ramazan 1227) Yangını: Dörtyol mevkiinde, alaturka saatla gece 4’de bir Yahudi evinden çıktı. Yahudilerin “kamış bayramına’ ’ rastlayan yangın kısa sürede çevreye yayılarak sur içinden ve dışından bütün Balat ‘ı sardı, beş kol hâlinde civara sirayet etmeğe başladı. Bir kol Tekfursarayı’na kadar derledi, kale duvarında durdu.

Diğer bir kol, Balat Hamamı ile bir kaç mahalleyi yaktıktan sonra Balat Kilisesi’ne dayandı. Tulumbacıların çabasıyla kilise yanmaktan kurtarıldı. Zamanın Padişahı II. Mahmud yangını haber alınca Aynalı kavak Sarayı yanındaki Tersâne Eminleri Bilek Konağı’na geldi.

Buradan yangının söndürülmesi için canla başla çalışılması yolunda gerekli kişilere emirler verdi. Yangının bir kolu ertesi gün de ilerlemesini sürdürerek, Ayvansarayı baştan sona yaktı Bir kolu da Ayvansaray’dan sur dışına atlayarak şiddetli lodosun da etkisiyle hızla Eyüp yönüne doğru ilerledi.

Yahudi inancına göre, “kamış bayramı”nda sandala binmek çok büyük günahtı. Bu sebeple sahile doğru inen alevlerden korunmak için bir çok Yahudi kendisini can havliyle denize attı ve çoğu da boğuldu. Bir kısım Yahudi de kara yolundan Eyüp’e giderek, Haliç’i karadan dolaşıp, Hasköy’e sığındı. Onbeş buçuk saat süren yangında bir çok yağma olayı oldu. Nihayet Eyüp’e doğru ilerleyen kol Zalpaşa İskelesi’nde söndürülebildi.

1828 (H. 3 Şaban 1243) Yangını: Abacıbaşı Çeşmesi yakınlarında çıktı. Altı saat kadar süren yangın sonunda bir Hıristiyan ve Yahudinin ev ve işyerleri yandı.

1866 (H. 14 Zilkade 1282) Yangım: 500 kadar binanın yandığı yangın sur içinden çıktı.

1867 (H. 1284) Yangını: 118 binanın yandığı yangın sur dışından çıktı.

1877 (R.19 Teşrinievvel 1293) Yangını: 121 binanın yandığı yangın Mahkemealtı’nda çıktı.

1809 (R. 21 Mayıs 1306) Yangını: Yangında Kürkçüçeşmesi’nde 25 bina yandı.

1890 (R. 23 Temmuz 1306) Yangını: Sur dışında, alaturka saatle 6,5’ta Mehmed Efendi’nin kereste dükkanından çıktı. Diğer yapıların ahşap oluşu ve şiddetli bir poyrazın esmesi sebebiyle kısa süre içinde büyüdü. 1 cami, 35 dükkân ve 70 ev tamamen yandıktan sonra söndürülebildi. Yanan yerlerin bir kaçı dışında hepsi Yahudilere aitti.

1892 (R. 17 Mart 1309) Yangını: Karabaş Mahallesi’nde çıktı ve 25 ev tamamen yandıktan sonra söndürülebildi.

1896 (29 Haziran 1312) Yangını: Gene Karabaş Mahallesi’nde Dibek denilen mevkiide çıktı. 45 bina yandıktan sonra söndürüldü.

1911 (R.ll Temmuz 1327) Yangını: Binlerce ev tamamen yandı. Bu defa Çarşamba’dan parlayıp bir kol Balat’a, bir kol Süleymaniye’ye, diğer bir kol Vezneciler’e oradan Şehzadebaşı’na kadar uzandı. Oradan bir kol Lâleli Camii çevresine, diğer bir kol ise ta Langa bostanlarına, Yenikapı semtine kadar varan canavar, binlerce kişiyi evsiz barksız bıraktı.
Bu yangından sonra, gazeteler, yangınlara karşı bir tedbir alınmadığlı için belediyeye veryansın ettiler. Sonunda Ayan Reisi Ahmed Rıza Bey başkanlığında yangınzedelere yardım için bir komisyon meydana getilirdi.
1912 (13 Aralık 1328) Yangını: 27 ev tamamen yandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir