Bale Nedir? Tarihçesi

Bale Nedir,Tarihçesi,Kadın ve erkek dansçıların bir tiyatro sahnesinde yorumladıkları figürlü dans.

Balenin Tarihçesi

Balenin kökleri, XV., XVI. ve XVII. yy’larda İtalya’da ve Fransa’da gerçekleştirilen halk kutlamalarına geçit törenlerine, maskeli balolara, tören alaylarına, şövalye gösterilerine- dayanır.

İtalya’da alegorik bir konu çevresinde dans, şiir, şarkı ve gelişmiş sahne efektlerinin kullanıldığı, başrollerini maskeli, zengin kostümlü saraylı erkek ve çocukların üstlendiği, saatlerce, bazen günlerce süren büyük gösteriler biçiminde, balletto (ballo = dans ve ballare = dans etmekten) adıyla ortaya çıkmış, 1460’ta, Domenica da Piacenza, dans etmenin kurallarını toplayan ilk kitabı yazmıştır.

Fransız Saray Balesi

1533’te Fransa kralı Henri II, Medici ailesinden Catherine de Médicis’yle evlenince, İtalyan “balletto”su Fransa’ya girdi ve “ballet” diye adlandırıldı.

1573’te ilk Fransız balesi olan Ballet de Polonais (müzik: Rolande de Lasus; şiir: Pierre de Ronsard; danslar: Balthazar de Beaujoyeux) sarayda sahneye kondu. Beaujoyeux, 1581’de başlıca yapıtı Ballet Comique de la Reine’i (Kraliçe’nin Komik Balesi) sundu.

Kendisi de saray balesinde (“ballet de cour”) dansçılık yapan ve sanatçıları büyük ölçüde destekleyen Louis XIV, 1661’de L’Académie Royale de Dance’ı (Krallık Dans Akademisi) kurdurdu.

Louis XlV’ün dans ustası Pierre Beauchamps, klasik bale tekniğindeki ayak duruşlarını bir sisteme bağladı, Molière’le ve besteci Jean Baptiste Luly’yle işbirliği içinde birçok bale, divertimento ve komik baleler (arasına dans sahneleri serpiştirilmiş konuşmalı komedi) sahneledi.

1681’de profesyonel olarak bir balede danseden ilk kadın olan LaFontaine’in de oynadığı Le Triomphe de l’Amour (Aşkın Zaferi), Beauchamps – Lully işbirliğinin başyapıtı oldu. Daha sonra Paris Operası’nda bale hızla gelişirken, bale tekniği terminolojisi de Fransızca oluştu.

Profesyonel balenin ortaya çıkışı: XVIII. yy. başlarında bale, okullar, tiyatrolar, ödenekli yorumcular ve birbiriyle rekabet eden estetik hareketlerle bir mesleğe dönüştü.

Marie Sallé ve Marie Camargo adlı Fransız dansçıları, sahne kostümlerinde gerçekleştirdikleri reformla ve dans tekniklerinin zarifliğiyle büyük ün kazandılar. Jean Philippe Rameau’ysa, dönemin bale müziğine damgasını vurdu.

Saray balesinin ortadan kalkmasından ve balenin saraydaki bale salonları yerine sahnelerde sunulmaya başlamasından sonra konusuz balenin yerini, pantomimin ağır bastığı, dramatik eylem gösterilerinin araştırıldığı “eylem balesi” aldı ve İngiltere’de John Weaver, Viyana’da Franz Hilverding, İtalya’da Gaspardo Angiolini, Fransa’da Georges Noverre gibi koreograflar, bu yeni türü Avrupa’nın her köşesine ve Rusya’ya yaydılar.

Noverre tek başına 150 bale yarattı ve İngiltere, Avusturya, İtalya ve Almanya’da çalıştı; Lettres sur la Dance et les Ballets(Dans ve Baleler Üstüne Mektup, 1760) adlı yapıtında, baleyle ilgili görüşlerini açıkladı.

Bu arada sahnedeki eylemin anlatıcı gerçekçiliği, maskelerin ortadan kalkmasını, kostümlerin hafifletilmesini ve dönemin giyiniş biçimini yansıtmasını sağladı. İtalyan dans ustası Gaetano Vestris ve oğlu Auguste Vestris, XVIII. yy’ın ikinci yarısında Paris Opera’sında dönemin balesine damgalarını vurdular.

Romantik Bale

XVIII. yy. sonlarında ve XIX. yy. başlarında, günümüzde de dünyanın her yanında sahnelenen bale yapıtları ortaya koymaya başlandı. Bunlardan, günümüzde dünya repertuarında düzenli olarak sahnelenen en eski yapıt olan Fransız balesi La Fille Mal Gardée (koreografi: Jean Bayberval) köylü karakterlerin ve az rastlanan köylü danslarının kullanılmasıyla, 1830 – 40 yıllarında ortaya çıkacak romantik balenin öncüsü oldu.

İtalyan bale ustaları Salvatore Vigano, Carlo Blasis ve Fransız Charles Didelot, bale tekniğinde bir devrim gerçekleştirdiler: Kadın dansçıların, havalanıyormuş gibi görünmek için ayak parmağı ucuna kalkmaya başlamalarını kolaylaştıran bale ayakkabıları ve beyaz muslinden tütüler giymeye başlamaları, vb.

Romantik balenin (ya da adı kadın dansçıların beyaz tütüler giymelerinden kaynaklanan “beyaz bale”) ilk yapıtı, Filippo Taglioni’nin kızı Maria Taglioni için düzenlediği La Sylphide oldu. Onu Giselle (1841) izledi. Giselle rolünü ilk üstlenen sanatçı Carlotta Grisi’nin danslarının koreografisi, dönemin dört büyük balerini

Taglioni, Fanny Cerrito, Grisi ve Lucile Grahn için pek çok bale düzenleyen Jules Perrot tarafından yapıldı. Fransız bale müziği, Léo Delibes’in Coppélia(1870; koreografi: Arthur Saint-Leon) ve Sylvia(1876; koreografi: Louis Mérante) baleleriyle doruğuna ulaştı.

Fransa’nın yanı sıra bale, Auguste Vestris’nin öğrencisi olan August Bournonville yöneticilik yaptığı Danimarka’da hızla gelişti Bournonville’in La Sylphide için yaptığı yeni düzenleme, günümüzde hâlâ sahnelenmektedir.

Rus Balesi

Rusya çarlarının saraylarında Avrupa saray yaşamının taklit edilmesi, XVIII. yy’da birçok dans ustası, koreograf ve dansçının Rusya’ya getirtilmesine yol açtı.

Fransız bale ustası Didelot ve İsveçli öğretmen Christian Johansson, Petersburg’da bale dersleri veren ilk AvrupalI sanatçılar oldularsa da, Rus klasik bale okulunun temellerini 1869-1903 arasında Petersburg İmparatorluk Okulu’nun Maryinskiy (sonradan Kirov) balesini yöneten Fransız Marius Petipa attı.

Özellikle Uyuyan Güzel (1890) ve Kuğu Gölü (ilk sahnelenişi 1877; Petipa’nın düzenlemesi: 1895) gibi müzikleri Çaykovski tarafından bestelenen balelerle ün yapan Petipa ve yardımcısı Lev İvanov, günümüz balesinde de geçerli olan temel duruşların kesinleşmesini sağladılar.

İvanov 1892’de, müziğini Çaykovski’nin bestelediği, metnini Petipa’nın yazdığı Fındıkkıran in koreografisini hazırladı. Balelerin içinde günümüzde de en çok sevilenlerden biri olan Fındıkkıran, bale tarihi boyunca en sık sahneye konulan baledir.

XX.Yüzyılda Bale

XX. yy’ın ilk yıllarında dansçı ve koreograf İsadora Duncan, ABD’de balede bir devrim gerçekleştirirken (dans için bestelenmemiş konser müziklerinde çıplak ayaklarla dans ediyordu), Vaslav Nijinsky, vb. usta dansçılar, M. Fokine L. Magsine, G. Balanchine gibi koreograflar, Ravel, Milhaud, Anakovyev, İgor Stravinskiy gibi besteciler, Fernand Léger, George Brague, Pablo Picasso ve Henri Matisse gibi ressamlarla işbirliği yapan Serge Diaghilev, Paris’te, Londra’da ve Monte Carlo’da Rus Baleleri topluluğuyla düzenlediği gösterilerle, XX. yy’ın ilk çeyreğinde bale sanatına damgasını vurdu.

Başlıca koreografi Michel (Mihail) Fokine, plastik değerlerdeki üstünlüğü ve pandomim -dans efektleriyle yeni bir üslup yarattı: Les Sylphides (1909, orij. Le Pavillon d’Armide, 1907); Karnaval (1910), Ateş Kuşu (1910), vb.

Çağdaş Bale

1929’da Diaghilev’in ölümününden sonra, çoğunun başında eski arkadaşları bulunan çeşitli ulusal bale toplulukları kuruldu. Bunların ilk kurulanlarından biri Monte Carlo Rus Baleleri Topluluğu oldu.

İngiltere’de Ninette de Valois, Vic Wells Ballet topluluğuyla, İngiliz bale okulunun temellerini attı.

Fransız balesi, Léo Staats ve Serge Lifar gibi koreografların Opera balesinde, Maurice Béjart gibi koreografların da kendi topluluklarında çok başarılı gösteriler sunmalarına karşın, XX. yy’da büyük bir yenilenme gerçekleştiremedi.

Almanya’da Stuttgart Balesi topluluğu 1961 -1973 arasında John Cranco yönetiminde, yeni bir atılım yaptı. Rusya’da Bolşoy (Moskova) ve Kirov (Leningrad) bale topluluklarıysa, Galina Ulanova, Maya Piletskaya, İrina Kalpakova, Vladimir Vasiliyev, özellikle de sonradan Batı’ya sığınan Rudolf Nureyev, Natalya Makarova ve Mihail Barişnikov gibi dev yorumcular yetiştirmeyi sürdürdüler.

ABD’de Lincoln Kirstein ile ünlü koreograf George Balanchine’in kurdukları American Ballet (günümüzde New York City Ballet) topluluğu, Georges Balanchine’in Stravinskiy’le yaptığı işbirliği sonucunda, olağanüstü derecede başarılı gösteriler sundu.

Türkiyede Bale

Türkiye’de bale, XIX. yy’da ve XX. yy. başlarında İstanbul’a gelen çeşitli Batılı toplulukların gösterileriyle tanınmaya başladı.

Cumhuriyetin ilanından sonra girişilen ulusal bir bale okulu kurma çalışmaları, başarısızlıkla sonuçlanan birkaç girişimden sonra, 1948’de İngiltere Krallık Balesi’nin kurucusu Ninette de Valois’nın Türkiye’ye çağrılmasıyla sonuçlandı.

1948’de İstanbul’da ilk Türk bale okulunu kuran Ninette de Valois, 1949’dan başlayarak ilk Türk balelerini sergiledi: Ulvi Cemal Erkin’in Keloğlan, Bülent Arel’in Pastoral Dans baleleri, 1950’de İstanbul’daki bale okulunun Ankara’ya taşınmasından ve Ankara Devlet Konservatuvarı’na bağlı bir bölüm haline getirilmesinden sonra, Türkiye’de bale hızla gelişmeye başladı.

Bir yandan klasik bale repertuvarının başlıca baleleri sergilenirken, müziğini Türk bestecilerin, koreografisini yabancı sanatçıların yaptığı baleler sergilendi.

1973’ten başlayarak Oytun Turfanda (Pembe Kadın; Necil Kâzım Akses’in Ballade indan yararlanılarak),Duygu Aykal (Çoğul; Cengiz Tanç’ın Divertimento’sundan yararlanılarak), Altan Tekin, vb. sanatçılar hem bestecisi, hem de koreografı Türk ilk baleleri ortaya koydular.

Bu arada Ankara Devlet Balesi’nin yanı sıra, İstanbul, İzmir ve İçel devlet baleleri kurulurken, Çağdaş Bale topluluğu, Türkuaz Dans Topluluğu ve Ankara Balesi bünyesinde kurulan Modern Dans Topluluğu, modern türde özgün çalışmalar ortaya koymaya başladılar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir