Baltaoğlu Süleyman Bey Kimdir

Baltaoğlu Süleyman Bey Kimdir (XV. Yüzyıl) Osmanlı Devleti’nin ilk Kaptan-ı deryalarındandır.

Bazı tarihçilere göre Fatih devrine gelinceye kadar birinci Kaptan-ı derya Karamürsel idi.

Baltaoğlu Süleyman Bey Kimdir
Baltaoğlu Süleyman Bey ,(XV. Yüzyıl) Osmanlı Devleti’nin ilk Kaptan-ı deryalarındandır.

İkincisi Şehzade Süleyman Paşa, üçüncüsü Lâla Şahin Paşa, dördüncüsü Sanıca Paşa, beşincisi Çalı Bey, altıncısı Baltaoğlu Süleyman Bey’dir.

Baltaoğlu Süleyman Bey, II. Murad zamanında Kaptan-ı derya idi ve onun saltanatı sırasında.

Midilli Adasına sefer düzenleyerek, Kölene kasabasını Osmanlı topraklarına kattı.

II. Mehmed tahta çıktığı sıralarda, Süleyman Bey Kaptan-ı derya bulunuyoru.

Sultan Mehmed Gelibolu’da askerlerden ve ilim adamlarından oluşan bir heyete Süleyman Bey’i de aldı.

Bu heyette bulunan Saruca Paşa’nın teklifleriyle Karadeniz ve Çanakkale Boğazları Türk donanmasının kontrolü altına alındı.

İstanbul’un kuşatması sırasında kuvvetlerinin yönetimi, bilgisi, görgüsü ve tecrübesi ile ün yapmış olan Baltaoğlu Süleyman Bey’e bırakıldı.

Süleyman Bey emrindeki 400 parçadan oluşan donanmasıyla Gelibolu’dan İstanbul’a geldi.

Bizanslılar şehrin savunması için Galata ile Sarayburnu arasını kalın bir zincirle kapatmışlardı.

Saldırılan önlemek için de bu zincir arkasına zırhlı askerlerle dolu 13 büyük gemi yerleştirmişlerdi.

6 Nisan 1453 sabahı, İstanbul’a karşı hücum başladı.

Kaptan-ı Derya Süleyman Bey, 12 Nisan günü, çoğu ufak ve alçak olan 147 parça gemiyi Beşiktaş önüne, bazı tarihçilere göre ise, Baltalimanı koyuna demirletti.

18 Nisan 1453’de Prens Adalan’nı (Büyük-ada, Heybeli, Kmahada) zaptetti.

Aynı gece Haliç’i kapayan zinciri kırmak için harekete geçti.

Tarihçi Dethier’e göre, bu zincir Galata’nın kuruluşundan evvel de vardı.

Dördüncü Haçlı seferinde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Zincirin bir ucu, Sarayburnu yakınında Sen Ojen kapısı, yani Yak Köşkü mevkii civarında, Manganon burcundaydı.

Diğer ucu ise Galata tarafında Mumhane burcunun bulunduğu yerde Galata surları içindeki Hristos kalesi burcunda idi.

Bazı tarihçiler ise, zincirin Bahçekapısı ile Karaköy arasında, bazıları da Bahçeköy ile Tophane arasında olduğunu yazarlar.

Bizans tarihçisi Kritovulos, Türk gemilerinin, Haliç’e yüklenmelerini şöyle anlatıyor:

“…Baltaoğlu surun denize bakan yönünü, yani şehri Altınkapı’daki açısından Galata’nın tersanesine kadar kırküç stadion (7.949.41 metre) uzunluk ve büyüklükteki sahil ve bu uzunluğu Haliç ‘in zincirini ve zincirin beri tarafında, yani Haliç’te bulunan Bizans donanmasını, Osmanlı donanması ile kuşattı.

Hergün hucümlar yapmaya başladı.

Amacı limana zor kuvvetiyle girip o yönden de suru döğmekti Karadan ve denizden kuşatma çemberinin uzunluğu dikkatle hesap olunursa ortalama yirmialtı stadion (23 kilometre 293 metre) olduğu anlaşılır.

Bütün bu çevreden, Haliç’te olup, zincir vasıtasıyla korunmuş otuzbeş stadion (6 kilometre 45 metre) mesafelik yer, Bizanslılar tarafından korunmadan bırakılmış ve gerisi de büyük bir dikkatle korunmuş bulunuyordu.

Baltaoğlu Prenkipus Kal’asını aldıktan sonra, emrindeki deniz kuvvetleriyle diğer deniz birliklerinin yarana, yani limana gelerek orada demirledi.

İki üç gün geçtikten sonra kendisine orada bulunan Bizanslılara ait deniz kuvvetlerine ve Haliç’e girmeyi önleyen zincire hücum ve mümkün olursa limana zorla girmek için emir verildi.

Zira, padişah bir gerçek payı olarak deniz yönünden de surlara yüklenmeye başlanıldığı takdirde içerdekilerin sayıca azlığı ve şehrin pek geniş olan çevresinin tamamıyla korunmasına yeter olmayacağından şehrin alınmasının kolaylaşacağını tahmin etmiş bulunuyordu…

Baltaoğlu bütün gemileri alarak ve bunları gözüpek savaşçılarla donatarak büyük bir gürültü ve şiddetle Bizans gemilerine ve zincir üzerine yürüdü.

Gemiler ok menziline kadar silâh atmaktan kaçındılar. Sonra atışlar başladı.

Her iki tarafın topları karşılıklı birbirlerini yokladı.

Baltaoğlu, düşmanın küçük küçük gemilerini vurmaya ve rampa manevrasına giriştikçe, savaşçıları bordalara dizilerek büyük şevkle amansız döğüşüyorlardu Bir kısmı elleriyle ateş atarak, kimisi ateşli oklarla gemileri tutuşturmak tasavvurunda bulunuyorlardı.

Yine bir kısmı da mızrak ve süngü ve kargı ile gemilerin üzerindeki savunanları öldürüyorlardı.

Bizanslılar da aynı şekilde dişlerini tımaklarına takarak döğüşüyorlar, limanı korumaya çalışıyorlardı* Sonunda Osmanlı gemileri limandan geri çekilmek zorunda kaldı.”

Bazı eski tarih kaynakları, Fatih Sultan Mehmed’in bu deniz muharebesini karadan baştan sona takip ettiğini ve Osmanlı donanması başarısızlığa uğrayınca öfkelenerek atını denize sürdüğünü 20 Nisan günü Marmara’dan asker, silâh ve yiyecek getiren 4 büyük gemi ile yapılan karşılaşmadan, bu gemilerin kurtularak, Haliç’e girmeyi başarmaları, Fâtih Sultan Mehmed’i çok sinirlendirdi ve savaşta başından bir ok yarası almış olan Kaptan-ı derya Süleyman Bey’i görevinden uzaklaştırdı.

Bundan sonra toplanan savaş kurultayı, donanmanın karadan yürütülerek gece Haliç’e indirilmesine karar verdi.

Aynı gün Kaptan-ı deryalığa eski Kaptan-ı deryalardan Çalı Bey’in oğlu Hamza Paşa getirildi.

Türk düşmanlığı ile tanınmış tarihçi Dukas’a göre,Fatih Sultan Mehmed, Baltaoğlu’nun başarısızlığı karşısında kendine hâkim olamayarak onu yere serdirmiş ve altın bastonu ile yüz değnek vurmuş ve mallarının yeniçerilere dağıtılmasını emretmiştir.

Bazı Bizanslı tarihçiler de Padişah’ın Baltaoğlu’nu idâm ettirmek istediğini, ancak mâiyetinin ricâsı karşısında bundan vazgeçtiğini hikaye ederler.

Kaptan-ı deryalık görevinde iki yıl kadar kalan Baltaoğlu Süleyman Bey’in adına izâfeten, İstanbul’un muhasarası sırasında donanmasını demirlediği liman, “Baltalimanı” adıyla anılmaktadır.

Bir cevap yazın