Balyan Ailesi

Balyan Ailesi Balyan AilesiOsmanlı hassa mimarlarından Ermeni asıllı bir ailedir. III. Selim saltanatından itibaren Abdülhamid devrine kadar saray mimarı olarak çeşitli yapılar inşa etmişlerdir. Türk sanat tarihçilerine göre balyan ustalarla Türk mimarî sanata ölmüştür. Sultanlardan büyük destek görmelerine rağmen inşa ettikleri yapıların hiç bir sanat değeri ve mimarî özelliği yoktur. Eserlerinde dikkati çeken aşırı ve karışık süslemelerdir.

Balyan ailesi biyografilerinden de anlaşılacağı üzere genellikle kollektif bir çalışma tarzını yürütebilmişler, bu da eserlerin yapımında bir hızlılık sağlamıştır. Uzmanlar ve sanat tarihçileri, Balyanların İstanbul’daki eserlerinin Batı’da mimarînin “decadence-çöküş” dönemine rastladığını belirtirler.

Yenilik taraftan padişahlar döneminde kendilerine iş verildiği için, bu padişahlar mimarî bilgileri olmadığından bu aile mimarlarının klâsik Türk-Osmanlı mimarîsinden alabildiğine ayrıldıklarının farkına varamamışlardır. Yine sanat tarihçilerine ve tenkitçilerine göre, Balyanlar yapının aslından ziyade, Batı’da mimarî çöküntünün belirtileri olan (amuvo), (barok) gibi süslemeleri ele almışlar, binaları aslından uzaklaştırarak “Rokoko”, “Ar Nuvo” ve “Barok”la örtülü hâle getirmişlerdir. Tanzimat taklitçiliği, Tanzimat’ın Batı hayranlığı bunların yapılarına yansımış bir haldedir. Sanat Tarihi Profesörü Oktay Aslanapa, Balyanlarla birlikte Türk-Osmanlı mimarîsinin sona erdiğini söylerken, bir gazetede çıkan bir sanat tenkidinde bu mimarî anlayışı üzerinde şu hükümler verilmektedir:
“Hassa mimarlığına III. Selim döneminden başlayarak atanan Ermeni asıllı Balyan ailesinin Türkiye’de yer alan eserlerinde ampir, ar nuvo ve rokoko kolkoladır.

Bu eserlerde klâsik Türk mimarî sanatından bir iz bulmak mümkün değildir. Özellikle dinî mimarîde bu yokluk kendisini iyice hissettirmektedir. “Nusretiye” ve “Ortaköy” camilerine bakıldığı zaman, Osmanlı-Türk mimarî sanatının sadelikle sükûnu ve derunî geometrik ihtişâmı görmek kabil değildir. Saraylar için de aynı şey söylenebilir. Bunlar “eklektik” yapılardır ki, mimârlık sanatında “yamalı bohça” görüntüsü içinde sırıtır ve dünyanın hiçbir yerinde “eklektik” üslûb diye bir yapı tarzından söz edilemeyeceği gibi, şayet bir mimarın elinden böyle bir yapı şekli çıkıvermişse, tıpkı bir kaza yapmış gibi, saklanması gerekir.

Evet, böyle bir şeyler yapılmıştır. Ama bu yapılanların Osmanlı-Türk mimarîsiyle bir alâkaları yoktur ki, Osmanlı mimarîsinin Batılaştırılmasından söz edilebilsin. Velhasıl, bentleri ve bir dereceye kadar kışlaları bu hükümden ayrı tuttuğumuz takdirde, Tanzimat hareketi Türk şahsiyeti bakımından ne kadar Batılılaşmak ifâde ediyorsa, bu rokoko, arnuva, ampir ve eklektik mimarî cünbüşü de o kadar Türklük ve Osmanlılık ifade etmektedir. ”

Balyan ailesini oluşturan mimarlar şunlardır:

Agop Bey (1838-12 Kasım 1875)-Osmanlı hassa mimarıdır. İstanbul’da doğdu. Hassa mimarı Karabet Amira Balyan’ın amacı ile Paris’e giderek (1855) Sainte Barbe okuluna girdi ve burasını bitirdi. Avrupa’nın ünlü mimarî eserlerini incelemek için Venedik’e geçti (1866). Babasının ölümü üzerine burada fazla durmayarak İstanbul’a döndü. Karabet Amira’nın ölümünden sonra kardeşi Sarkis Balyan ile birlikte hassa mimarı seçildi.
Yaptığı mimarî yapılardan kayda değerleri şunlardır:

Beylerbeyi Sarayı (Kardeşi Sarkis Balyan ile birlikte) Beykoz’da Tokat Köşkü, Üsküdar’da Koşuyolu’nda Valide Sultan Köşkü, Hidiv Köşkü, Pertevniyal Valide Sultan Camii, Pertevniyal Sultan Türbesi, Âli Paşa Konağı.
Bali (1835-5 Aralık 1911)- Kayseri’nin Talaş ilçesinde doğdu. 1848’de İstanbul’a gelerek bir heykeltraşın yanında çıraklık yaptı. 1850’de doğduğu yere dönerek, babasının çiftliklerinde çalıştı. Sultan Abdülaziz tarafından hassa mimarlığına tayin edildi ve hükümdardan sürekli destek gördü. Mezarı Şişli’deki Ermeni mezarlığındadır.

Başlıca yapılan şunlardır: Dolmabahçe Saat Kulesi}Kumkapı Surp Astvadzadzin Kilisesinde Patrik Nerses, Başpiskopos Varjabetyan Lâhdi, Sultan Hamid’in has bendegânından Osman Beyin Sultan Mahmud Türbesi’ndeki kabri.
Karabet Amira (1800-15 Kasım 1866)- İstanbul’da doğdu.

Hassa mimarı Kirkor Amira Balyan’ın oğludur. Babasının 1831’de ölümünden sonra Kazaz Artin’in aracılığı ile eniştesi Ohannes Amira Serveryan ile birlikte onun yerine geçti. Onunla birlikte bir çok yapı inşâ etti. Ermeni cemaatinde bir çok sosyal faaliyette bulundu. Cismanî Meclis üyeliği yaptı. II. Mahmud, Abdülmecid ve Abdülaziz’e hizmet etti. Eserlerinin büyük bir kısmında Ohannes Amira Serveryan ve oğlu Nikoğos Balyan ile birlikte çalıştı. Bunlardan başlıcaları şunlardır .

Dolmabahçe Sarayı, Eski Meclis-i Mebûsân (Sahpazarı’nda) Akademi binâsı, Eski Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Eyüp’te Çiftesaraylar, Pangalü’da Harbiye Binası, Yıldızda Eski Köşk, Sultan II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid’in türbeleri, Terkos ‘ta Bahçeköy valide bentleri, Bakırköy Dokuma Fabrikası, Zeytinburnu Demir Fabrikası, İzmit’te Hünkâr Köşkü, Hereke Fabrikası, Bandırma’daki bir köyde Surp Sarkis Kilisesi.

İstanbul’da ölmüş, Beşiktaş Ermeni mezarlığına gömülmüştür.
Kirkor Amira (1764-15 Kasım 1831)İstanbul’da doğdu. Bali Balyan (Bali Kalfa)’nın oğludur. III. Selim döneminde (1789-1807) hassa mimarlığında bulunmuş ve padişahın bir tür sanat danışmanlığını yapmıştır. Mimarlığının yanısıra Ermeni cemaatini ilgilendiren dini ve sosyal konularda da faal rol oynadı. Gregoıyan ve Katolik Ermenileri arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için çaba sarfetti.
Başlıca eserleri şunlardır:

1875’de yanan Saray burnu ‘ndaki Eski Saray, eski Çırağan ve Dolmabahçe Sarayları, Yeniçerilerin yaktığı eski Beylerbeyi Sarayı, Arnavutköy ‘de Valide Sultan Sarayı, Haliç ‘te Defterdar Sarayı, Nusretiye Camii, Selimiye Kışlası, Darphane, Aynalıkavak Köşkü, Sultan Mahmud’un bentleri, Darphane, Âmavutköy Köşkü, Bayezıd’da eski yangın köşkü.

Levon Bey (XIX. yüzyıl-XX. yüzyıl) İstanbul’da doğdu.Babası,Nikogos Balyan’dır. Öğrenimini Paris’te Beaux Arts’da tamamladı.
Nikogos Bey (19 Kasım 1826-27 Şubat 1858)- İstanbul’da doğdu. Karabet Amira Balyan’ın ikinci oğludur. İlk öğrenimini tamamladıktan sonra mimarlık öğrenimi için 1843’te Paris’e gitti. Sainte-Barbe okulunun mimarlık bölümüne girdi Yerli mimarların Avrupa mimarisini öğrenmesi için bir okul kurdu.

Okulda Avrupa’dan özel olarak getirtilen sanatçılar duvar süslemesi,heykeltraşlık ve taşçılık dersleri verdiler. Mimarlık çalışmalarının yanı sıra Ermeni cemaatinde çeşitli sosyal, din! ve kültürel faaliyetlerde de bulundu. Beşiktaş Ermeni mezarlığında gömülüdür. Başlıca eserleri şunlardır:
Dolmabahçe Sarayı’nın resmî kabul dairesi ve iki merasim kapısı (babası ile birlikte), Ortaköy Camii, Çırağan (Mecidiye) Camii, Ihlamur Köşkü, Göksu Kasrı, Tophane Saat Kulesi, Ayrıca Çırağan Sarayı’nın bütün plânlarını hazırlamış ancak, ölümü üzerine sarayın inşaatı kardeşleri Agop ve Sarkis Balyan tarafından tamamlanmıştır.

Sarkis Bey (17 Şubat 1835-7 Kasım 1899) İstanbul’da doğdu. Babası Karabet Amira tarafından kardeşi Nikogos üe birlikte Paris’e öğrenim görmeye gönderildi (1845). Kardeşinin rahatsızlığı sebebiyle, onunla birlikte İstanbul’a dönmek zorunda kaldı (1845). İki yıl sonra yeniden Paris’e gitti.

Önce Sainte-Barbe kolejini, sonra da Ecole des Beaux Arts’ı bitirdi. İstanbul’a dönerek babası ve kardeşi ile birlikte çalıştı. 1866’da babası Karabet Amira Balyan’ın ölümü üzerine, kardeşi ile birlikte hassa mimarlığına getirildi. II. Abdülhamid’in tahta çıkışından (1876) sonra yeni padişah ile bağdaşamayacağını anlayarak 15 yıl kadar Avrupa’da oturmak zorunda kaldı. Bir tanıdığının aracılığı ile İstanbul’a dönebildi.
Sarkis Bey, Beylerbeyi’ndeki Ermeni mezarlığında gömülmüştür.

Kardeşi ile birlikte yaptığı başlıca mimarî eserler şunlardır:

Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı, Kandilli Sultan Sarayı, (Yanmış ve 1919’da enkazı yıktırılmıştır Kâğıthane Sarayı, Aksaray Vâlide Camii, Kâğıthane Camii, Harbiye Nezâreti, (Bugünkü Üniversite binâsı), Bahriye Nezâreti binası (Kasımpaşa Deniz Hastahanesi),Beykoz’da Tokat Köşkü, Hekimbaşı Çiftliği Köşkü, Kalender Köşkü, Zincirlikuyu Köşkü, Küçükçekmece Köşkü, Gümüşsuyu Kışlası, Çırağan Karakolu, Galatasaray Lisesi binası, Beşiktaş ‘ta Akaretler, İzmit’te Sultan Çiftliği binası.

Yıldız Merasim Köşkü, Topkapı Sarayı’nda Mecidiye Köşkü,
Senekerim (?- 2 Eylül 1833)- Bali Balyan’ın oğlu, Kirkor Amira Balyan’ın kardeşidir. Kutsal yerleri ziyaret etmek için gittiği Kudüs’te ölmüş, oradaki Ermeni mezarlığına gömülmüştür.

Eserleri arasında sadece 1828’de inşa edilen Bayezid yangın kulesi bilinmektedir.
Simon Bey (?- 1894)- Osmanlı hassa mimarı ve desinatördür. Karabet Amira Balyan’ın oğludur. Bir çok binanın renkli minyatür resimlerini hazırlamıştır. Hayatı ve eserleri hakkında fazla bilgi yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir