Basın Yayın

15 yüzyılda basılan gutenberg kutsal kitabı tipo basim yöntemiyle basılan ilk kitaptir.sayfa numarası ve başlık sayfası olmadığı için elyazmasini andirmaktadir.
15 yüzyılda basılan gutenberg kutsal kitabı tipo basim yöntemiyle basılan ilk kitaptir.sayfa numarası ve başlık sayfası olmadığı için elyazmasini andirmaktadir.

Basın Yayın,Haberlerin toplanması ve halka duyurulması, çok eski çağlara kadar uzanır.

Basın Yayın Tarihi

Basın tarihi araştırmacıları, İ.Ö. 1750 yıllarında Mısır’da resmî bir gazetenin yayınlandığını, Roma’da Sezar tarafından kurulan “acta diurna’ların gazetenin ilk örnekleri arasında sayıldığını, Çin’de de XII.yy’dan, bu yana gazetenin bilindiğini ortaya koymuşlardır.

Avrupa’da sonraki çağlarda “acta diurna”lar, “özel mektuplar”a dönüşmüştür: Merkezden taşradaki tanıdıklara yazılan bu özel mektuplarda, günlük siyasal ve ekonomik olaylar yer alıyor ve bunlar halka okunuyordu; Venedik’te bu mektupları okuyanlara “gazetta” adı verilen bir para ödeniyordu (“gazete” sözcüğü buradan türemiştir).

Gutenberg’in baskı makinesini bulması (1440), basın tarihinde önemli bir aşama olmuş, daha kolay yöntemlerle ve çok sayıda basılabilen haberler, taşıma sisteminin de gelişmesiyle pek çok yere ulaştırılmaya başlanmıştır. Düzenli olarak çıkan ilk gazete, 1605’te Anvers’te iki ayda bir yayınlanmaya başlanan Nieuwe Tydinghen’dir.

İlk günlük gazetelerse Belçika’da Wettliycke Tyding-hen(1605), Almanya’da Frankfurter Zeitung (1615), İngiltere’de Weekly News (1622), Fransa’da La Gazette’tir (1631).

Önce İngiltere’de çıkarılmaya başlanan siyasal nitelikli gazetelerin, Fransız Devrimi’yle Fransa’da da ilk örnekleri görülmeye başlanmış, XIX. yy’da gazetelere fotoğraf ve haber sağlamak amacıyla Reuter, France Press, Associated Press, Tass, vb. büyük ajanslar kurulmuştur.

XIX. yy’dan sonra basında çok yönlü değişiklikler görülmeye başlanmış, her şeyden önce basın, bir meslek olarak benimsenmiş, teknolojideki gelişmelerden oldukça yararlanan basın organları, aynı zamanda dünyanın her yanına çok kısa sürede dağıtım olanağına kavuşmuşlardır.

Ayrıca, basın organları, gerek kendi ülkelerinde, gerek uluslararası boyutlarda etkin birlikler kurmaya yönelmişler (Uluslararası Basın Enstitüsü), ancak yönetimler de, kendilerine ters düşen bir kamuoyu oluşturarak halkı etkileyen basın organlarına karşı, bazı önlemler almakta gecikmemişler, böylece basında “sansür” kurumu ortaya çıkmıştır.

Dünyanın en ünlü gazeteleri, İngiltere’de The Times (1785), Daily Telegraph (1885), Daily Express (1900), Fransa’da Le Figaro (1826), Le Populaire (1917), Le Monde (1944) arasında, İtalya’da La Stampa (1865), il Corriere della Sera (1876), Almanya’da Allegemeine Zeitung (1798), Bild Zeitung, ABD’de. New York Times (1851), Rusya’da Pravda (1912), izvestiya (1907), Mısır’da El-Ahram(1874) sayılabilir.

Türkiye’de Bbasın Tarihi

Türkiye’de Türkçe yayınlanan ilk gazete Osmanlı döneminde Mahmut II’nin girişimiyle çıkarılan, devletin resmî gazetesi Takvim-i Vekayi’dır (11 Kasım 1831).

Bu tarihten daha önce çıkarılan Bulletin des Nouvelles (İzmir, 1795), Spectateur Oriental (İzmir, 24 Mart 1821), Le Smyrnéen (1824) ve Le Courrier de Smyrne (İzmir, 1828) ile yarı resmî devlet gazetesi Le Moniteur Ottoman (İstanbul, 1831) Fransızca, Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yayınladığı Vekayi-i Mısriye(1829) de, yarısı Türkçe, yarısı Fransızca gazetelerdir.

Türkçe ikinci gazete,İstanbul’da William Churchill adlı bir İngilizin çıkardığı Ceride-i Havadis’tir  (1 Ağustos 1840).

1850’de İstanbul’da Takvim-i Vekayi ve Ceride-i Havadis’in dışında Fransızca, İtalyanca ve çeşitli azınlık dilleriyle 16 gazete yayınlanıyordu.

Sahibi Türk olan ilk özel gazeteyse, Agâh Efendi’nin yayınladığı, sonradan Şinasi’nin de katıldığı Tercüman-ı Ahval’dır (1860).

Bu tarih, Türk gazeteciliğinin başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Şinasi, sonradan tek başına Tasvir-i Efkârı (1862) çıkarmış, bu gazetenin yayını da daha sonra Namık Kemal ve Recaizade Ekrem tarafından sürdürülmüştür.

Temmuz 1862’de yayınlanmaya başlanan Mecmua-i Fünun’sa, tamamı Türkçe ilk dergidir. Onu, Mir’at (1862), Mecmua-i iber-i İntibah (1862) ve öteki dergiler izlemişlerdir.

Ali Suavi tarafından çıkarılan Muhbir’de (1867), OsmanlI yönetimi sert bir dille eleştirilince, Ali Suavi uğradığı çeşitli baskılar karşısında gazetesinin yayınını bir süre Londra’da sürdürmek zorunda kalmış, Muhbir böylece, yurt dışında yayınlanan ilk Türk gazetesi olmuştur.

Basının yönetime karşı muhalefeti sertleştikçe baskılarda artmış, 1876’da çıkarılan Âli Kararname’yle basın üstündeki denetim sıklaştırılmış, 1888’de ön sansür uygulamasına geçilmiş, yurt dışına kaçmak zorunda kalan yeni Osmanlılar, Avrupa’da Hürriyet, Ulûm, Hayal, İstikbal gibi gazeteler yayınlamışlardır.

Türkiye’de yayınlanan İbrem 870-1873), Basireti 1870-1878) gibi gazetelerse kısa süre sonra kapanmışlardır.

Abdülhamit II döneminde uygulanan yoğun sansür, basım sırasında basımevlerinin denetlenmesi gibi uygulamalar, Türk basınını olumsuz yönde etkilemiş ve İstanbul’da çıkan gazetelerin sayısı dörde kadar düşmüştür: Tercüman-ı Hakikat, Sabah, İkdam, Mizan.

1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla, sansürün kaldırılması ve özgürlük ortamının yarattığı coşku, Türk basınında gerçek bir patlamaya yol açmış, 1908-1909 arasında yayınlanan dergi ve gazetelerin sayısı 353’e yükselmiş, ama bu sayı çok geçmeden azalmaya başlayarak, 1911’de 124’e, 1916’da 8’e düşmüştür.

1908-1919 arasında Türkiye’de yayınlanan başlıca gazeteler şunlardır: Tanin, Karagöz, Yeni Gazete, Hukuku Umumiye, Serbesti, Votkan, Sebil ür-Reşad, Sırta-ı Müstakim, Teşkilat, Te’sis, Teminat, Vakit, Akşam, Yeni Gün, Öğüt.

Aynı dönemdeki başlıca dergiler arasında da Türk Yurdu, Milli Tetebbular Mecmuası, Osmanlı Tarih ve Edebiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua sayılabilir.

Dönemin başlıca mizah gazete ve dergileri Davul, Püsküllü Bela, Dalkavuk, Coşkun Kalender, Hokkabaz, Hoca Nasreddin, Zevzek, Meddah, Geveze, Eşek, Şaka’dır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de basının bir bölümü Ankara Hükümeti’ni ve Kuvayı Milliye’yi desteklerken, bir bölümü de İstanbul Hükümeti’ni destekleyip Kuvayı Milliye’ye karşı yayın yapmıştır.

Ankaralı destekleyen gazete ve dergiler Akşam, ileri-Yeni Gün, Dergâh, Tasvir-i Efkâr, İkdam, Tercüman, Albayrak, Öğüt, Babalık, İstikbal, Yeni Adana, Açıksöz, İzmir’e Doğru, İntibah, Hakikat, Arkadaş, Doğru Söz, Aydın İli, Ses, Mücadele-i Milliye, Gaye-i Milliye, Emel, Emek, Şarkın Sesi, Aksiseda, Ahali, Anadolu, Türk Oğlu, Yeşil Yuva, Trabzon, Yeni Giresun, Adalet, Güneş, Mizahi Kalem, Küçük Mecmua, İlim-Fen-Felsefe Tetebbuları, Trakya’da.

İstanbul Hükümeti’ni destekleyen dergi ve gazetelerse, İstanbul, Peyam-ı Sabah, Alemdar, Aydede, Ümit, Aydınlık, Payitaht, Güleryüz, İrşat, Zincirbent Cumhuriyet, Yeni Dünya, Hayat, Tan, Zafer ve Şarkın Sesi’dir.

Aynı dönemde Ankara’da yayımlanan Hakimiyet-i Milliye (ilk adı irade-i Milliye’ydi), Yeni Gün ve Öğüt, Ankara hükümetinin resmî ve yarı resmi organları niteliğindeydiler.

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra yayınlanmaya başlanan Cumhuriyet [1924) gazetesi, o dönemde Ankara Hükümeti’ni destekleyen en önemli gazete olmuş, sonraki yıllarda İstanbul, Türkiye’de gazeteciliğin merkezi olma özelliğini korumuştur.

4 Mart 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu’yla bazı gazeteler (Son Telgraf, Tevhidiefkâr, Aydınlık, Orak Çekiç, Sebil ür-Reşad, Tanin, Vatan, vb.) kapatılırken, 1928’de Latin alfabesinin kabulüyle okuyucu sayısının düşmesine paralel olarak gazetelerin tirajlarının da düşmesiyle, birçok gazete kapanmak zorunda kalmış, bazı gazeteler de ancak devlet desteğiyle ayakta kalabilmişlerdir.

Bu dönem, tek parti uygulaması nedeniyle gazetelerin muhalefetten vazgeçtikleri bir dönem olmuş, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Tasvir-i Efkâr, Cumhuriyet gibi bazı gazeteler Eksen Devletleri’ni ve Nazi Almanyası’nı desteklerken, Tan, Vatan, Akşam gibi gazeteler karşı safta yeralmışlar. 1945’te Tan gazetesi tesisleri saldırıya uğrarken, bazı sol yayın organları kapatılmıştır.

1950’de çok partili döneme geçişle birlikte basın üstündeki hükümet denetimini belirli bir ölçüde kaldıran Basın Kanunu çıkarılmış (21 Temmuz 1950) ve basın nisbeten özgür bir ortama kavuşmuştur.

Ama, bu durum uzun sürmemiş, 1954’ten sonra çıkarılan yasalarla ve yapılan uygulamalarla basın üstünde yoğun bir baskı dönemi başlatılmış, 1958’e gelindiğinde açılan basın davalarının sayısı 1 161’e çıkmış, 2 138 gazeteci hüküm giymiş Cumhuriyet, Dünya, Ulus, Yeni Gün, Vatan, Demokrat İzmir gibi muhalefet yapan gazeteler hakkında açılan davalar her geçen gün artmıştır.

27 Mayıs 1960’tan sonra bir kez daha özgürlüğe kavuşan, çalışanlarına geniş haklar tanınan basın, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 müdahaleleriyle yeniden baskıcı dönemler yaşamış, gazete ve dergilerin kapatılıp, gazetecilerin mahkûm edildikleri bu dönemlerde, gazetecilere yönelik saldırılarda artmıştır.

1961-1971 arasında Hürriyet, Milliyet, Günaydın, Akşam, Tercüman tiraj açısından önce gelen gazeteler olmuşlardır.

1973’te MŞP’nin görüşlerini yansıtan Milli Gazete ve MHP nin görüşlerini yansıtan Hergün gazeteleri yayınlanmaya başlanmış, sol kesim de Politika, Yeni Ortam, Aydınlık, Vatan gibi gazeteleri çıkarmıştır.

1970 yıllarında Türk basını teknoloji değiştirerek ofset tekniğine geçmiş ve teknik yönden dünya basını düzeyine ulaşmış, tirajlarda patlamalar görülmüş, 1990’dan sonra büyük gazeteler arasındaki rekabet sonunda Sabah, Hürriyet, Milliyet ve Türkiye gazeteleri ilk sıralarda yer alırken, bazı eski gazeteler (Vatan, Akşam, Yeni Gazete, vb) yayınlarına son vermişlerdir.

1992’de ilk sırada yer alan gazeteler (Sabah, Hürriyet, Milliyet, Türkiye) promosyon olarak okuyucularına çeşitli ansiklopediler vermeye başlayarak tirajlarını daha da artırmışlardır.

Dergiler alanında, Cumhuriyet döneminde, 1923 öncesinde çıkan bazı dergilerin yayını sürdürülürken, yeni dergiler de yayınlanmaya başlanmış, toplumcu edebiyatı savunan Resimli Ay (1924-1928) ve kemalist ideolojiden yana Kadro( 1932) gibi dergiler, Türk dergiciliğine yeni bir soluk getirmişlerdir.

1933’te yayına başlayan Varlık, günümüze kadar (1994) yayını süren en uzun ömürlü edebiyat ve sanat dergisi olurken, 1943-1971 arası yayınlanan Büyük Doğu, İslamcı kesimin görüşlerini savunup yansıtmıştır.

DP iktidarına muhalif olarak çıkmaya başlayan, haber dergiciliğinin ilk örneği olan Akis’i, sonraki yıllarda, Kim, Yankı, Nokta gibi dergiler izlemiş, sol kesimse görüşlerini Yön (1961 -1967), Ant, Aydınlık, Birikim, vb. dergilerde ortaya koymuştur.

1970 yıllarına kadar Karikatür, Akbaba, Dolmuş, vb. mizah dergileri ön sıralarda yer alırken, çok geçmeden kapanmışlar ve yerlerini sanat ağırlığı olmayan, güncel, yüzeysel mizah anlayışıyla büyük tirajlara ulaşan Gırgır, Fırt, Limon, vb. dergiler almıştır.

1990 yıllarında Hafta Sonu, Şey, Ayna, Âlem, vb. magazin dergilerinin sayıları artarken, Erkekçe, Kadınca, Aktüel, Tempo, Panorama, Playboy, Playmen, Cosmopolitan, vb. magazin dergilerinin sayısında ve tirajlarında bir patlama olmuştur.

Aynı dönemde Adam Sanat, Milliyet Sanat Dergisi, Gösteri gibi sanat dergileri de yayınlarını sürdürmüşler, ama tirajları iki binlere kadar düşmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir