Basiretçi Ali Efendi

Basiretçi Ali Efendi (1838-1912)-Gazeteci ve kaymakam. Öğrenimini Enderun-ı Hümâyûn’da yaptı. Yaşayış tarzı saray geleneklerine uymadığı için 1860 yılında saraydan uzaklaştırıldı.

1863 yılında Maliye Nezâreti Tahsilât Kalemi’ne girdi. 1869 yılında “Basiret” gazetesini çıkarmaya başladı. Ayetullah, Mektupçu İsmail, Mustafa Celâleddin Paşa, Adliye Mektupçusu Hâlet Bey, Ahmed Midhat Efendi gibi tanınmış yazarlar gazetesinde toplandı. “Basiret” kısa sürede İstanbul’un en çok satan gazetesi haline geldi.

1870 Prusya-Fransa savaşında Prusya’nın galip geleceğini dünya basınında ilk tahmin eden gazete oldu. Ali Efendi. Almanları savunan yayın yaptığı için savaş sonrası Bismark tarafından Berlin’e davet edildi ve yurda Bismark‘ın armağanı olan para ve modern bir matbaa makinası ile döndü.

1878 yılında gazetenin yazarlarından Ali Suavi’nin “Basiret”te yazdığı bir yazı yüzünden Kudüs’e sürgüne yollandı, gazetesi de (9 yılda 2376 sayı) kapatıldı.

Çırağan Vakası tertipcisi Suavi ile Basiret gazetesi sahibi Basiretçi Ali Efendi arasında sıkı bir dostluk vardı. Ali Efendi “Basiret” gazetesinde sütunlarını Ali Suavi’ye cömertçe açmıştı. Bu da onun başını derde sokmasına yetti. Ali Suavi Londra’dan gelince, Abdülhamid’in feriki olan Sait Paşa’ya “Basiret” gazetesinde çatmıştı.

Oysa, Ali Suavi evvelce Sait Paşa’nın aracılığıyla Galatasaray Sultanisi’ne müdür olarak atanmıştı. Lâkin mektep işlerini becerememiş, biraz sonra azledilmiş, Saray’ın da gözünden düşmüştü. Bunun üzerine eski softalığını ele alarak başına bir sarık sarmış, Ayasofya Camii’nde kürsü vaizliğine çıkmış Basiret’e ve diğer gazetelere de makaleler yazmaya başlamıştı.

Ali Suavi’nin “93 Harbi” sırasında yazdığı bendler ve makaleler, halk arasında kendisine büyük bir ün sağlamıştı. Onun makalelerine “Basiret” gazetesi son derece önem verirdi.

Bu arada Ali Suavi yeni bir yazısının reklâmı anlamında Basiret’e bir yazı gönderdi. Burada, “Bir zamandan beri çözümlenmeyen bir meselenin pek kolay bir surette halli çâresini bulduğundan, yarınki nüshada bu yoldaki yayının beklenilmesini” yazıyordu. Basiretçi Ali Efendi bu yazıyı aynen yayınlamak gafletini gösterdi.

Ertesi gün de, Ali Suavi, Rumeli’den İstanbul’a dökülüp gelen saf göçmenlerin önlerine düşerek onları Üsküdar’dan mavnalara bindirdi. Akıl hastası ve tahtından indirilmiş V. Murad’ı tekrar tahtına oturtmak için kandırdığı bu saf adamlarla birlikte Çırağan Sarayı rıhtımına çıktı.

Hattâ nöbetçileri kaçırarak zorla saraya bile girmeyi başardı. Soma da V. Murad’ı bulup, eline bir tüfek vererek, “Padişahım çok yaşa!” diye bağırmaya başladı.

Olay derhal Beşiktaş karakoluna aksedince zaptiyeler ve asker yetişti. İçerdekiler zaptiyelere silâhla karşı koyunca şiddetli bir çarpışma oldu. Bu çarpışma sırasında Ali Suavi ile adamlarından beş on kişi öldü, ötekiler de yaralandı.

Bir gün evvel “Basiret”te çıkan fıkra üzerine gazetenin sahibi Ali Efendi’nin de olaydan haberi olduğu zannedildi. Hemen tutuklanarak Serasker Kapısı’nda “Bekirağa Bölüğü” denilen hapishaneye gönderildi. Divan-ı Harp’te bir ay süren sorgulardan sonra Ali Efendi’nin masum olduğuna kanaat getirilerek beraatine karar verildi.

Saray, kendisine karşı güvenini tamamen kaybettiğinden onu Erdek Kaymakamlığı ile İstanbul’dan uzaklaştırdı ve “Basiret” gazetesi de kapatıldı. Ali Efendi ancak Meşrutiyet’in ilânında kaymakamlığı bırakarak İstanbul’a döndü. “Basiret”! yeniden çıkardı. „

1 Fakat, artık ihtiyarlamıştı. Muvaffak olamadı. Birkaç nüshadan sonra gazetesini kendi eliyle ve ebediyen kapattı. Nihayet bu eski gazeteci, Mahmud Şevket Paşa olayından sonra Kalamış’taki evinde öldü.

Basiretçi Ali Efendi, bazen Saray’ın yanında yer almış, bazen de muhalefet etmiştir. Meselâ, Sultan Abdülaziz’i gazetesiyle göklere çıkarırdı. Zeki bir kadın olan ve oğlu hakkında yapılan yayınları yakından ve dikkatle izleyen Pertevniyal Valde, Ali Efendiye ara sıra ihsânlarda bulunurdu.

Ali Efendi bu ihsanlar sayesinde, Bâbıâli civarında Acımusluk’ta kagir bir konak yaptırmıştı ki bu bina, sonradan .Akşam gazetesi matbaası oldu (Şimdi han olarak kullanılıyor.)
Ali Efendi, Abdülaziz’in tahta çıkışının yıldönümü dolayısıyla: “Bugün ve bu gece bize göre Kadir gecesidir, belki daha büyüktür!” gibi bir fıkra yazmışım.

Bu yazının yayınlanmasına dindarlar köpürdü. Şeyhülislâm Efendi hiddetlendi; Ali Efendi’yi çağırtarak azarladı. Fakat işin içinde Abdülaziz bulunduğu için bu olayı tekdir ile atlatmıştı. Oysa Ali Efendi bunu dinle ilgili olarak değil, çıkar amacıyla yazmıştı.

“Basiret”in başlıca yazarı Süedâ Bey’di. Yetenekli kalem sahiplerinden olan bu kişi sonraları Maliye Nezâreti Mektubî Kalemi Mümeyyizliğinde, Selânik Defterdarlığında bulunmuştur. Süeda Bey’den başka Kemal Paşazade Sait Bey, Manastırlı Rifat Bey ve Ahmed Midhat Efendi de arasıra yazarlardı. Daha doğrusu Ali Efendi gazetesine önemli bir makale yazdırmak istedikçe bu kişilere başvururdu.

Basiretçi Ali Efendi bir ara Mahmud Nedim Paşaya da çatmıştır. Yaptırmaya başladığı binadan bahsederek, paşanın birkaç yüz lirasını almış olduğunu söylerdi. Mahmud Nedim Paşa herkesin bildiği kusurlarıyla beraber böyle cömertlikler de gösterirmiş.

Fakat Paşa’nın ilk sadâretinden ayrılışında “Basiret ”te zamanın mizâcına göre havayı değiştirmiş, aleyhinde yayma başlamıştı. Mahmud Nedim Paşa garezkâr, kindar bir adamdı. Sadâret mevkiine tekrar gelince, Ali Efendi de bu tür yayınlarının cezasını fazlasıyla çekmişti.

O zamanlar zabtiye müşiri bulunan Hüsnü Paşa, gazeteci düşmanıydı. Hükümete dokunacak küçücük bir şeyi fırsat sayar, soruşturmalara başlardı. Bütün meslekdaşları ile beraber Ali Efendi de bu adamın eline sık sık düşerdi. Şöyle ki: Gazetede dokunaklı bir fıkra görülünce, iş Matbuat İdaresi’ne kalmadan şimdiki 1’Tefeyyüz Kitaphanesi ”nin bulunduğu bina olan “Basiret Matbaası”na bir zaptiye kavası gelir, Efendi’yi zaptiye kapısına dâvet ederdi.

Efendi’nin zaptiye tevkifhanesinde birkaç gün misafir edileceği tecrübelerle bilinirmiş… Efendi zaptiyeye giderken matbaa hamallarından biri de eve gönderilir, yatak yorgan takımı da arkasından gelirmiş… Bu keyfiyet sık sık tekerrür ettiğinden, hanım uzaktan bir matbaa hamalının acele acele geldiğini görünce daha kapı çalınmadan hizmetçilere: “Çabuk Efendinin yatak takımlarım hazırlayın!.. ” diye bağırırmış. Zaten Efendi’nin yatak, yorgan takımı portatif dururmuş…

Ali Efendi bir gün Zaptiye Nâzırı’na bir muziplik yapmak istemiş. Mahmud Nedim Paşaya dokunacak bir fıkra yazmış. Sabahleyin gazete müvezzilere dağıtılırken, kendisi de erkenden matbaadan savuşmuş, Ayastafanos (Yeşilköy)’e giderken bir bildiğinin evine misafir olmuş.

Gerçekten birkaç saat sonra Ali Efendi’yi Zaptiye Kapısı’ndan aramaya başlamışlar ve tabii bulunamamış. Aradan birkaç gün geçmiş, Ali Efendi, işin hızı geçmiştir , diye meydana çıkınca, yakayı ele vermiş… Haydi, eve hamal, yatak yorgan sırta ve zaptiye tevkifhanesine! Fakat bu sefer Hüsnü Paşayı fazla kızdırmış olacak ki, bir haftadan fazla misafir edilmiş!..

Basiretçi Ali Efendi Eserleri

1-İstanbulda Yarım Asırlık Vakayi-i Mühimme (1909)

2-Yıldızın Hatâsı (Devlet-i Aliye ve Rusya Muharebesi 1293,1908).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir