Başkurtlar Devleti

Başkurtlar Devleti Başkurtlar veya Başkırtlar,Volga aile Ural Dağları arasında oturan Türk kavmi,Başkırt kelimesinin «Beş Ogur» kelimeleri ile ilgili olduğu tahmin ediliyor.

Eski bir halk rivayetine göre Bozkurt menkıbesi ile birleşir ve İran efsanelerinde adı geçen Gurkser (Kurt-baş) adlı bir kavimden geldikleri ve kurt ve baş kelimelerinin yer değiştirmesi ile Başkurt haline geldiği kabul edilir. Eski arap kaynaklarında başcirt veya başgird şeklinde geçer.

Başkurtlar Devleti Özellikleri

O zaman şaman dinine mensup oldukları kaydedilir. Moğollar zamanında ise, artık Müslüman oldukları biliniyor. Altınordu devleti yıkıldıktan sonra, Başkırt ilinin bir kısmı komşu hanlıklardan Şıbanoğulları idaresine, bir kısmı Nogay mirzalarının idaresine tabi idiler, ama kendilerini «yiyin» dedikleri kurultayın seçtiği başbuğ ile on iki bey idare ederdi.

XV. ve XVI. yy.da Başkırdistan’ı tamamen Şıban hanları idare etti. XVI. yy.ın sonlarına doğru komşu Kazan ve Astırban’ı işgal eden Ruslar Bışkırtları da tehdit etmeye başladı ve XVII. yy.ın ilk yarısında ağır ağır ve kanlı mücadelelerle bu ülkeyi de ele geçirdiler.

Ancak başkurtlar fırsat buldukça rus hâkimiyetine karşı baş kaldırdılar. 17 Yıl süren ve yayılan bir ayaklanma hareketi (1728), Petro I tarafından bastırıldı ve Moskova’da Başkırt beylerinden Yançura ile Ruslar arasında yapılan bir anlaşmayla sona erdi.

Sonraki ayaklanmalar daha kanlı bir şekilde bastırıldı. Çariçe Katerina Başkırtları kazanmak için eski geleneğe uyarak, onları 12 kabile beyliğine böldü (1798). Kendi mahalli kıyafetleriyle süvari alayları teşkil etti. Bunlar Napolyon’a karşı savaşta Paris’e kadar gittiler. Fakat sonra bu kabile beylikleri ve alaylar kaldırıldı. 1872’de artık Başkırtlar tamamen rus tebaası muamelesine tabi tutuldu.

1917 İhtilâlinden sonra Başkırtlar yine harekete geçtiler. «Rusya Müslümanları Umumi kurultayından sonra kendi ülkelerinin idari teşkilâtını tanzim için 3 kişilik (Zeki Velidi [Togan], Said Miras, Allah Berdi Cafer) bir komite kuruldu. Bu komite Kazaklar ve Kırgızlarla anlaşarak, ilk Başkırt kongresini topladı.

Bir ordu, teşkil edilerek uzun mücadelelerden sonra 19 şubat 1919’da Sovyetlerle dahili muhtariyeti kabul eden bir anlaşma yapıldı.

Ancak, Başkırt ve Kazakların birleşmek için yaptıkları müracaat reddedildi. Bu tarihte Başkırdistan türk ekseriyetinin hâkim olduğu «Küçük Başkırdistan» idi ve merkez; Isterlitamak şehriydi. Daha sonra ülkede tam sovyet idaresi kurulunca ekseriyeti rus olan Ufa vilâyeti Başkırdistan’a katıldı Ufa şehri başkent yapıldı. Bu suretle ülkenin 84 874 km2 olan yüzölçümü 151 840 km2’ye çıktı, türk nüfus nispeti yüzde 70’ten yarıya indi.

Başlıca Başkırt boyları şunlardır: Min, Tabın, Kıpçaik (Suvın), Yurmatı, Bürcen, Üsergen, Tüngevür, Tamyan, Küdey, Katay, Aylı Barın, Salcuvut, Karşı, Kaylı, Tokuzlar, Duvan, Kırgız, Büler, Türkmen, Uran, Uvanış, Geyne, Bekerin, Kirey, Hinren.

Başkırt Türkçesi

Başkırt Türkleri tarafından konuşulan ve yazılan bir türk şivesi. Mahalli adı Başkort tele’dir (=Başkurt dili). Eski lehçelerden Kıpçak türkçesinin devamı olan şivelerdendir. Türk şiveleri tasnifinde Kıpçak veya Kuzeybatı grubuna girer.

Türk şiveleri arasında dil bilgisi bakımından kıstas olarak alman kelimelere göre, Başkırt türkçesi ayak, tau (dağ), bol–(olmak), kalğan (kalan), taulu (dağlı), diyen gruptandır. Şahıs zamiri ben, min şeklindedir. Kelime başında k (kelmek) ve t (tolmak) sesleri kendini muhafaza eder. Başkırt şivesi eskiden komşu şivelerden Kazak, sonradan Kazan Türkçesinin tesiri altında kalmıştır. Radloff, Başkırt Türkçesini

a) Ova Başkırtçası,b) Dağ Başkırtçası olarak ikiye ayırır. Başkırt şivesinin belli başlı dil özelliklerinin başında ç seslerinin s oluşu gelir: çıktı>sıktı gibi. Ova Başkırtçasında kelime başındaki .s’ler diş arası sızıcı z sesine dönmüş, Dağ Başkırtçasında ise, (nefes) h sesi olur: siz>ZİZ; sarı>harı gibi. Ufa ağzında kelime başındaki y sesleri muhafaza edilmişse de, diğer anızlarda Kazan ve Kazak şivelerinde olduğu gibi c olur cört (= yurt) gibi.

Ünlü (vokal)ler bakımından bu şivenin özelliği iki ünlü arası ses değerlerine rastlanmasıdır, meselâ a ile o ünlüsü arasında bulunan labial (dudak) a sesi, âta gibi, o ile u sesi arasında bulunan o gibi: başkort.

İsim çekim ekleri: İlgi (negatif) halini ni ng —ding yükleme (akkuzatif) hal -nı (-tı), Verme (datif) hali -ğa (ka), bulunma (lokatif) hali -la, Uzaklaşma (ablatif) hali -nan, eşitlik (ekvatif) hali -sa dır.Yazı: 1928’e kadar Arap alfabesi kullanıldı; 1928 Bakû Türkoloji kongresinden sonra latin asıllı, 1939’dan sonra ise, rus (kiril) asıllı alfabe kullanılmaktadır.

Başkırt Edebiyatı

Başkırt şivesi , ilk defa XIX. yy.ın ortalarında ümütbayoğlu M. Selim tarafından yazı dili haline getirilmeye çalışılmışsa da, bu teşebbüs başarıya ulaşamamıştır.

Bu sıralarda Başkırt edebî dili, Orta Asya ve Doğu Avrupa’da Müslüman Türkler arasında müşterek edebî dil olan, «Türkî» denilen yazı dili idi. Bu dil ile Başkırt ülkesinde tespit edilen en ilgi çekici eser. Çingizname adlı destandır. Yalçıkuloğlu Taceddin’in Risale-i Azize’si de bu dile örnek gösterilebilir. Bu karışık yazı dili geçen asrın sonunda canlılığını kaybedince, artık mahallî şiveler yazı dili halini almaya başlamıştır.

Başkırtlar arasında bir yandan Kazan türkçesi bu yazı dilinin yerini alırken, bir yandan da kendi şivelerini edebi dil haline getirmek isteyenler olmuştur. Kiyikoğlu Arif ve M. Osmani Til Yarışı (Dil Yarışı) adlı dergide mahalli dil ile yazılar yazmışlardır (1910).

1917 İhtilâlinden sonra bu mesele aydınlar arasında ciddî olarak tartışılmıştır. 1918’de çıkmaya başlayan gazeteler, isimlerinin Başkırtça olmalarına rağmen, birkaç yazı dışında yine Kazan Türkçesi ile yazıyorlardı. Başkırt edebiyatının doğuşu 1924’te Ufa’da ilk Başkırtça günlük gazetenin (Başkurdistan) çıkışı sırasına rastlar. Bunu Başkırt şivesiyle yazan diğer dergiler takip etmiştir {Bilim, Başkurt Aymağı, Sesen gibi).

İlk Başkırtça eserler okul kitapları, tercümeler ve tiyatro eserleri oldu. Bunlar konularını tarihten ve tabi atiyle Başkırtların istiklâl mücadelelerinden almıştır. Aşkazar yazarı Muhammed Burangulov,

Salavat Batır yazan Said Miras (Merasov), Şeyhizade Babiçin, Habibullah Abidin (Gabitov) gibi edipler, çok zengin olan halk edebiyatından da faydalanmışlardır. Sovyet hâkimiyetinin yerleşmesi milli Başkırt edebiyatının gelişmesini durdurmuştur.

Romancı ve gair Mecit Gafuri, Garif Gumerov ve Seyfi Kudaş sovyet Başkırt edebiyatının kurucusu sayılır. Halis Başkırt şivesiyle yazan yeni yazarlar arasında G. Hayri, S. Agiş, A. Karnay, S. Miftahov, B. Bikboy, R. Nigmati, H. Karim, A. Bikçentayev, S. Kuli-bay da sayılabilir.

 Başkurtlar Devleti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir