Belucistan

Belucistan Bölgesi ,Güney Asya’da bölge; Doğu İran’ı ve Pakistan’ın bir bölümünü içine alır, Umman denizinin kuzeyinde; yaklş. ol. 350 000 km2; 4 500 000 nüf. İran Bülucistan’ı (215 000 nüf.) VII. eyalettedir.

Belucistan Eyaleti

Bülucistan 1958’e kadar Pakistan’ın eyaletiydi; başkenti Quetta idi (Keta); içinde dört-bağımsız prenslik vardı. Gwudar bölgesi Umman’a aittir.

Bülucistan iklimi çok sert, yazları kavurucu sıcaklıkta bir çöldür. Genç volkanlar (Çagai dağı, Afganistan sınırı yakınında) ile bazı ovalar, kapalı çöküntü a-lanları meydana getirir; bu alanlar tuzlu göllerle örtülüdür. Hayvancılıkla (koyun, keçi ve deve) geçinen göçebeler, mevsimine göre bir ovadan öbürüne göçerler.

Bunlar İran asıllı Büluçlar ve Paktu’larla, Dravid ırkından Brahui’lerdir (Dravid dili konuşurlar), ilkbaharda ve yaz başında birkaç cılız a -karsu, sayıları pek az vahaların sulanmasını sağlar; göçebe olmayan çiftçiler güneydeki vahalarda kayısı, kuzeyde üzüm ve bölgenin her yerinde arpa, buğday ve pamuk yetiştirirler.

Deri işlemeciliği, dokumacılık ve palmiyeden hasır örme, vahalarda yerleşmiş çiftçiler arasında olduğu kadar, kabileler arasında da yaygındır.

Balıkçılık, sağlığa zararlı Makran kıyılarındaki tuzlu bataklık, ların işletilmesi ve ham maden (Sibi bölgesinin kömürü, Kûh-i Sultan’ın antimon, demir ve kükürtü) çıkartılmasından başka uzmanlaşmış bir faaliyet görülmez.

Stratejik bir amaçla, Zahedan’dan Quetta’ya kadar döşenilen demiryolu pek yararlı olmamaktadır. Buna karşılık ağır kamyonlar aracılığıyla gerçekleştirilen karayolu trafiği, Afganistan ile indus vadisi arasında çok yoğundur.

Belucistan Tarihi

Bülucistan, eskilerin Gedrosia dedikleri ülkedir ve İskender, Hindistan dönüşünde buradan geçmiştir. Kirman bölgesi halife Ömer (634-644) zamanında Müslümanlar tarafından alındı.

Ancak müslüman orduları, bu devrede, Mekran sınırında vahşi dağ kabileleri karşısında duraklamak zorunda kaldılar. Mekran, Muaviye devrinde Müslümanlar tarafından alındı (664). Kusdâr da işgal edildi. 707’de ünlü kumandanlardan Haccac, Sind eyaletini almak için ordu gönderdi.

Muhammed bin Kasım idaresindeki müslüman ordusu Sind içerlerine kadar ilerledi. Hilâfet merkezinin zayıflaması sebebiyle daha sonra arap tesiri sadece kıyı şehirlerinde kaldı.

Büluçlar ve komşuları Koçlar, Kirman dağlarında otururlardı. Buradan etrafa akınlar yapan Büluçlar, Horasan’ı geçtiler ve Sistan içlerinde yayıldılar. Büveyhîler’den Adududdevle (949-983) Koç dağlarında oturan Bü-luçlara ağır bir darbe indirdi.

Muizzüddevle de onlara karşı savaştı. Büluçlar, Sistan’ın iki eyaletine de sahip oldular ve etrafı yağmaladılar. Sultan Gazneli Mahmud (998-1030) bunlara kızdı ve oğlu Mesud ile üzerlerine kuvvet gönderdi. Mesud, Büluçları Habis civarında yendi.

Sultan Mahmud, Multan»’dan Kuzey Sind’e ve Kaççhi’den Bolan’ın eteklerine kadar uzanan bölge ve Kalat yaylası üzerinde de hâkimiyetini genişletti.

1164’ ten sonra Büluçlar, Kirman’dan Mekran’a göç ettiler. Bu devirden sonra Mekran bir Büluç ülkesi olarak kaldı. Bu göçe, kuvvetli Selçuklu ve Gazneli devletlerinin meydana çıkması sebep oldu. Büluçlar artık bu bölgede yağma hareketlerinde bulunamayacaklarını anlamışlardı. Büluçların çoğunluğu Sind sınırındaki dağlara yerleştiler ve yağmacılığa burada da devam ettiler.

XIII. yüzyıl ortalarında bu bölgedeki Sudha ve Chareca Çatları ile anlaştılar. Bir kısmı ise Mekran’dan çıkarak Kaççhi bölgesine yayıldı. Kuvvetli buldukları bu yayla halkına dokunamadılar ve daha iyi topraklar aramak için İndüs vâdisine yürüdüler. Ancak Mekran’da da kalabalık bir büluç topluluğu yaşamakta idi.

Büluçların aralarında sağlam bir kabile birliği yoktu. Her kabile kendisi için çarpışırdı. Aralarında da geçinemezlerdi. Bu sebepten kuvvetli bir devlet kuramadıkları gibi, Hindistan üzerinde de bir etkide bulunamadılar.

İndüs bölgesinde yerleşen Büluçların, tarihi kayıtlara göre, ilk kabileleri Rindler ile Multan’da şah Hüseyin II Largah’ın (1467-1502) sarayında bulunan Dodaîler’dir.

Dodaîler’in reisi Mîr Sohrab, taraftarları ile şah Hüseyin’in sarayına geldi ve askerî hizmet karşılığı tımar aldı. Diğer Büluçlar da onun peşinden geldiler. Rindler ile Dodaîler arasında rekabet başladı ve bu, savaşa sebep oldu.

Büluçların bu devredeki yaşayışları hakkında bilgi ancak destanlardan elde edilmektedir. İran İlhanları torunlarından Zul-Nûn Bey’in oğlu Şah Bey’in Hindistan’ı istilâsı sırasında Büluçların bir kısmı onun yanındaydı. Ama ona karşı savaşan Büluçlar da vardı.

Şah Bey 1524’te öldü ve yerine geçen oğlu Hüseyin de İndüs’te Büluçlar’a karşı savaştı. Babur (1526-1530); İndüs ve Cehlem vâdilerine yayılmış olan Dodaîler ve Hotlar’a toprak verdi. Büluçlar, Bhera ile Hurab arasındaki bölgeye yerleştiler (1519).

Humayun’u Hint-Türk imparatorluğundan uzaklaştırmaya mecbur eden Şîr Han, Sohrab Dodaî’nin üç oğlu İsmail Han, Feth Han ve Gazi Han’ın İndüs nehri boyunca oturdukları topraklar üzerindeki mülkiyetlerini tasdik etti.

Bu üç kardeş kendi adlarını verdikleri birçok şehir kurdular. Gazi Han soyundan Mirranî nevvablar, Dera Gazi Han bölgesinde 1769 yılına kadar hâkimiyetlerini muhafaza ettiler.

Hotlar da Dera İsmail Han bölgesinde bir prenslik kurdular. Bu prenslik 200 yıl sonra Afganlar tarafından ortadan kaldırıldı. Humayun, Büluçlara esir düştüyse de iyi muamele gördü. Daha sonra Şal ve Mustang eyaletlerini onlara verdi. Türk-Hint imparatorluğunun sınırları içindeki Pencab’ın güney ve orta bölgelerinde de Büluçların geniş toprakları vardı.

Büluçların büyük göçlerinden sonra Brahuîler, Afganlılar ve diğer bazı boyların katılmasıyla kuvvetlendiler. Bunların Kamberânî denilen başkanları da zamanla önemli rol oynamaya başladılar. XVII. yüzyıl ortalarında Mîr -Ahmed Han, Bolan geçidinden geçerek Zhazar’ı aldı.

Onun halefi Mîr Semenden Han, Sind’deki Kaharalar ile savaştı. Ondan sonra gelen Abdullah da Kalharalar ile savaştı ve nüfuzunu batıda Mekran ve Keç’e kadar genişletti.

Eşref Han, Nadir Şah’a yenildikten sonra (1730), Kandahar’a kaçarken Büluçlar tarafından öldürüldü. Bu olay Nadir Şah ile Brahuîler’in dost olmasına yol açtı. Nadir Şah onlara Kalharala’dan aldığı Kaççhi eyaletini verdi.

Abdullah, Han Kalharalar ile savaşırken öldü. Yerine kardeşleri Nasır Han ile birlikte Muhabbet Han geçti. Muhabbet Han, Nadir Şah’ın yanındaydı ve onun sevgisini kazandı. Nadir Şah’ın ölümünden sonra (1747) Muhabbet Han Kandahar’ı yağmaladı.

Sultan Ahmed Şah Durranî, Serâvân eyaletini ele geçirdiği gibi Nasır Hanı da esir etti ve rehine olarak aldı. Daha sonra Muhabbet Han’ın ölümü ile Nasır Han başa geçti. Nasır Han, Ahmed Şah’a bağlı kaldı, Mekran ve Keç’de nüfuzunu kabul ettirdi.

Ahmed Şah, Şal ve Mustang bölgelerini de ona verdi. Nasır Han kudretini genişleterek Karaçi’yi de aldı. Brahuîleri yeni bir teşkilât altında topladı.

Bu teşkilât askeri hizmet esasına dayanıyordu. Nasîr Han elde ettiği toprakları kabileler arasında paylaştırdı. Kendisini kuvvetli görünce de Ahmed Şah’ı tanımak istemedi, ancak Mustang’da yenildi (1758) ve Kalat kalesine çekildi. Ahmed Şah tarafından kuşatıldı ve 40 gün sonra boyun eğmek zorunda kaldı.

Nasır Han 1795’te ölünce yerine küçük yaştaki oğlu Mahmud Han geçti. Muhabbet Han’ın torunu Behram Şah ayaklandı.

Ancak Dürranîler hükümdarı Zaman Şah onu mağlup ederek Mahmud Han’ı bu tehlikeden kurtardı. Mahmud Han babasının geniş ülkesini koruyamadı. Keç bölgesi ve Karaçi elinden çıktı. Mahmud Han 1821’de öldü. Yerine oğlu Mihrap Han geçti. Mihrap Han Keç’i geri aldı.

Behram Han’ın oğlu Ahmed ile savaştı. Brahuî başkanları ile arası açıldı. Bazı kabileler onun idaresinden ayrıldılar. Harand ve Dacil eyaletlerini de kaybetti. Mihrab Han, Kalat’a kaçan şah Suca el-Mülk’ü korudu. Bundan sonraki olaylara Ingilizler de karıştı. Mihrab Han 1838’de öldürüldü.

XIX. yy.da Hindistan’daki ingilizler, geçici bir süre için Kalat’ı işgal ettiler (1839); 1843’te Sind’i aldıktan sonra 1854’te Han’a Britanya himayesini kabul ettirdiler; bu durum 1876’da kesinleşti. Ülke 1879’da kısmen (Gandamak antlaşması), daha sonra 1887’de de bütünüyle Hint-Britanya imparatorluğuna katıldı.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir