Bitkiler

Bitkiler Bitkilerle olan ilişkimiz düşündüğünüzden daha yakındır.Bir çözelti otunu bir balıktan ayırt etmek güç değildir fakat daha alt yaşam biçimlerine indirgendiğinde bitki ve hayvan yaşamı arasındaki farklılıklar çok daha az belirgindir. Gerçekte bitkiler ve hayvanlar evrim süreci içerisinde belki de ortak bir atayı paylaştılar.

Tüm canlılar yaşamak için bitkilere bağımlıdırlar.Oksijeni değerli bir atmosfer sağlamalarının yanısıra bitkiler Dünya’nın temel besin maddesidirler. Bitkiler, odun, tekstiller, petrol, kömür, kağıt, baharat, boy.a, ve ilaç gibi çok büyük sayılardaki besindışı ürünleri olan bir dünya oluştururlar.

Güneş enerjisi yeryüzü üzerindeki her canlı maddeyi yakıtlar fakat insan ve hayvan güneş ışığını, suyu, gazlan, mineralleri, ve organik maddeyi alan ve hayat-verici maddeler olarak yeryüzü canlılarına ileten dönüştürücülerdir, insan gerçekte tamamen bitkilerin yaşamına bağımlıdır ama süreç karşılıklıdır – bitkilerin çoğu bilgimiz, bakımımız ve korumamız olmaksızın yaşamlarını sürdüremezler.

Silürven dönemi Kuzey Avrupa Avustralya Ön-devon Orta Devon

Bitkiler

Biyosfer ve Besin Zehirleri

Dünya gezegeni, tüm canlı maddeleri içeren ince bir tabaka yani biyosfer tarafından kaplanan ve atmosfer olarak bilinen gazlarla kuşatılan ana orta kütlesinden yani geosferden ibarettir.

Biyosfer yalnızca 5 mil (8km.) lik bir alana ya da bir o kadar yukarıya ve aşağıya uzandığından, toplam alanın ancak küçük bir yüzdesi yaşam içerir. Geosfer ve atmosferden verilen kimyasal elementler birleşerek biyosferde var olabilen yaşam biçimleri oluştururlar; bu yaşam biçimleri sona erdiğinde söz konusu madde tekrar kaynağına döner.

Dünya’nın maddesi kapalı bir sistemdir, bu nedenle dış elementler onu etkilemezler. Bununla birlikte Dünya’nın enerjisini fotosentez yoluyla kullanışlı hale getirmesidir (Daha sonra açıklanacaktır).

Bitki besin zincirlerinin oluşturulmasında da bir organizma türünden diğerine enerji ve madde iletimi can alıcı bir öneme sahiptir. Örneğin ot güneş ışığından enerji, hava ve topraktan ise madde alır. Daha sonra hayvanlar bu otları yiyerek enerji ve madde kazanırlar.

Aldıkları bu enerjiyi yırtıcılara sonra da yırtıcıların dışkısını ve bedenini bozunduran mikroplara iletir. Bozunan madde otları beslemek için yeryüzü’ne döner ve otlar besin zincirlerini tamamlamak için yine Güneş’ten enerji alırlar.

Fotosentez, Solunum ve Karbon Devresi

Yeşil bitkiler, bazı bakteriler, ve bazı tek hücreliler, yaşamlarını fotosentez Güneş enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürülmesi yoluyla sürdüren tek organizmalardı.

Yeşil pigment ktorofil bitkilerin güneş ışığı enerjisini absorbe etmesini sağlar; su daha sonra hidrojen iyonları, elektronları ve oksijen haline bozunur, bundan sonra oksijen havaya atılır. Hidrojen şeker oluşturmak amacıyla karbondioksit ve diğer karbon bileşikleri ile birleşir, elektronlar* ise enerji-absorpsiyon işleminde görev alır.

Fotosentez sırasında, klorofilin absorbe ettiği enerji, adenozin trifosfat (ATP) oluşturmakta kullanılır. ATP, şekerler içinde depolanan, kimyasal enerji halinde absorbe edilmiş enerjiyi geçici olarak depolar ve sonra iletir. Bu şekerler daha sonra, bitkiyi yapılandıran maddeleri oluşturmak için birbirle riyle birleşirler.

Bitkilerde depolanan Güneş enerjisi, bitkileri yiyen hayvanların solunumu yoluyla bir kerede birazı atılır. Solunum sırasında bitkideki karbon yanar, hidro jen, oksijenle birleşerek su oluşturur.

Yanma enerjisi ise organizma tarafından ATP halinde depolanır ya da beden ısısı olarak atılır. Karbondioksit ise bir yan ürün olarak dışarı verilir.

Karbon devri, karbon bileşiklerinin bitki ve hayvanların hücreleri ve atmosfer içindeki yolculuğudur. Kar, bon, daha sonra insan da dahil organizmalar tarafından sindirilen bitkiler aracılığıyla (havadan absorbe edilir, solunum yoluyla atmosfere girer ve sonunda tekrar yeşil bitkilere dönerek devrini tamamlar. Karbon bitkilere genellikle ağız ya da yaprak gözenekleri yoluyla girer, karbondioksitin çoğu bozucuların solunumuyla toprağa verilir.

Karbon devri dünya çevresinde çeşitli hızlarda oluşur, ama karışık rüzgar hareketleri ve okyanus akıntıları nedeniyle atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu oldukça üni form kalır.

Bitkiler

Bitkilerin Sınıflandırılması

Bitki dünyasının sınıflandırılması, Dünya’da. botanikçilerin ayrıntılı olarak tanımladığı 325.000 türden daha fazla bitki olduğu için, dev boyutlarda bir kortudur. İlaveler, değişimler, ve silinmeler nedeniyle süreç hiç tamam lanmayacaktır, ama gizli bir botaniksel kaosa yol açabilecek kadar çok çeşit olduğundan konu yaşamsaldır.

Kesin bir sınıflama sistemi (taksono mi) Aristo zamanına dayanır. Aristo’nun konu üzerindeki düşünceleri, sonun

18.da yaşayan bir İsveçli doktor Carolus Linnaeus tarafından önerilen daha gelişmiş bir sisteme yol açtı.

Linnaeus, flora ve faunayı tür, cins aile, takım, sınıf ve filum olarak sınıflandırma sistemleri bugün katı biçimselliği bırakmaya ve organizmalar arasındaki genetik ilişkiler üzerinde durmaya eğilim göstermektedir.Bu madde, dünya vejetasyonunun büyük çoğunluğun kapalı tohumlular, çıplak tohumlular ve eğrelti otlarını oluşturan bitkiler üzerinde yoğunlaşır.

Kapalı Tohumlu Bitkiler

Çiçekli bitkiler olan kapalı tohumlular, egemen bitki biçimidir ve üreme yapılarına göre sınıflandırılırlar.Bu bitki çeşitinde üreme en açık ve çekici kısımda, yani çiçekte gerçekleşir.

Çiçekler, gerçekte, çok değişik büyüklük lerde. şekillerde, ve renklerde grupla nan yapraklardır. Çiçeğin dişi ve erkek kısımlarının her ikisi de yanyanadırlar. Starnen; yani erkek kısım, ucunda çiçektozu-üretici bip organ, yani anter bulunan uzatılmış bir yapıdır.

Pistil, vani çiçeğin dişi kısmı,stamenlerin çevrelediği ortamda bulunur ve sonunda tohuma dönüşen ovülleri içeren bir yumurtalığı vardır.Bazı çiçeklerin yumurtalıktan büyüyen, bir tepecikle son bulan, çiçek tozunu yakalayan yapışkan organ olan ince uzun bir yapısı, yani boyuncuğu vardır. Çiçeğin dış, yeşil kısmı, kadeh denen bir grup yapraksı çanak yapraklarından ibarettir: bu kısım, yapırganlardan ibaret bildiğimiz renkli kısmı, yani taçı kuşatır.

Böcekler ve kuşlar tozlaşma-kapalı tohumluların üreme süreci- ile yakından ilgilenirler. Gövdelerine ve gagalarına yapışan çiçektozlarını, tepeciğin yapışkan yüzeyine sürterek bir çiçekten diğerine taşırlar. Çiçektozu tozsu bir maddedir. Her çiçektozu tanesi, içinde sperm erkek gametleri- üretilen bir gametli bitkiden ibarettir. Dişi gametleri çiçeklerin ovüllerinde oluşur.Bazı .bitkiler kendi kendine tozlanır yani kendi kendilerine ürerler. Diğerleri ise karşılıklı tozlanmaya, yani çiçek tozunun bir çiçekten diğerine iletilmesine gerek duyarlar. Rüzgar yoluyla tozlanma genellikle ağaçlar ve bazı bitki çeşitleri arasında gerçekleşir.

Çiçek tozu taneleri, çiçeğin tepeciğine ulaştıktan sonra, hızla büyüyerek çiçeğin derinlerine inen ve övül içindeki dişi gametofiti delen bir kanal oluştururlar. Daha sonra, biri yumurta hücresi ile kaynaşarak tozlanmadan 3 ya da 4 gün sonra gerçekleşen döllenmeye neden olan iki erkek gamet dişi gametofit içine iletilir.

Bu döllenmiş yumurta zigot denir ve embriyo yani yavru bitki bu yapıdan gelişir, ikinci dişi gamet ise övül içinde bir başka dişi hücre bularak gelişen embriyo için besin görevi yapan besidokuyu oluştu rurlar. Bu ikisi birarada büyüyerek çiçeğin biçimini büyük ölçüde değiştirir, övül duvarı bir tohum kabuğu oluşturur, bitkinin meyvesi, yumurtalık ise tohumlan tutar.

Tek çenekliler ve iki çenekliler,, tohumlar içinde korunan iki çenek biçimi yani besin-dolu ilk sürgün yapraklandır. Mısır, palmiye, ve soğan gibi tek çeneklilerde bir çenek vardır. Gül ve elma gibi iki çeneklilerde ise iki. Tek çeneklilerin yapraklarındaki olamazlar birbirine paralel uzanır, iki çeneklilerdekiler ise karmaşık bir çizgiler ağı oluştururlar.

Çıplak Tohumlu Bitkiler

Kapalı tohumluların kapalı tohumlan varken çıplak tohumluların yoktur.

Tohumlan çıplak ve çiçeksizdir. Bazı bilinen çıplak tohumlular, çam, köknar, ladin, kırmızı kereste ağaçlarıdır.Bitki aleminde alışıldığı gibi, üreme tarzları ile ayırt edilirler. Milyarlarca böceğin tozlanmada oynadığı önemli rol burada söz konusu değildir, ama çıplak tohumlular büyük miktarlarda çiçektozu üretirler- öyleki bunu belli bir yüzdesi eninde sonunda doğurgan dişi gametlerini bulacak yeterliktedir. Rüzgar, çıplak tohumlular için, çiçektozu saçılmasında önemli bir etkendir.

Çam ve köknar ağaçlan gibi kozalaklılar tohumlarını, kozaların yassı küçük uzantılarında yani pullarında tutar ve korurlar. Hem dişi ve hem de erkek kozalar vardır.

Dişi daha büyüktür, tohumları üretir, ve kısa, düz uzantılar üzerinde büyür. Erkek kozalar. uzun, çıkıntıların uçlarına yakın, gruplar halinde büyür ve çiçektozu üretir. Her baharda görünürler, ve çiçek tozlarını saldıktan sonra zayıflar ve ağaçtan düşerler.

Erkek çiçek tozu uçuşurken, dizi kozalar bu çiçek tozlarını almak amacıyla çatlayarak hafifçe alırlar. Çıplak tohumlulara döllenme uzun genellikle bir yıldan fazla sürer, çünkü erkek gametofit, koza pullarının yüzeyini örten bir tohumun altındaki dişi gametofite doğru giden kanalı yavaş oluşturur, yaklaşık 3 yıl sonra tohumlar oluşmuş ve serbest bırakılmaya hazırdır pullar büyür, tohumlar düşer ve dünyanın bazı bölgelerinde besin olarak kullanılır, örneğin pinyon çamı tohumlarına çam yemişleri denir ve birçok yerde, özellikle Avrupa ve Orta Doğu’da popülerdir.

Bitkiler

Eğrelti Otları Yosunlar ve Kızılyapraklar

Kapalı tohumlular, çıplak tohumlular ve eğrelti otları, doğadaki çok damarlılardır -yani, besin ve su taşımak için özelleşmiş sistemleri vardır.

Eğrelti otları en çeşitli bitki grupları arasındadır, en azından 10.000 farklı çeşiti vardır. Tropik cangılların güzelliği ve büyüleyiciliğinin nedenlerinden birisi, bazıları 30 feet (9 m.) kadar uzun bu eğrelti otlarının bolluğu ve çeşitliliğidir.

Zarif bitkilerdir, tohumları yoktur ama, spor keseciği olarak bilinen ve spor denen hücreleri saran alt kısımlarında yuvarlak organ grupları bulunur. Bu sporlar bitki tarafından şiddetle havaya fırlatılır, daha sonra ormanın tabanına düşerek bir gametofit halinde büyür.Bu gametofitler sırayla, birbirini dölleyen hem erkek ve hem de dişi gametler üretirler.

15.000’e varan yosun türü vardır ve dünyanın her yerinde nemli alanlarda varolurlar. Damarsızdırlar, gerçek sapları, kökleri, ya da yaprakları yoktur; yosunlar nemi doğrudan doğruya havadan ya da topraktan absorbe ederler. Yosunların en dikkate değer kısmı olan “yeşil halı” gametofittir.Gametofit sa‘ pının uçlarında hem dişi nem de erkek gamet üretilir ve, bir sporofit halinde büyüyen, yere düşen ve gametofitler halinde büyüyen sporları üreten bir embriyo oluşturmak amacıyla bu gametler birleşerek üreme süreçlerini tamamlamış olurlar. 9000 kızıl yapraklı türü vardır, yosunlarınkine benzer bir tarzda biiyürler. Yuvarlak şekillidirler.

Algler ve Mantarlar

Alg (Su, yosunu) olarak bilinen yaklaşık 20.000 su-bitkisi türü vardır, oldukça küçük ya da, özellikle okyanuslardaki dev varek gibi, bir kırmızı kereste ağacı kadar uzun olabilir. Su yosunu renklerine göre sınıflandırılırlar ve sulardaki besin zincirinin esasını oluştururlar. En basit biçimleriyle su yosunları belki de. yeryüzünfteki en eski bitkileri temsil ederler. Hızla çoğalırlar ve üreme çevrimleri türden türe oldukça değişir.

Bir diğer organizmalar sınıfı yeşil bitki dünyasından oldukça farklıdır, ve yerde büvürler: bu ‘ kategori, mantarımsıları, şapkalı mantarları, mayaları, küfleri ve zehirli mantarları kapsar. Klorofilleri yoktur, fotosentez yapamazlar, onun yerine,bitki ve hayvan maddesinden besinleri absorbe ederler. Ulu madde ile besienen mantar lara çürükçül denir, bu besleyici organizmalar canlı ise mantarlar parazit adını alır. Madura ayağı gibi mantarlar insanlarda hastalığa neden olabilirler, birçok bitki zararlı mantarlardan etkilenirler.

Bitkiler ve Gelecek

Tıptaki gelişmeler botanik araştırmalarını geride bıraktı. Nüfus patlaması gelecekteki en tehlikeli konuyu -yeterli besin kaynağı sorununu oluşturuyor. 20. yy. ın sonunda 7 milyar insan beslenmek zorunda olacaktır.Bitki aleminden sorunun büyük kısmını çözmesi beklenecektir. Araştırmalar daha az enerji kullanımı için tarıma yönelmiştir. Petrol ve kömür gibi (her ikisi de bitkilerden çıkarılan) fosil yakıtlar pahalı ve gittikçe azalmaktadır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir