Anasayfa | Biyografiler | Ressamlar | Jean Auguste Dominique Ingres

Jean Auguste Dominique Ingres

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Fransız ressamı (Montauban 1780-Paris 1864). Babası Toulouse’lu bir süslemeciydi. On bir . yaşındayken Toulouse’da ressam Roques’un ve heykeltıraş Vigan’ın atelyelerine devam i etmeye başladı.

Bir yandan da, hayatını kazanmak için, Capitole orkestrasında keman çalıyordu. Birçok desen ve kompozisyon ödülü kazandıktan sonra, 1797’de Toulouse’dan ayrıldı. Paris’te Louis David’in atelyesinde çalışmaya başladı. 1800’de Roma İkinci ödülünü aldı.

Bir yıl sonra, sınav bölmesinde yaptığı Agamemnon’un Elçileri (Ecole Nationale Superieure Des Beaux-Arts) adlı tablosuyla Roma Büyük ödülünü kazandı, ama bazı sebeplerle Roma’ya gidişini erteledi. Hükümetin ona Paris’te kiraladığı atelyede pek çok portre yaptı. David’den büyük ölçüde etkilendiği bu dönemden sonra,, resimlerinde kendi kişiliğini ortaya koymağa başladı. Resim çalışmalarının «biçim yalınlığının gerektirdiği derinlemesine araştırma»ya imkân verdiğini söylüyordu. Gros, Girodet, Granet, Amaury-Duval gibi ressamlarla tanıştı, Amaury-Duval’in oğlu ingres’den resim dersleri aldı ve onun biyografisini yazdı.

Amaury-Duval Atelier d’Ingres (ingres’in Atelyesi) [Paris, 1878] adlı eserinde ressamın karmaşık bir karaktere sahip olduğunu şöyle anlatır: «Bu büyük sanatçının iki ayrı tabiatı olduğunu anladım, bir yanı çocuksu ve burjuvaydı, bir yanı sert ve tutkulu. İçgüdüden, ilhamdan ve tutkudan yapılmıştı ama mantıktan yoksundu, öğüt verirdi, fakat tartışmayı beceremezdi. Bu çelişki, ingres’in eserlerinde de görülür: şaşırtıcı derecede serbest ve şehvetli bir ortam canlandıran Türk Hamamı (Louvre) ile tamamen akademik anlayışta gerçekleştirdiği İsa Din Bilginleri Arasında (Ingres müzesi) adlı tabloları aynı dönemin eserleridir».

İngres 1806’da Roma’ya gitti. Bu dönemde yaptığı Oidipus Sfenks Muammasını Açıklıyor’da (Louvre) David’in etkisi görülür; V alpinçon’lu Yıkanan Kadın (Louvre) ise daha serbesttir. Jüpiter ve Thetis (Aix müzesi) adlı büyük tablosundaki genç kadın vücudunda yaptığı deformasyonlarla, çağdaşlarını oldukça şaşırttı.

Ossian’ın Rüyası’ nda (Ingres müzesi) aşırı bir romantizm göze çarpar. Ingres, Raffaello’nun ve eskiçağ heykeltıraşlarının etkisinde kaldı ve kesinlikle klasik olmak istedi, bununla birlikte resminde romantizme geniş ölçüde yer verdi. Oysa, romantizmden tiksiniyor, bu yüzden Delacroix’ya kızıyordu. Buna rağmen, 1804’te yaptığı kendi portresinde (Chantilly müzesi) aşırı bir romantizm göze çarpar. En ünlü portreleri arasında arkadaşı Ressam Granet’nin (Aix müzesi), Güzel Zelile ve Madam de Senonnes’in (bu iki eser Rouen ve Nantes müzelerinin şaheserleridir).

Madam Devaucay’nın (Chantilly), Mösyö ve Madam Riviere ve Kızları’ nın (Louvre), Tahtında Oturan Napolyon’un (1806, musee de l’Armee) portreleri sayılabilir. Ayrıca Papa Pius VII Âyinde (1814), İsa Cennet’in Anahtarını Aziz Petrus’a Verirken (1820), Roger Angelique’i Kurtarırken adlı tabloları ünlüdür.

Ingres 1820’de Floransa’ya yerleşti ve Rönesans devri sanatçılarının eserlerini kopya etti. Paris’e dönerken (1824), Montauban katedrali için yaptığı Louis XIII’ün Bir Adağı adlı büyük tablosunu getirdi. Bir yıl sonra, Güzel Sanatlar akademisine seçildi ve bundan böyle, akademiye hâkim oldu. 1829’da Ingres’e, İscole Nationale des Beaux-Arts’da bir atelye verildi. Bu atelyede yetişen Hippolyte Flandrin, Victor Mottez, Balze, Amaury - Duval, çevrelerine ingres’çiliği resmî resim sanatı olarak kabul ettirdiler. Ingres, Louvre’un tavanlarından biri için sipariş aldı: Homeros’un Tanrısallaşması (1827). Din Kurbanı Symphorien (Autun katedrali) adlı eserini 1834’te bitirdi. Bu arada temmuz monarşisinin sembolü olan Büyük Bertin'in Portresini yaptı. 1835’te Roma’daki Fransa akademisinin yöneticisi oldu ve bu kurumu yedi yıl başarıyla yönetti.

Paris’e dönüşünde şerefine büyük bir ziyafet verildi. Ingres, o' sırada Dampierre şatosu için Altın Çağ adlı büyük eserine başladı. Ancak, üzerinde on yıl kadar çalıştığı bu tabloyu bitiremedi. Karısının ölümünden sonra, eserlerinin elli kadarını Montauban’a gönderdi, böylece Ingres müzesini durmadan zenginleştirdi.

Yaşlılığında yaptığı resimlerin çoğunda bir soğukluk göze çarpar (Kurbanın Yanında Duran Meryem, Jeanne d’Arc, İsa Din Bilginleri Arasında), ama kadın vücutlarını canlandırırken bütün dehasını ortaya koyar (Büyük Odalık; Yıkanan Küçük Kız; Türk Hamamı [Louvre]; Odalık Köle [Fogg museum, Baltimore]). 1861’de sergilenen desenleri, yalın biçimleri incelemekteki olağanüstü ustalığını ortaya koyar. 1862’de Napoleon III’ün senatör yaptığı ingres, resmî resim sanatının temsilcisi sayılır. Degas ve Cezanne gibi öncü ressamlar, onun eserlerinden geniş ölçüde etkilendiler.

 

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Image gallery

Bu yazıyı oyla

0