Böbrek Üstü Bezleri Nedir? Ne İşe Yarar?

Böbrek Üstü Bezleri Nedir Ne İşe Yarar,Böbreküstü bezi kabuğu yaşam için esastır Glikojen (birikmiş glikoz) oluşumunu, böbreklerdeki potasyumun atılmasını ve sodyumun tutulmasını sağlar Böbreküstü bezi özü bedeni ani eyleme hazırlar Kabuğun çıkardığı hormonlar atardamarların, daralmasına, soluk borucuklarının genişlemesine, kan basıncının artmasına ve tehlike ya da yaralanmaya tepki olarak glikojenin glikoza dönüşmesine neden olur.

1850’lerde, İngiliz doktor Thomas Addison artan kansızlık, kalp zayıflığı ve cilt renginin koyulaşması gibi hiç bir tedaviye cevap vermeyen ilginç rahatsızlıkları olan bir hastayı iyileştirmeye çalıştı. Fakat hasta öldü. Bunun üzerine 5 yıl süreyle bu konuda otopsiler yapan Dr. Addison, sonunda , bu tür rahatsızlıkların böbreklerin üzerindeki küçük böbrek üstü bezlerinden kaynaklandığını keşfetti.» Ölen hastalarının böbrek üstü bezleri pörsümüş ve büzülerek lifli boncuk tanelerini andırır hale gelmişlerdi.

O zamana kadar hiç kimse bu bezlerin ne işe yaradığını anlayamamıştı. Addison, böbrek üstü bezlerinin yaşamsal önemini ortaya çıkardı.

Kalbin, sindirim organlarının, kanın ve derinin kendi görevlerini yerine getirebilmeleri, ayrıca yağ ve kas dokularının bakımı böbrek üstü bezlerinin yardımı sayesinde mümkün olabiliyordu. Tedavisini bulamamış olmasına rağmen böbrek üstü bezlerinin yol açtığı hastalığa Addison’un adı verilerek Addison hastalığı olarak anılmaya başlandı, o zamandan beri binlerce araştırmacı böbrek üstü bezlerini ve ürettikleri hormonları incelediler.

Hormonları

Böbrek üstü bezleri iki ayrı bezdir ve elliden fazla hormon üretirler. İç salgı bezleri sisteminin bir parçasıdırlar, hormonlarını akıtan kanalları yoktur. Bu sisteme dahil bezler, merkezi’sinir sistemiyle birlikte bedensel işlevleri düzenlerler.

Her birböbrek üstü bezi iki kısımdan oluşur; dıştaki kabuk (adrenal cortex) ve içteki ilik (medulla):İlik, aralarında kalp ve kan damarlarının da bulunduğu bir çok organı etkileyen adrenalin ve noradrenalin hormonlarını salgılar. Noradrenalin, sinirsel dürtülerin iletiminde de önemli bir rol Oynar.

Adrenalin ve noradrenalin ani olarak ortaya çıkan güç durumlarda, kavga tepkisi denen tepkiler gösterirler. Bu hormonlar kan basıncını yükseltip kalp atışlarının kuvvetini ve hızını arttırırlar ayrıca enerji için daha fazla kan şekeri sağlarlar.

Kabuk steroitleri ‘ olarak bilinen düzinelerce hormonu salgılayan kabuk birçok bakımdan böbrek üstü bezinin daha önemli olankısmıdır Kabuk hormonlarının yetersizliği vücuttaki birçok faaliyetin aksamasına ytolaçar. Kandaki potasyum oranı artar, sodyum oranı ise azalır.

Karbonhidrat metabolizması kas, sinir ve böbrek fonksiyonları da zarar görür. Sonuçta zayıflık, kilo kaybı ve kandaki toksik artıkların arttığı görülür, bunlar ise Addison hastalığının klasik belirtileridir.

1927 yılında,böbrek üstü bezleri alınmış köpeklerle yapılan deneyler bu belirtilerin kabuk steroitleri yetersizliğinden kaynaklandığını kanıtladı.Bundan sonraki birkaç yıl içinde de bu hormonların üretimine geçildi.

Kabuk Steroitleri

Çeşitli kabuk steroitlerinin kimyasal yapılan arasında sadece birkaç atomluk fark vardır, fakat etkileri çok farklıdır. Steroit hormonları, birkaç sınıfa ayrılır, bunlardan ilki seks hormonlarıdır.Üreme bezleri (erbezi ve yumurtalık) dışında seks hormonu (erkeklerdeki androjen) salgılayan tek iç salgı bezi böbrek üstü bezinin kabuk kısmıdır.

Aldosteron gibi mineralokortikoıtler ise daha önemlidir. Bunlar böbreği etkileyerek kandaki ve vücut dokularındaki sodyum, potasyum, klorit ve su dengesini düzenlerler, diğer bir deyişle organizmada normal koşulların devamlılığını (homeostasis) sağlarlar.

Kabuk hormonlarının en büyük ve en  karışık sınıfı kortizon, hidrokortizon ve kortikosteron gibi hormonları içereli glukoneojenezler sınıfıdır.

Etkileri çok yönlüdür, yağ, protein ve karbonhidrat metabolizmalarını ayrıca karaciğerdeki glikojen (kan şekeri) yapımını düzenlerler.

Glukoneojenezler doku yaralanmalarında iltihap oluşmasını önlerler, (Bu nedenle atletler sık sık kortizon alırlar).

Dokulardan hormon histamini veya diğer bazı maddelerin açığa çıkmasıyla oluşan allerjik reaksiyonlara da engel olurlar.Bununla birlikte, yüksek dozlarda çok uzun süre kullanılmaları halinde glukoneojenezler çok ciddi yan etkilere neden olurlar.

Bu yan etkiler arasında mide ülseri, yüksek kan basıncı (tansiyon) psikolojik değişiklikler, kemik lerin daha kolay kırılabilmesi, aşırı saçlanma ve bazı enfeksiyonlara karşı direncin azalması sayılabilir.

Bu nedenle hastalarına glukoneojenez veren doktorların bunların yan etkilerini de göz önünde tutmaları gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir