Bükreş Antlaşmaları,1913,Şartları

Bükreş Antlaşmaları Bulgaristan ile Sırbistan arasında yapılan ve Sırp-Bulgari,Balkan Savaşı’nı (1913) sona erdiren antlaşma.

Bükreş Antlaşmaları 1913

Bunların ilki 28 mayıs 1812’de Osmanlı imparatorluğu ile Rus çarlığı arasında imzalandı.

XVIII.yy.ın sonunda Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgali üzerine Osmanlılar, Rusya ve İngiltere ile bir ittifak yaptılar.

Rusya, Fransızları yunan adalarından, İngiltere de Mısır’dan çıkarmak istediği için Osmanlı devleti ile anlaştılar.

Bunun üzerine İngiliz ve osmanlı donanmaları Mısır kıyılarını kuşattı. Osmanlı-Rus kuvvetleri de yunan adalarında fransızlarla çarpıştı ve bu bölgede Rusya’nın nezareti altında Osmanlı devletine bağlı olarak «Yedi Ada cumhuriyeti» kuruldu.

Osmanlı-Rus-İngiliz ittifakı, Fransızların Mısır’dan çekilmelerinden sonra da devam etti.

Fakat bu ittifak Rusya’nın Osmanlılar aleyhindeki siyasetini değiştirmedi. Osmanlı devleti bu sırada 1804’te patlayan Sırp isyanı ile uğraşıyordu.

Rusya ise, Sırbistan’ın Eflak-Boğdan gibi imtiyazlı bir beylik olmasını istiyordu.

Eflak ve Boğdan beylerinin Rusya ile işbirliği yaptığını anlayan Osmanlı devleti bunları azletti, yerlerine başkalarını tayin etti ve Boğazlar’ı rus donanmasına kapadı.

Bu olay üzerine Rusya, Osmanlılara savaş açtı (1806). Osmanlıların Rusya ile savaşa girmesini istemeyen İngiltere, azledilen Eflak-Boğdan beylerinin yerlerine iadesini ve Boğazların rus donanmasına açılmasını istedi; ayrıca teklif kabul edilmezse İngiliz donanmasının Çanakkale’ye geleceği de bildirildi.

İngiliz ve rus tehditlerine aldırmayan Osmanlı devleti, Rusya’ya savaş ilân ederek Tuna boylarına ordu gönderdi.

Savaş sırasında Ruslar Hotin, Bender, Kili ve Akkerman kalelerini aldılar, fakat Bükreş civarında yenildiler ve İsmail kalesi önünde de Osmanlılar tarafından bozguna uğratıldılar.

Fakat bu sırada İngiliz donanması Çanakkale boğazını geçerek İstanbul önüne geldi.

İngiliz elçisi Arbuthnot, İngiltere’nin tekliflerinin kabul edilmesini ve fransız elçisi Sebastiani’nin İstanbul’dan çıkarılmasını ısrarla istedi.

Fakat Sebastiani’nin yardım vaitleri, İngiliz elçisine ret cevabı verilmesinde başlıca âmil oldu.

Böylece, Arbuthnot’un teklifleri reddedildikten sonra hemen savunma .hazırlıkları başladı ve İstanbul kıyılarına binden fazla top yığıldı.

Bir taraftan da Çanakkale boğazının tahkim edilmesine başlandı. İngiliz donanmasında bulunan Arbuthnot hiç bir şey yapamayacağını anlayınca önce Adalara çekildi, sonra da Çanakkale’den büyük kayıplarla çıkıp gitti (1807).

Bu başarısızlığın acısını Mısır’dan çıkarmak isteyen İngilizler, bu teşebbüslerinde de olumlu bir sonuca ulaşamadılar.

İskenderiye ile Rosetta’yı işgal eden İngilizler, Kavalalı Mehmed Ali Paşanın sert taarruzlarına dayanamadılar ve Mısır’dan çekildiler. Bu olaylar üzerine Osmanlı devleti İngiltere’ye savaş ilân etti.

Bu sırada Tuna boylarında da Osmanlı-Rus savaşı bütün şiddetiyle devam ediyordu. Sadrazam Ağa İbrahim Paşa kumandasında bulunan osmanlı ordusu Silistre’de, Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa da Rusçuk cephesinde savaşıyorlardı.

Bu olayların cereyanı sırasında İstanbul’da Kabakçı Mustafa isyanı patladı ve Selim III tahttan indirilerek, Mustafa IV padişah ilân edildi (1807).

Bu haber Tuna boylarında duyulunca Yeniçeriler isyan ederek dağıldılar ve sadrazamı da kaçmak zorunda bıraktılar.

Osmanlı kuvvetlerinin dağılması böylece İstanbul yolunu rus ordularına açıyordu. Bu sırada Napolyon, Prusya ve Rusya’yı yenmiş ve rus çarı Aleksandr I ile Tilsit’te bir antlaşma imzalamış bulunuyordu.

Bu antlaşmaya Osmanlı-Rus savaşına derhal son verilmesi ve mütareke yapılması şartı da konuldu.

Osmanlı-Rus mütarekesinden sonra Tilsit antlasması hükümlerine uyan Rusya, Yedi Adadan askerlerini çekti ve burasını Fransızlar işgal etti, işgalden sonra bu adaların Fransa’ya ait olduğu ve Ragusa’nın da İtalya’ya bağlandığı ilân edildi.

Bu olay, Tilsit antlaşmasında gizli maddeler bulunduğunu ve Fransa’nın dostça davranmadığını ispat etti.

Ayrıca Rusya da mütareke şartlarına saygı göstermedi ve Eflak-Boğdan’dan askerlerini çekmediği gibi yeni kuvvetler de gönderdi.

Paris’teki Osmanlı elçisi barış için Napolyon’a başvurdu, fakat ümit verici bir cevap alamadı.

Fransa’nın   Osmanlı imparatorluğu aleyhindeki emelleri, Osmanlıların İngiltere ile ittifak yapmasına sebep oldu.

Rusya’nın Eflak-Boğdan’ı ısrarla istemesi üzerine savaş tekrar başladı. Silistre savaşında Ruslar yenildi ve Tuna’nın karşı kıyısına çekildiler.

Ertesi yıl tekrar kanlı savaşlar başladı. Ruslar, Napolyon ile araları bozulduğundan acele sonuç almak veya Osmanlıları barışa razı etmek istediler.

Çar Aleksandr I, Fransa ile savaşın kaçınılmaz bir hal almaya başladığını görünce, önceleri teklif ettiği barış şartlarını hafifletti.

Osmanlı sadrazamı da ordusuna fazla güvenemediği için daha çok dayanamadı ve yapılan barış teklifini kabul etti.

Bükreş Antlaşması Şartları

Böylece 28 mayıs 1812’de imzalanan antlaşma şu şartlara göre yapıldı:

1. Prut ırmağı ve Tuna’nın sol sahili OsmanlIlar ile Rusya arasında sınır olacaktır

2. Tuna sularında iki devletin ticaret gemileri gezebilecek, rus savaş gemileri Kili boğazından Prut ırmağının Tuna ile birleştiği yere kadar gidebilecektir

3. Rusya, Eflak-Boğdan’ı ve Tuna adalarını Osmanlı devletine bırakacaktır

4. Osmanlı devleti iki yıl süre ile Eflak-Boğdan halkından vergi almayacaktır

5. Rusya’ya bırakılan toprakların müslüman halkı isterlerse Osmanlı ülkesine göç edebileceklerdir.
Aynı hak Osmanlılarda kalan topraklardaki hıristiyanlar için de kabul edilmiştir

6. Sırbistan’daki kaleler ve mühimmat Osmanlı devletinin elinde bulunacak, Sırplar, içişlerini ve vergilerini kendileri düzenleyeceklerdir

7. Anadolu tarafındaki sınırlar eskisi gibi kalacak ve Rusya işgal ettiği yerleri boşaltıp Osmanlı ‘devletine geri verecektir.

Bu antlaşmayı Osmanlı devleti adına sadaret kethüdası Seyyid Mehmed Said Galib Efendi, İbrahim Selim Efendi, yeniçeri kâtibi Abdülhamid Efendi ve Rusya adma da Andrey ltalinskiy, İvan Sabaniyev ve Osip Fonton imzaladılar.

İkincisi Sırbistan ile Bulgaristan arasında kasım 1885’te çıkan Sırp-Bulgar savaşından (10 günlük savaş) sonra imzalandı (3 mart 1886).

Bu antlaşma bir tek maddeden ibarettir:

«Bu antlaşmanın imzalandığı tarihten itibaren Sırbistan krallığı ile Bulgaristan prensliği arasında barış yeniden meydana gelmiştir.» Bu antlaşma şu şahıslar tarafından imzalandı: Cedomir Mijatoviç (Sırbistan kralı adına), Ivan E. Geşov (Bulgaristan prensi adına), Abdullah Mecid Paşa (Bulgaristan’ın hükümdarı olan Osmanlı padişahı Abdülhamid II adına).

ikinci Balkan savaşını sona erdiren üçüncü Bükreş antlaşmas; Romanya, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ arasında imzalalandı (ağustos 1913).

Bu antlaşma, Balkanlardaki dengeyi Sırbistan lehine bozdu ve sırbistan’a Orta Makedonya’yı, Güney Makedonya’nın bir parçasını ve Yeni Pazar sancağının yarısını verdi.

Bu sancağın diğer yarısı ise Karadağ’a verildi. Yunanistan Girit adasıyla Güney Makedonya’nın Selânik dahil olmak üzere en büyük kısmını aldı.

Romanya, Kuzey Dobruca’nın Tuna üzerindeki Turtukaya’dan Karadeniz kıyısındaki Erkene’ye kadar giden parçasını aldı.

Bulgaristan, Edirne ile birlikte Doğu Trakya’yı Osmanlı imparatorluğuna geri vermek zorunda kaldı.

Sonuç olarak Bulgaristan. Manastır ve Ohri’yi Sırbistan’a, Selânik ve Kavala’yı Yunanistan’a bırakmak zorunda kalıyor ve Makedonya’nın ancak küçük bir kısmına sahip oluyordu.

Balkanlardaki dengenin değişmesi Rusya. İngiltere ve Fransa’nın lehine, Almanya ile Avusturya-Macaristan’m aleyhine idi. Avrupa’daki türk topraklarının büyük ölçüde kaybı, Almanya tarafından fena karşılandı.

Balkan devletleri de toprak kazançlarına rağmen memnun değildiler. Osmanlı imparatorluğu da kayıplarını geri almak ümidiyle dışarıda bazı dostluklar kurmaya çalışıyordu. Kısacası, 1913 antlaşmasının sonucu Birinci Dünya savaşını hazırlamak oldu.

Bu antlaşma şu diplomatlar tarafından imzalandı

general Fiçev ve maliye nazırı Tonçev (Bulgaristan adına), Venizelos (Yunanistan adına), başvekil Vukotiç ve harbiye nazırı Mafanoviç (Karadağ adına), başvekil Paşiç ile hariciye nazırı albay Smilyaniç ve yarbay Kalafatoviç (Sırbistan adına), başvekil ve hariciye nazırı Titu Maiorescu, dahiliye nazırı Tache lonescu, maliye nazırı Alexandru Marghiloman ve general Coanda (Romanya adına). Bu antlaşmaya türk delegesi kabul edilmedi. Konferansa Romanya başvekili Maiorescu başkanlık etti.

Dördüncü Bükreş Antlaşması Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı imparatorluğu, Bulgaristan ve Romanya arasında imzalandı (7 mayıs 1918). Bu antlaşmanın diğer adı «Petrol barışı» dır.

Birinci Dünya savaşının bir safhasını bitiren bu antlaşma, Brest-Litovsk antlaşmasının bir sonucu oldu. Rus cephesinin çökmesinden sonra Rumen cephesi de çökmeye mahkûm du.

Merkezi devletler için Romanya ile barışın, İktisadî bakımdan (petrol, buğday, ipek v.b.) özel bir önemi vardı.

Romanya’yı savaştan daha az zararla çıkarmayı uman Bratianu hükümeti 7 şubat 1918 ültimatomu üzerine istifa etti.

Bratianu’nun yerine geçen general Alexandru Averescu, ayrı barışın kaçınılmaz bir zaruret olduğuna kani oldu.

Berlin Harp akademisinde iken sınıf arkadaşı olan feldmareşal von Mackensen ile şahsen görüşerek, Romanya’yı daha iyi şanlara kavuşturacağını umuyordu.

Fakat alman ve macar baskısı üzerine Romanya 5 mart 1918’de Buftea’da imzalanan hazırlayıcı antlaşmada düşmanlarına boyun eğdi.

Bu antlaşmadan sonra Averescu istifa etti ve yerine alman dostu olan Marghiloman geçti. Marghiloman iktidarda iken, 7 mayıs 1918’de imzalanan barış antlaşması, 5 mart tarihli antlaşmayı da kapsıyordu.

Bu antlaşma şu diplomatların imzasını taşır: von Kühlmann (Almanya adına), baron Burian (Avusturya-Macaristan adına), Dr. Radoslavof (Bulgaristan adına), Nesim Bey (Osmanlı devleti adına), A. Marghiloman (Romanya adına). 8 Fasıldan ve 31 maddeden meydana gelen bu antlaşma, bazı özel antlaşmaların eklenmesi ile tamamlandı.

Bu barışa göre Dobruca’nın güneyi, Çarnavoda-Köstence demiryoluna kadar Bulgarlara verildi; Kuzey Dobruca ise kondominyum halinde Dört müttefiklerin idaresine geçti.

Avusturya-Macaristan lehine de bir sınır düzeltmesi yapıldı. Bunlara mukabil Romanya’ya, Besarabya’yı işgal etmek hakkı tanındı.

Fakat bu antlaşma tasdik olunmadı ve Birinci Dünya savaşının sonunda, Paris konferansında kararlaştırılan 1919 tarihli antlaşmalarla iptal edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir