Çağatayca Nedir,Oluşumu, Özellikleri

Çağatayca Nedir,Hakaniye (Karahanlı) ve Harizm-Altınordu yazı dillerinin devamı olarak Timurlular devrinde (1405-1502) oluşan Çağatayca, Ali Şir Nevaî’nİn eserlerinde klasik şeklini almıştır.

Çağataycanın Oluşumu

Yazı ve diplomasi dili olarak Çağatayca, Orta Asya Türk devletlerinde.

Avrupa Rusyası’ndaki oğuz grubu dışında kalan müslüman Türklerde XIX. yy.ın sonuna kadar kullanıldı.

Rus istilâsından (1866’da Buhara, 1873’te Hive, 1876’da Hokand hanlığı) sonra Şartça adıyla Türkistan’da kullanılan yazı dili de gerçekte yerli ağızların etkisi altında kalan Çağataycadır.

1923’ien sonra Özbekistan’da şehirlerde Çağataycanın yerine Özbekçe kullanılmağa başlandıysa da Çağatayca büsbütün bırakılmadı.

Önceleri Cengiz’in ikinci oğlunun adıyla anılan Çağatay hakkındaki göçebe Türklerin dili içir Çağatay dili veya Çağatay-Türkîsi terimleri kullanılmıştır, ancak sonraları bu terimler Timurlularda Türk yazı dili anlamını kazanmıştır. XV. ve XVI. yy. yazarları Çağataycayı çoğunlukla Tür ki, Türkçe, Türk(i) tili sözleriyle anmışlardır.

Nevaî’nin Mizan-ül Evzan’ında ise «Çağatay lafzı» diye belirtilmiştir.

Ebülgazi Bahadır Han, Şecere-i Türk adlı eserinde Çağatay türkîsi deyimini kullanarak Timurlular devrinde içinde arapça ve farsça kelimelerin de bulunduğu yazı dilini anlatmak istemiştir.

Doğulu eski yazarlar Çağatayca adını Nevai ve çağdaşlarının dili için kullanmışlardır.

Hattâ bunlardan bazıları bu dile «lûgat-i nevaiye» de demişlerdir.

Bazı türkologlarca en eski Türk dili sayılan Çağatayca genellikle Uygur türkçesinin bir devamı olarak değerlendirilir.

Çağatayca genel olarak dört bölüme ayrılabilir:XV.yy. başlarından 1465’e kadar ilk Çağatayca; 1465’ten XVI. yy. ortalarına kadar klasik Çağatayca; XVI.-XVIII. yy.ın sonuna kadar klasik sonrası Çağatayca;XVIII.-XIX. yy.lar arasında son Çağatayca.

Çağatayca’nın Özellikleri

Çağatayca eserlerin birçoğu arap, çok azı uygur harfleriyle yazılmıştır. Çağataycadaki ses değişmeleri diğer Türk lehçelerine göre bazı değişiklikler gösterir.

1.İlk hecedeki e ünlüsü i’ye dönüşür: elig (el) >ilig, kel- (gel-)>kil- gibi.

2.Bazı durumlarda ikinci hecedeki yuvarlak ünlünün etkisiyle ilk hecedeki düz ünlü yuvarlak olur: çekiç>çöküç, deşik>töşük v.b. ikinci hecedeki ii, birinci hecedeki i’yi kendisine benzeştirir: ünçii (inci), tülkü (tilki) v.d.

3.Eklerde yuvarlaklaşma, öteki Orta Asya türk şivelerindeki gibi yaygınlaşmamıştır.

4.incelik kalınlık uyumu türkçe kelimelerde genel olarak vardır; kalın ünlülü kelimelere kalın, ince ünlülü kelimelere de ince ekler getirir: atağa (babaya), birgüçi (verici).

Nadir olarak aldük (aldık), kimseğa (kimseye) şeklinde kaideye aykırı örneklere de rastlanır.

Metinlerde geçen arapça ve farsça kelimelere de genellikle kalın ünlülü ekler getirilir: bandağa (bendeye), işratğa (İşrete) gibi.

Düzlük yuvarlaklık uyumu bakımından bazı bağlama ve ek ünlüleri uyuma tabi oldukları (atalık [babalık]) halde bazıları uyum dışında kalmıştır: ağmtul (akımsı), yolı (yolu), közgüsi (aynısı) gibi.

5- Kelime ortasında dudak ünsüzlerinden -P-i-‘ye; -b- de, -v-’ye dönüşür: toprak ^>tofrak; seb- (sev-)>j/v-, gibi.

6.Kelime başında ve iki ünlü arasında t sesi genellikle muhafaza edilmiştir; tağ (dağ), yıti (yedi), gibi.

7.d ünsüzünün y olmasına daha çok kelime ortasında rastlanır: adır- (ayır-)>bedük (büyük)>biyik gibi.

Bazı eski kelimelerde bu -d- sesi olduğu gibi kalmıştır: adak (ayak), idgü (iyi),

8.Kelime ortasında k sesi bazen ğ, bazen de h olmuştur: dakı (ve, dahi)>dağı; uyku >uyhu. ünlüleri arasındaki k ve ğ sesleri v’ye dönüşür: takığu>tavuk

Morfoloji

Çağatayca isim çekim ekleri Türkiye Türkçesine göre bazı değişiklikler gösterir: genitif eki nıng, ning, akkuzatif -nı, -ni; datif -ğa, -ge; v.b. Zamirlerdeki değişikler genellikle çekimde ortaya çıkar: m in, manga; ol, alarda (onlarda) gibi.

Fiil çekimi de oldukça büyük değişikler gösterir.

Bir cevap yazın