Çanakkale Boğazı

Çanakkale Boğazı Marmara ve Ege denizlerini birleştiren boğaz, Anadolu’nun Biga yöresiyle Gelibolu yarımadası arasında, kuzeyde Çankaya burnu (Gelibolu), Çardak ve güneyde Seddülbahir-Kumkale çizgileri arasında kuzeydoğu-güneydoğu doğrultulu iki kesim ile bunları birleştiren kuzey-güney doğrultulu bir orta kesimden meydana gelir.

Çanakkale Boğazı Coğrafi Özellikleri

Boğazın bütün girinti ve çıkıntılarıyla Avrupa kıyısının uzunluğu 78, Asya kıyısının 94 km’dir.

Çanakkale BoğazıGenişliği kuzey ağzında 3,2 km, Gelibolu-Çardak arasında 5,8 km, orta kesimde Nara burnu önünde 1,9 km, Çanakkale-Kilitbahir arasında 1,2 km.

İntepe Önlerinde 8 km, güney ağzında 3,6 km’dir. Boyutları bakımından Çanakkale boğazı İstanbul boğazının iki katını bulur.

Boğazın sulan altında, derinliği 60 m’yi bulan bir oluk, Marmara’yı Ege denizine bağlar.

Bu oluk içinde oval biçimli birtakım çukurların derinliği en az iki yerde 90 m’yi geçer. Çanakkale önünde boğazın en derin yeri 100 m’yi de aşar.

Çanakkale Boğazı Akıntı Sistemleri

İstanbul boğazında olduğu gibi, Çanakkale boğazının sulan birbiri üstünden aksi yöne giden iki akıntı sistemiyle hareket halindedir. Karadeniz’den gelen az tuzlu ve hafif sular (tuzluluk oranı binde 25,5-27) üstten Ege denizine doğru akar. Bunun altından da Akdeniz’in çok tuzlu ve ağır sulan (tuzluluk binde 38-39) Marmara’ya geçer. Üst akıntı, kuzey rüzgârları estiği sırada hızlanır.

Lodos (güneybatı) rüzgârı sırasında üst akıntı yavaşlayıp duraklar, hattâ Orkos adı verilen ters bir akıntı meydana gelebilir.

Çanakkale BoğazıÇanakkale boğazının oluşumu İstanbul boğazınınkine benzer. Daha ilk ve Ortaçağlarda boğazın açılması, fazla beslenen Karadeniz’in taşmasına veya büyük yayılma hareketlerine bağlanmıştı. XIX. yy.dan itibaren bu konuda birtakım bilimsel teoriler ileri sürüldü.

Çanakkale boğazının akarsular tarafından açılarak Dördüncü zaman başında deniz istilâsına uğradığı kabul edildi. Boğazın karşılıklı kıyıları arasında az çok bir paralellik bulunmakla beraber Anadolu yakasında akarsu deltaları ve sığ dillerin oluşmasıyla bu paralellik biraz bozulur: güneyde Menderes, ortada Kepez suyu ve Kocaçay, daha kuzeyde Burgaz deresi deltaları ile Nara ve Çardak burunları böyledir.

Rumeli yakası boğaza doğru dik yamaçlarla iner, araya bazı ovalar girer (Kilya ovası); geride ’ üveyik tepesi, Kocaçimen tepesi gibi 300 m’yi aşan tepeler yükselir. Anadolu yakası yalı ovalarının varlığı yüzünden çok yerde daha alçak görünürse de, geride Rumeli yakasındakinden daha yüksek dağlar ortaya çıkar.

Çanakkale boğazı kenarında bitki örtüsü genellikle İstanbul boğazına oranla daha cılızdır. Bu durum, yazların daha sıcak ve daha kurak olması kadar, kıyı çevresindeki yeni üçüncü zaman (Miyosen) yereylerinin Çanakkale Boğazıdaha geçirimli olmasıyla açıklanabilir. Çanakkale kıyısı boyunda kesintisiz yerleşme şeritleri de görülmez. Elverişli yerlere kurulmuş birkaç kasabaya ve köylere rastlanır. Bu yerleşmelerden ikisi küçük şehir düzeyine yükselebilmiştir: Çanakkale ve Gelibolu. Lapseki ve Eceabat-Maydos birer kasaba, gerisi köy durumundadır. Yerleşmelerden birkaçı kıyıya hakim düzlükler üzerindedir: Bolayır ve intepe-Erenköy.

Çanakkale Boğazı Tarihi

Çanakkale boğazının ilkçağdaki adı olan Hellespontos mitolojide, kral Athamas’ın kızı Helle’nin altın postlu koç sırtında boğazı geçerken denize düşmesi efsanesine bağlanır ve «Helle denizi» anlamını taşıdığı ileri sürülürdü. Bununla beraber bu ad ile, boğaz etrafındaki denizlerin bir kısmı da anlaşılırdı; fakat Herodotos, Ptolemaios ve Strabon, Hellespontos adını yalnız Çanakkale boğazı için kullanmışlardır.

Ortaçağda bazı İtalyan .deniz haritalarında Bucca Romaniae (Romanya yani Anadolu boğazı), Avido veya Aveo boğazı (Eskiçağın tanınmış şehri Abydos’un adından), Haçlı seferleri sırasında bazen de Sanctus Georgius boğazı adlarına rastlanmıştır.

Zamanımızda Çanakkale boğazına Batı dillerinde Dardanel’ler boğazı denilmiştir; bu ad Truva kralı Dardanos tarafından kurulduğu söylenen ve onun adını taşıyan şehirden (şimdiki Çanakkale güneyinde Kepez suyu ağzı yakınında) gelir.

Ortaçağda bu şehir ortadan kalkmış, daha sonra Türkler tarafından boğazın en dar yerinde karşılıklı kurulmuş olan kalelere Avrupalılar tarafından, çoğul olarak Dardanellia denilmiş, boğaza da bu sebepten Dardanel’ler adı verilmiştir.

İlkçağda medeniyetin Ege denizi kıyılarında toplandığı sırada. İstanbul boğazı kıyısında Bizans şehri kurulmadan önce, Çanakkale boğazı kıyısında önemli şehirler vardı: başta ünlü Truva olmak üzere, Dardanos, Abydos, Lampsakos ve karşıyakada Madytos. idaion, Sestos, Kressa. Bizans’ın gelişmesi, Çanakkale boğazı kıyısındaki şehirleri sönükleştirdi.

İstanbul, hem Avrupa, hem de Asya yönünden kolay ulaşım imkânlarına sahip olduğu halde, art ülkesi dağlık olan Çanakkale boğazı elverişsiz durumda kalıyordu. Bizans gelişip, önce Doğu Roma, sonra Osmanlı imparatorluklarının başkenti haline gelince, Çanakkale boğazı bu büyük şehrin korunması bakımından önem kazandı ve bu önem, Birinci Dünya savaşı sırasında en yüksek seviyesine vardı.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir