Candaroğulları Beyliği

Candaroğulları Beyliği Beyliğin Candaroğulları unvanı ile anılmasına, hanedanın kurucusu olan Şemseddin Yaman’ın (veya Şemseddin Temür) Kastamonu valisi Muzaffereddin Yavlak Arslan’ın «candar»! olarak gösterilmesi sebep olmuştur.

Beyliğin İsfendiyaroğulları diye anılması, hanedanın 8. hükümdarı olan İsfendiyar Beyin adından gelir. Hanedanın son hükümdarı olan Kızıl Ahmed Beye izafeten «Kızıl Ahmedlû» beyliği de denir. Fakat Ortaçağdaki Doğu devletleri adlarını genellikle kurucularından aldıklarına göre, bu beyliği de Candaroğulları adı ile anmak gerekir.

169 Yıl devam eden Candaroğulları beyliği (1292-1461), Karamanoğulları beyliğinden sonra Anadolu beyliklerinin en uzun ömürlüsüdür.

Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mesud II ile kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan IV arasındaki saltanat mücadelesinde Muzaffereddin Yavlak Arslan öldürüldüğünden, ilhanlı hükümdarı Keyhatu. ondan açılan Kastamonu valiliğini Şemseddin Yaman Candar’a verdi (1292). Fakat Şemseddin Yaman, Yavlak Arslan’ın oğlu Mahmud’un elinde bulunan Kastamonu’yu alamadı ve sadece Eflâni taraflarını idaresi altında tutabildi.

Şemseddin Yaman’dan sonra yerine geçen oğlu Süleyman I, 1320’de Kastamonu’yu ele geçirerek beylik merkezini buraya nakletti ve Sinop ile Safranbolu’yu da alarak beyliğin sınırlarını genişletti.

Bununla beraber o da önceleri babası gîbi İlhanlılara bağlı kaldı ve onlar adına para bastırdı. Süleyman I, ancak 1335’te İlhanlı devletinin yıkımasından sonra bağımsızlığını elde ederek kendi namına para bastırdı.

Candaroğulları ile Osmanlılar arasındaki ilişkiler, osmanlı tarihlerinde «Kötürüm» unvanı ile anılan Celaleddin Bayezid zamanında (1366-1385) başladı.

Bu hükümdarın son yıllarında, oğulları Süleyman ile İskender arasında başgösteren bir anlaşmazlıkta Süleyman, kardeşini öldürterek Murad I’e sığındı ve osmanlı kuvvetlerinin yardımı ile Kastamonu’yu ele geçirdi.

Bu sırada Kötürüm Bayezid’in ölümü ile yerine Sinop’ta diğer oğlu isfendiyar Bey geçti ve böylece Candaroğulları beyliği, Sinop ve Kastamonu şubeleri olmak üzere ikiye ayrıldı.

Kastamonu emiri Süleyman II, osmanlı sultanı Murad I’in yeğeni ile yani Süleyman Paşanın kızı ile de evlendi ve ilk zamanlar Osmanlılarla dost geçindi. Hatta, Birinci Kosova savaşı ile Yıldırım Bayezid’in Anadolu savaşları sırasında bir miktar yardımcı kuvvet de gönderdi.

Fakat Yıldırım Bayezid’in Anadolu beyliklerini ortadan kaldırdığını görünce, sıranın kendisine de geleceğini sezerek Kadı Burhaneddin ile Osmanlılar aleyhine anlaştı.

Bunun üzerine Yıldırım Bayezid, Kastamonu üzerine yürüdü, şehri zaptetti. Süleyman’ı öldürttü ve böylece Candaroğulları beyliğinin Kastamonu koluna son verilmiş oldu (1392).

Candaroğuları beyliğinin Sinop bölümünde hüküm süren İsfendiyar Bey (hanedanın sekizinci hükümdarı), Ankara savaşından (1402) sonra Timur’a bağlılığını bildirdi. Bunun üzerine Timur, Sinop bölgesinden başka Kastamonu ve Çankırı’yı da İsfendiyar’a verdi.

Daha sonra İsfendiyar Beyin Safranbolu. Kalecik. Samsun ve Bafra kalelerini alması ile Candaroğulları beyliği en geniş sınırlarına ulaştı. Çelebi Mehmed (Mehmed I) ile dostça geçinen isfendiyar Bey. Musa Çelebinin Rumeli’ye geçmesine de yardım etti ve Karaman ve Eflak seferlerine de oğlu Kasım kumandasında bir miktar kuvvet gönderdi (1415).

Fakat, İsfendiyar Beyin topraklarının bir kısmını osmanlı ülkesine katan Çelebi Mehmed. onun Osmanlılara düşman olmasına sebebiyet verdi. Çelebi Mehmed’in ölümünden sonraki mücadelelerde Murad II’ye mağlup olan İsfendiyar Bey Sinop’a kaçtı ve barış istemek zorunda kaldı.

Neticede Osmanlılara vergi ödemeyi, seferlere yardımcı kuvvet göndermeyi kabul etti ve torunu Hatice’yi Murad II’ye verdi (1424). isfendiyar Beyin ölümünden sonra yerine oğlu İbrahim geçti.

İbrahim’in ölümü (1443) üzerine İsmail Bey tahta çıktı. Bu sırada ağabeyi İsmail ile arası açılan Kızıl Ahmed Bey. Osmanlılara sığındı ve Fatih Mehmed’i (Mehmed II) İsmail Bey aleyhine kışkırtmaya başladı.

Fakat CandarOğulları beyliğini osmanlı ülkesine katmayı zaten kararlaştırmış olan Mehmed II, Trabzon seferi sırasında İsmail Beye bir mektup yazarak bu sefer için yardımcı kuvvet göndermesini ve Sinop limanına gelecek olan osmanlı donanmasının gerekli ihtiyaçları ile ilgilenmesini bildirdi. Bu haberi alan İsmail, oğlu Hasan’ı hediyelerle Ankara’ya. Fatih’in ordugahına gönderdi.

Fakat Fatih. Hasan’ı hapsettirdi ve Kızıl Ahmed Beyi Mahmud Paşa ile birlikte Kastamonu üzerine gönderdi, önce Sinop’a kaçan, fakat orada osmanlı donanması ile karşılaşan İsmail Bey, sonunda teslim olmak zorunda kaldı (1461).

Fatih, İsmail Beye saygı gösterdi ve ona Bursa yakınlarındaki Yenişehir, İnegöl ve Yarhısar’ı tımar olarak verdi. Candaroğulları toprağı ise Kızıl Ahmed’e verildi. Trabzon’un alınmasından sonra Fatih, Kızıl Ahmed’i Mora sancağına tayin etti ve böylece Candaroğulları beyliği son bularak osmanlı ülkesine katıldı (1461).

Fakat Kızıl Ahmed, Mora’ya gitmedi ve önce Karaman’a, sonra da Uzun Hasan’ın yanına kaçtı. Bu arada İsmail Bey, Bursa civarından alınıp Filibe’ye gönderildi ve orada öldü (1479).

Kızıl Ahmed ise Fatih’in ölümüne kadar Akkoyunlu sarayında kaldı; Bayezid II zamanında tekrar İstanbul’a geldi ve Bolu sancakbeyliğine tayin edildi.

Kızıl Ahmed’in oğlu Mehmed Bey, Bayezid II’nin kızlarından biri ile evlendi ve bundan sonra bu aileden gelenler Osmanlı devletine önemli hizmetlerde bulundular. Bunların içinde özellikle Şemsi Ahmed Paşa (öl. 1580) Murad III üzerinde büyük bir nüfuza sahipti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir