Caz Müziği

Caz Müziği Caz müziğini meydana getiren unsurlar arasında XIX. yy. batı halk müziği (polka, kadril, askeri marş) ile hıristiyan İlahilerinin etkisindeki Afrika müziğinden çıkan amerikan zenci folkloru (blues, spiritual, işçi türküleri v.b.) bulunur. Genellikle cazın XX. yy. başında ortaya çıktığı kabul edilir.

Bu müziğin yayılmasını. özellikle New Orleans’ın geleneksel geçit törenleri ve baloları sağlamıştır (ragtime, blues).

Caz Müziğinin Özellikleri

Caz, insan sesiyle veya çalgı ile icra edilir. Çalgılı caz daha zengindir, çünkü bu türe doğaçlama çalma ve düzenleme de girer.

ilk caz orkestraları 6 ile 8 kişiden kuruluydu, bunlar solocuya, toplu halde doğaçlama  çalarak katılırlardı. «Klasik» cazda ise doğaçlama  çalan soloculara düzenli topluluklar eşlik eder, bu orkestralar 12 15 veya 18 çalgıcıdan kurulurdu (trompet ler, trombonlar, saksofonlar ve ritim).

Caz elli yıl içinde çeşitli aşamalardan geçti folklor müziği düzeyinin üstüne çıktı «Swing» ile ses unsurunun işlenmesi za mana ve ülkelere göre değişik bir gelişim gösterdi.

Gerek yeni, gerek eski okul caz müziği bu temel unsurları korudu ve ikinci derecedeki kavramlar (yapı, senkop, blue note’lar) bir yana bırakılırsa, cazın değişmez kuralları belirlenmiş oldu.

New Orleans’ın «özel» köşesi Storyville’in kapanmasından sonra ilk cazcılar kuzeyin yolunu tuttular, böylece cazın bütün dünyaya yayılmasında temel rolü oynadılar (1917), 1925 Yılına doğru «ticari» veya «tatlı» diye tanımlanan, gerçek cazın karikatürü sayılabilecek bir caz türü ortaya çıktı.

1929’da Amerika’nın geçirdiği İktisadi buhran «tüccar Olmayan» caz sanatçılarını işsiz bıraktı. Bu durum New Orleans okulunun üstünlüğüne son verdi.

Caz, 1935 ile ikinci Dünya savaşı arasında klasik çağına ulaştı, büyük bir dinleyici topluluğu buldu, kendini bütün dünyaya kabul ettirdi. «Bob» akımı, «Cool» eğilimi. New Orleans müziğine dönüş diye adlandırılan eski müziğin yeniden canlanışı, caz tarihinde savaş sonrasının bellibaşlı olaylarıdır.

Lester Young’un araştırmalarını, orkestra şefi Claude Thornhill ile piyanocu Lennie Tristano’nun denemelerini derinleştirmeye çalışan, bu arada bebop’ın getirdiği yeniliklere de ilgisiz kalmayan Miles Davis, 1948-1949’da plaklarla halka ulaşan yeni bir caz türünün ortaya çıkmasını sağladı; bu yeni caza «cool jazz» (serinkanlı caz) adı verildi.

Be-bop’tan gevşetici duygu, tazelik, ritim örgüsündeki gelişigüzellik ve tınılardaki yumuşaklık bakımından ayrılan bu yeni eğilim birçok beyaz caz sanatçısını da çevresine topladı: Gerry Mulligan, Lee Konitz, Stan Getz.

1955 Yıllarına doğru «cool jazz»e bir tepki olarak Sonny Rollins bebop’ın melodi ve armoni buluşlarını yeniden ele aldı, ritim kısmını sadeleştirerek «hard-bop» (katı bop) üslubunu yarattı.

Bu yolu seçenler arasında Art Blakey’nin Jazz Messengers’ı, Clifford Brown, Max Roaeh, Connonbal Adderley.

Horace Silver ve John Coltrane bulunuyordu. Coltrane. çalısındaki (tenor ve soprano saksafon) ustalık ve buluşlarındaki zenginlikle 1950 yıllarının sonlarında geniş etkisi görülen bir sanatçı oldu.

Böylece armoni ve tema baskısından kurtulmuş yeni bir akım olan free jazz (özgür caz) 1960’a doğru ortaya çıktı. Sesli caz ise 1955’ten sonra ritme ve blues’a yöneldi.

Fats Domino gibi Rock and Roll’un etkisinde kalan. Ray Charles gibi «blues» ve «gospel»’e yakınlık duyan şarkıcılar ilgi çekti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir