Celal Bayar Kimdir,Hayatı

Celal Bayar Kimdir,Abdullah Fehmi Efendi 1877’de Türkiye’ye geldi ve ailesiyle, Gemlik yakınındaki Umurbey köyüne yerleşti. Köyde başöğretmen, birara Gemlik’te müftü olarak çalıştı.

Celal Bayarın Hayatı

Celal Bayarİlk ve orta öğrenimini babasının yanında yapan Mahmut Celâl, çalışma hayatına, Gemlik mahkeme ve reji kalemlerinde memur olarak girdi; Bursa’ya giderek Ziraat bankasında görev aldı.

Bu arada Harîr Darüttalimi’ne ve «College de l’Assomption» adlı okula devam etti. Gene Bursa’dayken, inegöllü Refet Beyin kızı Reşide hanımla (öl. 1964) evlendi; üç »çocukları oldu: Refi Bayar (Bursa 1904-Ankara 1941), Turgut Bayar (İzmir 1911), Nilüfer Gürsoy (Ankara 1921).

Mahmut Celâl Beyin meslek hayatı gibi, siyaset hayatı da Bursa’da başladı. İkinci Meşrutiyet’in ilânından (23 temmuz 1908) sonra, İttihat ve Terakki cemiyetinin tabanını genişletme çalışmaları başlamıştı; bu arada Bursa’da da bir şube açıldı; Mahmut Celâl Bey rehber muavini olarak bu şubeye ve dolayısıyla siyasete girdi, çok geçmeden de rehberliğe yükseldi.

İmparatorluğun son yıllarıydı. Kesin çöküşü hazırlayan hâdiseler biribirini kovalıyordu. 31 Mart ayaklanması (1909) Hareket ordusu vasıtasıyla bastırıldı, ama günün iktidarı, ayaklanma eğiliminin başka yerlerde de patlak vermesinden endişeliydi.

İttihat ve Terakki cemiyeti, önleyici tedbir olarak gönüllü taburları kurmaya başladı. Bursa gönüllü taburuna Mahmut Celâl de katıldı; bu görevi onu, Cemiyet merkezi gözünde daha güvenilir bir üye durumuna getirecekti.

Nitekim önce Bursa, sonra İzmir Ittihat-Terakki şubelerinin kâtibi mesulü (genel sekreter) oldu.

İzmir’e gidişi, Mahmut Celâl Beyin hayatındaki dönüm noktalarından biriydi. Partinin kapalı kapılarının dışına orada çıktı.

Bütün bölgeyi dolaşıyor, halkla temas ediyor, ağır yenilgiyle biten Balkan harbinin sebep ve neticeleri konusunda onları aydınlatmaya çalışıyordu.

Siyasi hayattnın bu devresinde, İktisadi ve kültürel meselelerle ilgilendi; kooperatifçiliği teşvik etti; Bahriba ba semtinde bugün İzmir Kız lisesi adını taşıyan okulun açılmasına önayak oldu (1912); Basmahane’de şimendifer meslek okulunun açılmasına yardım etti (1914); orta sınıf halkın kalkınma davasına öncülük etmek üzere Halka Doğru cemiyetini kurdu, Halka Doğru mecmuası bu cemiyetin yayın organıydı; Turgut Alp adıyla bu mecmuada İktisadi yazılar yayınladı.

Mahmut Celâl Bey İzmir ve çevresinde, herhangi bir kâtibi mesulden daha yaygın çalışmalarını sürdürürken, Birinci Dünya savaşı sona ermiş, imparatorluk, tarihinin en güç devresini yaşar hale gelmişti.

Bu, siyasi ve sosyal çalışmaların yerini, fiili bir mücadeleye terk etmesi zamanının da geldiğine işaretti.

Mahmut Celâl Bey bu sırada, Müdafaa-ı Hukuk-ı Osmaniye cemiyetine girdi (1918). önce zeybek, sonra imam kıyafetiyle bölgeyi dolaşarak, İzmir’in işgali ihtimaline karşı halkı uyarmaya ve teşkilâtlanmasını temine çalıştı, işgalden sonra, Aydın’m geri alınışı mücadelesine fiilen katılacak ve Balıkesir kongresi kararıyle, Akhisar millî cephesi alay kumandanı tayin edilecekti.

Bayar’ın parlamentoya ilk girişi 1920 yılına rastlar: Osmanlı Mebusan meclisinde Saruhan. (Manisa) mebusudur.

Mecliste, Kuvayı Milliyeyi öven ve Saray’ın Milli Mücadele konusundaki ilgisizliğini yeren bir konuşması, tevkif edilmek üzere aranmasına yol açtı.

Bayar kısa bir süre sonra, Milli Mücadeleye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Birinci Büyük Millet meclisinde Bursa mebusuydu (1920).

Bu tarihten sonra Bayar için, teşri ve icra alanlarında faal bir çalışma başladı. İktisat encümeni mazbata, muharririyken, bir ara İktisat vekiline vekâlet etti (1920).

Çerkez Etem ile görüşmek üzere Kütahya’ya gönderilen heyetin başkanıydı. 1921’de İktisat vekili oldu ve 1922 başına kadar bu görevde kaldı.

Aynı yıl, Dışişleri vekiline vekâlet etti. Lozan konferansı ilk murahhas heyetine müşavir olarak katıldı, ikinci T.B.M.M.’ye, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i

Hukuk cemiyeti adayı İzmir mebusu olarak girdi (1923). Mübadele, imar ve İskân vekilliğine getirildi (1924). Aynı yıl İş bankasını kurmakla görevlendirildi.

1932’de tekrar iktisat vekili oldu; şeker sanayiinin kuruluşu bu devreye rastlar.

1937’de, İnönü başvekillikten ayrıldığı zaman, cumhurbaşkanı Atatürk yeni hükümeti kurma görevini, kuruluştan beri faal bir devlet ve vazife hayatı olan Celâl Bayar’a verdi.

Atatürk devrinde başvekilliği, Bayar’ın siyasi hayatında bir safhaydı. Uzun sürmedi.

Atatürk’ün ölümünden sonra cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, gelecek yıllarda başlıca siyasi rakibi olacak Bayar’ı, 25 ocak 1939’a kadar başvekâlette tutacak, bu tarihte istifasını kabul edecekti.

Bayar, siyasi hayatının ayrı bir mânâ taşıyan on bir yıllık devresine bu suretle girmiş oldu.

T.B.M.M.’nin altıncı (1939) ve yedinci (1943) döremlerinde İzmir milletvekili olarak bulundu.

İkinci Dünya savaşı demokrasi cephesinin zaferiyle sona ermiş, çok partili siyasi rejimlerin ve liberal ekonomi anlayışının Türkiye’de de akisleri olacağı anlaşılmıştı.

Nitekim, cumhurbaşkanı İnönü, çok partili hayatı Türkiye’de de başlatma kararını bizzat alıyor ve ilân ediyordu.

Bayar, açılan yeni devreyi işaret eden Dörtlü takrir’i üç arkadaşıyle birlikte (Fuat Köprülü, Adnan Menderes, Refik Koraltan) imzalayarak Meclis başkanlığına sundu.

Takrir, C.H.P. meclis grubunda, imza sahipleri dışında kalan üyelerin oybirliği ile reddedildi; Bayar, partiden ve milletvekilliğinden istifa etti (5 kasım 1946).

Bayar’ın, adı geçen üç arkadaşıyla birlikte Demokrat partiyi kuruşu (7 ocak 1946), türk siyaset tarihinin önemli hadiselerinden biri oldu Çok partili hayata geçişte, benzer teşebbüsler arasından kısa zamanda sıyrılan ve gelecek vaat eden, Bayar yönetimindeki Demokrat parti, 1946 seçimlerinde 65 milletvekili ile Meclise girmeyi başardı.

Günün iktidarı kadar bu partinin kurucuları da, çok partili düzenin Türkiye’de nihayet yaşar hale gelmesinde büyük rol oynadılar.

Bu dört yıllık devre, Türkiye’de, çok partili siyasi hayatın devamlı ilk uygulanmasının başlangıcını teşkil eder.

Sarsıntısız iktidar değişmesiyle sonuçlanacak başarılı ilk muhalefet çalışması da bu devrede gerçekleşti.

Ertesi seçimde Demokrat parti 396 milletvekilliği kazanarak Meclis çoğunluğunu sağladı ve Bayar cumhurbaşkanı seçildi (22 ‘mayıs 1950).

Bayar, Türkiye cumhuriyetinin üçüncü cumhurbaşkanı olarak on yıl görev başında kaldı.

Zira Demokrat parti 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanmıştı. Celâl Bayar, Türkiye cumhuriyetinin, ordudan gelmeyen ilk cumhurbaşkanıydı.

27 Mayıs 1960 günü harekete geçen ordu tarafından, Demokrat parti iktidarının baş sorumlularından biri olarak, tevkif edildi.

Yassıada mahkemesi on dört Demokrat parti ileri geleniyle birlikte Celâl Bayar’ı da idama mahkûm etti (15 eylül 1961).

Hüküm verildiği zaman 77 yaşındaydı. Daha önce Milli Birlik komitesince, ceza hukukunun belli yaştan sonra idam cezalarının infaz edilmeyeceğine dair prensibini reddeden bir karar alınmış olmasına rağmen, on bir mahkûm ile birlikte Bayar’ın ölüm cezası da müebbet hapse çevrildi.

Yassıada’dan Kayseri Bölge cezaevine nakledilen Bayar, rahatsızlığı sebebiyle serbest bırakıldı (7 kasım 1964).

Bayar, Ben de Yazdım adıyla hatıralarını, bu tarihten sonra yayınlamaya başladı. «Bizim Ev» adlı, eski Demokrat partilileri biraraya getirmek isteyen bir kulübün kuruluş ve faaliyetiyle ve kendisi gibi hüküm giymiş arkadaşlarına siyasî haklarının geri verilmesi için gerekli gördüğü temaslarla meşgul oldu. Bu hak ona ve arkadaşlarına, 12 ekim 1969 seçimlerinden sonra verildi.

Celal Bayar

Celal Bayar

Celal Bayar

Bir cevap yazın