Celali Ayaklanmalarinin Nedenleri

Celali Ayaklanmalarinin Nedenleri Celali adı, 1519’da Yavuz Sultan Selim döneminde devlete başkaldıran Bozoklu (Yozgat) Şeyh Celal’in adından kaynaklanmıştır. Dinsel görünümlü olan Şeyh Celal Ayaklanması önce Tokat yöresindeki Alevi-Türkmen halk arasında başladı. Devletin vergi toplayan memurlarının artan yolsuzluklarına karşı doğan hoşnûtsuzluk kısa sürede binlerce çiftçinin bu ayaklanmaya katılmasına vol açtı. Köylerden kasaba ve kentlere yayılan ayaklanma kanlı bir biçimde bastırıldı. Şeyh Celal Anadolu halkı arasında büyük ün kazandı.

Bundan sonra Anadolu’da çıkan ayaklanmalara Celali Ayaklanması, ayaklanmacılara da Celali dendi. Celali sözcüğü zamanla bir Osmanlı tarih terimi niteliği kazandı. En büyük Celali Ayaklanmaları 16. yüzyıl sonlarıyla 17. yüzyıl başlarında ortaya çıktı.

Celali Ayaklanmaları’nın Nedenleri

16.yüzyıl ortalarında Osmanlı Devleti’nde başlayan ekonomik ve toplumsal bunalım ayaklanmaların temel nedenidir. Büyük coğrafi keşifler sonucunda Anadolu ve Akdeniz üzerinden geçen uluslararası ticaret yolları eski önemini yitirdi.

Buna bağlı olarak da Osmanlı Devleti’nin bu ticaretten elde ettiği gelir azaldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-66) başlayan ekonomik gerileme devlet gelirlerinin azalmasına, paranın değer yitirmesine, büyük bir işsiz kitlesinin ortaya çıkmasına yol açtı.

Güçlenen Avrupa devletleri karşısında fetihlerin durması devletin savaş ganimetlerinin azalmasına ve savaş giderlerinin artmasına neden oluyordu. Devlet, gelirini çoğaltmak için vergileri Artırdı. Artan vergileri ödeyemeyen köylüler işledikleri toprakları bırakmaya başladılar.

Devlet paraya olan gereksinmesini gidermek için vergi gelirlerinin toplanması işini mültezim denilen kişilere vermeye başladı. Mültezimler kanunun emrettiğinden daha çok vergi toplamaya girişince köylüler topraklarını terk ettiler.

Toprağını bırakıp işsiz kalan köylülere levent denildi. Leventler iş bulmak için kasaba ve köylere akın ettiler. Geçim yolu bulamayanlar ise eşkıyalığa başladılar.

Köylülerin yoksullaşması daha önceden köylü çocuklarının medreselere dolmasına yol açmıştı. Medrese eğitimi sonunda iş bulmaları güçleşen öğrenciler (suhte) de geçimlerini sağlamak için silahlanıp köyleri basıyorlardı.

Osmanlı toprak düzeninin bozulması nedeniyle Osmanlı eyalet ordusu, tımarlı sipahiler yerine eyalet yöneticileri, beylerbeyi ve san cakbeylerinin hizmetinde çalışan ücretli askerler olan sekbanlardan oluşturulmaya başlanmıştı. Savaş sırasında düzenli aylık alan sekbanlar barış zamanında aylıksız kalınca eşkıyalığa başlıyorlardı.

Anadolu’da ilk büyük Celali hareketleri medrese öğrencilerinin yani suhtelerin toplu olarak yol kesip, köy basıp eşkıyalık yapmalarıyla başladı.

Medrese bitirmelerine karşın tjş bulamayan öğrenciler Bursa, Bolu ve Samsun yörelerinde büyük ayaklanmalar başlattılar.

Daha sonra levent ve sekban ayaklanmaları yaygınlaştı. Bu arada Osmanlı Devleti’nin yerel yöneticileri leventleri çevrelerinde toplayarak halktan yolsuz olarak vergi toplamaya ve zulmetmeye başladılar.

III. Murad (1574-95), III Mehmed (1595-1603) ve I. Ahmed (1603-17) çıkardıkları adalet fermanları ile köylünün soyguncu, yön«tjci ve memurlara karşı silahla mücadele etmelerini istedi.

Anadolu’daki Önemli Celali Ayaklanmaları ve Önderleri ilk tanınmış Celali önderi Bolu ve Gerede yöresinde 1581 ’de ortaya çıkan Köroğlu Ruşen’di.

Önceleri bir yiğitbaşı olan Köroğlu Ruşen’in yaşamı ve yaptıkları halk arasında derin izler bırakmış, adına türküler yakılmış, destanlar söylenmiştir.

Köroğlu destanı soyguncu devlet yöneticilerine, beylere başkaldı ran Celali önderi Ruşen’in serüvenlerinden doğmuştur.

1598’e kadar yöresel hareketler biçiminde görülen Celali Ayaklanmaları Sivas ve Maraş bölgesinde ortaya çıkan Karayazıcı Ayaklanması ile nitelik değiştirdi.

Sekban bölükbaşısı olan Karayazıcı’ya, dirlikleri ellerinden alınan sipahiler, çiftbozan köylüler, işsiz kalan sekbanlar, yönetimden hoşnut olmayan beyler, paşalar katıldılar.

Önceki Celali topluluklarına göre çok kalabalık olan Karayazıcı ve yandaşlan köylerle yetinmeyip, kasaba ve kentlere de saldırıp halkı soydular.

Karayazıcı üzerine gelen Osmanlı ordusu karşısında Tokat’a çekildi ve 1601’de Canik’te (Samsun) öldü. Karayazıcı’nın ölümünden sonra ayaklanma kardeşi Deli Hasan’ın önderliğinde gelişti.

Orta Anadolu’ya egemen olan Deli Haşan üzerine gönderilen Osmanlı ordusunu Kütahya’da kuşattı ve güç duruma düşürdü. Devlet bu Celali önderinden ancak onu paşa yapıp Bosna Beylerbeyliği’ne atayarak kurtu labildi.

Ama Celali Ayaklanmaları’nın insan kaynağını oluşturan işsiz kitleler devletin bozulan düzeni yüzünden ortada kaldıklarından kargaşa dinmedi.

Büyük Celali önderlerine devlet görevleri verilerek ayaklanmaları önleme siyaseti olayları alevlendirdi.

1603-07 arasında Celali Ayaklanmaları Anadolu’yu tümüyle kapladı. Bu dönemin en büyük Celali önderleri Tavil Ahmed, Canbulatoğlu ve Ka lenderoğlu’dur.

Bu yıllar Anadolu’da devlet otoritesinin ortadan kalktığı, köylülerin canlarını kurtarmak için ıssız yerlere, dağlara çekildikleri “büyük kaçgunluk” denilen yıllardır.

1606’da Avusturya seferi bitince sadrazam Kuyucu Murad Paşa Celali Ayaklanmalarını bastırmak üzere büyük bir orduyla Anadolu’ ya geçti.

1610’a kadar yapılan savaşlarda pek çok Celali öldürüldü ve “büyük kaçgunluğa” yol açan ayaklanmalar bastırıldı.

1622’de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa yeni bir ayaklanma başlattı. Bu ayaklanma yedi-sekiz yıl sürdü ve güçlükle bastırılabildi.

Sultan Deli İbrahim döneminde (1640-48) Sivas Valisi Vardar Ali Paşa ve İsparta yöresinde Kara Haydaroğlu ve Katırcıoğlu ayaklanmaları görüldü. Baş edilemeyen Ka tırcıoğlu devlet görevi aldı ve Karaman Beylerbeyliği’ne kadar yükseldi.

Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı zamanında 1658’de ayaklanan Abaza Haşan Paşa’ya da devlet görevi verildi. Anadolu’da

17.yüzyıl ortalarından sonra görülen yerel Celali toplulukları da II. Viyana Kuşatmasından sonra Avusturya ve müttefiklerine karşı sürdürülen savaşlarda askere gereksinim ol duğundan ordu hizmetine alındılar.

Celali Ayaklanmalarının Sonuçları

Osmanlı toprak düzeninde başlayan değişim bu ayaklanmalar sonunda hızlanmıştır. Ağır vergileri ödeyemez duruma gelen ve “büyük kaçgunluk”ta canını kurtarmak için köylerini terk eden çiftçilerin topraklan mültezimlerin, yerel devlet yöneticilerinin eline geçti.

Bu dönemde vergilerini ödemek için yüksek faizle borçlanan köylüler de topraklarını işleme hakkını tefecilere devretmek zorunda kaldılar. Osmanlı toprak düzeninin belkemiğini oluşturan tımarlı sipahilik önemini yitirdi.

Ayaklanmaların yol açtığı güvensizlik ortamı kırsal bölgelerde yaşayan halkın kentlere göç etmesine ya da yollardan uzak, ulaşılması güç yerlerde yeni köyler kurmasına yol açtı.

Tarımsal üretim düştü, kıtlık ortaya çıktı. Tarım ürünlerinin fiyatları yükseldi. Yüzbin lerce insan canını, malını yitirdi. Birçok kent, kasaba ve köy yıkıma uğradı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir