Celali İsyanları Nedenleri Sonuçları | Tarih |

Celali isyanları nedir,Celali isyanları nedenleri,Celali isyanları sonuçları,Celali isyanları kim çıkardı,Celali isyanlarını kim bastırdı,Celali isyanları neden çıktı,Celali İsyanları Nedenleri Sonuçları Celal’in adamlarına, taraftarlarına ve sonradan türeyen eşkıyalara «Celali» adı verildi.

Bozoklu Derviş Celal’i takip etmekle görevlendirilen Hüsrev Paşanın arzında, isyancılara «Celali sofileri», Şadı Paşa arzında «Celali taifesi» ve Zile kadısının ilamında ise sadece «Celali» denilmiştir.

Celali isyanları, sebep, gaye ve bu isyanları çıkaranların mensup oldukları zümreler bakımından iki kısımda incelenir: 1, dini Celali isyanları: 2. dini olmayan Celali isyanları.

1.Dini Celali isyanları

Bozoklu Celal’in isyan etmesinden yedi yıl sonra, yine Bozok’ta, Süleyman 1 (Kanuni) devrinde büyük bir ayaklanma ortaya çıktı (1526).

Bu isyan, söklen adlı türkmen aşiretinin başkanı Musa ve ihtimale göre Dulkadırlı hanedanından Zünnun tarafından çıkarıldı.

Fakat aslında Baba adlı bir türkmen şeyhinin teşviki ile patlak veren bu büyük isyanın zahiri sebepleri, söklen aşireti başkanı Musa’nın bir tarlasına kadı tarafından haksız olarak iki yüz akçe fazla vergi yazılması ve Musa’nın sancakbeyi tarafından hakarete uğraması idi.

İsyanın başlangıcında asiler önce kadı ve katibi ile sancakbeyini öldürdükten sonra 29 ağustos 1526’da (Mohaç savaşının yapıldığı gün) Kayseri civarında Karaman beylerbeyini yendiler ve diğer osmanlı kuvvetlerini de bozmayı başardılar.

Bu isyan ancak Diyarbakır ve Şam askerlerinden kurulu büyük bir ordu vasıtasıyla ve güçlükle bastırılabildi.

1527’de Hacı Bektaş Veli’nin torunlarından Kalender Çelebinin isyanı patlak verdi. Çok şiddetli bir şekilde ortaya çıkan bu isyan sarayı telâşa düşürdü ve padişah Süleyman I (Kanuni), bu isyanı bastırmak için sadrazam İbrahim Paşayı Anadolu’ya göndermek zorunda kaldı.

2.Dini Olmayan Celali İsyanları

Osmanlı tarihçilerinin «Celalilik» diye adlandırdıkları asıl isyanlar XVI. yy.ın sonunda başladı ve XVII. yy.ın aşağı yukarı sonlarına kadar devam etti.

Bu devrin ilk isyan hareketi. Kara Yazıcı diye anılan Abdülhalim tarafından çıkarıldı.

Anadolu sekban askerlerinin subaylarından olan Abdülhalim, osmanlı paşalarına karşı bazı başarılar kazandı ve bu yüzden sancakbeyliği bile aldı.

Hayatının sonuna kadar bir celali olarak kalan Kara Yazıcı Abdülhalim’in ölümünden (1602) sonra, Şahverdi, Yularkaptı ve Tavil adlı yakın adamları, onun kardeşi olan Deli Hasan’ın etrafında toplandılar.

Orta Anadolu’ya hakim olan ve Kütahya’da, üzerine gönderilen Serdar Hafız Paşayı bile muhasara eden Deli Hasan, nihayet paşalık rütbesi ile Bosna beylerbeyliğine tayin edildi.

Kara Yazıcı ve kardeşi Deli Hasan’dan sonra Anadolu’da Ahmed Tavil, Kalenderoğlu ve Canbulatoğlu gibi celaliler isyan hareketlerini şiddetli bir hale getirdiler.

Ahmed Tavil Karaman’ı ve diğer Anadolu eyaletlerinin bazılarını hâkimiyeti altına aldı ve I605’te Bolvadin köprüsü civarında Gecdehan Ali Paşa ile Nasuh Paşa kuvvetlerini yendi.

Bu bozgun üzerine üzülen ve telaşlanan sultan Ahmed I bizzat Bursa’ya geldi. fakat paşalarının azcini görerek Tavil ile anlaşmak zorunda kaldı.

Bu arada Tavil’in oğlu Mehmed. sahte bir fermanla Bağdat’ı ele geçirdi ve ölümünden sonra kardeşi Mustafa 1607’ye kadar Bağdat’a hakim oldu.

XVII.yy.ın ilk yarısında sadrazam Kuyucu Murad Paşa, celalilerin kökünü kazımak için İstanbul’dan hareket ettiği sırada Anadolu, aşağı yukarı tamamen celali elebaşıları tarafından paylaşılmış bulunuyordu.

Bu celali reislerinin başlıcaları Yusuf Paşa, Kalenderoğlu Memed. Musli Çavuş, Cemşid, Canbulatoğlu Ali Paşa, Ağaçtan Piri. Baldere Kesa, Kara Said.

Tanrı Bilmez. Şeklaz Ahmed, Kekeç Mehmed ve Kâfir Murad gibi kimselerdi.

Kuyucu Murad Paşa. bunların en güçlüsü olan Kalenderoğlu Mehmed’e paşalık rütbesi ile Ankara sancağını vererek onu bir süre oyaladı ve bu arada Canbulatoğlu’nu yenerek faaliyetine son verdi.

Daha sonra Kalenderoğlu ile uğraşan Kuyucu Murad paşa onu da yendi ve Kalenderoğlu, yanındaki on iki bin celali ile İran’a kaçıp Şah Abbas’a sığındı.

Kısa bir süre sonra Diyarbakır valisi Nasuh Paşanın aracılığı ile affedilen celaliler memleketlerine döndüler; fakat Kalenderoğlu Mehmed Paşa affedilmediği için İran’da kaldı ve orada öldü.

Daha sonra sadrazam olan Nasuh Paşa, celalileri hizmetine alarak bir maiyet ordusu meydana getirdi ve bunlara sarı elbiseler giydirdi. XVII. yy.da hepsi yaya olan ve Sarıca denilen asker sınıfı böyle kuruldu.

Sultan Osman II’nin (Genç Osman) yeniçeriler tarafından öldürülmesi üzerine, Erzurum valisi Abaza Mehmed Paşa etrafına celalileri topladı ve yeniçeri katliamına başladı. Abaza’nın isyanı yedi sekiz yıl sürdü ve güçlükle bastırılabildi.

Bu arada, celaliler ile başa çıkamayacağını anlayan devlet de onları askeri hizmete aldı.

Dağlar Delisi, Deli İlahi ve Rum Mehmed gibi azılı celaliler de Osmanlı hassa süvarilerinin başlarından biri oldular.

Sultan İbrahim’in kötü ve düzensiz idaresi yeni celali isyanlarına sebep oldu. Bunların başında Sivas valisi Vardar Ali Paşa vardı.

Bu sırada Isparta taraflarında da Kara Haydaroğlu ile Katırcıoğlu isyan halinde idiler.

Kara Haydaroğlu yakalanıp öldürüldü.

Katırcıoğîu ise affedildi ve Karaman beylerbeyliğine kadar yükselip Fazıl Ahmed Paşa zamanında Girit’te Kandiye fethinde şehit düştü

Köprülü Mehmed Paşanın sadareti sırasında, Abaza Hasan Paşanın isyanı da tehlikeli oldu.

İkinci Viyana seferi (1683) sırasında Anadolu’da Akkaş. Kara Mahmud, Yâdigaroğlu ve Bölükbaşı Yeğen Osman gibi celaliler tekrar ortaya çıktılar ve Sivas ile Bolu arasındaki yerlerde isyan ve anarşi yarattılar.

İkinci Viyana kuşatmasından sonra Avusturya ve üç müttefiki ile başlayan uzun savaşlarda çok askere ihtiyaç duyulduğu için celalilerin hepsi Osmanlı imparatorluğunun askeri kadrolarına alındılar ve Avrupa cephelerine gönderildiler.

Celali isyanlarının sebepleri. Bütün bu ayaklanmaların başlıca sebebi Osmanlı imparatorluğundaki idare mekanizmasının bozukluğudur.

Devlet ile halk arasındaki ilişkilerin yok denecek kadar az olması, devamlı haksızlıkların sebep olduğu köylü hoşnutsuzluğu, otoritesi zayıflamış olan devletin yönetim aksaklıkları ve rüşvet almalar celali isyanlarının başta gelen sebepleri arasındadır.

Artık eski büyük galibiyetler azalıyor, osmanlı orduları yeniliyordu.

Bu uzun seferlere, beylerbeyleri, sancakbeyleri, zeamet sahipleri ve sipahiler katıldıkları için Anadolu eşkıyalığa çok uygun bir yer haline geliyordu.

Savaşlardan ganimet alınamıyor, sefer masrafları köylü tarafından ödeniyordu.

Reaya denilen çiftçi halk, gittikçe çoğalan ve artan «avarız-ı divaniye» gibi vergileri ödemekten fakirleşiyordu.

Çiftçilerden alınan vergiler de kanunda yazılı olan miktarda değil, bunları almakla görevli olan kimselerin insaf Ye vicdanına göre toplanıyordu.

Halk çok defa dirlik sahiplerinin zulümlerinden yer değiştirmek, daha insaflı idarecilerin bulunduğu yerlere veya şehirlere gitmek, oralarda çalışmak veya levent olmak zorunda kalıyordu.

Bu arada Ege’den Avrupa’ya fazla miktarda zahire kaçırılması, çok defa çekirge istilası veya havaların kurak gitmesi, orduyu beslemek için halktan hüzlil ve sürsâtın toplanması, Anadolu’da büyük bir zahire darlığına sebep olmuş, köylüyü vergilerini veremez hale getirmişti.

Bu arada, savas ganimetlerinin “sona ermesinden başka, büyük ticaret yollarının coğrafi kesifler dolayısıyla Akdeniz’den dış denizlere geçmesi, ağır savaş masrafları.

İran, Hindistan, Venedik. Fransa, İngiltere ve Rusya’dan gelen ticaret mallarına altın ve gümüş paranın akıp gitmesi ve fazla ham maddelerin dışarıya gönderilmesi Osmanlı imparatorluğunun İktisadi durumunu çok kötüleştirdi.

Ordunun bozulması.kanun ve nizam tanımaz bir hale gelmesi, ordu mensuplarının esnaflık ve ticaret İle uğraşmaları, sipahiler ile yeniçeriler arasında çatışmaların çıkması, yeniçerilerin hükümet darbeleri yapmaları, devlet büyüklerini ve hatta padişahı (Osman II’yi) öldürmeleri, hükümet otoritesini son derece zayıflattı.

Bütün bunlara, merkezden uzakta, Anadolu’da meydanı boş bulan idarecilerin yaptıkları zulüm ve yolsuzluklar da eklenince, imparatorluk halkı pek sefil bir hale geldi.

Halkın ıstıraplarını bilen bazı çıkarcılar, bazen mehdilik, bazen de bozulan nizamı düzeltmek iddiası ile ortaya çıkıp celali oldular ve etrafı daha da karıştırdılar, İdareciler arasındaki rekabet, kin, intikam ve ihtiras gibi duygular da celalilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırdı.

Bu arada bazı yörük ve türkmen aşiretleri ile sipahiler de celaliler ile işbirliği yapıyorlardı.

Celalilik denilen isyanların çıkış ve bastırılmasındaki zorluğun sebepleri kısaca bunlardır.

Celali isyanlarının sonuçları. Yüzbinlerce Türkün kanının boş yere akması, Osmanlı imparatorluğunu her şeyden önce mücadele kudreti bakımından zayıflattı.

Bu isyanların ikinci bir sonucu da imparatorluğun İktisadi durumunu çok sarsmış olmasıdır.

Bu arada pekçok köy, kasaba ve şehrin yağma ve tahrip edilmesi de imparatorluğu maddi ve manevî birçok zararlara sokmuştur.

Bir cevap yazın