Cerrahname Nedir?

Cerrahname Nedir,Cerrahlığı adi bir sanat sayan ve tıp biliminin dışında bırakan İbni Sina ve İbni Zuhr gibi bilginler bile bu konuya eserlerinde az da olsa yer vermek lüzumunu duymuşlardır.

Cerrahlık konusunda iîk önemli kitap Ali bin El-Abbas-ül-Mecusi’nin (öl. 994) Kâmil-üs Sinaa (Mükemmel Cerrahi) adlı eseridir. Bu kitap, o tarihten sonra yazılan bütün cerrahnamelere kaynak teşkil etti. Bu eserden başka İbnül-Kuff ve Ebülkasım üz-Zehravi de cerrah-nameler yazdılar.

Osmanlı imparatorluğunda ilk önemli cerrahname, Sabuncuoğlu Şerefüddin Ali’nin 1465’te yazdığı Cerahat-ül-Hâniye (Hanlık Cerrahîsi) veya Cerrahiye-i llhaniye (İîhani Cerrahisi) veya Cerrahname-i ilharti (ilhani Cerrahnamesi) adlı eseridir. Bu kitapta Sabuncuoğlu, Zehravi’nın Et-Tasrif (Uygulamalar) adlı eserinin üç bahsini olduğu gibi kitabına almış ve tedavi ettiği hastalar üzerindeki müşahedelerini de kaydetmişti. içinde ameliyat tarzlarını gösteren resimler de bulunan bu eser, Sabuncuoğlu tarafından Mehmed II’ye (Fatih) takdim edilmişti.

Sabuncuoğlu’ndan önce Mukbilzade Mümin de, Murad II adına Cürcani’nin Zahire-i Harezmşahi (Harezmşah Zahiresi) adlı eserini 1437’de Zahire-i Muradiye (Murad Zahiresi) adıyla türkçeye çevirmişti.

Saray hekimlerinden Bursalı Ali Efendinin (XVIII. yy.) dârüssaade ağası Beşir Ağa adına yazdığı cerrahname ve Cerrah Mesud’un farsçadan çevirdiği Terceme-i Hülâsa fi Fenn-il-Cirâhe (Cerrahlık Fenninin Kısa Tercümeli) ile El-Umde fi Sinaat-il-Cerrahîn (Cerrahlık Sanatının Ana Hatları) adlı eserleri önemli cerrahnameler arasındadır.

Salih bin Nasrullah-ül- Halebi’nin Gayet-ül-itkan (Hastaya Güven Verme Gayesi), Vesim Abbas’ın Düstûr-ül-Vesim (Vesim’in Düsturu), Siyahizade’nin Mecmü-it-Tıb (Tıp Derlemesi), Tezkiret-ül-Kehhâtin (GÖz Hekimleri Tezkiresi) ve Keşf-ür-Reyn fi Ahval-il-Ayn (Göz Hallerinden Görüşün Keşfi) gibi eserleri de Osmanlılar devrinde yazılan en önemli cerrahnameîer arasında sayılabilir.

Fakat osmanlı tıbbında cerrahname adı ile tanınan asıl eser, Bayezid II devri cerrahlarından İbrahim bin Abdullah-il-Cerrah’ın türkçeye çevirdiği yunanca ve süryanice yazılmış bir metindir.

1498-1502 Mora seferinde, Modon’da bulunan yazma, Alâim-i Cerrahin (Cerrahların Alâmetleri) adıyla Modon’un fetih yılı olan 1500 yılında türkçeye çevrildi. 22 Bölüme ayrılan eser Hippokrates, Galenos ve İbni Sina tarzında yazılmıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir