Cihet Tayini Nedir?

Cihet Tayini Nedir,bir şeyin ana yönlere göre durumunu tayin etme; bir kimsenin pusula veya harita ile kendi yerini bulması.

Cihetine koyma, bir haritayı, üzerinde yön gösteren ok işaretine göre araziye açma veya haritayı, üzerindeki meridyen çizgileri kuzeyi gösterecek şekilde tutma.

Esk. huk. İslâm hukukunda muamelenin gayesi, maksadı.

Esk. mant. Aklın verdiği hüküm.

Tar. Ulema sınıfının devlet veya vakıftan aldığı ücret [] Cihet tevcihi, bir din görevlisinin bulunduğu yerden başka bir yere tayini

Esk. huk. İran Medenî kanununun ikinci bölümünün, muamelenin geçerliliği için gerekli şartlara ayrılmış olan ikinci faslında, dördüncü «mebhas». muamelenin «cihet»inden bahseder, 217. Madde, «Muamelede, cihetinin açıklanmış olması gerekli değildir.

Fakat açıklandığı takdirde meşru olmalıdır, böyle olmazsa muamele batıldır» demektedir. Gene aynı yerdeki 218. madde «Borçtan firar maksadıyla muamelenin yapıldığı anlaşılırsa, muamele nafiz değildir» şeklindedir.

Bu anlamda kullanılan «cihet», bugünkü hukukumuzda kullanılan dar ve teknik anlamda ««kazandırmanın sebebi»nden (causa) daha sübjektif bir kavramdır. Buna, muamelenin yapılma «maksad»ı diyebiliriz.

«Cihet» terimine, bu genel hukukî anlamı yanında, daha çok vakıflar hukukunda rastlanır. Gene bugünkü hukukumuzdaki «sebep» kavramından daha farklı ve «gaye» kavramına yakın olarak vakfın «sebep»inden bahsedilir ve «vakfın sebebi, umur-i hayriyyeye bezl-i mal ile, Cenab-ı Hakk’a takarrüb ve ibadet kastıdır» denir. Bu anlamda vakfın «sebep»i, «kurbet kastı»dır. «Kurbet kastı» sübjektif bir kavramdır. Kurbet kastının bulunup bulunmadığı dış belirtilerden anlaşılır.

İşte vakfın «cihet»i, daha dar anlamda, vakfedilen malların tahsis edildiği müşahhas gayeyi ifade eder. Bu anlamda «cihet» yerine «masraf» veya çoğul olarak «masarif-i vakf» terimleri de kullanılabilir.

Vakfın gelirlerinin sarf ve tahsis ciheti, yeri, yönü anlamındadır.’ Bu «cihet» açıkça belirtilmeyip sadece vakıf sıygasının söylenmesi ile yetinilmiş ise, vakfın «cihet»inin «fukara» olduğu kabul edilir.

Meselâ evlâda, akrabaya, komşulara, bir mescide vakıf yapılmışsa, bu cihetin ortadan kalkmasından, meselâ evlâdın inkırazından sonra, vakfın gelirleri yoksullara sarf edilir. Böylece fukara, vakfın nihaî ciheti olur.

Vakfın devamlılığı da, cihet inkıta’a uğramayacağından, ortadan kalkmış olmaz. Şu halde vakıflarda bir «cihet-i gayr-i munkatıfa» bulunur.

«Cihet» teriminin bir üçüncü ve daha özel anlamı da vardır ki, o da, vakfın gayesini gerçekleştirecek görevlerdir.

Bu görevlerin hepsine birden, «cihet» kelimesinin çoğulu olarak «cihât» denir.Meselâ, vakıf olarak bir «mescit» yapılmışsa «imamet» görev ve makamı; bir hastahane meydana getirilmiş İse hekimlik görevi ve makamı gibi.

Bu üçüncü rnlamda kullanılan «cihet», ikiye ayrılır. Bir bölümüne «cihât-ı asliye» veya «cihât-ı zaruriye» denir.

Aslî veya zarurî cihetler, vakfın gayesinin gerçekleşebilmesi için mutlaka bulunması gereken görev ve dolayısıyla makamlara denir.

Cami vakfında imamet, hastahane vakfında hekimlik, medrese vakfında müderrislik görev ve makamları gibi.

Buna karşılık, vakfın gayesi için ikinci derecede önemi bulunan ve zarurî olmayan görev ve makamlara ise, «cihât-ı gayr-i zarûriyye» veya «cihât-ı fer’iye» denir. Bir mescitte belirli zamanlarda Buhârî okutma görevi gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir