Çırağan Eğlenceleri

Çırağan Eğlenceleri  XVI. yy. sonlarından başlayarak gelişen ve çırağ safası, çırağ sohbetleri ve bezm-i çırağ adları ile osmanlı yaşayışında, edebiyatında ve musikisinde büyük bir yer işgal eden bu şenlikler özellikle Lâle devrinde Nevşehirli Damad İbrahim Paşanın sadrazamlığı sırasında (1718-1730) en parlak örneklerini yaşadı.

Çırağan eğlenceleri Abdülhamid I devrinden (1774-1789) Selim III (1789-1807) ve Mahmud II (1808-1839) devirlerine kadar süren yarım yüzyıllık müddet içinde tekrar eski canlılığına kavuştu.

Fakat Tanzimatın ilânından (1839) sonra başlayan Avrupa etkisi altındaki zevk ve eğlence anlayışı çırağan eğlencelerinin ortadan kalkmasına sebep oldu, Çırağan eğlenceleri İstanbul’da, padişahtan başlayarak, sadrazamlar, vezirler, yüksek rütbeli memurlar, şairler, yazarlar, ressamlar, musikişinaslar ve her tabakadan halk tarafından yıllar boyunca benimsendi ve zevkle sürdürülerek ayrı ve yeni bir kültür anlayışının meydana gelmesine yol açtı.

Bu eğlenceleri Kâğıthane. Haydarpaşa bahçesi, Devetdar Mehmetpaşa bahçesi, Bayrampaşa çayırı, Bebek bahçesi, İstinye, Kanlıca ve istavroz bahçesi gibi gezinti ve eğlence yerlerinde yapılıyordu.

Saray ve yalı bahçelerinde de devletin ileri gelenleri tarafından çırağan eğlenceleri düzenlenirdi. Bu yalı ve sarayların en önemlileri Saray-ı Amire-i Sultani bahçeleri, Melek Ahmetpaşa sarayı, Sadreddinzade yalısı, Ebussuudefendi yalısı.

Fındıklıdaki Emnâbâd sarayı (1724-1725), Dolmabahçe sırtları üzerindeki Bayıldım köşkü (Kasr-ı Cihannümâ veya Sâyebân-ı Hümayun), Beşiktaş sahilsarayı idi. Beşiktaş’taki Kazancıoğlu bahçesine yaptırılan Çırağan sarayı, çırağ toplantılarının hemen hemen merkezi oldu.

Ortaköy’deki Neşârâbâd (1725-1726) ile Selimpaşa yalısı (Abdülhamid I devrinde yapıldı), Kuruçeşme’deki Kasr-ı Süreyya (1726), Esmasultan (1763) ve Atiyesultan (1838) yalıları, Bebek’teki Hümâyunâbâd ye Baltalimanı’ndaki Yusupaşa köşkü (Selim III devri), Emirgân’daki Emirgune kasrı ile Beykoz’daki Sultaniye kasrı (Murad III devri), Çubuklu’daki Feyzâbâd, Kanlıca’daki yalılar ve köşkler, Amcazade Hüseyinpaşa yalısı, Anadolu Hisarındaki Devetdar Mehmetpaşa sarayı, Kandilli kıyıları, Mahmud I devrinde yaptırılan Nevâbâd kasrı.

Beylerbeyimdeki Ferahfezâ kasrı ve Üsküdar’daki Kavak sarayı, Boğaziçi’nde yapılan çırağan eğlencelerinin merkezlerindendi.

Eski Türk zevkini ve İstanbul kültürünü canlı bir şekilde belirten bu eğlenceler, musiki ve edebiyat üzerinde de etkilerini gösterdi. Nevizade Atai, Fenni, Rahmi, Sâcidi.

Neccârzade, Nedim, Şeyh Galib, Fâzıl-ı Enderûni gibi birçok şair, çırağan eğlencelerinden ilham almışlardır, özellikle Nedim, çırağan eğlencelerini eserlerinde en canlı bir şekilde yaşattı.

XX. yy.da Yahya Kemal Beyatlı da bu eğlenceleri şiirlerinde dile getirdi.

Çırağan eğlenceleri, Kemâni Mehmed Ağa, İsmail Çavuş, Hal’ız Abdullah Ağa, Hammamizade İsmail Dede ve Dellâlzade gibi bestecilerin eserlerini de etkiledi.

Yaz mevsimine rastlayan Ramazan aylarında çırağan eğlenceleri daha da canlı bir şekil alır, mehterhane meydanlarda konserler verir, paşalar konaklarında halk için ziyafetler tertip ederler, gazeller, kasideler, şarkılar söylenir, deniz safaları yapılır ve sahur zamanına kadar İstanbul şehri neşe içinde eğlenirdi. Bu eğlencelerin son pırıltıları Abdülhak Şinasi Hisarın eserlerinde görülür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir