Çukurova

Çukurova,Çukurova kuzeyde Orta Toros’un (batıda Bolkar dağı, onun doğusunda Aladağ) ilk tepeleri eteğinde başlar; doğuda Misis tepelerine yaslanır.

Güneyde Karataş burnu, ovanın denize doğru en fazla ilerleyen noktasını meydana getirir; batıda Toroslar ile deniz arasında gitgide darlaşan bir düzlük halinde Erdemli yakınlarına kadar uzanır.

Güneydoğu Misis tepeleriyle Ceyhan ırmağı ağzı arasında, Yumurtalık limanının önünü kapatan dil ile, İskenderun körfezi İçinde doğuya doğru uzanır.

Çukurovanın Özellikleri

Çukurova doğuda Ceyhan, batıda Seyhan ırmakları ve Tarsus çayı alüvyonlarından oluşmuştur. Ovanın denizle teması.

Karataş burnundaki Kretase kütlesi bir tarafa bırakılacak olursa, gevşek elemanların (çakıl, kum v.b.) meydana getirdiği bir düzlüğün belirsiz bir eğimle deniz yüzeyi altına dalması şeklinde olur.

Bununla beraber, kıyı çizgisinin hemen yanında kıyıya paralel birkaç dizi kumul görülür. Bunların en fazla yüksekliği Karataş burnu batısında 15 m’ye varır; doğuda ise tozluk denilen kumullar daha az yüksektir.

Bu kumulların hemen gerisinde ise, denize dar ayaklarla bağlı veya tamamıyla kapalı (suları kumlar arasından sızarak denize ulaşan) sığ yalı gölleri vardır: bunların başlıcaları, Tarsus çayı ağzının batısında Aynaz bataklığı, Seyhan ağzının doğusunda Tuzla gölü, Karataş burnu batısında Akyatan gölü, Ceyhan ağzı yakınında Akyayan gölüdür.

Çukurova ile Toros’un dik yamaçları arasında Üçüncü zamanın ikinci yarısında miyosen devri deniz tortullarından oluşmuş, çoğunlukla kireçli, yer yer kumlu-killi tepelik bir alan yer alır.

Çukurova’nın kuzeydoğu köşesinde bu tepelerin güneye doğru ilerleyen kenarıyla güneydeki Misis tepeleri arasında düzlükler çok darlaşır ve Ceyhan ırmağının geçtiği bu darlaşma alanında Çukurova’dan, Adana ovasının ikinci bir bölümü olan Yukarıova’ya geçilir.

Adana ovasının iki bölümüne ad verme bakımından coğrafyacılar arasında düşünce birliği yoktur. Bazıları Adana ovasının tümüne (Çukurova – Yukarıova) Çukurova derler ve asıl Çukurova’ya da, yakıştırma yoluyla Aşağı ova adını verirler.

Birinci Türk Coğrafya kongresi (1941) bu karışıklığı önlemek için Amanus-Toros aralında yer alan ovanın bütününe Adana ovası adını vermiş, eskiden beri kullanılan Yukarıova Ye Çukurova adlarının da. Ceyhan ırmağının Misis boğazında birbirinden ayrılan iki bölümü için kullanılmasını uygun bulmuştur.

Adana ovasının toplam yüzölçümü (kenarındaki hafif engebeli kesimlerle) 5 250 km2’dir; bunun büyük kısmı Çukurova’ya aittir (3150 km2); geri kalan kısmını Yukarıova teşkil eder (2 100 km2).

Zemini verimli ince elemanlı topraktan meydana gelen ve yazları kurak tipik Akdeniz iklimine sahip bulunan Çukurova, çok eski devirlerden beri, devamlı bir yerleşme alanıdır.

Bununla beraber ovanın İktisadi bakımdan tam değerlendirilmesi için su probleminin çözümlenmesi, bataklıkların kurutulması, regülatör ve barajlarda yükseltilen suyun kanallar aracılığıyla tarlalara kadar götürülmesi gerekiyordu.

Bu türlü çalışmalara Özellikle Cumhuriyet devrinde girişildi, Önce Seyhan ve Tarsus regülatörleri, sonra büyük Seyhan barajı yapıldı.

Yeni sulama kanalları yapımına devam edilmektedir. Bu bakımdan Çukurova. Yukarıovaya göre daha gelişmiş bir durumdadır.

Toprağın verimli, iklimin elverişli olması ve sulama imkânları, Çukurova’yı zengin tarım alanlarından biri durumuna getirmiştir, öteden beri başta gelen pamuk tarımında büyük gelişmeler görüldü: üstün nitelikte pamuk yetiştirilmeğe başlandı (çöker, deltapine, akala cinsleri). Pamuğun yanı sıra turunçgiller (portakal, limon v.b.) ve sebze (Özellikle turfanda sebze) yetiştirilmesi de çok gelişmiştir.

Kıraç yerlerde tahıl (buğday, arpa, yulaf) ve sulamaya elverişli bazı kesimlerde pirinç, ayrıca susam, baklagiller, keten tohumu v.b. de ekilmektedir.

Çukurova’daki başlıca şehirler ovanın kenarında kurulmuştur; bu şehirler son yıllarda önemli gelişmeler gösterdi. Çukurova’nın üç büyük şehri Adana , Mersin  ve Tarsus’tur.Bu şehirler aynı zamanda Çukurova’nın başhCa sanayi Ye ticaret merkezleridir. Köylerde evler genellikle toplu yerleşme gösterir. Köy evlerinin çoğu düz damlıdır ve kullanılan yaygın yapı malzemesi kerpiçtir. Tarlalar arasında huğ denilen sade yapılı meskenler de görülür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir