Dama Oyunu Tarihçesi

Dama Oyunu,Dama Haçlı seferleri sırasında Doğudan Fransa’ya getirildi ve XIII. yy.dan sonra da masa oyunu adı altında bütün Avrupa’ya yayıldı.

Altmış dört kareye bölünmüş bir tahta üzerinde iki kişiyle oynanır.

Dama tahtası, oyuncuların arasına düz bir şekilde konulur. Oyunculardan birinin beyaz, diğerinin ise siyah olmak üzere on altışar taşı (piyon) vardır.

Taşlar yerine konduktan sonra, iki taraf arasında, kareli iki yatay sıra boş kalır.

Oyunda esas olan, sırayla karşı tarafın bütün taşlarını ele geçirmektir.

Sırayla, her oyuncu bir taşını ileriye veya sağa, sola bir kareden öbürüne sürer.

Karşı tarafın taşını alabilmek için, o taşın arkasında boş bir kare bulunması gerekir.

Eğer karşı tarafın bu şekilde bir değil, arka arkaya birer boş kare aralıklı bir sürü taşı varsa, o zaman hamle yapan tarafın taşı sırayla, her birinin üzerinden atlayarak son karede durur.

Alıcı taraf, taşı dama olmak şartıyla öne. geriye ve sağa, sola oynatabilir.

Alınan taşlar, oyun tahtasından kaldırılır.

Taşlarından bir tanesini, karşı tarafın birinci yatay kare sırasına kadar yürüten oyuncu «dama’ya gider» ve bu sıranın karelerinden birinde duran taşa da dama denir.

Bu taşı ayırt etmek için üsnint aynı renkten bir taş konur.

Bu dama taşı, kare kare yürümek yerine, birçok bos kareyi birden atlayabilir ve oynadığı köşedeki bütün korunmamış taşları alabilir.

Karşı tarafın bütün taşlarını alan veya onları kımıldayamaz duruma sokan oyuncu, oyunu kazanmış olur.

Dama Tahtası

Avrupa’da eski dama tahtaları veya ‘tabllerler’ (o zamanlar bunlara bu ad verilirdi) gümüş, sedef, abanoz ve fildişiyle süslenirdi.

Aşağı yukarı 1750’ye kadar. satranç tahtası ile dama tahtası birbirinden farklı değildi ve dama tahtasında da altmış dört kare vardı.

Sonradan yüz kareli tahtalar da yapıldı.

Bu dama tahtalarında oyuncular yirmişerden kırk taşla oynamaya başladılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir