Danimarka

Danimarka Hakkında Ansiklopedik Bilgi,Kuzey avrupa’da baltık denizi ile kuzey denizi arasında jutland yarımadası ve dört yüz seksen üç ada üstünde kurulmuş olan en ufak iskandinav ülkesi. Güneyinde batı almanya, doğusunda baltık denizi, batısında kuzey denizi ile çevrilidir. dünyânın en büyük adası olan grönland da danimarka’ya bağlıdır.

Danimarka’nın büyük bir bölümü Jylland yarımadası üzerindedir. Başkent, Danimarka adalarının en büyüğü olan Sjælland’ın üzerinde kurulmuştur. Sjælland, dar bir boğaz olan Sont Boğazı ile İsveç’ten ayrılır. Ayrıca, (bir köprü ile Jylland’a bağlı olan) Fyn, Lolland, Falster, Langeland ve Baltık Denizi’ndeki Bornholm adaları da Danimarka’ya aittir. Ülkenin güney komşusu Almanya’dır, İsveç doğu komşusudur.

Danimarka’nın Coğrafi Özellikleri

Kuzey Avrupa’daki büyük ovanın uzantısı olan Danimarka, yer şekillerinin çok az inişli çıkışlı olmasıyla nitelenir: ülkenin en yüksek yeri ancak 172 m’dir (Jylland’ın doğu bölümünde). Top-rakaltı, İkinci zamanın sonundan kalma tortul topraklar (tebeşir, kumtaşı) ve Üçüncü zamandan kalma çeşitli çökeltilerden (marn, kil, kum) meydana gelir. Ama bu tabakaları hemen her yerde Dördüncü zaman buzullarının taşıdığı kalın çökeltiler örter; Danimarka’nın yer şekilleri ve toprağın çeşitli nitelikleri özellikle Dördüncü zamanda meydana gelmiştir.

Jylland. Jylland (veya Jutland), Almanya sınırından Skagen burnuna kadar 340 km boyunca uzanır; güneyde yarımadanın karaya bağlandığı kısmın eni 50 km’yi bulmaz, ama bölgenin Randers dağında genişliği 125 km’dir.

Doğu bölümündeki yüksek tepeler dizisi kısmen içbuzul yerleşmesi döneminde meydana gelmiştir; Belt ve Kattegat’ı sınırlayan kıyı, dar fiyordlarla yanlıdır: bu fiyordlar Dördüncü zaman iç buzulu altında akan sel sularının basıncı altındaki ergime sularıyle şekillenmiştir.

Yarımadanın batı bölümünde engebeyi en eski buzul çökeltilerinin kalıntıları olan tepeler meydana getirir. Tekdüze ovalar, buzulların erimesiyle meydana gelen suların getirdiği kumlu çökeltilerin yayılmasıyle meydana gelmiştir. Toprakları verimsiz olan bu bölgede doğu bölgesine oranla daha az insan yaşar. Hemen hemen düz bir kıyıyle sınırlıdır, kıyının uzun kumul şeritleri, geniş deniz kulaklarını Kuzey denizinden ayırır.

Takımadalar

Danimarka takımadalarında başlıca üç ada vardır: Büyük Belt ile öresund arasında adaların en büyüğü Sjaelland (devlet merkezi buradadır); Büyük Belt’in güneyinde Lalland (veya Lolland); Büyük Belt ve Küçük Belt arasında Fyn. Bu adalar da, yarımada gibi deniz seviyesinden alçak ovalardan ve az yüksek tepelerden (yüksl. Fyn’de 131 m) meydana gelir. Büyük kısımları buzulların dibinde buzultaşların meydana getirdiği killi topraklarla örtülüdür; bu yüzden Jutland topraklarına oranla daha verimlidir.

Danimarka İklim Özellikleri

Oldukça yüksek enlemine rağmen (okyanus etkilerinin ağır basması sebebiyle) Danimarka’nın iklimi yumuşaktır. Yıllık sıcaklık ortalamalarının birçok yerde 0°C’nin altına düşmemesine karşılık yazlar serindir (Kopenhag’da temmuzda 16, 6°c. Kutup cephesini takip eden siklon depresyonlarının yolu üzerinde bulunduğu için iklim sisli ve yağışlıdır; ama yükseltilerin azlığı, ülkenin dağ yağmurlarından yararlanmasını engeller ve Şıllık yağış ortalaması nispeten düşüktür (650 mm); Jutland tepelerinin eteğindeki Kattegat’ın kenarında yağış ortalaması 450 mm’ye kadar düşer.

Danimarka Tarihi

Danimarka tarihi konusunda ilk bilgiler,saga’lar adı verilen İskandinav efsanelerinden alınmıştır. Eski mezarlarda yapılan arkeoloji araştırmaları ülkenin Roma ve Bizans ile ilişkisini ortaya çıkardı. Danimarka’nın tarih sahnesinde görünüşü 800 yıllarına, Viking’lerin İngiltere ve Fransa kıyılarına çıktığı devreye rastlar. Jylland krallarından Godfred, Charlemagne’ın baskısına karşı koydu, ama yerini alan yeni kral, imparatorla bir anlaşma yaparak (810) Eider’i (kısa süre sonra bir savunma hattı kuruldu) sınır saydı. Birkaç yıl sonra yurt içindeki düşmanları tarafından tahttan indirilen kral Harald, Fransa kralı dindar Louis’ye sığındı ve Hıristiyanlığı kabul etti (826). Yurda dönünce Danimarka’ya davet ettiği benediktin rahibi Ansgarius İskandinavya’da Hıristiyanlığı yaydı.

Danimarka’nın fetihleri. Danimarka’nın iktidarı ölümünden az önce 1013’te İngiltere’yi ele geçiren çatal sakallı Sven ile başlar.

Oğlu Büyük Knud, kendini İngiltere kralı ilân etti (1016), kardeşi Harald’ın vârisi olarak Danimarka tahtını da ele geçirdi ve Norveç’i aldı; böylece büyük bir imparatorluğun kurucusu oldu. Fakat bu imparatorluk uzun ömürlü olmadı. İngiltere 1042’de hürriyete kavuştu; 1043’te slav korsanları Wend’lerle çarpışmak zorunda kalan Danimarka taht kavgalarıyle ikiye bölündü.

Bölünmeyi korkunç bir kıtlık takip etti (1090). Danimarka’nın birliğinin yeniden kurulması ve ülkenin bir devlet olarak canlanması ancak Büyük Valdemar I’in iktidara gelmesiyle gerçekleşti (1157-1182). Valdemar’ın vârisleri de Wend’leri yendiler ve Estonya’ya kadar Baltık kıyılarını ele geçirdiler (1219). Fakat çok geçmeden taht kavgaları yeniden başladı, krallar soylu ve ruhban sınıflarla uğraşmak zorunda kaldılar. Bu durum, Danimarka’da birliği yeniden kuran, fakat Estonya yı kaybeden Valdemar IV Atterdağ’ın (1340-1375) tahta çıkışma kadar sürdü.

Valdevar IV’in kızı Margrethe, oğlu Olaf’ın küçük yaşta tahta çıkışı üzerine Danimarka kral naipliğine getirildi. Sonra da kocası Norveç kralı Haakon Vl’nm ölümü üzerine Norveç kral naipliğini üzerine aldı (1380). Olaf 1387’de ölünce Margrethe iki ülkenin kraliçesi oldu.

Bu iki ülkenin birliği 1814’e kadar sürecektir. Kraliçe Margrethe. yeğenlerinden Pomeranya prensi Erik’e üç İskandinav devletinin imparatoru sıfatıyle taç giydirdi (1397). Böylece Danimarka, İsveç ve Norveç’i birleştiren Kalmar birliği kurulmuş oldu.

İsveçliler, Engel-brecht’in kışkırtmasıyle Kalmar birliğine vlcarşı ayaklandılar. Bu ayaklanmalarla sarsılan birlik 1448’de Danimarka tahtına çıkan Oldenburg hanedanından Christian II’nin (1513-1523) zalim yönetimi sonunda tehlikeye düştü.

Güstav Vasa’nın kral seçilmesiyle İsveç bağımsızlığını ilân etti. Frederik I (1523-1533) ve Christian III (1533-1559) zamanında Luther’cilik Danimarka’ya girdi. 1530’dan itibaren Kopenhag’da yayılan bu mezhep, 1536’da devletin resmî dini oldu.

Christian III’ün tahta çıkmasına yardım eden soylular krallık yönetiminde nüfuz kazandılar; İsveç’i yeniden ele geçirmek için Frederik II’yi ve Christian IV’ü uzun ve başarısız savaşlara itelediler. Frederik II, 1570’te Stettin anlaşmasıyla savaşa son verdi. Danimarka Sund bölgesi ile Baltık denizinin açık denizle ilişkisinin kontrolünü elinde tutuyordu. Ama Christian IV bununla yetinmedi.

Baltık’a tamamıyla hâkim olmak istedi, yeniden savaşa başladı. Mansfeld’in kuvvetlerini silâhlandırarak ülkesini Otuz Yıl savaşma soktu. Üst üste yenilgiye uğradı. Lübeck barışı ile (mayıs 1629) Almanya’ya karşı savaşmaya söz verdi.

1643’te İsveç’in saldırısına uğrayan ve yenilen Danimarka, Brösebro barışını imzaladı (1645); bu barışla Sund’dan geçen İsveç gemileri üzerinde transit hakkından vazgeçiyor, Gotland, ösel ve Halland’ı otuz yıl için İsveç’e bırakıyor, kuzeydeki hâkimiyeti sona eriyordu, öc almak isteyen Frederik III (1648-1670), İsveç kralı Kari X’un Polonya’ya karşı giriştiği savaştan faydalanmak istedi, yenildi ve Roskilde barışı ile (1658) Trondhjeim’i, Scania’yı ve Halland’ı kesin şekilde İsveç’e bırakmak zorunda kaldı. Böylece Baltık, İsveç’in içdenizi haline geldi.

İsveç kralı Karl X, kazandığı zaferi Danimarka’yı ele geçirerek tamamlamak istedi, Kopenhag’a saldırdı; ama şehir kendini kahramanca savundu. Komşu ülkeler İsveç’in başarısından ürktüler ve 1660’ta Kopenhag’da imzalanan barış, Danimarka’ya Bornholm ve Trondhjeim’i yeniden kazandırdı.

Kral, 1660’ta eyalet meclislerini toplantıya çağırınca, Kopenhag’ın savunmasında parlak başarılar göstermiş olan burjuva sınıfı, ruhban sınıfının da yardımıyla krala ait mutlak iktidar hakkının babadan oğula geçmesi ilkesini kabul ve ilân ettirdi; soylular ise yeni konulan vasıtalı vergiler sistemiyle mali imtiyazlarını kaybettiler. Bu yeni Anayasa, daha doğrusu kral fermanı 1665’te ilân edildi, 1849’a kadar yürürlükte kaldı.

Christian (1670-1699) saltanatı başlangıcında krallık müşaviri Griffenfeld, büyük nüfuz sahibi oldu, sonra gözden düştü ve öldürüldü (1676).

O yıllarda Scania’yı geri almak için başarısızlıkla biten bir savaşa da girişildi. Frederik IV (1699-1730), Polonya ve Rusya ile dostluk ilişkileri kurdu, bu dostluktan faydalanarak Scania’yı kurtarmak için tekrar savaşa girdi; ama sonuç alamadı.

İsveç kralı Karl XII, danimarka ordusunu Kopenhag önünde bir çıkartma yaparak sıkıştırdı ve teslime zorladı (1700). Frederik IV birkaç yıl sonra İsveç’in Rusya’daki yenilgisinden faydalanarak yeniden İsveç’e savaş açtı (1709), fakat bu defa Norveç’i Karil XII’nin saldırısına karşı savunmak zorunda kaldı.

Karl XII. Friedrikshall kuşatması sırasında ölünce iki taraf arasında barış yapıldı (Frederiksborg barışı, 1720). Bu barışa göre Danimarka Slesvig’in güneyini aldı ve Sund boğazı transit vergisinde pay sahibi oldu.

Dukalıklar meselesi. Danimarka XIX.yy. başında İngiltere’ye kargı kurulan tarafsızlık ittifakına katıldı. İngiltere bu harekete 1801’de Kopenhag’a saldırarak cevap verdi.

1807 Eylülünde top ateşine tutarak şehri ele geçirdi. Napolyon I’in sadık müttefiki Danimarka kralı, 1814’te Kiel anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.

Bu anlaşma Danimarka’dan Norveç’i alıyor, buna karşılık yeni kurulan Alman Konfederasyonunun (Viyana kongresi, 9 haziran 1915) üyeleri olan Slesvig ve Holstein dukalıklarını şahsî mülk olarak bağışlıyordu. Barıştan sonraki yıllar, savaşta yıkılmış bir ülkeye yeniden hayat verme çabasıyle geçti.

Bu çok zor işi, uzun yıllar kral naipliği yaptıktan sonra tahta çıkan Frederik VI (1808-1839) başardı. Liberal bir anlayışta olan kral, dört eyalet devleti kurarak mutlak yönetimin ilk tavizini verdi.

Yerine geçen Christian VIII, (1839-1848) kral olmadan önce, 1814’te kendisine verilen Norveç tacından vazgeçmek zorunda kaldı. Barış içinde geçen saltanatının son yıllarında iki dükalıkta alman nüfuzunun artması yüzünden kargaşalıklar çıktı.

1866’da Anayasa’da değişiklik yapılarak iki meclis kuruldu: halkın bir kısmının oyuyla seçilen milletvekillerinin toplandığı Land-sting ve siyasî partilerinin temsilcilerinden meydana gelen Folketing, kuruluşlarından itibaren otuz yıl boyunca millî savunma kredileri konusunda fikir anlaşmazlığı sürüp gitti, özellikle solcu ve köylü partilerin temsilcileri, memleketin kendini savunamayacak kadar güçsüzleştiğini iddia ederek millî savunmaya ayrılan bütçeyi gereksiz buluyor ve yurt savunmasında büyük Avrupa devletlerinin vaatlerine inanmayı tavsiye ediyorlardı. Landsting meclisi tarafından desteklenen kral, muhafazakâr Estrup’u kabineyi kurmakla görevlendirdi. Bu kabine yirmi yıla yakın süre iktidarda kaldı (1875-1894).

Folketing’i birçok kere dağıtan Estrup, sonunda ülkeyi kralın çıkardığı geçici malî kararnameler yardımıyla yönetmeye başladı. 1901’de muhafazakârlar seçimi kaybedince kral, solculardan kabineyi kurmalarını istedi.

Böylece zafere ulaşan parlamenter rejimde iktidara ya ılımlı solcular veya radikaller geldi. Birinciler millî savunma teşkilâtı kurulmasına taraftar, İkinciler karşıydı. 1915’te Anayasada yeni bir değişiklik yapıldı, iki meclise eşit haklar ve kadınlara oy verme hakkı tanındı.

Danimarka yönetim sisteminde, bu ülkeyi dünyanın en demokrat memleketlerinden biri haline getiren değişiklikler yapılırken, İktisadî alanda da gelişmeler kaydediliyordu.

Ticaret yerini özellikle Ingiltere’nin ihtiyaç maddeleri olan hayvani besinlere, peynir ve yağ üretimine dönük bir tarım ekonomisine bırakıyordu bu ekonomi sisteminde Jylland ın payı buüyüyordu. çünkü Slesvig’in kaybedilmesi ile elden çıkan tarıma uygun topraklar, değerlendirilerek karşılanıyordu.

1914’ten 1940’a kadar Danimarka. Birinci Dünya savaşı yıllarında kral Christian X (1912-1947), ülkenin tarafsızlığını korumayı başardı. Savaşa girmemesine rağmen Danimarka, savaş sonu şartlarından istifade etti: Versaille antlaşması hükümlerine göre yapılan bir plebisit sonunda (şubat 1920) Kuzey Slesvig Danimarka’ya verildi.

Buna kargılık, İzlanda 1918’de Danimarka’ya sadece sembolik bir şekilde bağlı, bağımsız bir devlet haline getirilerek ayrıldı (bu bağ da 1944’te koparıldı). Kooperatiflerin genişlemesi sistemli bir hayvancılığa önem veren tarım üretimine yeni imkânlar sağladı; sanayi,denizcilik ve ticaret birbirine eş olarak gelişti.

Devlet yönetimi uzun yıllar solcu partilerin elinde kaldı. 1924’te kabineyi sosyal demokratlar kurdu. Bu parti kısa bir aradan sonra, 1924’ten 1940’a kadar iktidarda kaldı.

Parti lideri Th. Stauning, radikal Munch ile işbirliği yaparak 1929 malî buhranının doğurduğu güçlüklerle (İngiltere hükümeti anî bir karar alarak Danimarka ile ticaretini kısıtlamıştı; Almanya ise sadece değiş tokuş yoluyla ticareti yapmak isteğindeydi) savaştı. Her alanda yapılan köklü reformlar ülkeyi toplum ve eğitim hareketlerinde önder durumuna getirdi.

1940’tan sonra Danimarka. Bir saldırmazlık antlaşmasının imzalanmasından sadece bir yıl sonra 9 nisan 1940’ta Almanya’nın beklenmedik şekilde saldırması. Danimarka’yı gafil avladı. Hükümet, birkaç saatlik bir direnmeden sonra Nazi istilâcılara boyun eğmek zorunda kaldı.

Ülke, beş yıl, Baltık yoluyla Norveç’teki denizaltı (isleriyle temas kurmak isteyen Hitler ordularının işgali altında yaşadı. Danimarka yurtseverleri bir gizli direnme teşkilâtı kurdular. 1943 Ağustosunda Nazi yöneticilerine karşı koyacak kadar durum sertleşti.

Hitler direnme taraftarlarını destekleyen kralı sarayında hapsettirdi, Nazi yönetim: daha da sertleşti. Danimarka 1945 mayısında bağımsızlığına kavuştu. 1947’de Frederik IX tahta çıktı. Hükümet liberallerden sosyal demokratlara geçti.

Faröer adalarıyla çıkan anlaşmazlık son seçimlerde Danimarka ile birleşme taraftarlarının çoğunluğu sağlamasıyla sonuçlandı (1955). öteki İskandinav ülkeleriyle sıkı ilişkiler kuran Danimarka, 1959’da serbest mübadele bölgesine katıldı.

Titoculuk yüzünden Komünist partisinden çıkarılan eski Komünist partisi yöneticisi Aksel Larsen 1958’de Sosyalist Halk partisini kurdu. O zamana kadar Danimarka siyasetine sosyal demokratlar hâkimdi.

Bu parti Folketing seçimlerinde (1953), 74 milletvekilliği (42 liberaller, 30 muhafazakârlar,. : 14 radikaller), 1957 seçimlerinde 70 milletvekilliği (45 liberaller, 30 muhafazakârlar, 14 radikaller), 1960 kasımında 76 milletvekilliği (38 liberaller, 32 muhafazakârlar, 11 radikaller) kazandı.

Ama bu son seçim sırasında Sosyalist Halk partisi birden 11 milletvekili çıkardı, bununla birlikte sosyal demokratlar ve radikallerden meydana gelen bir koalisyon hükümeti iktidarı elinde tuttu. Başbakan H.C. Hansen’in ölümünden (şubat 1960) sonra maliye hakanı Vigge Kampmann başbakan oldu; ama sıhhî sebepler yüzünden görevinden ayrılmak zorunda kaldı (eylül 1962).

Yerine geçen Jans Otto Krag, başbakan olur olmaz aşırı solu hesaba katmak zorunda kaldı. Çünkü aşın solcular mart 1962’de yapılan belediye seçimlerinde demokratların 45 yıldan beri mutlak çoğunluğu ellerinde tuttukları Kopenhag belediyesinin 55 üyeliğinden 9’unu ele geçirmişlerdi.

Eylül 1964 genel seçimlerinde hükümet, koalisyonunu ayakta tutan tek milletvekilliğini de kaybetti. Bununla birlikte Krag’ın kabinesi çökmedi; 1966’da gelir vergisinin kaynağında tespit ve kesmeği ön gören kanun tasarısının desteklenmemesi ve 1966-1967 deneme dönemi için öngördüğü malî tasarıların bütün partilerce reddedilmesi üzerine hükümet parlamentoyu dağıtmaya karar vererek seçimleri öne aldı (23 kasım 1966).

Bu seçimler sosyal demokratların gemlemekte olduğu gerçeğini bir daha ortaya koydu; sosyal demokratların 7 milletvekilliği kaybetmelerine karşılık halkçı sosyalistler 10 milletvekilliği kazandı. Sosyal demokratlar le halkçı sosyalistler arasında yapılan hükümet kurma görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlandı.

Krag azınlıkta olan bir kabinenin başbakanı olarak kaldı ve Per Daekkerup’tan boşalan Dışişleri bakanlığı görevini de üzerine aldı. Toplumda meydana gelen hoşnutsuzluk hüKûmetin «aile ve tüketicilerin refahı» adı altında yeni bir bakanlık kurmasına yol açtı.

Danimarka sosyal demokrat rejimi bünyesindeki sarsıntı bir yandan partinin içinde eskilerle gençleri karşı karşıya getiren buhran, bir yandan da bazı İktisadî sıkıntıların yansımazdır: enflasyonun artması; Avrupa Ekonomik İşbirliği teşkilâtıyle kurulacak ilişkilerde duraksama; ortak anlaşmaların yenilenmesi konusunda yapılan görüşmeleri çıkmaza sokan fiyat artışları.

Sosyal Demokrat partiyle Sosyalist parti 13 mart 1967’de bir anlaşma imzaladılar; bu anlaşma uyarınca yasama işinin düzene konması ve gerçekleştirilmesi için ortak bir komisyon kuruldu.

Haziran 1967’de veliaht prenses Margrethe, kont Laborde de Montpezat ile evlendi. Ama 15 aralıkta Sosyalist Halk partisinin sol kanadı Krag kabinesinin istifa etmesini ve Folketing’in dağılmasını sağladı; sonra Sosyalist sol adlı yeni bir parti kurdu.

1 Ocak 1973 tarihinde de Avrupa Birliği’ne katılan Danimarka bazı konularda Avrupa Birliği’nin dışında kalmayı tercih etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir