Darüssaade Ağası Nedir?

Darüssaade Ağası Nedir,Darüssaade ağası, osmanlı sarayında kadınlar kısmının (haremi hümayun) hizmet ve korunmasıyla görevli olan ve padişahların özel hayatlarıyla ilgili işlere bakan kişilerin başı. (Kızlar ağası da denirdi.)

Darüssaade Ağaları

Darüssaade Yazıcısı,dârüssaade ağalarının yazı işlerini idare eden memura verilen ad. (Topkapı sarayında, orta kapının dışında haslar odası denilen yerde oturan dârüssaade yazıcısının en önemli görevi Haremeyn vakıflarıyla ilgili işleri takip etmekti.)

Eski doğu imparatorluklarında ve Roma’da da görülen dârüsaade ağaları, osmanlı sarayında önem kazandılar. Enderun ve haremi hümayun ağalarının en büyüğü olarak, sadrazam ve şeyhülislâmdan sonra geldiler.

Dârüssaade ağaları XVI. yy.dan sonra genellikle hadım edilmiş zencilerden seçildi. Mısır valileri tarafından saraya gönderilenler haremde hizmete başlarlar, acemi ağalığından geçerek, nöbet kalfası, ortanca hâsıllı, yayla başı gulâmı, Yeni saray baş kapı gulâmı olurlardı. Burada da bazı dereceleri kazanarak Eski saray ağalığına yükselir, en son dârüssaade ağası olurlardı.

Bu sıra gözetilmeden bazı tayinler yapıldı ise de XVIII. yy.da hazine kâhyasının veya Eski saray ağasının dârüssaade ağası olması usulü yerleşti.

XVI. yy.ın sonlarına kadar hadım akağaların en büyüğü olan kapı ağasının yaptığı bu görev, 1582’de dârüssaade ağası Habeşî Mehmed Ağanın etkisiyle zenci ağaların eline geçti. Bir iki değişiklikten sonra bu durum imparatorluğun yıkılışına kadar sürdü.

Kızlarağasının tayin ve azlinde birtakım âdetler gelenekleşti. Yeni tayin edilen hadım ağasına padişah huzurunda samur kürk giydirilir, bir hattı hümayun gönderilirdi.

Görevlerinden azledilenler İstanbul’da oturtulmaz, Mısır’a veya Mekke, Medine’ye gönderilirler, maaşları ölünceye kadar verilirdi.

Dârüssaade ağalarının azil haberleri padişahın cuma gezilerinde veya recep ayının on ikinci günü Haremeyn’e (Mekke ve Medine) gönderilecek sürre alayı töreninde bildirilirdi.

Dârüssaade ağalarının etkileri imparatorluğun zayıflama devirlerinde gittikçe arttı. Ahmed I, Mustafa I ve Osman II devrinde görevde bulunan Hacı Mustafa Ağa, Mahmud I zamanında Hacı Beşir Ağa devlet idaresinde büyük yetki sahibi oldular. Sadrazam tayininde bile sözleri geçti.

Darüssaade Ağaları

Dârüssaade ağaları avaid-i melhuze denilen padişah ihsanlarından ve hediyelerden başka, Haremeyn hâzinesinden 183 300 kuruş ve diğer vakıflardan da 319 000 kuruş aylık ücret alırlardı.

Başlıca görevleri, sarayın üçüncü bölümünden içeride kalan kısmının yönetilmesi, Haremeyn vakıflarının bakımı, padişahın mütevellisi olduğu vakıfları onun adına yönetme, sarayın dış hizmetlerinde bulunan bazı yüksek dereceli memurların denetimi, sürre alayının düzenlenmesiydi.

Padişahın özel hayatı ile ilgili yetkileri ise padişahların nikâhlarında, nikâhlanacak cariyenin vekili olmak, sultanların nikâhında sultanın vekilliğini yapmak, damat paşalara padişah tarafından gönderilen kürkleri giydirmek, padişahların gezilerine katılmak, deniz gezilerinde padişahın karaya çıkısında elinden tutarak yardım etmekti.

Ayrıca Şehzadelerin doğum haberlerini sadrazama bildirirler, bunun için padişahın hattı hümayunuyla ve büyük bir kalabalıkla Babıâli’ye gelir, müjdeli haberi yüzünden şeyhülislâmın oturduğu yere oturtulurdu.

Bir bohça içine konulmuş samur erkân kürkü, mücevher ve elli kese divanî akçe hediye alırlardı. Sadrazamın hediyesi olarak hazırlanan mücevherli beşik de dârüssaade ağasına sarayda teslim edilirdi.

Padişahların ölüm haberi sadrazama dârüssaade ağası tarafından duyurulur, cenaze ve gömülme törenini ağa adına yazıcısı hazırlar, dârüssaade ağası saray ağaları adına cenaze namazına katılırdı.

Ölen padişahın şahsî eşyasının tespiti dârüssaade ağası tarafından yapılır, padişahların tahttan indirilişlerini, tahta çıkacak şehzadelere cülûs haberini duyurur, gerekli töreni hazırlarlardı.

Ağa, şimşirlikten aldığı şehzadeyi padişahın na’şının yanına götürür, kuşkusunu giderir, hırkai şerif odasında iki rekât şükür namazı kıldırır, taht odasında giydirir, cülûs törenine hazırlar, sonra da şehzadeye padişah olduğunu burada bildirirdi.

Bayramlarda padişahı tebrikte dârüssaade ağasına öncelik tanınır; bayramın üçüncü günü sadaret kethüdasının padişaha sunacağı donanmış atı da dârüssaade ağası teslim alırdı.

XVI. yy.ın sonundan itibaren Haremeyn evkafına bakmak da dârüssaade ağalarının işi oldu. Vakıfların gelirlerini memurları vasıtasıyla toplattırırlar; Mekke, Medine ve Kudüs’e sürreleri gönderirler, masraf ve gelirleri hesaplayarak kesin sonucu padişaha sunarlardı.

Haremeyn evkafına ait gelirlerin saklandığı hazine, diğer hâzinelerden ayrıydı ve padişahın izni olmadan bu hâzineden para alınamazdı.

İç ve dış hâzinede para sıkıntısı olduğu vakit dolap denilen Haremeyn hâzinesinden maliye hâzinesine borç para verirdi.

Dârüssaade ağalarının yapmakta oldukları bu görev, 1836 yılında Haremeyn Evkaf nezareti kurulunca üzerlerinden alındı, iki yıl sonra Haremeyn evkafının bakımı da Evkaf nezaretine verildi.

1598 Yılında padişahlık vakıflarına da dârüssaade ağalarının bakması için bir hattı hümayun çıkarıldı. Böylece dârüssaade ağalarının bakmakla yükümlü oldukları vakıfların üç yüz altmışa kadar yükseldiğini Koçi Bey yazar.

Ayrıca padişahların bizzat mütevelli oldukları yedi vakıf da (Bursa Yıldırım Bayezid, Yeşil, İmaret, Hüdavendigâr camileri ve imaretleri, Edirne ve Merzifon Ulu camileri ve Romanya’daki lsakçı camii), dârüssaade ağalarının yönetimine verildi.

Bu yedi vakfın gelirinden mütevelli olan padişaha, «ceb-i hümayun» akçası denilen bir miktar ayrılır ve bu para hazine kethüdasına teslim edilirdi.

Dârüssaade ağalan çarşamba günleri bakmakla görevli oldukları vakıfların işlerini görüşmek üzere ayrı bir divan toplarlardı. Sarayda dış hizmetleri gören memurlar dârüssaade ağasının emri altındaydılar.

Ağa, bunların yaptıkları işleri denetler; bezirgân başı, pişkeşçi bası, hazinedar başı gibi görevlileri yönetirdi. Her yıl Haremeyn’e gönderilen sürre alayını da dârüssaade ağaları hazırlardı.

Dârüssaade ağaları bu görevlerden başka savaş süresince iç hâzineyi korur, savaşta başarı gösterenlere padişahın emri üzerine hediyeler verirdi.

Şehzade ve sultanların maaş defterini tutar, valide sultanın Eski saraydan Yeni saraya taşınması töreninde bulunurlardı.

Bazı devlet adamları ağaların nüfuzlarını kısıtlamak istemişlerse de çokluk başarı gösterememişler ve bu durum imparatorluğun yıkılışına kadar sürmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir